Birileri ismimi söylüyor, dönüp bakıyorum.
Birileri selam veriyor alıyorum.
Hep birileri… hep birileri…
Adımı çağıran bir sen olsan...
Olur olmaz nedensiz hıçkırıklar düğümleniyor
boğazıma. Hoşça kal deyişini düşünüyorum, devleşen bir
aşka hiç yakıştıramadığım basit bir elveda ya da
hayatından çıkmam için apar topar kesilmiş bir bilet
inanamıyorum bu sen misin anlayamıyorum. Gidişinin
benim için bir intihar sebebi olacağını bile bile. O kendini
kurtarma telaşı, vücuduna yerleşmiş bir kangreni kesip
atma telaşı, anlamıyorum.
Ne kadar keskin de olsa gidişin, ne kadar ağır da
konuşsan giderken bir gün yine geleceksin, sanki
gözlerime bakacaksın eskisi gibi ellerimi tutacaksın beni
gönderdiğin sürgünlerden yine sen çekip alacaksın…
Aşkımı sana miras bıraktım, ama nefret edemedim
senden. Evet seni unutmaya çalıştım hep, hiç yaşanmamış
gibi davranmaya çalıştım. Sık sık terk etmeye çalıştım
bana seni hatırlatan huylarımı, ama hep seni buldum
döndüğümde. Beni apar topar gönderişinle dağılmış
hayatınla seni buldum.
Seneler geçti aramızdan, seneler yaşlandı ayrılığına
tanık olmaktan. Zaman bir film şeridi gibi akıyor
gözlerimden
.
Sen çocukluğumsun benim gençliğimsin,
kaçıp kaçıp geldiğimsin, evimi barkımı terk ettiğimsin.
Yaşadığım toprakları yok sayıp gelsem de sana, kapılarını
hep yarım açtığından mıdır, aralık kapılardan geçtiğimden
midir bilmem sen tamamlanamamış fethiydin gönlümün.
Yarımdın, eksiktin bana, seni fazla fazla
sevmemi anlamıyordun bu yüzden. Eksik olsun istiyordun
sevmelerim de gelişlerim de, bir gidişim tam olsun
istiyordun.
Aşkımın karşısında çaresiz kalmandansa bütün
bunlar, seni anlayabilirim, ama hep merak ettim sevmiş
miydin o yıllarda beni? Kilometreleri aşıp geldiğinde bile
inanmamıştım o sen miydin? Beni gelmeye değer bulacak
kadar seviyor olamazdın buna inanamazdım peki neydi
gelmene sebep?!...
Böyle apar topar çıkaracaktın beni hayatından madem
neden geldin bana. İçimde son damlasını bile
bırakmadığın bir aşkın bir ömür yasını tutmaya neden
mecbur ettin beni?! Niye sevdin niye okşadın saçlarımdan
madem gidecektin niye inandırdın beni kalacağına?! Hiç
bakmasaydın keşke gözlerime. Seni hiç görememişliğin
acısıyla kavrulmak çok daha kolay olurdu terk edilmekten.
Saçlarımda geziniyor hâlâ ellerin, gözlerin, ah
gözlerin derin derin bakıyor gözlerime çaresizliği
haykırıyor yüzüme
Dolaşıyoruz seninle eski bir sokağında İstanbul'un.
Seni nasıl tanımıyorlar hayret ediyorum. O gün gibi
düşlerimdesin hâlâ bugün de… Öyle içimdesin ki
vazgeçmek mümkün değil seni beklemekten. Öyle bir
bekleyiş ki hani bir silah dayasan beynime basmanı
bekleyecek kadar tetiğe…
Şimdi tutunmaya çalıştığım bir hayatın tam
kıyısındayım. Arkamdan beni döndürmeye çalışıyorlar
uçurumdan, dönüp bakmaya bile değer bulmuyorum
onları…
Hani diyorum ömrün son demindeyken adımı çağıran
bir sen olsan… Uçurumları aşıp yanına gelsem bir kerecik
baksam gözlerine son defa ve orada öylece ölsem…
Adımı çağıran bir sen olsan…