Abdullah Cevdet Kimdir

Konu sahibi son olarak 2616 gün önce görüldü
Abdullah Cevdet Kimdir

Abdullah Cevdet Hayatı

Abdullah Cevdet


9 Eylül 1869′da Arapkir’de doğdu. 29 Kasım 1932′de İstanbul’da yaşamını yitirdi. Osmanlı siyaset adamı ve düşünür. Jön Türk hareketi ile 2′nci Meşrutiyet döneminin düşünce yapısında önemli etkisi oldu. Mamuret’ül-Aziz Askeri Rüşdiyesi ve Kuleli Askeri Tıbbiye İdadisi’ni bitirdi. Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne’ye girdi. Dindar bir kişi olarak yetişmesine rağmen, okulda yaygın olan biyolojik materyalizmden etkilendi. “Fünun ve Felsefe” kitabı 1897′de Cenevre’de basıldı. Bir felsefe kitabı olan bu eserinde İslam uleması ile biyolojik materyalist düşünürlerin görüşlerini bağdaştırmaya çalıştı. Rusya’dan gelen popülist akımın etkisiyle siyasetle ilgilenmeye başladı. 1889′da İttihad-ı Osmani Cemiyeti’ni kurdu. Bu cemiyer daha sonra İttihat ve Terakki adını aldı. Bir kaç kez tutuklandı. Bir süre okuldan uzaklaştırıldı. 1894′te tıbbiyeyi bitirdi, Haydarpaşa Hastanesi’nde göreve başladı. Kısa bir süre Diyarbakır’a gönderildi. Diyarbakır İttihat ve Terakki şubesini kurdu. Ziya Gökalp ile tanışıp örgüte girmesini sağladı. 1895′te bozgunculuk suçlamasıyla tutuklandı, Trablusgarp’a sürüldü. 1897′de Paris’e kaçtı. Jön Türk hareketi içindeki bölünme sırasında Ahmed Rıza Bey grubuna katıldı. 1987′de Cenevre’ye giderek Jön Türkler’in merkezi yayın organı olan “Osmanlı” gazetesini çıkardı. Batı eserlerinden çeviriler yaptı. Giyom Tel’i çevirdi. 2′nci Abdülhamit’le yapılan anlaşma uyarınca para alarak yazmamama sözü verdi. Ertesi yıl Trablusgarp ve Fizan’daki siyasi tutukluların affı karşılığı tekrar yazmama sözü verdi ve Viyana Sefareti doktorluğuna atandı. 1903′te Avusturya’dan sınırdışı edildi. Cenevre’ye geçip “Osmanlı” gazetesini tekrar yayınlamaya başladı. “İçtihad” dergisini çıkardı, bu ismi taşıyan bir yayınevi kurdu. Halkı Batı kültürü doğrultusunda eğitmek amacıyla eserler yayınladı.

1904′te Osmanlı Sarayı’nın baskıları sonucu İsviçre’den de sınırdışı edildi. İçtihad’ı Mısır’a taşıdı, etkinliklerini Kahire’de sürdürdü. “Adem-i Merkeziyet” cemiyetinin üyesi oldu. Bilimsel makaleler yazdı. 1906 Erzurum ayaklanmasında halkı başkaldırmaya çağıran bildiriler hazırladı. 1910′da İstanbul’a döndü. 1911′de İçtihad’ı yayınlamaya başladı. Dergi, yayınlanan dinsel içerikli yazılar nedeniyle sık sık kapatıldı. İttihatçılara karşı tutumunu sürdürdüğü için 1914′te derginin yanını durduruldu. “İkdam” gazetesindeki yazılarıyla ekonomide özel girişimlerin geliştirilmesini ve anglo-sakson eğitiminin yararlarını savundu. Mütareke döneminde İngiltere yanlısı bir tutum izledi. İngiliz Muhibleri Cemiyeti’nin kuruluşunda aktif rol oynadı. Kürt Teali Cemiyeti’nde çalıştı. Bahailiğin bir dünya dini olarak kabul edilmesini istemesi tepkilere yol açtı. Mütareke dönemindeki etkinlikleri nedeniyle Cumhuriyet döneminde devlet işlerinden ömür boyu uzak tutulması kararlaştırıldı. Yaşamının bundan sonraki bölümünde şiir kitapları yazdı, İçtihad dergisini yayınladı. Batı’dan belli bilgi ve teknolojiler aktarılırken, geleneksel değerlerinde korunması gerektiğini savundu. Ekonomik ve toplumsal kalkınma için seçkin kafaların seçilerek özel eğitimle yetiştirilmesini önerdi. İslam dinini düşünceyi kısırlaştırmak ve ulusal uyanışı engellemekle eleştirdi. Osmanlı milliyetciliği anlayışı yerine, imparatorluk içindeki tüm ulusların eşitliğine dayalı bir birlik görüşünü savundu. Cumhuriyet döneminde de Arap harfleri yerine Latin alfabesinin kullanılmasını savundu, kadınların toplumsal yaşama katkılarının artırılmasını destekledi. Psikoloji, sosyoloji, eğitim ve tarih alanında pek çok çeviri yaptı. Mevlana’dan bazı parçalarla, Hayyam’ın rubailerini Türkçeleştirdi.


