Abdurahhman Dilipak-İstanbul sözleşmesi-Fahişelik

🟢 Konu yazarı şu anda aktif
Abdurrahman Dilipak İstanbul Sözleşmesini savunan insanlara "FAHİŞE" demiş. Üzülünmüş hep.

Efenim bulaşıklığın*(yazı boyunca bu kelime sansüre uğramıştır) çeşitleri vardır:

1-Maddi bir çıkar için bacaklarının arasındaki "şey"leri satışa çıkarmak. Bu maddi çıkar bazen hem insanın kendini, hem çevresindeki sorumlu olduğu kişileri(çoluk çocuğu kardeşi annesi babası ve dahasını) hayatta tutmak için bacaklarını insanlığın "en zayıf zaaflarından birine açmak"tır.

-Bunun da iki boyutu vardır:

1-Lüks zevkleri ve doyumsuz heyecanlarını tatmin etmek için bacaklarının arasındaki "şey"leri satışa çıkarmaktır.

2- Bacaklarının arasındaki "şey"leri beyin adlı merkezi yürütme kuruluna bir referans varsayarak onları kullanarak: Düşünebildiği kadarı ile "kendi inanç ve görüş"lerini tek "doğru ve gerçek" inanç ve görüş olduğunu yine varsayarak "fikir bulaşıkları"nı bir meslek edinmektir.

2'inci gruptaki her iki meslek grubu birden "namus" dediğimiz insanlığın "ortak yasalarına saldırır ve insanlığın onurunu yıkım edilmiş en "zayıf" ve en "yazık" meslekleri içerir.

Abdurrahman bey gibiler fikir bulaşıklarıdır ve "varsaydıkları doğru ve iyi dünya"nın pazarlanması noktasında hiçbir namussuzluktan geri durmazlar asla. Çünki onlar için kendi kısır dünyalarından gayrısı "fahiş"i ne olursa olsun uygulanabilir bir alan yaratılınabilir bir "korku" taşır içinde.

Bu gibilerin karşısında namusu ile bulaşıkçılık yapan "fahişe"lerin onuru insanlığın onurudur.
Abdurrahman bey gibi fikir bulaşıkçılarının söylediklerine üzülmek değil onlara "acıma "ile bakmak daha "namus"lu bir duruş olacaktır diye düşünüyorum.

Korkaklığın karşısında cesurca durmak dimdik durmak ve boşyere vakit harcayıp üzülmemek gerekli derim ben.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
Tarihin en eski mesleğinin "bulaşıkçılık" olduğunu bilmiyor mu Abdurrahman Dilipak bey.
İstanbul sözleşmesine karşı çıkanların listesi müthiş. Al birini vur ötekine.
 
Geri