ABD mandacılığı ve Sivas kongresindeki tartışmalar

Konu sahibi son olarak 2627 gün önce görüldü
ABD mandacılığı ve Sivas kongresindeki tartışmalar

ABD MANDACILIK İŞİNE önce,BAŞKENT İSTANBUL'da SARAYLILAR nezdinde girişimlerde bulunarak başladı..Bu temasları İstanbul'daki ABD yüksek komiseri Bristol gerçekleştiriyordu..

Eski sadrazam Ahmet İzzet Paşa,Cevad Paşa,Mahmut Paşa,Esad Paşa,Ahmet Rıza bey ve bir dolu saraylılarla görüşüyordu..

Ayrıca işin içerisinde SUBAYLAR, yüksek memurlarlar ve hepsinden önemlisi ABD MANDASININ nimetlerini boyboy yazan gazeteler vardı.

MANDA moda ve FURYA halindeydi...

Çünkü ABD mandası kurtarıcıydı.

Çareydi..

Rauf ORBAY,Refet BELE,Ali Fuat CEBESOY,İsmet İnönü gibi kimselerde,bu fikre sempatiyle bakıyorlardı..Tabiki Halide Edip Adıvar herkesce biliniyor.( Sonrasında hepsi fikir değiştirdi )

İş bunlarla bitmiyordu .

İttihatçılar zamanında palazlanmış,bir takım Müslüman ve öncesinden Gayrimüslim BURJUVAZİ..O dönemde uluslararası sermayenin temsilcileri-aracıları SÖMÜRGE EGEMENLİĞİNİN ülkede hakim olmasınıni istiyorlardı..Hepsinin ayrı ayrı bağlı bulundukları,yabancı ülke sermayeleri vardı.

Vatanperver,toprağına bağlı olduklarından şüphe dahi edilemeyecek nitelikte olanlarda da, MANDACILIK işi salgın halindeydi..

Mandacılığı TOZ PEMBE göstermeye çalışan Cemiyet-i Akvam'cı ,Rauf Ahmet Bey " Wılson ilkeleri gereğince bir milletler cemiyeti kuruldu ve bu cemiyet ekonomik yardıma muhtaç halklar için bir vekalet sistemi kurdu.Bu manda sistemi,öteki devletlerin güvencesi altında,vekaleti üstlenen (mandater) devletin,bir başka devletin yönetimini ele alması ve ona yardım etmesidir"diyordu..

Yine Vahdet-i Milliye derneği başkanı Hamid bey,ülkenin kötü vaziyetlerinden bahsediyor ve " Eğer devletin bütünlüğünü korumak için başka hiç bir çare yoksa,o zaman mandayı kabul etmek daha iyidir.."şeklinde beyanlarda bulunuyordu.


Mandacılığın baş savunucularından, Bekir Sami bey Erzurum kongresi öncesi işgalcilerle savaşılırsa ülkenin bir kaç parçaya bölüneceğini iddia ederek," İki üç ilin içinde kalacak bağımsızlıktansa,mandaterlik tercih edilmelidir.Ulusumuz için verilebilecek en iyi karar belli bir süre için Amerikan mandasını istemektir.."iddialarında bulunuyordu..


Eski Osmanlı SADRAZAM'ı İzzet PAŞA'mın yüzüne,.Erzurum kongresinden evel gelen ABD'li temsilci aynen şunları söylüyordu..

" EĞER SİZ ERZURUM VE SİVAS KONGRESİNDE ABD MANDASINI TALEP ETTİRECEK OLURSANIZ ABD'DE OSMANLI MANDASINI KABUL EDECEKTİR.."..

Yine saraylılardan MAHMUT PAŞA,Le Bosphore gazetesine açıkca beyanat veriyordu.

(Kendisi barış görüşmeleri komisyonu üyesidir,sarayın has adamıdır.. )

Basın durmadan propaganda yapıyordu..

