Acil çağrıya "Durun acele etmeyin gideriz ya daha yeni yanmaya başlamıştır zaten" diyerek tepki vere

Konu sahibi son olarak 4 gün önce görüldü
Acemi olması yükektir.

DifficultActiveCygnet-size_restricted.gif
 
Ordu itfaiyesinin yaptığı tatbikatta yaşanmış trajikomik bir olay.

Adam benzini döküyor ama benzinin aşırı uçucu olduğunu aklına getirmiyor. Belki de bilmiyor. Böylelikle tecrübe edinmiş.

Biz tatbikat düzenlerken benzin ve mazot karışımı yakıcı madde kullanırız, benzinin uçuculuğunu daha aza indirgemek adına. Tabi bu olayın rahat 10 senesi var. O dönemlerde itfaiye gruplarında hiç yok denecek seviyede koruyucu malzeme tedariği olmaması.

Eğitim birimleri yok, eğitim için kurulmuş bir kuruluş yok tabi o dönem. Çok görmemek lazım. Tamamen kişilerin cesareti ve harala gürele yapılan, memurun sürgün edildiği, yerel yönetimlerin önemsemediği birimlerdi itfaiyeler.

İtfaiye araçlarını yol sularken, yol yıkarken görmek o dönemlerde olan zihniyetten ötürü pek yaygındı.

Halk ve yerel yönetimlerin üst düzey yöneticileri de "Ne yapıyorsunuz ki? Sabahtan akşama kadar yatıyorsunuz" mantalitesi ile ön yargılı olduğundan bir kenara itilmiş ve eski araçlarla canını hiçe sayan koca yürekli abilerimiz ile idare ediliyordu.

O elinde telsiz ile caka satan adam da itfaiye müdürü. Hiç üzülmedim açıkcası. Bu tarz kafada insanların yanması lazım ki itfaiye birimi gelişsin. İyi de olmuş.

Zihniyetler değiştikçe ve teknoloji geliştikçe personel, eğitim, tecrübe ve araç gereç bakımından itfaiye birimleri sürekli gelişmekte. Tabi bunun yanında maddi güçte önemli. Bir itfaiye erinin giydiği "nomex" adı verilen elbisenin sadece alt ve üstü 9 bin lira civarında. Tabi sadece bu elbise ile bitmiyor. Koruyucu kask, yanmaz eldiven, yanmaz ve asitten etkilenmez cizme, yanmaz örme başlık, statik elektrik oluşturmayan el feneri, telsiz ve telefonlar vs... Aklınıza gelmeyecek alet ve ekipman, ayrıca bilgili ve deneyimli personel...

İtfaiyeci yatacak ki sahaya çıktığında; yani yangın, kurtarma, trafik kazası, su altı arama ve kurtarma, sel baskını, afet olayları ve bunun yanında bir sürü değişik olay ve durumlara gücü yerinde, dinlenik olarak sağlıklı şekilde ayakta kalabilsin.

25 Eylül - 1 Ekim tarihleri arası da itfaiye haftası olarak kutlanmakta. Bu konunun da haftanın üzerine denk gelmesi çok güzel olmuş.

Asıl mesleğim makine mühendisi olmasına rağmen (aslında itfaiye biriminde makineler, su çekme motorları, merdivenli araçlar, kesici ve ayırıcılar da makine tekniker ve mühendislerinin alanıdır) mesleğimi yürekten severek yapıyorum ve gurur duyuyorum.

Bir can kurtardığında, bir hayvanın bile size teşekkür edercesine bakışı, yaşlı bir teyzenin "oğlum Allah sizden razı olsun, aldığınız para ana sütünüz kadar helal" cümlesi kadar değerli ve huzur verici bir şey olamaz bir itfaiyeci için.

Bizler cehennem sıcağını her an yaşıyoruz. Her gittiğimiz olayda farklı yapılar ve farklı olaylar ile karşılaşıyoruz. Unutmayın ki bizlerin de evde bekleyen ailesi, çocuğu ve eşleri var. Biz de etten kemikten insanlarız, robot değiliz.