BAZI ESERLERİ


Hadd-i Tedib (1903)
Ahmet Rıza Bey’e Açık mektup (1903)
Kahriyat (şiirler, 1906)
Dimağ ve Melekât-ı Akliye’nin Fizyolociya ve Hıfzıssıhhası (1919)
Cihan-ı İslama Dair Bir Nazar-ı Tarih ve Felsefi (1922)
Adab-ı Muaşeret Rehberi (1927)
 

abdullah-cevdet-3.jpg


Abdullah Cevdet

Osmanlı Devletinin son devirlerinde yaşamış siyaset adamı ve yazar. Jön Türkler hareketlerini başlatanlardan ve İttihat ve Terakki Cemiyetinin kurucularından. Babası Diyarbekir Birinci Tabur Katibi Ömer Vasfi Efendi olup, 9 Eylül 1869'da Arapkir'de doğdu. 1932'de İstanbul'da öldü.

İlk tahsilini Arapkir'de ve Hozat'ta yaptıktan sonra Mamüretü'l-Aziz (Elazığ) Askeri Rüşdiyesini bitirdi. Kuleli Askeri Tıbbiye İdadisinden de mezun olduktan sonra Mekteb-i Tıbbiyeye girdi. Biyolojik materyalist fikirlerin tesirinde kaldı. Dinin insan üzerindeki fonksiyonlarını inkar eden ve her şeyi madde ile açıklamaya çalışan materyalist görüşlere yer veren bazı eserler yazdı.

Talebeyken 1889'da tıbbiyeli arkadaşları ile sonradan İttihad ve Terakki Cemiyeti adını alacak olan İttihad-ı Osmani adlı gizli cemiyeti kurdu. Siyasi faaliyetleri sebebiyle birçok defa tutuklandı. 1894'te Mekteb-i Tıbbiyeden mezun oldu. Haydarpaşa Hastanesinde vazife aldı. Geçici olarak Diyarbakır'a vazifeli gönderildi. Orada İttihad-ı Osmani Cemiyetine Ziya Gökalp gibi pekçok kimseyi üye kaydetti. İstanbul'a döndükten sonra siyasi faaliyetlere devam ettiği ve devlete karşı olan faaliyetleri sebebiyle arkadaşlarıyla birlikte tutuklandı. 1896'da Bakanlar Kurulu kararıyla Trablusgarb'a sürüldü. Burada da siyasi faaliyetlere devam etti.

