acta non verba

Konu sahibi son olarak 359 gün önce görüldü


Çok sevdiğim bir şarkı ve şarkılarının çoğunu dinlediğim bir adamın çıplak sesinden.
 


Kafamın içinde gürültülü şarkılar var
Yerli yersiz zamanlarda çalıyorlar
Şu insanlar neden hep boş konuşuyorlar
Çok geç olmadan benim sana ihtiyacım var
 
Haksızlığınızdan dem vurup, sürekli haksızlık yaptığınızı söyleyip, bunu durmaksızın yapıp sonra haksızlık ettiğinizden şikayet etmesi. Mağdur mağruriyeti gibi görünen şeyin aslında mağrur mağduriyeti olması. Aslında sana dair şikayet ettiği ne varsa hepsine farkında olarak ya da olmadan (ki bu nasıl fark edilmez, nasıl bir bilinçaltıdır?) sahip olması. Neredeyse incitme ve yaralama mütehassısına dönüşmüşken incinmekten ve yaralanmaktan söz etmesi. Seni öfkeden çıldıracak hale getirene kadar sabırla ve bıkmadan bıkmadan bıkmadan uğraşıp, sonra o noktaya gelip delirdiğinde yaptıklarını parmakla gösterip " al işte aslında sen busun" demesi... Oğlum biriniz de şaşırtın lan! Biriniz de şaşırtın beni!



Ali Lidar
 


Gel kıyılarına yüzümün, yüzme öğret can çekişen balıklarına
Gel o kumun dakikalarına kumrallığını uzat
Ve biraz sakalımın kokusunu al, götür ört yastığına
Bir oğul doğur ve beni unut, hatıralarımı yak
Şimdi hiç görmedim o son seviştiğin yabancıyı
Alışırım konuk oyuncu olup kaçınılmaz sonlarıma
Mutluluk üzerine bahis yapma zamanlarımızdı, hatırlarım
Ansızın kente ve yüreğime doğrulttuğun tabancayı
Zamansız ve Fransız, kör makas, kesik rızk
Kahveyle direnen hücre, bunlar bizim merhabalarımız
Nitokinle gönene sabah, bunlar bizim günaydınımız
Bir unutuşun ortasındayız, bunlar elvedalarımız
Şimdi seni gasp edecekler bir yüzük ve müstakil evle
Benim bütün takım elbiselerime pişmanlık sıçrayacak
O zaman çöküp bir sigara yakabilirim bu kentte
Yağmurlar yağdırabilirim taze simit kuyruklarına
Gidişine korunamadığım gibi, dönüşünü de savunamam
Yokluğuna dayanabilirim, ancak sade bir fotoğraf olarak
Köprüler de ayrılabiliyor, nehirler de sevgilim
Hayat böyle; bir yerden sonra ne kadar karışsan da kalabalıklara
 


bilmem neye gücendin hadi gel anlat bana
değişmem gülüşünü tüm dünya benim olsa da
 


Bu savaştan yoruldum
Derdim deryadır
Kafamı bozdular ama yine
Bozmadım ağzımı hey
Bu ne ıştir, ne yoldur
Çözemem birkaç yıldır
Beni sevmedi düzen
Ona bende bayılmadım hey
Boş laflar, boş adamlar
Silahım yok, sigaram var
İçerim de derdimi saklar
 


koparken binlerce fırtına
yeminler olsun bak kırıcam
bu zincirlerimi kanayan
dolarken içime bu sular



bak yaralarımı hiçlikle sarıcam
sendelesem bile eminim yıkılmam
düşsem bile uçurumların sonundan
inan kalacak yüzümde bu sırıtmam
bir an olsun bak ümidim yok yarından
pişman eden hayat vurur hep solumdan
düşman oldum üstümdeki dört duvarla
atabilir mi bu sesleri aklımdan
 


He lan barışı getirecek ve yine mutlu edecek bu piçlerin savaşı
Ulan bu benin gördüğüm birinci dünyanın kaçıncı savaşı ve
Çocukların öldüğünü gözlerimle gördüğüm
Bu ne biçim bir kördüğüm
Kıymasaydın piç ve giyseydi o kazağı annesinin ördüğü



Şu dünyada var bilinmedik bir sürü delik
Kaybolsaydım, huzuru bulsaydım bir sürelik en azından
Şu yollar dar, yokuşlar var içiyorum hep tek gecelik
Kafam bozuk , düzen bozuk, param bozuk,
Sürünüyordum hep toz oldu dizlerim
Neşesi yok, hiç hevesi yok, bir çaresi yok ama var kıymetli dizileri
Su olup akmamış hiç,
Kafaya takmamış hiç,
Tadına bakmamış piç,
Kıymetsiz bir şairin sonu kayıp dizeleri..
 


Sabrım soluğum kalmamışken, gideceğim yere varmamışken
Elim ayağıma dolanmış, inceden uzayacaktım

Hayal kurup hiç olmuşken, yolu bitip dümene gelinmişken
Sesim soluğum da kesildi, valla atlıcaktım

Sen nerden çıktın
Sen nerden çıktın
 


Bi kız vardı içerken hep anlattığım
Anlatırken kendimi aldattığım
Uyumadığım bir sürü gecem var benim
Sarhoş olup aşıkmış gibi davrandığım



Kendimden kaçıyorum da o hep kovalıyor
Utanmadan aklıma abartılı şeyler karalıyor
Uykum var lan benim nefesim daralıyor
Kafamdaki adamlardan kesin biri yanılıyor

Yorulduğum içmeden de durulduğum günlerim de var aslında
Hikayeler saklıyorum zor günler için, hepsi aklımda
Aşağı doğru tırmandığım bi merdivenim var benim
 


Yerimdeyim elim kolum bağlı
Her yanım sorun dolu
Dedim kesin yolun sonu
İnan sordum binlerce soru
Cevapladım bilmem kaçı yanlış
Kendimce kaçı doğru
Sonra sen belirdin yanımda
Tuttun beni elimden
Yakma dedim kendini
Kaldırma hiç yerimden
Hatırımda kalanlar
Bence hepsi yalanlar
Geldi dedim baharlar
Ve arkada kaldı
Kötü zamanlar
 
ömer hayyam bir rubaisinde diyor ki:
''tanrım bu güzel yüze vermişsin emek,
o sümbülü koklamak, saçın ellemek.
sonra da ona bakma dersen, anlamı:
dolu kadehi ters tut, hiç dökme demek!''
 
Geri