A
aXi
Ziyaretçi
Ziyaretçi
Bir çoğumuz, hayat yolculuğumuz sırasında birileri tarafından incitildik, kırıldık, üzüldük, zor durumda bırakıldık… Belki, yaşadıklarımız karşısında isyan ettik, ağladık, kızdık, öfkelendik, nefret ettik… ve belki de intikam almak istedik... Acı çektik… Zaman geldi, affetmek ve bu acıdan kurtulmak istedik. Bazen kolaylıkla affettik… ama bazen tüm çabalarımıza rağmen affedemedik. Belki neden aff...edemediğimizi bile anlamakta güçlük çektik. Oysa bir yolunu bulup mutlaka affetmeliydik… AFFETMELİYİZ…
Çünkü affetmemek, acı, öfke, kızgınlık, üzüntü, kin, intikam isteği demektir … Ve bu duygular, hem ruhumuzu hem de bedenimizi hasta eden çok güçlü duygulardır. Affetmediğimiz sürece bu duygularla yaşamaya devam ederiz ki , işte bu cehennem denilen şeyin ta kendisidir. Cehennemden kurtulmanın tek yolu ise AFFETMEKtir.
Affetmek özgürleşmenin ve kendimizi iyileştirmenin diğer adıdır. Hiç kimse için değil, sadece kendimiz için affetmeliyiz. Çünkü affetmediklerimiz kalbimizin tam orta yerine yerleşen bir değirmen taşı misali, bir yandan kalbimizi un ufak ederken, bir yandan da her geçen gün artan ağırlığıyla adımlarımızı yavaşlatıp yolumuza engel olurlar. Affetmediğimiz sürece, o kişi veya olayla sürekli bağlantıda kalırız. Eğer görüntülenmesi mümkün olsa, yaşam enerjimizin o kişiye doğru sürekli aktığını görebiliriz. Bu durum bir anlamda eksilmek , eksik yaşamak demektir. Yaşam enerjimizi başkasına akıtmak kendimize yapabileceğimiz en büyük haksızlıktır.
Hele bir de intikam isteği varsa bu yaşamaktan vazgeçtik demektir “İntikam soğuk yenen bir yemektir” sözünü destur edinip, tüm enerjimizi bir gün o yemeği yeme hayalini kurmaya harcarsak, yaşamın şölen sofrasında aç kalırız. Soğuk bir yemek mi? Yoksa binbir türlü güzelikle dolu şölen sofrası mı? AFFETMEK şölen sofrasını seçmektir.
Affetmek bizi kıran, inciten, üzen ve zarar verenleri onaylamak, yapılanları unutmak, görmezden gelmek veya yenilgiyi kabul etmek de değildir. Affetmek, yaşananları her açıdan anlama ve anlamlandırmayı içeren bilinçli bir süreçtir. Sağlıklı bir şekilde yaşanması ve sonlandırılması gerekir.
Çünkü affetmemek, acı, öfke, kızgınlık, üzüntü, kin, intikam isteği demektir … Ve bu duygular, hem ruhumuzu hem de bedenimizi hasta eden çok güçlü duygulardır. Affetmediğimiz sürece bu duygularla yaşamaya devam ederiz ki , işte bu cehennem denilen şeyin ta kendisidir. Cehennemden kurtulmanın tek yolu ise AFFETMEKtir.
Affetmek özgürleşmenin ve kendimizi iyileştirmenin diğer adıdır. Hiç kimse için değil, sadece kendimiz için affetmeliyiz. Çünkü affetmediklerimiz kalbimizin tam orta yerine yerleşen bir değirmen taşı misali, bir yandan kalbimizi un ufak ederken, bir yandan da her geçen gün artan ağırlığıyla adımlarımızı yavaşlatıp yolumuza engel olurlar. Affetmediğimiz sürece, o kişi veya olayla sürekli bağlantıda kalırız. Eğer görüntülenmesi mümkün olsa, yaşam enerjimizin o kişiye doğru sürekli aktığını görebiliriz. Bu durum bir anlamda eksilmek , eksik yaşamak demektir. Yaşam enerjimizi başkasına akıtmak kendimize yapabileceğimiz en büyük haksızlıktır.
Hele bir de intikam isteği varsa bu yaşamaktan vazgeçtik demektir “İntikam soğuk yenen bir yemektir” sözünü destur edinip, tüm enerjimizi bir gün o yemeği yeme hayalini kurmaya harcarsak, yaşamın şölen sofrasında aç kalırız. Soğuk bir yemek mi? Yoksa binbir türlü güzelikle dolu şölen sofrası mı? AFFETMEK şölen sofrasını seçmektir.
Affetmek bizi kıran, inciten, üzen ve zarar verenleri onaylamak, yapılanları unutmak, görmezden gelmek veya yenilgiyi kabul etmek de değildir. Affetmek, yaşananları her açıdan anlama ve anlamlandırmayı içeren bilinçli bir süreçtir. Sağlıklı bir şekilde yaşanması ve sonlandırılması gerekir.