ABD'li filozoflar

Konu sahibi son olarak 1218 gün önce görüldü
ABD'li filozoflar​
A
Angela Davis
Ayn Rand

B
B. F. Skinner
Benjamin Franklin

C
Charles Sanders Peirce

D
Daniel Dennett

E
Elbert Hubbard

F
Francisco J. Ayala

G
Gary L. Francione
George Santayana
Gian-Carlo Rota
H

Halil Cibran
Hannah Arendt
Henry David Thoreau
Herbert Marcuse

J
Jane Addams
John Dewey
Judith Jarvis Thomson

L
Leo Strauss
N
Noam Chomsky

R
Ralph Waldo Emerson
Richard Rorty
Robert Anton Wilson
Rudolf Carnap

S
Sam Harris
Steven Best

T
Tom Regan

W
Will Durant
William James​

Kaynak
 
Son düzenleme:
A

Angela Davis
180px-Angela_Davis_4732117623_cropped.jpg

Eğitimci, yazar, aktivist.
Doğumu
26 Ocak 1944
Birmingham, Alabama ABD

Çoğu insan aslında yedikleri şeyin bir hayvan olduğu üzerine kafa yormaz. Bir biftek veya tavuk eti yediklerinde, bu hayvanların sırf insanlar onları tüketebilsin diye ne büyük acılar çektikleri akıllarının ucundan geçmez.[1]
Çoğu zaman vegan olduğumu belirtmezdim ancak bu durum yavaş yavaş değişti. Artık bundan bahsetmenin tam zamanı çünkü veganlık devrimci anlayışın bir parçası –merhamete dayalı ilişki kurma yolları ararken, yalnızca insanlarla değil, bu gezegeni paylaştığımız diğer canlılarla da merhamete dayalı bir ilişki biçimi nasıl geliştirebiliriz sorusunu sormamız ve bunun için de kapitalist endüstriyel forma dayalı gıda üretimine meydan okumamız gerekiyor.
Tüm o yediklerimiz çok ama çok büyük bir zulmü maskeliyor. Bu ülkede tavukların endüstriyel olarak korkunç koşullar altında üretildiğini aklımıza bir kez olsun bile getirmeden oturup bir tavuk parçası yiyebiliyor oluşumuz, kapitalizmin ve onun zihinlerimizi nasıl sömürgeleştirdiğinin işaretlerinden biri. Önümüzde metadan öte bir şey göremiyor oluşumuz, gündelik olarak kullandığımız metaların ardındaki ilişkileri anlamayı reddediyor olmamız. İşte yediklerimizle ilişkimiz aynen böyle.
Bence hiyerarşinin en altında yer alan insanlara davranışımız ile hayvanlara uyguladığımız muamele arasında sıkı bir bağ var. Diğer insanlar üzerinde şiddet uygulayanların yöntemlerine bakarsanız, şiddetin hangi türünden zevk aldıklarını görmek için yöntemlerini sıklıkla hayvanlar üzerinde denemiş kişiler olduklarını göreceksiniz. O nedenle, bu meselenin daha pek çok farklı yönü var.
Tükettiğimiz gıdalarla eleştirel bir ilişki kuramıyor oluşumuz, dünyayı algılayışımızda meta formuna olan bağımlılığımızın ne denli ileri bir seviyeye geldiğini gösteriyor. Marx’ın gerçek nesnenin mübadele değeri dediği şeyin –bu nesnenin barındırdığı ilişkileri düşünmüyoruz- ve daha da önemlisi ister gıda ya da giysi, ister iPad’lerimiz veya bu tür bir kurumda eğitim vermek için edindiğimiz malzemeler olsun, bu nesnenin üretiminde neyin önem teşkil ettiğinin ötesine geçemiyoruz. Yaşadığımız çevreyi oluşturan tüm nesnelerin ardında, hem insan hem de insan olmayan hayvan ilişkilerini gözümüzde canlandırma alışkanlığı edinmeyi başarabilseydik eğer, bu gerçekten devrimci bir hareket olurdu.

Ayn Rand

Alisa Zinov'yevna Rosenbaum
Doğumu
2 Şubat 1905
Saint Petersburg, Rusya
Ölümü
6 Mart 1982
New York, ABD

Amerika'daki zenginlik ortak bir amaç uğruna insanların kamusal fedakarlıkları sayesinde değil, kendi kişisel amaçları ve servetlerini kazanma doğrultusunda hareket eden özgür insanların üretken dehası sayesinde kazanılmıştır.
Birey haklarını ihlal etmek demek, onu kendi yargısının aksi yönde davranmaya zorlamak veya onun değerlerini kamulaştırmak demektir. Esas olarak bunu yapmanın yalnız bir yolu vardır: Fiziksel zor kullanımı. İnsan haklarının iki olası ihlalcisi vardır; suçlular ve siyasi yönetim
Kapitalizm, mülkiyet hakkı dahil, bütün birey haklarını tanıyan, bütün mülkiyetin özel bireylerce sahiplenildiği bir sosyal sistemdir.
Kapitalizmin dış politikasının özü serbest ticarettir; yani ticarette konulan duvarların, korumacı gümrüklerin ve özel imtiyazların kaldırılmasıdır; dünya ticaretinin, birbirleriyle doğrudan ilişkide bulunan bütün ülkelerin vatandaşları arasında, serbest uluslararası değişim ve rekabete doğru yolların açılmasıdır.
Sosyal yaşamda kazanılan iki büyük değer vardır: Bilgi ve ticaret.
Özgür toplumu savunmak isteyen bir kimse, özgür toplumun vazgeçilmez temelinin birey hakları ilkesi olduğunu bilmelidir. Birey haklarını muhafaza etmek isteyen bir kimse, kapitalizmin birey haklarını karşılayabilecek ve koruyabilecek tek sistem olduğunu anlamalıdır.
Hak ettiğiniz dünyayı elde edebilirsiniz; o dünya mevcuttur, gerçektir, mümkündür: O dünya sizindir. Fakat onu elde etmek için kendinizi tamamen adamanız, geçmiş dünyanızla, o dünyanın ‘insan başkalarının hatırı için yaşaması gereken kurbanlık hayvandır’ diyen temel doktrini ile bütün bağlarınızı koparmanız gereklidir. Kendi kişiliğinizin kıymeti uğruna mücadele edin. Kendi gururunuz uğruna mücadele edin. İnsan tabiatının özü olan hükümran ve rasyonel zihniniz uğruna mücadele edin. Ahlakınızın yaşamanın ahlakı olduğuna, mücadelenizin, yeryüzünde var olmuş her başarının, her kıymetin, her yüceliğin, her güzelliğin, her iyiliğin mücadelesi olduğunu bilmenin verdiği mutlak güven ve dürüstlükle mücadele edin.
Onların gerçeklere, fikirlere, yapılan ve yapılacak işe kaygısı yok. Onların tüm ilgisi insanlara dönük. "Bu doğru mu?" diye sormuyorlar. Yargılamak için değil, tekrarlamak için. Yapmak için değil, yapıyormuş izlenimi vermek için. Yaratmak değil, göstermek. Yetenek değil, dostluk. Nitelik değil, fors.
Benim felsefem, özünde, hayattaki ahlaki amacı kendi mutluluğunu olan, varlığının yegane amacı ve en yüce eseri olarak yaratıcı üretkenliğini gören kahramansı bir varlık, bir insan konseptidir.
İnsan önce Tanrının tutsağıydı. Zincirlerini kırdı. Sonra kralların tutsağı oldu. Yine zincirlerini kırdı. Artık hiç kimsenin tutsağı olmamalı.
Paranın tüm kötülüklerin kaynağı olduğunu söylüyorsunuz. Pek hiç tüm bu paranın kaynağının ne olduğunu sordunuz mu? (Atlas Shrugged Romanından)
Para bir araçtır. Sizi istediği yere götürür ama hiçbir zaman sürücü koltuğuna oturtmaz.
(Atlas Shrugged Romanından)
Eğer normal olsaydı, yaygın olurdu.​
 
B

B. F. Skinner
Burrhus Frederic Skinner
180px-B.F._Skinner_at_Harvard_circa_1950.jpg
Yazar, mucit, sosyal filozof ve şair.
Doğumu
20 Mart 1904
Pennsylvania, ABD
Ölümü
18 Ağustos 1990
Cambridge, ABD

Eğitim, öğrenilen her şey unutulduktan sonra geriye kalandır.

Benjamin Franklin

250px-Benjamin_Franklin_by_Jean-Baptiste_Greuze.jpg


Benjamin Franklin (17 Ocak 1706 - 17 Nisan 1790), ABD'li yayımcı, yazar, mucit, felsefeci, bilim insanı, siyasetçi ve diplomat.

Bırak bütün insanlar seni tanısın; ama hiç kimse seni tam olarak tanımasın. İnsanlar, sığ yerini gördükleri dereyi kolay geçerler.[1]
Düşmanlarınızı sevin çünkü kusurlarınızı yalnız onlar açıkça söyleyebilir.[2]
Kendi esenliği için hürriyetten vazgeçmek isteyenler, ne esenliği ne de özgürlüğü hak etmişlerdir.
Siz kendinizi koyun yaparsanız kurtlar da sizi yiyecektir.[3]
Geçici güvenlik uğruna temel özgürlüğünü feda eden insanlar ne özgürlüğe ne de güvenliğe layıktırlar.[4]
İfade özgürlüğü, özgür bir yönetimin temel direğidir. Bu destek çıkarıldığında özgür bir toplumun anayasası çözünür ve yıkıntılarından zorbalık yükselir.
"On Freedom of Speech and the Press", Pennsylvania Gazette (17 Kasım 1737)
İyi bir savaş veya kötü bir barış hiç olmamıştır.
Josiah Quincy'ye yazdığı mektup (11 Eylül 1783)
Öfkeyle başlayan her şey, utançla biter.

Kaynakça
Fakir Richard'ın Almanak'ı, Benjamin Franklin (1743).
Fakir Richard'ın Almanak'ı, Benjamin Franklin (1756).
Thomas Cushing'e olan mektubundan (1773).
"Özgürlüğe Karşı Güvenlik" (Türkçe). Erişim tarihi: 10 Şubat 2013.
John Lloyd&John Mitchinson, Afili Lügat, domingo, s. 257​
 
C

Charles Sanders Peirce


Charles Sanders Peirce
180px-Charles_Sanders_Peirce_theb3558.jpg

Doğumu
1839
Ölümü
1914

Bir düşüncenin değeri o düşüncenin pratik amaçlarına bağlıdır.