Konuyu kısa keseyim yoksa uzun uzun konuşabilirim. İtfaiye haftamız kutlu olsun.

ofN341.jpg
 
Ordu itfaiyesinin yaptığı tatbikatta yaşanmış trajikomik bir olay.

Adam benzini döküyor ama benzinin aşırı uçucu olduğunu aklına getirmiyor. Belki de bilmiyor. Böylelikle tecrübe edinmiş.

Biz tatbikat düzenlerken benzin ve mazot karışımı yakıcı madde kullanırız, benzinin uçuculuğunu daha aza indirgemek adına. Tabi bu olayın rahat 10 senesi var. O dönemlerde itfaiye gruplarında hiç yok denecek seviyede koruyucu malzeme tedariği olmaması.

Eğitim birimleri yok, eğitim için kurulmuş bir kuruluş yok tabi o dönem. Çok görmemek lazım. Tamamen kişilerin cesareti ve harala gürele yapılan, memurun sürgün edildiği, yerel yönetimlerin önemsemediği birimlerdi itfaiyeler.

İtfaiye araçlarını yol sularken, yol yıkarken görmek o dönemlerde olan zihniyetten ötürü pek yaygındı.

Halk ve yerel yönetimlerin üst düzey yöneticileri de "Ne yapıyorsunuz ki? Sabahtan akşama kadar yatıyorsunuz" mantalitesi ile ön yargılı olduğundan bir kenara itilmiş ve eski araçlarla canını hiçe sayan koca yürekli abilerimiz ile idare ediliyordu.

O elinde telsiz ile caka satan adam da itfaiye müdürü. Hiç üzülmedim açıkcası. Bu tarz kafada insanların yanması lazım ki itfaiye birimi gelişsin. İyi de olmuş.

Zihniyetler değiştikçe ve teknoloji geliştikçe personel, eğitim, tecrübe ve araç gereç bakımından itfaiye birimleri sürekli gelişmekte. Tabi bunun yanında maddi güçte önemli. Bir itfaiye erinin giydiği "nomex" adı verilen elbisenin sadece alt ve üstü 9 bin lira civarında. Tabi sadece bu elbise ile bitmiyor. Koruyucu kask, yanmaz eldiven, yanmaz ve asitten etkilenmez cizme, yanmaz örme başlık, statik elektrik oluşturmayan el feneri, telsiz ve telefonlar vs... Aklınıza gelmeyecek alet ve ekipman, ayrıca bilgili ve deneyimli personel...

İtfaiyeci yatacak ki sahaya çıktığında; yani yangın, kurtarma, trafik kazası, su altı arama ve kurtarma, sel baskını, afet olayları ve bunun yanında bir sürü değişik olay ve durumlara gücü yerinde, dinlenik olarak sağlıklı şekilde ayakta kalabilsin.

25 Eylül - 1 Ekim tarihleri arası da itfaiye haftası olarak kutlanmakta. Bu konunun da haftanın üzerine denk gelmesi çok güzel olmuş.

Asıl mesleğim makine mühendisi olmasına rağmen (aslında itfaiye biriminde makineler, su çekme motorları, merdivenli araçlar, kesici ve ayırıcılar da makine tekniker ve mühendislerinin alanıdır) mesleğimi yürekten severek yapıyorum ve gurur duyuyorum.

Bir can kurtardığında, bir hayvanın bile size teşekkür edercesine bakışı, yaşlı bir teyzenin "oğlum Allah sizden razı olsun, aldığınız para ana sütünüz kadar helal" cümlesi kadar değerli ve huzur verici bir şey olamaz bir itfaiyeci için.

Bizler cehennem sıcağını her an yaşıyoruz. Her gittiğimiz olayda farklı yapılar ve farklı olaylar ile karşılaşıyoruz. Unutmayın ki bizlerin de evde bekleyen ailesi, çocuğu ve eşleri var. Biz de etten kemikten insanlarız, robot değiliz.

Konuyu kısa keseyim yoksa uzun uzun konuşabilirim. İtfaiye haftamız kutlu olsun.

Allahtan kısa kesmişsin Muro. :d Bu kısa hali yani?
 