Mizan ve Meşveret adlı dergilere imzasız ve "Bir Kürt" takma adıyla yazılar gönderdi. Fizan'a sürüldü ise de oradan Tunus'a kaçtı. Paris'e geçerek Osmanlı Devletini yıkmak için faaliyet gösteren Jön Türklere katıldı. 1897'de Cenevre'ye giderek İttihad ve Terakki Cemiyetinin merkez komitesinde yer aldı. Çeşitli gazete ve dergilerde takma adıyla yazılar yazdı. 1899'da Viyana sefareti tabipliğine tayin edildi. 1903'te tekrar Cenevre'ye giderek bir matbaa kurdu ve İctihad Mecmuası'nı çıkarmaya başladı. 1904'te Osmanlı İttihad ve İnkılap Cemiyetinin kurucuları arasında yer aldı. Çeşitli gazete ve dergilerde yazdığı yazılarda Sultan İkinci Abdülhamid Han ve diğer hükümet erkanı hakkında çirkin ifadeler kullandı. 20 Ekim 1904’te İsviçre'den sınır dışı edilince, İctihad Dergisi ve kütüphanesini Mısır'a naklederek bölücü ve yıkıcı faaliyetlerine devam etti. Şura-yı Osmani Cemiyetinin idaresinde vazife aldı. Bu sırada İslam düşmanı ve müsteşrik Dozy'nin eseri Essai Sur l'histoire de l'İslamisme adlı kitabını Tarih-i İslamiyet adıyla tercüme etti. Bu kitapta Peygamberimize karşı saygısız ifadeler kullandığı için dindar insanların samimi duygularını rencide etti. Bu yüzden pek çok kimse tarafından, kendi yanlış fikirlerinden başkasını kabul etmeyen, Allah düşmanı manasında "Adüvvullah Cevdet" diye anıldı. Bozuk fikirlerine zamanın hakiki alimleri tarafından cevaplar verildi.

İkinci Meşrutiyetin ilanından ve İkinci Abdülhamid Hanın tahttan indirilmesinden sonra 1910 senesi sonlarında İstanbul'a dönen Abdullah Cevdet, İttihat ve Terakki ileri gelenleriyle arası açık olduğundan Cağaloğlu'nda İctihad Evi adını verdiği binaya yerleşerek İctihad Dergisini çıkarmaya devam etti. Aynı sene içinde kurulan Osmanlı Demokrat Fırkasının ikinci başkanı oldu. Bu fırka, Hürriyet ve İtilaf Fırkasıyla birleşince de, siyasi faaliyetlerini Kürt Teali Cemiyetine girerek devam ettirdi. Çıkardığı İctihad Dergisi, din ve devlet aleyhinde yazılar yazdığı için birçok defa kapatıldı. Bir ara İsviçre'ye giderek Osmanlı Devleti aleyhinde çalışan muhaliflere katılmak istediyse de isteği İsviçre hükumeti tarafından reddedildi. Daha sonra İttihatçıların desteğiyle çıkan Hak Gazetesinin yazarlarından oldu. Birinci Dünya Harbinden sonra yeniden siyaset ve yayın faaliyetlerine başladı. 1 Kasım 1918'den itibaren İctihad Dergisini yeniden çıkardı. Tekrar İttihatçıların aleyhinde yazılar yazdı. İngiliz Muhipler Cemiyetini kurdu. Ayrıca İngilizlerle işbirliği yapan Kürdistan Teali Cemiyetinde de önemli roller aldı. İctihad Mecmuasında dini tezyif edici yazılar neşr etmeye devam etti. Bir ara Sıhhıye Müdürü olduysa da bu vazifeden alındı. 25 Mayıs 1920'de bu vazifeye yeniden tayin edildi. Fakat yedi ay sonra tekrar alındı. Yeniden neşr etmeye başladığı İctihad Dergisinin 1 Mart 1922 tarihli 144. sayısında Bahailiğin yeni bir din olarak kabul edilmesini tavsiye etti. İstiklal Harbinden sonra İctihad Dergisinde yeni idareyi öven yazılar yazarak nüfuz kazanmak istedi. Bu mecmuada Türkiye'nin nüfus politikasıyla ilgili olarak; "Neslimizi ıslah etmek, kuvvetlendirmek için Avrupa'dan ve Amerika'dan damızlık erkek getirmek gerekir." şeklindeki iddiasının yer aldığı bir yazıyı kendi imzasıyla yayımladı. Bu yazısı bütün yurtta büyük ve derin bir nefrete sebep oldu.

Ömrünün sonuna doğru tamamen yalnız kalan Abdullah Cevdet 29 Kasım 1932'de öldü.
 
Ahmet Cevdet

II. Abdülhamid karşıtı görüşleri ile tanınan hekim, yazar, siyasetçi, şair ve çevirmen. Jön Türkler'in içinde yer alam Abdullah Cevdet, Osmanlı'da batılaşma hareketlerinin öncülerinden birisidir.

Abdullah Cevdet Karlıdağ, 1869 yılında, Elhac Ömer Efendi'nin oğlu olarak Arapkir'de dünyaya geldi. Ortaokul ve lise hayatını askeri okullarda tamamladıktan sonra, Kuleli Askeri Okulu'nda yüksek öğretim gördü ve Gülhane Hastanesi'ne atandı.