Charles Sanders Peirce. 1839-1914 yılları arasında yaşamış Amerikalı pragmatist filozof. Öncelikle pragmatizm akımının isim babası olmuş, daha sonra da onun yönteminin ana hatlarını çizmiştir.​
 
Son düzenleme:
D

Daniel Dennett

İnsanlara hayatlarını ahmaklığa adadıklarını söylemenin kibar bir yolu yoktur.
Din, çoğu insan için ahlaki viagra gibidir.[1]
Kaynak
"The Atheism Tapes" adlı BBC belgeselinden.

Tam Adı Daniel Clement Dennett olan Amerikan Felsefeci ve yazar 28 Mart 1942 tarihinde Boston, Massachusetts, Amerika Birleşik Devletleri’nde Dünya’ya gelmiştir. Daniel Clement Dennett günümüz batı felsefesinin önemli felsefecilerinden biridir.

Yazar Daniel C. Dennett, Bilim - Teknik - Mühendislik, Bilim Tarihi, Diğer kategorilerinde eserler yazmış popüler bir yazardır. İlgilendiği konular: evrim teorisi, bilim felsefesi, zihin felsefesi, yapay zekâ, psikoloji felsefesi, bilişsel bilim ve bilinç. Şu anda Tufts Üniversitesi'nde Bilişsel Bilim Bölüm Başkanı'dır.​
 
E

Elbert Hubbard

180px-Elbert_Hubbard_-_Project_Gutenberg_eText_12933.jpg


Amerikalı yazar
Doğumu
19 Haziran 1856
Bloomington, Illinois, ABD
Ölümü
7 Mayıs 1915

Elbert Green Hubbard,(19 Haziran 1856 - 7 Mayıs, 1915) Amerikalı bir yazar, yayıncı, sanatçı ve filozof.

Hayatı çok ciddiye almayın. Daha ondan canlı kurtulan olmadı.
Yaşamda yapabileceğiniz en büyük yanlış, sürekli olarak yanlış yapacağınızdan korkmaktır.
Güçlü ve yararlı olma düşüncesini zihninizde yaşattıkça gerçekten de öyle olmaya başladığınızı göreceksiniz. Siz ısrar ettikçe fırsatlar çıkacaktır.
Düşmanlarınızı düşünerek zaman kaybetmeyin.
Gülümseme korkaklara güç, kederlilere neşe, hastalara sağlık verir. Gülümseme yorgunları dinlendirir.
Korkuya kapılıp hedef değiştirmeyin. Aklınızı hedefinizde yoğunlaştırın.
Gülümseyin. Öyle samimi ve sıcak olun ki her sıktığınız ele ruhunuzu da katın.
Kısacık bir ana sığan gülümseme bir hafızada ömür boyu yaşayabilir.hiç kimse gülümsemenin getireceği yararları reddedecek denli zengin değildir. Hiç kimse de gülümsediği için yoksul düşmez.
Cesur açıkgöz ve neşeli olun.
Herkesin sizi sevmesi için ikinci koşul: gülümseyiniz. Yalnız fotoğraf çektirirken değil, fotoğraf çekerken de gülümseyiniz.
Bir makine, sıradan 50 kişinin yapabileceği işi yapar. Sıradışı bir insanın yapabileceği işi ise hiçbir makine yapamaz.
Doğaüstü henüz anlayamadığımız doğal şeylerin adı.
Her zaman kalp kıran adam, ayakkabı içindeki taşa benzeyen bir arkadaştır.
Hayatta yapabileceğiniz en büyük hata, sürekli bir hata daha yapacağımız korkusudur.​
 

F

Francisco J. Ayala

Francisco J. Ayala, İspanyol/Amerikan biyoloji profesörü ve filozof.

Aziz Augustinus 3. yüzyılda, dünyanın 7 günde yaratıldığını anlatan Yaradılış Kitabı’na felsefi bir açıdan bakmamız gerektiğini, Kitap’ın gerçek anlamıyla 7 günden söz etmediğini söylemişti. Bakın, Kutsal Kitap insanlara cennete nasıl gideceklerini anlatmak için yazıldı, cennetin ya da dünyanın nasıl yaratıldığını göstermek için değil. Adem ve Havva hikâyesi elbette insanlığın Tanrı’nın yaratıkları olduğundan bahseder ama altında yatan asıl mesaj şudur: “Birlik olun.” Çünkü o dönemde insan ırkı düşmanlıkla kavruluyordu. Yaradılış Kitabı’nın sosyal bir mesajı vardı demek istiyorum.
Evrim teorisi Tanrı’nın varlığını ne inkar eder, ne de teyit eder. Çünkü bilim, doğadaki fenomenleri açıklamakla yükümlüdür. Tanrı ise doğaüstü bir varlık değil mi! Bu konuda bilim ne söyleyebilir ki? Evrim teorisi diyor ki, insanlar doğal bir sürecin sonunda, zamanla meydana gelmiştir. Din de bunu yadsımıyor. Bir kutsal kitabı fen kitabıymış gibi okumak dine yapılabilecek en büyük kötülük bana göre.[1]
Pozitif bilimler gelişmeden önce dünyada olup biten iyi şeyler Tanrı’dan bir ödül, felaketler ise bir ceza olarak yorumlanırdı. Artık her şeyin sebebini biliyoruz. Evrim teorisi de neden mükemmel yaratıklar olmadığımızı açıklıyor. Eksik kalmış ya da doğası gereği kötü olan şeylerin hesabını Tanrı’dan sormamıza gerek yok, evrim teorisi kafalarımızda eksik halkayı tamamlıyor.
 
