Açlık
Yoksulluk ormanında,
El yordamıyla
Yiyecek arayan
İnsanlar geçiyordu;
Uykusuz kara gözlerinden.
Şaşkın
Ümitsiz insanlar.
Bitkin minik ellerinin kovamadığı,
Sinekli yüzüne dokunan
Ilık nefesiydi yalnızca;
Açlık kokusuyla solunan.
Ölüme yakın,
Korkulu kalp atışlarına karışan,
Ağlamaklı çakal sesleriyle;
Dal kırılmalarının ürpertisinde
Yaşanan son yoksul gece tükendiğinde:
Uyanan uygar sabahın kenarında yatan,
İri gece gözlü,
Şiş karınlı ve annesiz/
Ölü bir çocuktan başkası değildi;
Dünyaya geldiği gibi çırılçıplak.
Ahmet Zekai Yıldız
Yoksulluk ormanında,
El yordamıyla
Yiyecek arayan
İnsanlar geçiyordu;
Uykusuz kara gözlerinden.
Şaşkın
Ümitsiz insanlar.
Bitkin minik ellerinin kovamadığı,
Sinekli yüzüne dokunan
Ilık nefesiydi yalnızca;
Açlık kokusuyla solunan.
Ölüme yakın,
Korkulu kalp atışlarına karışan,
Ağlamaklı çakal sesleriyle;
Dal kırılmalarının ürpertisinde
Yaşanan son yoksul gece tükendiğinde:
Uyanan uygar sabahın kenarında yatan,
İri gece gözlü,
Şiş karınlı ve annesiz/
Ölü bir çocuktan başkası değildi;
Dünyaya geldiği gibi çırılçıplak.
Ahmet Zekai Yıldız