İstanbul, Ankara, Diyarbakır ve son olarak, sürgün olarak gönderildiği Trablus'da tıp çalışmalarına devam eden Abdullah Cevdet, bir yandan da sonradan İttihak Ve Terakki Cemiyeti olarak adlandırılacak olan oluşumun temellerinde yer alıyordu.

Trablus hekimliğine sürdürüldükten kısa bir süre sonra, yeni mevkisini tatminkar bulmadığı için 1897 yılında önce Fransa'ya, ardından Cenevre'ye gitti. Cenevre'de yaşadığı dönemde Jön Türkler ile olan ilişkilerini güçlendiren Cevdet, burada Osmanlı adlı gazeteyi yayın hayatına soktu.

Cenevre'de yazdığı yazılar dönemin pahişahı Abdülhamid'in tepkisini çekiyor ve onu korkutuyordu. Abdulhamid, siyasi yazılar yazmaması ve İstanbul'a dönmemesi koşuluyla kendisinin Viyana elçilik doktorluğuna atanacağını belirtince bu durumu kabul etti; karşılığında ise Trablus'taki bazı siyasi tutuklular pahişah tarafından serbest bırakıldı.

Büyükelçilikteki doktorluk görevini bir süre devam ettirdikten sonra, büyükelçi Mahmut Nedim'i tokatlaması sonucunda görevinden alındı. 1903 yılında gerçekleşen bu vaka, aynı zamanda Avusturya'dan sınır dışı edilmesine de yol açtı. Dört yıllık bir aradan sonra geri döndüğü Cenevre'de İçtihat adlı basımevini kuran Cevdet, bir yandan İçtihat dergisini çıkartıyor, bir yandan da kurduğu matbaada batılaşma yanlısı eserleri basıyordu. 1905 yılında, Osmanlı'nın baskıları sonucunda pes etmek zorunda kalan İsviçre hükümeti kendisini sınır dışı ettiğinde, yayın organlarını ve de matbaasını Kahire'ye taşıdı.

1910 yılında, II. Meşrutiyet'in ilanı ile beraber Osmanlı topraklarına geri dönen Abdullah Cevdet, İçtihat Dergisi'nin yayınlanmasına İstanbul'da devam etti. Çevirisini yaptığı Tarih-i İslamiyet adlı yapıta yazdığı önsöz dönemin siyasi ve dini çevrelerinin tepkisini çekince İslam Düşmanı olarak adlandırıldı. Kendi dergisinde yazdığı din üzerine yazılar sebebiyle de tepki gördü. Bu tepkilerin bedeli ise ağır oldu; dergisi birkaç kez kapatıldı, 1922 yılında peygamleri küçük düşürmekle suçlandı fakat suçsuz bulunarak hapis cezası almaktan kurtuldu.

İngiliz yanlısı tutumu ve Kürt kökenli milliyetçi organizasyonlarda yer almasından dolayı Birinci Dünya Savaşı sonrasında siyasi iktidarın gözünden düştü. Cumhuriyet yönetimi tarafından devlet kademelerinde görev alması yasaklandı, o da hayatının kalan kısmını dergi ve kitaplarına yoğunlaşarak, bir yandan da çeviri yaparak sakin bir şekilde tamamladı. 1932 yılında, İstanbul'da vefat etti.

Türkiye'nin ilk kadın ve işçi hakları savunucularından birisi olan Abdullah Cevdet, tıp, sosyoloji, felsefe ve siyaset alanlarında 70'den fazla kitabın yazarılığını ya da çevirmenliğini yapmış, Osmanlı'nın son dönemlerindeki yenileşme ve batılaşma hareketlerinde tesiri bulunmuş olan, Osmanlı ve Cumhuriyet tarihi açısından önem arzeden etkili bir tarihi kişiliktir.

Seçme Eserleri

Şiir Kitapları; Hiç, Tulüat, Masumiyet, Gizli Figanlar, Karlı Dağdan Ses.

Bilimsel Eserleri; Fen ve Felsefe, Fizyolacya-i Tefekkür.

Çevirileri; Asırların Panoraması (Weber), Rubaiyat (Hayyam), Hamlet (Sheakspeare), İlm-i Ruh-i İçtimai (Gustave Le Bon)
 
Geri