G

Gary L. Francione

180px-Gary_Francione.jpg


ABD'li hayvan hakları kuramcısı, hukuk ve felsefe profesörü.
Doğumu
Mayıs 1954

Vegan olmak şiddetsiz bir yaşam sürmek için gereklidir. Yeterli değildir; çünkü eğer şiddetsizliği kucaklıyorsak, veganlığın ötesine geçip eylemlerimizde, sözlerimizde ve düşüncelerimizdeki tüm şiddeti geride bırakmalıyız. Fakat veganlık kesinlikle gereklidir ve vegan değilseniz, her hayvan yiyişinizde veya giyişinizde şiddeti kutluyorsunuz demektir.[1]
Vegan olmak bize çok aza mal olur. Vegan olmazsak bu, hayvanlara çok pahalıya mal olur.
Hayvan haklarını kabul etmek, his ve duyguları olan hayvanlara eşya veya mülk muamelesi yapmama gibi bir sorumluluğumuz olduğunu kabul etmek demektir. Buradaki ilginç soru ise ineğin kendisine gaddarca davrandığı için çiftçiye dava açıp açmayacağı değil, öncelikle ineğin neden çiftlikte olduğunu sormak olacak.[2]
Bir bardak sütün içinde bir kilo etten daha fazla acı ve ızdırap var.
Veganlığı ciddiye alan kişilerden "Vegan Polis" diye bahsedenler türcüdür. Irk ya da toplumsal cinsiyet eşitliğini tutarlı olarak savunan kişilerden ya da homofobiye sıfır tolerans gösterenlerden asla bu şekilde bahsetmeyiz. Mevzu oldukça basit: Ya türcüsünüzdür ya da değilsinizdir. Eğer türcü değilseniz, vegan olur ve veganlığı ciddiye alırsınız -tıpkı ırkçılığa, cinsiyetçiliğe ve heteroseksizme karşı çıkarken olduğu gibi.[3]
Bir insanın ya da hayvanın ahlaki statüsünün o hayvan ya da insanı dünyaya getirenler tarafından belirlenemeyeceği gibi, ahlaki bir kavramın uygulanması da onu tasarlayanlar tarafından belirlenemez. Ahlaki haklar sadece onları tasarlayanlar için geçerli olsaydı, insanlığın büyük bir kısmı ahlaki topluluktan dışlanmış olurdu. Bugün anladığımız biçimiyle hak anlayışı, başlangıçta sadece varlıklı, beyaz, erkek toprak sahiplerinin çıkarlarını korumak amacıyla geliştirilmişti; aslında ahlaki kavramların pek çoğu tarihsel olarak ayrıcalıklı erkeklerin çıkarı için geliştirilmişti. Zamanla, eşit gözetilme ilkesi uyarınca benzer durumları benzer şekilde ele almamız gerektiğini kavradık ve hakları (ve diğer ahlaki kavramları) başka insanları da kapsayacak şekilde genişlettik. Eşit gözetilme ilkesi uyarınca bazı insanların başkalarının malı olmasının ahlaki açıdan kabul edilemez olduğuna karar verdik. Eşit gözetilme ilkesini hayvanlara da uygulayacak olursak, kaynak muamelesi görmeme hakkını hayvanlara da tanımamız gerekir.[4]
Hayvanların hak anlayışını geliştirmemiş olmaları ya da bunu kavrayamacak olmaları önemli değil. İnsanların haklardan yararlanmak için potansiyel olarak bu anlayışı geliştirebilecek olmaları ya da bunu kavramaları gerekmiyor. Örneğin, ileri derecede zeka geriliği olan bir insan bir hakkın ne demek olduğunu kavramayabilir, ama bu, onu en azından kaynak muamalesi görmeme temel hakkından mahrum bırakabilleceğimiz anlamına gelmez.[5]
Bir canlının var olmasından bir şekilde sorumlu olmamız, ona kendi kaynağımız olarak muamele etme hakkını bize vermez. Öyle olsaydı, kendi çocuklarımıza da, kaynağımız olarak muamele etmemiz meşru olurdu. Ne de olsa onlar da bizim eylemlerimiz ve kararlarımız -çocuk doğurma kararlarımız ya da kürtaj yaptırmama kararımız- olmasa dünyaya gelemezlerdi.[6]
ABD'de insan köleliğini meşrulaştırmak üzere öne sunulan gerekçelerden biri, kölelik kurumu olmasa kölelerin çoğunun var olmayacağıydı. ABD'ye getirilen ilk köleler çocuk doğurmaya zorlanmış ve çocukları da mal olarak kabul edilmişti. Böyle bir sav bugün bize saçma gelse de, -ister insan ister hayvan olsun- bir mülkiyet kurumunun meşru olduğunu varsayıp, sonra da bir mala mal muamelesi etmenin doğru olup olmadığını soramayız. Bu sorunun yanıtı başından bellidir. Öncelikle, hayvan (ya da insan) mülkiyeti kurumunun ahlaken meşru olup olmadığını sormamız gerekir.[4]
Yıllar önce hukuk fakültesinden bir arkadaşımın hamster'ını sahiplenmiştim. Bir gece hamster hastalandı, ben de acil hizmet veren bir kliniği aradım. Veteriner, acil ziyaretler için asgari ücretin 50 dolar olduğunu söyledi ve bana 3 dolara 'yenisini' alma imkanım varken neden o hamster için bu kadar masraf yapmak istediğimi sordu. Buna rağmen hamsterı o veterinere götürdüm, ama bu olay, hayvanların ekonomik meta statüsünü net biçimde idrak etmemi sağladı.[7]
İdeal “aile çiftliği” fikri bir fanteziden ibarettir. Ve hayvanların yaşamları çoğu zaman aynı kesimhanede son bulur. Her durumda, hepsi katledilir.[8]
Eğer hayvanlar etik anlamda bir önem taşıyorsa ister “endüstriyel hayvancılıktan” ister “aile çiftliklerinden” gelsinler, ister ölü bedenlerinin üzerinde “mutlu sömürü” logoları damgalanmış olsun onları yemememiz, giymememiz, herhangi bir biçimde kullanmamamız gerekir. Sadece damak zevki ve moda anlayışımız için başka hissedebilir varlıklara herhangi bir düzeyde acı çektirmemiz ya da eziyet etmemiz için hiçbir gerekçe olamaz.[8]
Sorun “endüstriyel hayvancılık” değil. Problem hayvancılığın tümü; problem hayvan kullanımlarının tümü.[8]
Hayvanlar sadece meta olarak görülmeye devam ettikleri sürece, onlara karşı uygulan muamelelerde anlamlı farklılıklar gerçekleşmez.[9]
Bir hayvana acı çektirip onu öldürmenin en önemsiz çıkarlarımızla gerekçelendirilebileceğini düşünmemizin tek açıklaması, kibrimiz ve ne yazık ki şiddet eğilimimizdir.[10]
Hayvanların mülk statüsü, kölelere sahiplerinin, kadınlara eşlerinin ya da babalarının malı olarak muamele edilmesinden hiç de farklı değil. Hissetme yetisine sahip varlıkların köle ya da mal statüsüne indirgendiği hiçbir durumda, “sahip”leriyle aralarında çıkan çıkar çatışmasında kazanan taraf onlar olmayacaktır. Köle sahiplerinin kölelerini nedensiz yere öldürmesini yasaklayan kanun hiçbir zaman uygulanmadı, çünkü mahkemeler kendi “mal”ına kasten zarar veren bir kişinin geçici delilik yaşadığına karar veriyordu. “Parmak hesabı” ifadesi, erkeklerin eşlerini başparmaklarını geçecek kalınlıkta bir sopayla dövmesini yasaklayan bir kanuna dayanır. Bu, kocalarının malı olarak görülen ama ahlakî muameleyi de hak ettikleri düşünülen kadınları korumak amacıyla tasarlanmış “refah temelli” bir yasaydı.[11]
(Sue Coe ve Anna E. Charlton'unla beraber yazıp yayınladıkları makale)
Eğer 1810’da beyaz bir adama siyahların haklarının olup olmaması gerektiğini sorsaydınız büyük ihtimalle size gülerlerdi.[12]
Bir dahaki öğününüzde kendinize bir başkasının acı çekmesine ve ölümüne değecek kadar zevk aldığınız bir şey olup olmadığını sorun.[13]
Ağzınızdan barış ve şiddetsizlik sözleri çıkarken, ağzınıza acı ve ölümün ürünleri giriyorsa, bunun hakkında düşünmeniz gerekir.
Evcilleştirilmiş hayvanlar ne zaman yemek yiyecekleri, su içecekleri ya da bunları yapıp yapamayacakları, nerede ve ne zaman dinlenecekleri, ne zaman uyuyacakları, egzersiz yapıp yapamayacakları konularında bize bağımlıdırlar. Sıra dışı örnekler haricinde genelde kısa bir süre sonra toplumun bağımsız ve işler birer üyesi olacak olan insan çocuklardan farklı olarak evcil hayvanlar hiçbir zaman ne insan harici dünyanın ne de insan dünyasının tamamen bir parçasıdırlar. Her zaman kırılgan bir arafta yaşarlar ve kendileriyle ilgili her şeyde bize bağımlıdırlar. Onların itaatkar ve köle olacakları şekilde üremelerini sağladık, onlar için zararlı olan ama bizim hoşumuza giden özellikler edinmelerine sebep olduk. Onları bir şekilde mutlu edebiliriz, ama ilişkimiz asla ‘doğal’ ya da ‘normal’ olmayacaktır. Onlar bizim dünyamızdaki sıkışıklıklarına ait değil, onlara ne şekilde davranırsak davranalım.
Bunlar aşağı yukarı bütün evcilleştirilmiş insan harici hayvanlar için geçerli. Sürekli olarak bize bağımlılar. Yaşamlarını daima biz kontrol ediyoruz. Onlar gerçek anlamda ‘hayvan köleler’. Biz yüce gönüllü efendiler olabiliriz, ama bundan daha fazlası değiliz. Ve bu doğru değil.[14]
Hakkında söylenenler
Modern abolisyonistlerin “lideri” Gary Francione, ALF’e terörist bir kuruluş diyor. Bu adam mı köleleri kurtaracak? - Roland Windsor Vincent [15]
Francione ve müritleri bir doktrin ve dogma dansında bir araya gelmiş durumda. Hristiyan köktendinciler gibi Francione ve takipçileri diğer insanlar hata yaparken kendilerinin Hakikat’e sahip olduğunu düşünüyor. Francione’ın söylediği gibi gerçekten başka hiçbir “alternatif” yoktur, sadece yıkım ve kaos vardır, tek istisna da kendilerindeki kanuna itaat, barışçıl eğitim ve kurumlar üzerinde bireylere ve tüketim alışkanlıklarına odaklanma durumu ve küresel kapitalizmden kaynaklanan üretim zorunluluklarıdır. Onlar için dünya siyah beyazdır, cevaplar kesin ve kat’idir, ve kompleksite "ya/ya da" şeklinde biçim almış olup "hem/hem de" diyalektik mantığıyla elde edilmekten uzaktır. - Steve Best [16]
Sabotaj taktiklerini “şiddet içeriyor” diye damgalamak ve mülklere yapılan saldırıları insanlara yapılan saldırılarla bir tutmak yoluyla Franciombelar FBI’ın ve şirket –devlet- medya kompleksinin gerici söylemini ve konumunu taklit ediyorlar. Gereksiz yere eğitimi illegal taktilerin (hatta açık kurtarmaların) karşısına koyuyorlar, sanki bu ikisi devrimci bir sürecin birbirini tamamlayan iki parçası değil de tamamen birbirine zıt iki olaymış gibi. (...) Franciombelar sosyo-politik resimden kompleksiteyi, belirsizliği kaldırıyor ve fena halde dogma, kibir ve kabalık kokuyorlar. Francione’ın belirttiği sınırlar dışındaki her türden veganizme, hayvan hakları veya kölelik karşıtlığına yanlış, gerici ve refahçı gözüyle bakıyorlar. Hareketteki diğer oluşumları “yeni refahçı” diyerek tanımlıyorlar, aynen McCarhty döneminde “komünist” kelimesini ve 11 Eylül’den sonra millliyetçilerin “terörizm” kelimesini kullanarak kendilerine muhalif olanları damgalaması gibi.
Gerçekten de McCarthy tarzında, illegal doğrudan eylemleri savunanların ya da açık eylemleri savunanların kendilerine yönelttiği sözde ölüm tehditlerinden sonra Francione manasız bir şekilde alarında pasifistlerin de bulunduğu birçok ismi sözde terörist bir oluşumun içinde olmakla itham etti. Dahası, Francione sanki o ulvi öğretilerine karşı çıkmak psikolojik anlamda sorunlu olmanın bir kanıtıymış gibi davranarak akil/akıl dışı ve rasyonel/irrasyonel gibi kaba dikotomilerin arasındaki ince çizgilerin anlamlarını unutmuşçasına herkese deli veya aklını kaybetmiş gözüyle bakıyor. - Steve Best [16]
Hiyerarşik hakimiyetin ve ekolojik krizin hakiki sebeplerini kavrayamadan, kurumlardan çok bireyleri suçlayarak Francione hayvanları ve gezegeni tehdit eden sorunların doğasını idrak etmekte başarısız olup hayata geçirilebilecek taktikler ve potansiyel çözümler sunma anlamında da bir işe yaramıyor. Böylece bizler de son derece muğlak ve liberal bir sözde her derde deva olacak “vegan eğitim” anlayışıyla karşı karşıya kalıyoruz. Görünüşe göre blog doldurup podcast yoluyla haberleşmek gibi çizgileri olan bu yaklaşımdan anladığımız şu: Francione ve takipçileri politikadan bihaberler ve aslında eğitimle teori ve pratik bilgisinden de mahrum durumdalar- bu da vegan eğitim yoluyla toplumsal değişim yaratmayı amaçlayanlar açısından sorun oluşturuyor. Bakış açıları, veganizmin bireysel aydınlanmaya yol açması ve böylece toplumsal dönüşüm sağlanmasında esas araç ve katalizör görevi görmesi sebebiyle tamamen bir sanrıdan ibarettir. Bu pasifistler Hristiyanlarınkine benzer bir inanç ile zayıf polemikleri ve “eğitim” çabalarıyla bir şekilde insanlığın yüreğini ve ruhunu etkileyeceğini, ve bunun sonucu olarak da toplumu bir bütün olarak değiştireceğini ümit ediyorlar. Geçmek üzere olduğumuz eşikten habersiz bir şekilde hızlı ve sistemli ekolojik bir çöküş karşısında yavaş ve usul usul bir değişimi savunuyorlar. - Steve Best [16]

George Santayana
180px-George_Santayana.jpg

İspanyol asıllı ABD'li yazar.
Doğumu
16 Aralık 1863
Madrid, İspanya
Ölümü
26 Eylül 1952
Roma, İtalya

  • Bugüne değin hiç ağlamamış genç adam bir barbar, onun ağladıklarına gülmeyecek yaşlı bir adam ise budaladır...
  • Geçmişi unutanlar, onu yeniden yaşamaya mahkûmdurlar.
  • Tuhaf değil mii? Kalp severken akıl onun yardımcısı, terk edilirken düşmanıdır.
  • Yalnızca ölüler savaşın sonunu görür.
(Soliloquies in England and Later Soliloquies)

Gian-Carlo Rota
180px-Gian-Carlo_Rota_blackboard_Nizza_1970.jpg


İtalyan asıllı Amerikalı matematikçi ve filozof.
Doğumu
27 Nisan 1932
Vigevano, İtalya
Ölümü
18 Nisan 1999
Massachusetts, ABD

Sık sık “Matematik, teoremleri ispatlamaktan ibarettir.” sözünü işitiriz. Bir yazarın temel işi cümle yazmak değil midir?