ABD yaptığı çalışmalardan emindi ve ANADOLU ve TRAKYA'da ,SİVAS kongresi öncesinde MÜTHİŞ şekilde PROPAGANDA FAALİYETLERİ yürütüyorlardı..Bu çalışmalar neticesinde ciddi bir TABAN yaptıklarını söyleyebiliriz..

Silahlı BAĞIMSIZLIK mücadelesi vermeye ne gerek vardı...

Sivas'ta MANDACILIK KABUL edilecek,DERTLER BİTECEKTİ..

ABD Sivas kongresinin sonuçlarına çok güveniyordu..

Eğer Mustafa Kemal,Sivas kongresinde ABD mandacılığı yönünde bir karar çıkartmazsa, İNGİLİZLER ve yabancıların faaliyetleri devam edecekti..

Bu arada kökleşmiş,oturmuş, vakur İNGİLİZ HİMAYECİLİĞİNDEN bahsetmeye gerek bile yok .O zaten BİRİNCİL GÜÇ..

İşte burada bir nefeslenip durum değerlendirmesi yapmak icab ediyor...

MUSTAFA KEMAL VE KAZIM KARABEKİR MANDACI DEĞİLDİR..Fakat onların karşısında MANDACILIĞI İSTEYEN GÜÇLÜ BİR KONSENSUS vardır..Mandacılar Erzurum kongresinde sonuca ulaşamamışlardır,fakat SİVAS'ta mutlaka sonuç alma kararlılığındadırlar...


Çöz, çözebilirsen..

Saraylısından,subayından,aydınından,basınından, yukarıda saydıklarımdan..

Hatta o vakitler halk arasında ŞÖHRETİ,POPÜLARİTESİ Gazi'den daha yüksek olan,itibarlı, malum sempatizanlardan..

Felaket koşulları..İşgal altındaki ülke.. Saraya çevrilmiş gemilerin top namlularının gösterdiği adres,mevcut koşullar ve hepsinden önemlisi BİTMİŞ ve TÜKENMİŞ bir halk..

Aslında ,bir çok manda savunucusu VATANSEVER'e kızılamıyor,zira onlar bazıları gibi kötü niyetli değildi..

Doğal olarak,ortada halen OSMANLI'nın EKMEĞİNİ YEMİŞ,o ülkenin okullarında okumuş insan gücü,savaştan yılmış toplum,ekonomisi bitik idare,İstanbul'da iyi kötü ayakta duran,bir Devlet ve meclis vardı..Otoritenin dirayetsizliği ve tavırsızlık kafaları daha da bulandırıyordu.

Mustafa Kemal'in ANKARA ZİRAAT mektebinde,SİVAS sonrasında bile,İngilizlerce Meclis-i Mebusanın basılmasına kadar çoğunluk desteğini bulamamasını,arkadaşlarının etrafında olmamasının hikayesini iyi bilmek gerekiyor.

Zira son umut kırıntıları tükenene kadar,çok farklı çözüm alternatifleri BAZILARINCA hep düşünülmüştür..

Herşeye rağmen ,onlar, daha sonra bu düşüncelerinin kefaretlerini kanlarıyla,mücadeleleriyle ödediler..

İşte SİVAS KONGRESİNE bu koşullar içerisinde ve SOSYO PSİKOLOJİK havayla gidildi....


 
İşte o günlerde devreye ABD'liler direk veya ÖZEL temsilcilerle girmeye başladılar..Amaç Sivas kongresinden MANDA kararı çıkartmaktı.Kongrenin yapılacağı günlerde, ABD istihbarat mensubu olduğu da zannedilen,GAZETECİ Louıs Edgar Browne Sivas'a hareket etti.Kongre bitene kadar Sivas'ta kaldı..

Ayrıca Mandacılık savunucusu Kara Vasıf bey,( Mustafa Kemal'in ileriki yıllardaki meşhur muhalifi), İsmail Fazıl Paşa,Bekir Sami,İsmail Hami İstanbul'dan Sivas'a geldiler..Bu kişilerin manda lehine yaptığı faliyet ve konuşmalar kayıt altındadır..

Refet Bele ve RAUF ORBAY'da onları desteklediler..KONGREYE HAKİM OLDULAR...