Ordu itfaiyesinin yaptığı tatbikatta yaşanmış trajikomik bir olay.

Adam benzini döküyor ama benzinin aşırı uçucu olduğunu aklına getirmiyor. Belki de bilmiyor. Böylelikle tecrübe edinmiş.

Biz tatbikat düzenlerken benzin ve mazot karışımı yakıcı madde kullanırız, benzinin uçuculuğunu daha aza indirgemek adına. Tabi bu olayın rahat 10 senesi var. O dönemlerde itfaiye gruplarında hiç yok denecek seviyede koruyucu malzeme tedariği olmaması.

Eğitim birimleri yok, eğitim için kurulmuş bir kuruluş yok tabi o dönem. Çok görmemek lazım. Tamamen kişilerin cesareti ve harala gürele yapılan, memurun sürgün edildiği, yerel yönetimlerin önemsemediği birimlerdi itfaiyeler.

İtfaiye araçlarını yol sularken, yol yıkarken görmek o dönemlerde olan zihniyetten ötürü pek yaygındı.

Halk ve yerel yönetimlerin üst düzey yöneticileri de "Ne yapıyorsunuz ki? Sabahtan akşama kadar yatıyorsunuz" mantalitesi ile ön yargılı olduğundan bir kenara itilmiş ve eski araçlarla canını hiçe sayan koca yürekli abilerimiz ile idare ediliyordu.

O elinde telsiz ile caka satan adam da itfaiye müdürü. Hiç üzülmedim açıkcası. Bu tarz kafada insanların yanması lazım ki itfaiye birimi gelişsin. İyi de olmuş.

Zihniyetler değiştikçe ve teknoloji geliştikçe personel, eğitim, tecrübe ve araç gereç bakımından itfaiye birimleri sürekli gelişmekte. Tabi bunun yanında maddi güçte önemli. Bir itfaiye erinin giydiği "nomex" adı verilen elbisenin sadece alt ve üstü 9 bin lira civarında. Tabi sadece bu elbise ile bitmiyor. Koruyucu kask, yanmaz eldiven, yanmaz ve asitten etkilenmez cizme, yanmaz örme başlık, statik elektrik oluşturmayan el feneri, telsiz ve telefonlar vs... Aklınıza gelmeyecek alet ve ekipman, ayrıca bilgili ve deneyimli personel...

İtfaiyeci yatacak ki sahaya çıktığında; yani yangın, kurtarma, trafik kazası, su altı arama ve kurtarma, sel baskını, afet olayları ve bunun yanında bir sürü değişik olay ve durumlara gücü yerinde, dinlenik olarak sağlıklı şekilde ayakta kalabilsin.

25 Eylül - 1 Ekim tarihleri arası da itfaiye haftası olarak kutlanmakta. Bu konunun da haftanın üzerine denk gelmesi çok güzel olmuş.

Asıl mesleğim makine mühendisi olmasına rağmen (aslında itfaiye biriminde makineler, su çekme motorları, merdivenli araçlar, kesici ve ayırıcılar da makine tekniker ve mühendislerinin alanıdır) mesleğimi yürekten severek yapıyorum ve gurur duyuyorum.

Bir can kurtardığında, bir hayvanın bile size teşekkür edercesine bakışı, yaşlı bir teyzenin "oğlum Allah sizden razı olsun, aldığınız para ana sütünüz kadar helal" cümlesi kadar değerli ve huzur verici bir şey olamaz bir itfaiyeci için.

Bizler cehennem sıcağını her an yaşıyoruz. Her gittiğimiz olayda farklı yapılar ve farklı olaylar ile karşılaşıyoruz. Unutmayın ki bizlerin de evde bekleyen ailesi, çocuğu ve eşleri var. Biz de etten kemikten insanlarız, robot değiliz.

Konuyu kısa keseyim yoksa uzun uzun konuşabilirim. İtfaiye haftamız kutlu olsun.

ofN341.jpg



İtfaiye veya İtfaiyeci haftan haftamız tüm itfaiyecilerin haftası kutlu olsun
 
Geri