 
H

Halil Cibran
جبران خليل جبران
180px-Khalil_Gibran.jpg

Lübnanlı felsefe yazarı, romancı, şair ve ressam.
Doğumu
6 Ocak 1883
Lübnan
Ölümü
10 Nisan 1931
ABD

  • Ağaç hayat hikâyesini yazabilseydi, onun öyküsü, herhangi bir kavmin tarihinden farklı olmazdı.
  • Kum ve Köpük
  • Ağaçlar yerin gök üstüne yazdığı şiirlerdir. Biz onları devirir, kağıda çeviririz, üstüne kofluğumuzu kaydedebilelim diye.
  • Almitra sözü aldı ve sordu:
  • — Peki üstad; evlilik nedir?
  • Cevap şöyle geldi:
  • — Siz birliktelik için doğmuşsunuz. Ölüm meleğinin beyaz kanatları sizi ayırana kadar ayrılmayacaksınız. Tanrı'nın sessiz tanıklığında bile beraber olacaksınız ama birlikteliğinizde mesafeler bırakın; bırakın ki, cennetin rüzgarları aranızda dans edebilsin... birbirinizi sevin ama aşk tutsaklığı istemeyin.. bırakın aşk, ruhunuzun kıyılarına vuran dalgalar gibi olsun... birbirinizin bardağını doldurun ama aynı bardaktan içmeyin; ekmeğinizden verin birbirinize ama aynı somundan ısırmayın... birlikte şarkı söyleyin; lakin birbirinizi yalnız bırakmayı da bilin, sazın telleri de yalnızdır ve armoni içinde aynı melodiyi seslendirir... birbirinize kalbinizi verin ama karşılıklı kilitleyip saklamak için değil! Sadece hayatın eli o kalbi saklar! Birlikte durun ama yapışmayın, tapınakların sütunları da bitişik değildir! Ve unutmayın; meşe ile çınar birbirlerinin gölgesinde büyümezler...
  • Abartı kendini kaybetmiş hakikattir.
  • Acı, anlayışınızı saklayan kabuğun kırılmasıdır.
  • Anlayışlı olan beni anlayışlı, aptal olan ise aptal bulur. Bence ikisi de haklıdır.
  • Aşk ve şüphe, hiçbir zaman müzakere zemininde buluşamazlar.[1]
  • Bana "seni anlamıyorum" demen, hak etmediğim bir övgü, hak etmediğin bir yergidir.
  • Bana kulak ver ki, sana ses verebileyim.
  • Baskıya başkaldırmayan kişi kendine karşı adaletsizdir.
  • Bazen,sen konuşmaya bile başlamadan, ben söylemek istediğin her şeyi bilirim.
  • Bir adam bir düş gördü ve uyandığında yorumcuya giderek düşünü kendisi için yorumlamasını istedi. Yorumcu adama dedi ki, bana uyanıkken gördüğün düşlerle gel ki anlamlarını söyleyebileyim. Ama uykunun düşleri ne benim bilgeliğime aittir ne de senin imgelemine...[2]
  • Bir elmanın yüreğinde gizlenen tohum görülmez bir elma bahçesidir. Ama bu tohum bir kayaya rastgelirse ondan hiçbir şey çıkmaz.
  • Bir gün, güzellik ve çirkinlik bir deniz kıyısında karşılaştılar ve dediler, 'haydi denize girelim.' Giysilerini çıkartıp suda yüzdüler. Bir süre sonra, çirkinlik kıyıya dönüp, güzelliğin giysilerine büründü ve yoluna gitti. Güzellik de denizden çıktı, kendi giysilerini bulamadı; ama çıplak olmak utandırıyordu onu, çaresiz çirkinliğin giysilerine büründü ve yoluna devam etti güzellik. O gün bugündür, erkekler ve kadınlar onları birbirine karıştırır. Ancak içlerinden güzelliğin yüzünü önceden görmüş kimileri vardır ki, giysilerine bakmaksızın tanırlar onu. Ve yine çirkinliğin yüzünü bilen kimileri vardır ki, gözlerinden tanırlar çirkinliği.
  • Bir kişinin kalbini ve aklını anlamak için, başarmış olduğu işlere bakma, ancak arzu ettiklerine bak.
  • Biz sevinçlerimizi ve hüzünlerimizi onları yaşamadan çok önce tercih ederiz.
  • Büyük şarkıcı, bizim suskunluğumuzu, sessizliğimizi terennüm eden şarkıcıdır.[3]
  • Çünkü kişi, ölçüsüz ve sınırsız bir deniz gibidir.
  • Doğa, hoşgeldin diyen kollarıyla uzanır bize ve onun kadınsı güzelliğinden haz almaya çağırır bizi; ama biz onun sükunetinden ürker, kalabalık kentlere akın ederiz ve orada tıpkı vahşi bir kurdun önünden kaçışan koyunlar gibi birbirimizi sıkıştırarak yaşarız.
  • Dün krallara itaat ettik ve imparatorların önünde boynumuzu eğdik. Ancak bugün sadece gerçeğin önünde diz çöküyor, sadece güzelliği izliyor ve sadece aşka itaat ediyoruz.
  • Dünya kuruldu kurulalı bilinir: Aşk, derinliğinin farkına, ancak ayrılık saati gelip çattığında varır.
  • Eğer kış, "Bahar yüreğimdedir" deseydi, ona kim inanırdı.
  • Kum ve Köpük
  • Elem, bugüne boyun eğmişlik ile gelecekten umudun arasındaki altın halkadır.
  • Esin daima şarkı söyler; asla açıklamaya çalışmaz.
  • Evet, bir Nirvana var; o, koyunlarını yeşil bir otlağa yaymanda, çocuğunu uyutmanda ve şiirinin son dizesini yazmandadır.
  • Evim der ki, "Beni bırakma, çünkü burada senin geçmişin yaşıyor." Yolum der ki, "Gel ve beni izle, çünkü ben senin geleceğinim." Ve ben hem eve, hem de yola derim ki, "Benim ne geçmişim, ne de geleceğim var. Eğer kalırsam, kalışımda bir ayrılış vardır; gidersem, ayrılışımda bir kalış.
  • Gözleri geceyle sınırlanmış ve gündüzleri kör bakan baykuş, aydınlığın gizeminden peçeyi kaldıramaz.[4]
  • Hakikat iki kişiye muhtaçtır. Biri onu dillendiren, diğeri onu anlayan.
  • Hayatın bütün esrarını çözdüğün vakit ölümü arzularsın. Çünkü o da hayatın sırlarından biridir.
  • Hayatın öyle geniş ve büyük boşlukları vardır ki can buralarda dolanır da bu süre, insanoğlunun kendi buluşu olan zaman tarafından ölçülemez.
  • Hayat, kalbini övecek bir şarkıcı bulamadığında, aklından söz edecek bir filozof doğurur.
  • Her erkek iki kadına aşık olur. Biri hayallerinde yarattığı diğeriyse henüz doğmamış olandır.
  • Her kışın yüreğinde titreyen bir bahar vardır. Her gecenin peçesinin ardında tebessümle bekleyen bir şafak vardır.
  • İnsan kendini savunmak için de intihar etmiş olabilir.[5]
  • İnsanın hakikati, sana gösterdiğinde değil gösteremediğindedir. Bundan ötürü onu tanımak istersen dediklerine değil demediklerine kulak ver.
  • İş, görünür kılınmış sevgidir.
  • Kulağa gelen müzik tekse de onu oluşturan notalar farklıdır.
  • Misafirler olmasaydı evlerimiz mezara dönerdi.
  • Ne gariptir ki toplum olarak aklı yavaş olana değil de ayağı yavaş olana; yüreği kör olana değil de gözü kör olana acırız...
  • Neşeli yüreklerle neşeli şarkılar söyleyen kederli bir kalp ne kadar yücedir.
  • Öğrenimsiz akıl sürülmemiş tarlaya benzer.
  • Sahip olduklarınızdan verdiğinizde çok az şey vermiş olursunuz. Gerçek veriş kendinizden vermektir.
  • Sevinciniz peçesini kaldırmış kederinizdir. Daima birlikte gelirler. Biri yanı başınızdayken, diğeri yatağınızda uyuklamaktadır.
  • Sırtını güneşe çevirirsen gölgenden gayrı bir şey göremezsin.
  • Siz çoksunuz, oysa ben tekim. Bana dilediğinizi söyleyin ve yapın. Dişi koyun gecenin karanlığında kurtların avı olabilir... Fakat kanı, vadinin taşlarında tan ağarıp da güneş yükselene değin duracak!
  • Vadinin Perileri
  • Suskunluğu gevezeden, hoşgörüyü hoşgörüsüzden ve kibarlığı kaba olandan öğrendim. Ne garip ki, tüm bu öğretmenlerime karşı oldukça nankörüm.
  • Şiir bir düşüncenin ifadesi değildir. O, kanayan bir yaradan veya gülümseyen bir ağızdan yükselen bir şarkıdır.
  • 'Tek doğruyu buldum' değil 'Bir doğruyu buldum' deyin.
  • Tereddüt, itimadın kendisine kardeş olduğunu bilemeyecek kadar yalnızdır.
  • Toprağın neresini kazarsan kaz bir define bulacaksın. Ancak bir çiftçinin inancıyla kazmalısın.
  • Yaşamın özüne ulaştığında, her şeyde güzellik bulursun. Hatta güzelliği görmezden gelen gözlerde bile.
  • Kum ve Köpük
  • Yalnız açığa çıkan ışığı görebiliyorsan,
  • Yalnız söylenen sesi duyabiliyorsan,
  • Ne görebiliyorsun,
  • Ne duyabiliyorsun.
  • Yanlışlarımızı doğrularımızdan daha büyük bir coşkuyla savunmamız ne gariptir!
  • Yoksa, ne çiçek açan ne de meyve veren bir ağaç mı olsaydım; çünkü verimli olabilmenin sancısı kıraç olmaktan ağırdır ve eli açık zenginin çektiği acı dilencinin sefaletinden beterdir...
  • En uzun ömür ile en kısa ömür arasında pek bir fark olmadığını sizi çevreleyen sonsuzluğu düşündüğünüzde anlayacaksınız.

