Gel kıyılarına yüzümün, yüzme öğret can çekişen balıklarına
Gel o kumun dakikalarına kumrallığını uzat
Ve biraz sakalımın kokusunu al, götür ört yastığına
Bir oğul doğur ve beni unut, hatıralarımı yak
Şimdi hiç görmedim o son seviştiğin yabancıyı
Alışırım konuk oyuncu olup kaçınılmaz sonlarıma
Mutluluk üzerine bahis yapma zamanlarımızdı, hatırlarım
Ansızın kente ve yüreğime doğrulttuğun tabancayı
Zamansız ve Fransız, kör makas, kesik rızk
Kahveyle direnen hücre, bunlar bizim merhabalarımız
Nitokinle gönene sabah, bunlar bizim günaydınımız
Bir unutuşun ortasındayız, bunlar elvedalarımız
Şimdi seni gasp edecekler bir yüzük ve müstakil evle
Benim bütün takım elbiselerime pişmanlık sıçrayacak
O zaman çöküp bir sigara yakabilirim bu kentte
Yağmurlar yağdırabilirim taze simit kuyruklarına
Gidişine korunamadığım gibi, dönüşünü de savunamam
Yokluğuna dayanabilirim, ancak sade bir fotoğraf olarak
Köprüler de ayrılabiliyor, nehirler de sevgilim
Hayat böyle; bir yerden sonra ne kadar karışsan da kalabalıklara