Ermiş

  • Zira, aylak olmak; mevsimlere yabancı düşmek ve sonsuzluğa doğru haşmetle ve vakur bir tevazu ile seyreden hayat kafilesinin dışında kalmaktır.[6]
  • s. 53
  • Biz avare gezginler, daima en tenha yolu ararız; başlamaz hiçbir gün bizim başka bir günü sona erdirdiğimiz yerde ve hiçbir gün doğumu bulamaz bizi günbatımının bıraktığı yerde.[6]
  • s. 91
Kaynaklar
  • Halil Cibran, Kum ve Köpük, Kapı Yayınları, s. 37
  • Halil Cibran, Gezgin
  • Halil Cibran, Kum ve Köpük, Kapı Yayınları, s. 31
  • Halil Cibran, Ermiş, Anahtar Kitaplar Yayınları, s.105.
  • Halil Cibran, Kum ve Köpük, Kapı Yayınları, s. 50
  • Ermiş, Halil Cibran, Süre Yayınevi

Hannah Arendt

Doğumu
14 Ekim 1906
Aşağı Saksonya'nın Linden şehri
Ölümü
4 Aralık 1975
New York

  • Dünün üzüntüleri ve yarının endişeleriyle donatılmış bir kalpten, bugün için bir şey bekleme...
  • Düşünmeyen insanlar uyurgezerlere benzer.
  • Eğer düşündüğüm her şeyi aklımda tutabilecek kadar güçlü bir hafızam olsaydı, bana öyle geliyor ki hiçbir şey yazmazdım... Benim için önemli olan düşünme sürecinin kendisi.
  • Herhangi birini yok saymak, onu kendi varlığından kuşku duymaya yöneltir.
  • İnsan zorunluluğa neden maruz kaldığını bilemediği takdirde, özgür olamaz ve kendisini zorunluluktan kurtarmaya çalışması da onu hiçbir zaman özgür kılmaz.
  • Şiddet araçlarının teknik gelişimi artık öyle bir noktaya geldi ki, hiçbir siyasal amaç, insan aklının sınırları içinde, bu araçların yıkıcı potansiyeline denk değildir;ne de silahlı çatışmalarda bu araçların kullanılmasını haklı kılabilir.

Henry David Thoreau

180px-Henry_David_Thoreau_1861.jpg


  • Adil olmayan yasalar mevcuttur: Onlara itaat etmekle yetinelim mi, yoksa bu yasaları değiştirinceye kadar onlara itaat mi edelim, yoksa bu yasaları ihlal mi edelim? Bu tür bir devlet yönetimi altında insanlar genellikle çoğunluğu ikna edinceye kadar beklemek gerektiğine inanırlar. Eğer yasalara karşı gelirlerse, çözümün mevcut kötülükten daha kötü olacağını düşünürler. Fakat bilinmelidir ki, devletin kendisi çözüm olarak mevcut kötülükten daha kötüdür.[1]
  • Bir sürü insanla kadife bir minderde oturacağıma, sadece bana ait olan bir balkabağının üstünde oturmayı tercih ederim.
  • En iyi hükümet, en az yöneten hükümettir.
  • En ufak bir inanç tohumu, en büyük mutluluktan daha iyidir.
  • Her nesil eskilerin moda akımlarını komik bulup güler ancak güncel modayı mürid kıvamında izler.
  • Gerçeklerin, güllerin nasıl varsa, kendisine ait dikenleri vardır.
  • Hayatımız detaylarla mahvoluyor. Sadeleştirmeliyiz.
  • İçimizdeki yanı başımızdaki düşman olmasa, uzaktakiler hiçbir halt karıştıramaz.
  • İtaatsizlik özgürlüğün gerçek temelidir. İtaat edenler sadece kölelerdir.
  • Kendimi şöyle bir devlet düşleyerek avutuyorum: Sonunda bütün insanlara karşı doğru olmayı gözeten, bireye sanki komşusuymuş gibi davranan bir devlet! Komşularıyla yurttaşlarının tüm ödevlerini yerine getiren bir avuç kişi, onun işlerine karışmaksızın ne de onunla kuşatılmaksızın kendisinden uzakta yaşayacak olursa, bunu kendi amacına aykırı saymayan bir devlet! Bu tür meyveler veren, bu meyvelerin olabildiğince çabuk olgunlaşıp dökülmeleri uğruna sıkıntı çeken bir devleti böylesi bir oluşum daha yetkin daha parlak bir devletin yolunu açacaktır. Benim düşlediğim de bu işte. Gelgelelim henüz böylesi yok orta yerde.
  • Ne yaşamın ta kendisi olmayanı yaşamaya ne de açıkça gerekmedikçe vazgeçmeye niyetim vardı.
  • Ormana gittim; çünkü bilinçli yaşamak istiyordum. Hayatı tatmak ve yaşamın iliğini özümsemek istiyordum. Yaşam dolu olmayan her şeyi bozguna uğratmak ve ölüm geldiğinde aslında hiç yaşamamış olduğumu fark etmemek için.
  • Tutkularınızdan ve hayallerinizden vazgeçmeyin. Eğer vazgeçerseniz, bedeniniz bu dünyada var olsa da, yaşamınız son bulur.
  • Yalnız olmayı seviyorum. Hiçbir zaman yalnızlıktan daha iyi eşlik eden bir arkadaş bulamadım.
  • Yaşanabilir bir dünyada olmadıktan sonra, güzel bir eve sahip olmak neye yarar?
  • Önyargılarınızı bırakmak için hiçbir zaman geç değildir.
  • Olaylar değişmez, biz değişiriz.
  • Çok çalışkan olmak yeterli değil; karıncalar da çok çalışıyor.'Ne' için çok çalışıyorsunuz?
  • Kişi güvenle hayallerinin peşinden giderse ve zihninde canlandırdığı yaşamı sürdürmek için çaba gösterirse bildiğimiz saatlerle hesaplayamadığımız bir süre içinde arzusuna kavuşacaktır. Bazı şeyleri geride bırakacak, görünmez bir sınırı geçecektir; yepyeni, evrensel ve daha liberal kurallarla kuşatılacak, bu kurallar içine yerleşecektir; ya da eski kurallar genişleyecek ve kendi lehine daha özgür bir anlamda yorumlanacaktır ve daha yüksek düzeydeki varlıklarla beraber yaşama selahiyetine sahip olacaktır.
  • Eğer bir insan günün yarısını çok sevdiği koruluklarda dolaşarak geçirirse, kendisinin bir serseri yerine konması tehlikesi ile karşı karşıyadır. Ama aynı adam bütün gününü spekülasyon yaparak geçirir ve ağaçları kökünden kazıyıp doğayı bir kele benzetirse, o zaman çalışkan ve müteşebbis, bir iş adamı olarak takdir edilir
  • Basitleştir, basitleştir. Günde üç öğün yemek yerine, gerekirse bir tane ye, 100 tabak yerine 5 tane kullan, diğer ihtiyaçlarını da aynı oranda azalt.
  • Yaşamak için ayağa kalkmadıysan, yazmak için oturmak ne kadar beyhude.
  • Bildiğimiz şeyleri bildiğimizi bilmek ve bilmediklerimizi bilmediğimizi bilmek gerçek bilgidir.
  • Önce iyi kitaplar okuyun, yoksa onları elinize almak için hiçbir istek duymazsınız.
  • İnsan kendi saadetinin mimarıdır.
  • Bir kişi Türkiye'de de zengin olabilir, her açıdan Türk hükümetinin hükmü altına girip ona itaat ederse tabii...[2]
  • Bir kitap okumakla, hayatında yeni bir çağ başladığının tarihini ne kadar çok sayıda insan kaydetti.
  • Hiçbir malı olmayan biri, Devlet'e vermesi gereken dokuz şilini vermeyi bir defa reddederse, bildiğim hiçbir yasada yer almayan, sadece kendisini yargılayanların yetkileriyle belirlenen bir süre içinde hapishaneye atılır; ama Devlet'ten doksan defa dokuz şilin çalsa, kısa zamanda hapishaneden salıverilir."
  • Doğal Yaşam ve Baş Kaldırı
  • Yalınlaştır, yalınlaştır, yalınlaştır! Günde üç öğün yerine, eğer gerekliyse yalnızca bir öğün ye; yüz tabak yerine beş tane ve miktarını azalt öbür şeylerin de.
  • Nerede ve Ne İçin Yaşadım
  • Niçin böyle aceleyle ve yaşamı tüketerek yaşamak zorundayız? Adeta acıkmadan açlıktan ölmeye kararlıyız. Biz insanlar, zamanında çakılan bir mıh on mıhlı bir nalı, bir nal da bir atı kurtarır deyip, yarınki dokuz mıhı kurtarmak için atın ayağına bugünden bin mıh çakarız.
  • Nerede ve Ne İçin Yaşadım
  • Uyanık olmak, yaşam dolu olmaktır, farkındalıktır. Şimdiye dek tamamıyla uyanık bir insanla hiç karşılaşmadım. Gözümü dikip yüzüne bakabilir miydim eğer karşılaşsaydım?
  • Nerede ve Ne İçin Yaşadım
  • Neye baktığınız değil, neyi gördüğünüz önemli.
  • Bir gün köydeki bahçemde toprağı çapalarken omzuma bir serçe kondu. Omzuma takılacak hiçbir apoletin beni o andaki kadar seçkin kılamayacağını hissettim.
Kaynaklar
Henry David Thoreau, Civil Disobedience and Other Essays
Henry David Thoreau, Doğal Yaşam ve Başkaldırı, Kaknüs Yayınları, s. 372-373

Herbert Marcuse

220px-Herbert_Marcuse_in_Newton%2C_Massachusetts_1955.jpeg


  • Düzen, orantı, uyum... baskı güçlerinden arındırılmış, kurtarılmış, özgürleştirilmiş bir dünyanın düşüncesi, düşünceleştirilmesi... Bu doyumun, rahatın dinginliğidir: şiddetin sonudur; sürekli yenilenen umut, dünyanın şimdi farklı olabileceğinin umududur.
  • Devrim; yönetim, etkenlik, baskı, şiddet gerektirir. Ütopik estetik durum ise düzenini hepten farklı bir biçimde kuracaktır.
  • Estetik durum, devrimin taşıyıcısı değil, devrimin zaferine eş düşen bir durumdur.
  • (...) Bunu [uygarlık sorununu] aşmak olanaklı ve zorunludur, öğelerin kendilerinin ve etkilerinin köktenci bir biçimde dönüştürülmesiyle gerçekleştirilir.
  • Liberal ve demokratik görünen yönetim kendisini, büyük ölçüde, görünmeyen despotizme barınaklık ederek uygarlığı yok ederek ayakta kalır.
  • Siyasal iktidar baskıcıdır ama bu insan içgüdülerinin kendisinden gelir.
  • Mutlulukla gerçeğin çatışması zorunlu değildir.
  • Özgürlük yoluyla özgürlük vermek evrensel yasadır. Düzen, ancak ve ancak bireyin özgür doyumu temeli üzerine kurulur ve ayakta kalırsa özgürlüktür.
  • 'Egemenliğin mantığı' yerini 'doyum istemi'ne bırakmalıdır.
  • En iyi sanat özgürlüğün sağlayabileceği mutluluğu ancak kestirebilir.
  • Uygarlığın doğurduğu güçlüklerin parça parça ve sürekli biçimde yönetilmesi yoluyla ahlaki ve siyasal açıdan ayakta kalmak imkansızlaşır. Köktenci seçenekler göz ardı edilmemelidir.
  • Toplumsal ve siyasal düşüncenin bu kuramı [Marksizm] bir kenara atılmıştır ama yok edilememiştir. Kendiliğinden gelen tepki ile değişiklikler kaçınılmazdır.
  • Küba Devrimi ve Viet Kong bize gösterdiler: bunu yapmak olanaklıdır; kapitalist yayılmanın dev boyutlardaki teknik ve ekonomik gücüne karşı direnebilecek ve bu gücü caydırabilecek bir ahlak, bir irade ve bir inanç vardır.
 
Sevgili dilbilimci Noam Chomsky'i Diyarbakır da görme şansına erişmistik.
Kitabı absürd bir komiklikle dava konusu olmuştu. Bilakis Mardin Cumhuriyet başsavcılılığıda Psinoza ve Camus hakkında örgüt üyeliğinden dosya hazırlamıştı. İşte böyle izaha gelmez komiklikler felan filan...
 
J

Jane Addams

Medeniyet bir yaşam yöntemi ve tüm insanlara eşit saygı tutumudur.[1]
En büyük insan; kendini en çok sayıda insanın yerine koyabilen insandır.
Kaynaklar
Gary B. Nash, The American People

John Dewey

  • Uygarlığımızın geleceği bilimsel düşünme alışkanlığımızın gitgide yayılmasına ve derinleşmesine bağlıdır.
  • Bilimdeki her büyük ilerleyiş, hayal gücünün yeni bir atağından ileri gelir.

Judith Jarvis Thomson

Judith Jarvis Thomson (d. 1929), ABD'li ahlâk filozofu ve metafizikçi, özellikle Bir Kürtaj Savunusu (A Defense of Abortion) isimli tezi ve bu tezde ortaya attığı çeşitli argümanlarla tanınır.

Alıntılar
Bir sabah uyanıyorsunuz ve kendinizi şuuru kapalı bir kemancıyla sırt sırta yatakta buluyorsunuz. Şuuru kapalı kemancı, ünlü bir kemancı. Kemancının, ölümcül bir böbrek hastalığı olduğu ortaya çıkmış ve ‘Müzikseverler Derneği’ mevcut bütün tıbbı kayıtları taramış ve sadece sizin, işe yarayacak kan tipine sahip olduğunu bulmuş. Dolayısıyla, bu derneğin üyeleri sizi kaçırmış ve önceki gece de kemancının dolaşım sistemini sizinkine bağlamış. Böylelikle, sizin böbrekleriniz, hem kendi kanınızı hem de kemancının kanını temizlemekte kullanılabilecek. Eğer, kemancının sizle olan bağı kesilirse kemancı ölecek, ama [böyle bir şey yapmazsanız] dokuz ay içinde iyileşip, size zarar vermeden, sizden tamamıyla ayrılabilecek.[1]
Kaynaklar
Thomson, J. “A Defense of Abortion”. Philosophy and Public Affairs 1:1 (1971): 47-66.​
 
L

Leo Strauss
Leo Strauss (d. 20 Eylül 1899 – ö. 18 Ekim 1973) Alman-Yahudi asıllı ABD'li siyaset felsefecisi.

150px-Napoli_s_Chiara_affreschi_chiostro_-_il_silenzio_1040870.JPG

Bilge bir kişinin sesssizliği daima anlamlıdır.

Eserleri
Machiavelli üzerine Düşünceler (1958)
Bilge bir kişinin sesssizliği daima anlamlıdır.

Sözleri
150px-Goe_Platz_der_Synagoge_Detail_2_noCA.jpg

Bütün politik tutumlar ya korumayı ya da değişimi amaçlar.
Adil düzen, acaba, Platon'un tasarladığı kadar muazzam bir şekilde Hegel tarafından tasarlanmış olabilir mi diye tereddütte kalınabilir. Evet Hegel kesinlikle bunu düşünmüştü ama Platon tarzında değil de Machiavelli tarzında tesis edilmek üzere düşünmüştü. Adil düzenin kendisiyle çelişen bir tarzda tesis edilmek üzere düşünmüştü. Komünizm sanrıları, Hegel'in ve hatta Kant'ın önceden kapıldığı sanrılardır.[1]
Bizler kendimiz bilgeler değiliz ama bilge olmayı istiyoruz. Bizler bilgeliği arıyoruz, bilgi-peşindeyiz.[2]


Hakkında söylenenler
Neredeyse hiçbir konu hakkında Leo Strauss ve Irak savaşı hakkında edildiği kadar boş laf sarf edilmemiştir.[4] ~ Fukuyama
Dick Cheney, Donald Rumsfeld hatta Başkan Bush'un kendisine bile Leo Strauss'un kim olduğunu soracak olursanız muhtemelen boş bakışlarla karşılaşırsınız.[5] ~ Fukuyama
Kaynaklar
Leo, Strauss, Politika Felsefesi Nedir?, Paradigma Yayınları, s.97.
Platoncu Politik Felsefe, Atinalılar ve Kudüs (1985), s. 149.
What Is Political Philosophy" Journal of Politics, Vol. 19, p.343 (1957).
Francis Fukuyama, Neo-Conların Sonu, Profil y., s. 32.
Francis Fukuyama, Neo-Conların Sonu, Profil y., s. 32.​
 
N

Noam Chomsky

180px-Noam_chomsky_cropped.jpg

ABD'li dilbilimci, anarşist, insan hakları savunucusu, yazar.
Doğumu
7 Aralık 1928
Pensilvanya, ABD

  • Alışılmış zihinsel düzenler değiştiğinde devrim patlak verir.
  • Basit gerçekler, entelektüeller, hükümet temsilcileri ve medya işbirliğiyle 'ayak takımını' uzak tutmak için anlaşılmaz bir dilin gerisinde gizlenmektedir.
  • Bir toplum ne kadar özgür olursa güç kullanmak o kadar zorlaşır.
  • Britanya, Washington'un ve onun ülke içindeki tellalarının aksine, verdiği mesajları allayıp pullamakla pek uğraşmaz. Britanya yepyeni bir açık sözlülükle, geçmişten gelen emperyal bir geleneğe atıfta bulunur; ABD ise yoluna çıkan herkesi ezip geçerken, bu işi bir aziz kisvesine bürünerek yapmayı tercih eder.[1]
  • Demokrasi içindeki insanların oyuncu değil izleyici olduğu bir sistemdir.
  • Entelektüellerin binlerce yıldır süregelen görevi insanları pasif itaatkar cahil ve güdümlü hale getirmektir.
  • Eşitlik olmadan demokrasi olmaz.
  • Yönetim ne halkındır, ne halk tarafından yapılır, ne de halk içindir.
  • Halk özgürleştikçe korku ve propagandaya daha çok başvurulur.
  • Kanunları severim faydalıdırlar, ama uygulanmadıklarında işe yaramazlar.
  • Propaganda sanatı insanlara güçsüz, yalıtılmış, diğerlerinden kopmuş hissini vermekten ibarettir.
  • Her türlü otorite ve hiyerarşi sorgulanmalı ve bunların meşruiyeti ispatlanmalıdır... Meşruiyetini ispatlayamayan her türlü otorite gayrimeşrudur ve devrilmelidir.
  • Modern bir sanayi toplumunun görevi, şu anda teknik açıdan gerçekleştirilebilir olan bir şeye, yani gerçekten üretip yaratan, bizzat denetledikleri kurumlar içinde sınırlı hiyerarşik yapılarla, mümkünse hiyerarşiyi tamamen ortadan kaldırarak yaşamlarını özgürce sürdüren insanların özgür ve gönüllü katılımlarına dayanan bir topluma ulaşmaktır.
  • "Kapitalizm" denilen şey temel olarak iç ekonomi ve uluslararası topluma müdahale eden, güçlü devletlerle yakın işbirliği içinde çalışan, ekonomi, politik sistemler ve sosyal ve kültürel yaşam üzerinde geniş kontrol uygulayan muazzam ve sayılamayacak genişlikte kişisel tiranlıklardan kurulu bir toplu merkantalizm sistemidir.
  • Bugünkü dünya işlerinde, Cengiz Han döneminde olduğundan daha fazla ahlak yok.
  • Türkiye'de Batı'da göremeyeceğimiz kadar direniş kültürü var.
  • İnsanlığın karşısındaki ciddi tehlikeler konusunda hemfikirdiler, ancak tepki vermek için farklı yollar seçtiler. Einstein'ın tepkisi Princeton'da oldukça rahat bir yaşam sürüp kendisini çok sevdiği araştırmalarına adamak ve ara sıra birkaç dakika ara verip bir kehanette bulunmaktı. Russel'ın tepkisiyse gösterilere öncülük edip polisler tarafından götürülmek, güncel sorunlar hakkında geniş kapsamlı yazılar yazmak, savaş suçları mahkemeleri düzenlemek vb. şekillerde oldu. Sonuç? Russel o zaman da şimdi de kötülenip suçlandı, Einstein ise bir aziz olarak yüceltildi. Bu bizi şaşırtmalı mı? Hiç de değil.[2]
  • İnsanları edilgen ve itaatkâr kılmanın en zekice yolu kabul edilebilir düşüncenin alanını olabildiğince sınırlamak, ama o alan içinde 'canlı' tartışmaların yapılmasını sağlamak, hatta insanları o alan içinde kalmak koşuluyla daha 'muhalif' ve 'eleştirel' olmaya cesaretlendirmektir. Bu tutum, insanlara düşünce özgürlüğünün varolduğu hissini verirken tartışmalara sistemin koyduğu sınırları dayatır.
  • Bana uygun bir ordu ve sıradan insanın payına düşenden daha fazla para verin, ben de otuz yıl içinde, nüfusun büyük bir çoğunluğunu, iki artı ikinin beş olduğuna ve suyun ısıtıldığında donduğuna inandırayım.
  • İnsan uygarlığının kısa, tuhaf çağı galiba son bulmaktadır.[3]
  • Yaklaşık 10.000 yıl önce uygarlık, Dicle ve Fırat havzasında doğdu. Günümüze yaklaştıkça bu topraklarda ölçüsüz dehşetler yaşandı. 2003’teki George W. Bush ve Tony Blair saldırısı, Iraklıların birçoğu tarafından 13. yüzyıldaki Moğol istilasına benzetilir. Bu öldürücü darbeden hemen önce Bill Clinton’un başlattığı Birleşmiş Milletler yaptırımları gelmişti. Yaptırımları uygulayan iki diplomat (Halliday ile von Sponeck), bunları ‘soykırım benzeri’ olarak nitelendirmiş ve istifa etmişlerdi. Bu yıkımdan arta kalan varlıkların çoğunu da Bush-Blair saldırısı yok etti. 2003’te farklı kimliklerin aynı mahallelerde yan yana yaşadığı Bağdat, bugün sınırsız bir nefret girdabı içindedir; mezhepler ayrı, kuşatılmış bölgelere sığınmıştır. ABD-Britanya istilasının tetiklediği korkunç çatışmalar, tüm bölgeyi paramparça hale getirmektedir.[3]
Kaynaklar
  • Dünya Düzeni: Eskisi Yenisi
  • radikal.com.tr
  • Uygarlığın sonu mu geliyor?
 
R

Ralph Waldo Emerson

180px-RWEmerson.jpg

Amerikalı yazar, şair ve filozof.
Doğumu
25 Mayıs 1803
Boston
Ölümü
27 Nisan 1882

Ralph Waldo Emerson (25 Mayıs 1803 - 27 Nisan 1882) Amerikan düşünür, yazar. Amerikan transandantalizminin en önemli temsilcidir.

  • A
  • Aile, kralların bile giremediği bir kaledir.
  • Alkışı sessizce karşılayan alkışı hak etmiş demektir.
  • Anlaşılmak bir lükstür.
  • Aslında tarih yoktur, biyografi vardır.[1]
  • Antik olana hayranlığımız eski olana değil, doğal olana hayranlıktır.[2]
  • B
  • Ben alıntıları sevmem, bana sen ne bildiğini söyle.
  • Bin ormanlık oluşum, tek bir meşe palamudunun içindedir.
  • Birçok kez, okunan bir kitap birinin geleceğini etkiledi.
  • Bir kadının yaşının hiçbir önemi yoktur. En iyi ezgiler, eski kemanlarla çalınır.
  • Bir kahraman, sıradan bir insandan daha cesur değildir. Cesareti sadece beş dakika daha uzun sürer.
  • Bir krala saldırdığınızda, onu öldürmek zorundasınız.
  • Bir noktaya ulaşmanın yirmi değişik yolu olabilir... Ama bir an önce, bunlardan birine başlamalısınız.
  • Bir tek düşmanı olan, her yerde onunla karşılaşır.
  • Bir zamanlar bir gence verilen çok değerli bir nasihat duymuştum: "Daima yapmaktan korktuğun şeyi yap."[3]
  • Birine göre adaletli olan şey, diğerine göre haksızlıktır; birine göre güzel olan, diğerine göre çirkindir; birine göre bilgelik olan, diğerine göre çılgınlıktır.
  • Bütün gün ne düşünürsek onu yaşarız.
  • Büyük insanlar dünyayı düşüncelerin yönettiğini görenlerdir.
  • D
  • Davranışlarından utanıp, sıkılma; hayatın tümü bir denemedir.
  • Dikkatsizlik, pişmanlığın başlangıcıdır.
  • Dil, her insanın bir taş koyarak inşa ettiği bir kenttir.
  • Düşünmeyin kaba, zalim olduğumu da
  • Yalnız yürüdüğümden vadilerde ve koruda
  • Ormanın tanrısına gidiyorum
  • Sözlerini alıp getirmeye insanlara.
  • E
  • Eğitimin sırrı, çocuğa saygıyla başlar.
  • Eski arkadaşların en iyi tarafı, yanlarında aptallaşabilmenizdir.
  • Eğitici, zor şeyleri kolaylaştırabilen kişidir.
  • G
  • Gördüklerim, görmediğimin varlığına inanmaya beni mecbur ediyor.
  • Güzelliği sevmek bir zevk meselesidir; onu yaratmak ise bir sanat.
  • Gerçekten sizin için yaratılmış şeyler size doğru gelecektir.[4]
  • Gerçek şiir şairin zihnidir, gerçek gemi, gemiyi inşaa edendir.[5]
  • H
  • Halkı öyle bir eğitmeliyiz ki gırtlağımıza sarılmasın.
  • Hayatta rast geldiğim her insan bir bakımdan benden üstündür ve ben onlardan bir şey öğrenebilirim.
  • Hayatta tek bir kişi bile, siz yaşadığınız için rahat nefes alıyorsa, siz başarılı ve amacınıza ulaşmış bir insansınız.
  • Hepimiz, değişik derecelerde kaynarız.
  • Hepimiz başkalarını kendi yüreğimizde taşıdığımız biçimde görürüz.
  • Her eylemin atası düşüncedir.
  • Her sanatçı bir zamanlar amatör olarak başladı.
  • Hiçbir şey büyüklük kadar sade değildir. Çünkü sade olmak biraz da büyük olmaktır.
  • Hiçbir bilgi yoktur ki güç doğurmasın.
  • Hoşça kal gururlu dünya! Ben evime dönüyorum. Sen benim dostum değilsin! Ben de senin![6]
  • İ
  • İnsan olan, toplum kurallarına uyum sağlamaz.[7]
  • İnsanoğlu merak etmeyi sever ve bu da, bilimin tohumudur.[8]
  • İdealler yıldızlara benzer. Onlara ulaşamazsınız, ama size yol gösterirler.
  • İnsanı şaşırtan şey, şu ağaçları görüp de daha çok şaşırmamamız.[9]
  • İnsanın gözü de en az dili kadar konuşur, hatta göz dili dünyanın her yerinde sözlüğe başvurmaya gerek kalmadan anlaşıldığı için daha avantajlıdır.[10]
  • İnsanları hayvanlardan ayıran şeyin ne olduğunu sonunda öğrendim: mali sıkıntıları!
  • İyi davranışlar küçük fedakarlıklardan oluşur.
  • İyi insanlar, kurallara fazla uymamalıdır.
  • İyi tavırlar, fedakarlıklarla ortaya çıkar.
  • İyi yapılmış bir işin ödülü, onu yapmış olmaktır.
  • K
  • Kendinizden başka kimse size barış getiremez.
  • Ö
  • Önemli olan hayatın uzunluğu değil, derinliğidir.
  • P
  • Para çoğunlukla pahalıya mal olur. (Conduct of Life)
  • Rüyaları gerçekleştirmenin en kısa yolu uyanmaktır.
  • S
  • Sığ insanlar şansa inanır. Güçlü insanlar ise "sebep ve sonuç" ilişkisine.
  • Sürekli sizi değiştirmeye çalışan bir dünyada, "kendiniz olabilmek" en büyük başarıdır.
  • Ş
  • Şunu kalbinize iyi yazın: Her gün "yılın en iyi" günüdür.
  • T
  • Tanrı “sen ya sevinç ya kudrete sahip olacaksın” dedi. İkisine birden değil.
  • Toprak, çiçeklerle güler.
  • U
  • Uygarlığın gelişmesinde en büyük görev, kadınların üstündedir.
  • Y
  • Yapılırken heyecan duyulmayan işler başarılamaz.[11]
  • Yaşam deneyler bütünüdür. Ne kadar çok deney yaparsanız,sizin için o kadar iyi.
  • Yemeğinizi bir güzel yediniz; ama her ne kadar mezbahalar kilometrelerce uzakta sizden gizlense de, suç ortaklığı diye bir şey var.[12]
  • Yol sizi nereye götürüyorsa oraya gitmeyin,yol olmayan yerden gidin ki; iz bırakın.
  • Yolunu kaybetmiş birine yön sorulmaz.
  • Yüksek bir amaca bağlanın.
  • Z
  • Zengin bir kalp yoksa servet çirkin bir dilencidir.
Kaynakça
  • Ralp Waldo Emerson, İnsanın Görkemi, Okuyan Us Yayınları, s.17
  • Ralp Waldo Emerson, İnsanın Görkemi, Okuyan Us Yayınları, s.26
  • John Lloyd&John Mitchinson, Afili Lügat, domingo, s. 211
  • Ralp Waldo Emerson, İnsanın Görkemi, Okuyan Us Yayınları, s.99
  • Ralp Waldo Emerson, İnsanın Görkemi, Okuyan Us Yayınları, s.22
  • Nüvit Osmay, Düşünce Atlası, s. 434
  • Alain de Botton, Statü Endişesi, Sel Yayıncılık, s. 322
  • yalescientific.org
  • John Lloyd&John Mitchinson, Afili Lügat, domingo, s. 2
  • Richard Webster, Kolay ve Pratik Yüz Okuma Sanatı, Remzi Kitabevi, s. 53
  • Nüvit Osmay, Düşünce Atlası, s. 57
  • goodreads.com

Richard Rorty
Richard McKay Rorty, Amerikalı düşünür. Postyapısalcılık 'ı Amerika'da geçerli kılmış, Pragmatizm olarak bilinen felsefe ögretisini yeniden yorumlayarak kullanan ve bir tür Relativizm yaklaşımıyla postyapısalcılığı degerlendiren bir düşünürdür.

Doğum tarihi: 4 Ekim 1931, New York, New York, ABD
Ölüm tarihi ve yeri: 8 Haziran 2007, Palo Alto, Kaliforniya, ABD

İslam ile bir diyalog fikri anlamsız gibi geliyor bana. On sekizinci yüzyılda filozoflar ile Vatikan arasında diyalog yoktu ve İslam dünyasının mollaları ile demokratik Batı arasında diyalog olmayacaktır. On sekizinci yüzyılda Vatikan, kendi en uygun çıkarlarını düşünüyordu ve mollalar da kendi en uygun çıkarlarını düşünüyorlar. Katolik hiyerarşi nasıl kendi iktidar konumunu terk etmek istemiyorsa, mollalar da kendi iktidar konumlarını terk etmek istemiyorlar.[1]

Kaynaklar
Dinin Geleceği, Ayrıntı yayınları, Der: Santiago Zabala, s. 76.

Robert Anton Wilson

180px-Robert_Anton_Wilson%2C_1977.jpg

Deneme yazarı, filozof, psikonot, fütürolog.
Doğumu
18 Ocak 1932
Brooklyn, New York
Ölümü
11 Ocak 2007
Capitola, California

Yalnızca deliler kesin olarak emin olabilirler.
Diğer
Hedefim insanların genelleşmiş bir agnostiklik durumuna erişmesidir; sadece Tanrı üzerine agnostiklik değil de, her şey üzerine agnostiklik.

Rudolf Carnap


Rudolph Carnap (d. 18 Mayıs 1891 - ö. 14 Eylül 1970), Alman asıllı ABD'li düşünür. Mantıkçı pozitivizm akımını geliştirmiş olan bir grup bilim insanı, filozof ve matematikçinin 1930'larda kurmuş olduğu Viyana Çevresinin en seçkin üyelerinden biri olan Carnap, mantık ve bilim felsefesine, olasılık kuramıyla da tümevarımsal çıkarım konusuna önemli katkılar yapmıştır.

Kaynaklı
Bilimde derinde olan hiçbir şey yoktur, bilimdeki her şey yüzeydedir.[1]
Metafizikçiler müzikal yeteneği olmayan müzisyenlerdir.[2]
Unity of Science, 1934/1995
Bilim, doğrudan deney üzerine kurulmuş ifadelerden oluşan bir sistemdir ve deneysel doğrulama yolu ile denetlenir. Bilimde doğrulama, tekli ifadeler değil bu tür ifadelerin bütün bir sistemi ya da bir alt sistemidir.
s. 42

Kaynaklar
Carnap (1929) Vienna Circle manifesto
A.J. Ayer, Logical Positivism, s. 80​
 
S

Sam Harris

180px-Sam_Harris_01.jpg

ABD'li nörobilimci, filozof ve yazar.
Doğumu
9 Nisan 1967
ABD

Aynı zamanda Project Reason'ın kurucularından biri olan Harris 2009 yılında nörobilim doktorası sahibi olmuştur. The End of Faith adlı yapıtı 2005'te PEN/Martha Albrand Ödülü'ne değer görülmüştür.

  • Kendinizi demir çağından kalma peri masallarıyla kandırmanıza gerek yok.
  • Bu akşam, bu kanalda bir Kur'an yaksak; ne olurdu sizce? Çok sayıda ülkede isyan olurdu. Elçilikler düşerdi. Bir kitaba yönelik bu kötü davranışımıza tepki olarak; milyonlarca Müslüman sokağa çıkardı ve biz de hayatımızın geri kalanını, gerçekçi ölüm tehditlerini savuşturmak ile geçirirdik. Ama IŞİD insanları çarmıha gerdiğinde, çocukları diri diri gömdüğünde, binlerce kadına tecavüz ve işkence ettiğinde ve hepsini İslam adına yaptığında; verilen cevap, Avrupa'da birkaç gösteri ve bir de hashtag oluyor.

Steve Best

Doğumu
Aralık 1955
Chicago, ABD

Dr. Steve Best,
Amerikalı hayvan hakları savunucusu, yazar ve filozof.

El Paso'daki University of Texas'ta eski Felsefe Departmanı Bölüm Başkanı. Felsefe, kültür eleştirisi, sosyal kuramlar ve hayvan hakları konusunda bir çok kitabı ve denemeleri var.​
 
T

Tom Regan
180px-TomRegan2.jpg

ABD'li ahlak felsefecisi ve önde gelen bir hayvan hakları aktivisti.
Doğumu
28 Kasım 1938
Pittsburgh, Pensilvanya, ABD
Ölümü
17 Şubat 2017
Kuzey Karolina, ABD

Tom Regan, Amerikalı ahlak felsefecisi ve önde gelen bir hayvan hakları aktivisti. Regan, Kuzey Karolina Üniversitesi'nin fahri profesörüdür. Üniversitede 1967 yılından 2001 yılında emekli oluncaya dek görev yaptı. Regan, The Case for Animal Rights gibi hayvan hakları konusunda daha pek çok kitap yazdı.​
 
W

Will Durant

180px-The_Modern_School_in_New_York_City%2C_circa_1911-12.jpg


Amerikalı filozof, tarihçi, yazar
(New York Modern Okulu öğrencileri arasında Durant)
Doğumu
5 Kasım 1885
Ölümü
7 Kasım 1981

Büyük bir medeniyet, içten zayıflatılmadığı sürece fethedilemez.

Amerikan terbiyecisi ve felsefe tarihçisidir.

5 Ekim 1885'te Nort Adams'ta doğdu. Gereken klasik öğrenimlerini bitirdikten sonra, yazarlık ve öğretmenlik hayatına atılmış olan Durant, 1914- 1927 tarihleri arasında Labor Temple School'da müdürlük yapmış ve 1927-1935 tarihleri arasında da New York'ta U.C.L.A'da felsefe profesörlüğü yapmıştır.



Durant, felsefeyi ve filozofları, bu bilim ve kişileri uğraşmayanların anlayabileceği şekilde çekici ve zarif bir üslupla yazmakta büyük bir başarı kazanmıştır. Eserlerinde felsefe konuları, edebi ve merak verici bir özellik taşır. En çetin problemleri açıklarken, filozofların çevreleriyle hayatları ve felsefeleri arasındaki ilişkiden ustaca yararlanan Durant, derin olmaktan çok, doğru ve dikkati çeken eleştirilerinde okuyucuya telkinler yapan öğretsel bir tavır takınır.

Bu nedenle, onun 'Filozof Tarihi'nde, bu bilimin klasik yöntemlerinden çok, öğretmek ve felsefeyi sevdirmek ereğini taşıyan kendi kişisel zevk ve anlayışının öznel ışıkları hakimdir. Bunun içindir ki, kendisi de Alden Freeman'ın yöntemine uyarak, "terbiye ve seyahatlerle asil ve aydın bir hayatın ilhamları"na önem verdiğini itiraf eder.

Durant, "bilgi teorisinin, çağımız felsefesini hemen hemen yıkacak" bir yol tuttuğuna inanır; ve bilgi probleminin incelenmesinde, yalnız psikolojiye ayrılacak bir dönemin geleceğini, felsefenin artık bu dönemde, yeniden her deneyin biçim ve yollarının betimsel bir çözümlemesi değil, belki sentetik bir girişi telakki edileceğini ümit eder ve bilime çözümlemenin girerek, bize bilgi vermesini, felsefenin ise bilgeliğin bireşimini yapmaya mecbur olmasını ister.

Başlıca Eserleri

- The Story Of Philosophy (Felsefe Tarihi, 1926)
- Adventures in Genius (Dehaların İlerlemesi, 1931)
- On the Meaning of Life (Hayatın Gerçek Anlamı, 1932)
- The Story of Civisilation (Uygarlık Tarihi, 1935)
- The Life of Greece (Yunan Hayatı, 1939)
- William James DURANT'ın
- Vies et Doctrines des Philosophes (Filozofların Hayat ve Doktrinleri, Paris 1932)

William James
180px-Wm_james.jpg

Pragmatizmin kurucusu olan ABDli filozof.
Doğumu
11 Ocak 1842
Ölümü
26 Ağustos 1910

William James 11 Ocak 1842 tarihinde Amerika'nın New York kentinde dünyaya gelmiştir. Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun olmuştur.

Dünya felsefe birikimine önemli katkıda bulunan yazar, aynı zamanda bir eğitimci, psikolog ve pragmatik felsefe okulunun kurucusudur. Akademik, Başvuru Kitapları, Edebiyat kategorilerinde eserler kaleme almıştır. Psikolojide işlevselcilik hareketinin öngörücüsü, pragmatizmin öncüsü, filozof ve psikolog olarak tanınan yazar, 26 Ağustos 1910 tarihinde Amerika'da hayatını kaybetmiştir.​
 
Geri