Hatta bu meselenin detaylarına girecek olan arkadaşlarımız orada,MANDACILIĞIN TEORİK tartışmalarını,ÇEŞİT ve BİÇİMLERİNİN tartışıldığına,İLGİNÇ FELSEFİK KONUŞMA metinlerine ulaşacaklardır..Müzakerelerin eğilimi, MANDACILIĞA doğru gidiyordu..

MANDACILIĞA KESİNLİKLE KARŞI OLAN, Mustafa Kemal ve arkadaşları kongre koridorlarında,karşıt kulisler yapsalarda,bu tartışmaları ÇIKIŞ YAPMADAN izliyorlardı..Taktik strateji ve İNCE SİYASET güdüp,manda sempatizanlarının İKNA yoluyla düşüncelerini değiştirmelerini istiyorlardı..

Karşıt görüştekileri gücendirmemeye gayret ediyorlardı...

*****

Bu meselede, Kazım Karabekir'in İstiklal HARBİMİZ eserinde de şöyle bahsediliyor.(Rauf Orbay açısından da not edilmeli..)

" Kendisi (Karabekir) Mustafa Kemal ve Rauf Bey'in tavırları,mecburiyet-i katiyye olmadıkça kesinlikle MANDAYA YANAŞILMAYACAĞI ve mecburiyetin MİLLİ SARFIMIZDAN sonra ( milli sarf kelimesi mühim) görülebileceği,ayrıca bu görüşün çok MAHREM KALACAĞI merkezindeydi.."

*****

Yine Mustafa Kemal'in Mandacılığa karşı çıkmasında,öncesinde mandaliterliğin ateşli savunucu BEKİR SAMİ'ye çektiği 2 telgraf belge olarak gösterilmektedir.

Bu arada kongre devam ederken,aniden süpriz bir gelişme meydana geldi.

Rauf bey,ABD mandasını açıkça istedikleri takdirde MEMLEKETİ SATACAKLARMIŞ havası doğacağını ayrıca,bu karar için meşru bir hükümet ve Meclis gerektiğini söyleyiverdi.Bunu üzerine BROWNE,azınlıkların Osmanlı aleyhindeki propagandaların,etkilerini gidermek için,ABD kongresinden memleketi inceleyecek bir heyet çağırtılmasını önerdi.

Kongrede herşey değişiverdi.

ABD mandası şeklinde seyir alan vaziyet,birdenbire,TARAFSIZ BİR DEVLET GÖZÜYLE DURUMU İNCELEMEK ÜZERE,ABD senatosundan HEYET ÇAĞIRILMA KARARI OLARAK NETLEŞTİ...

Rauf beyin yukarıdaki yaklaşımlarıyla AKAN SULAR duruverdi...

Bir çok resmi veya moda deyimiyle Gayri RESMİCİ ) denen tarihçilerin yazdıkları, Sivasta STRATEJİK TAKTİK ve kurnaz diplomasiyi göstermekte..

Bu arada 20 eylül'de Sivas'a gelen Harbord ve yanındaki 2 general Mustafa Kemal,Bekir Sami,Rauf Orbay ve Rüstem beylerle 3-4 saat görüşme yaptılar...


Bu görüşmeden sonra,Mustafa Kemal ,Kazım Karabekir'e telgraf çekerek görüşmeyi bildirdi...Telgrafta.. Sivas kongresinin 1.maddesine uymak üzere,(MONDROS SINIRLARI İÇİNDE BÖLÜNMEZ ÜLKE ve ULUS) bitaraf ve kuvvetli bir devletin yardımına ihtiyaç olduğunu ve memnunlukla generale iletildiği,bunun olumlu olarak karşılandığı belirtiliyor..

Ancak Harbord kendi yazdığı raporda "Osmanlı devletinin tercihen ABD mandası altında korunmak istendiğini " söylüyor..Fakat İngilizce'den tercümelerde "müzaharet",aslında öyle söylemek istemiştir şeklinde çevriliyor..

Nitekim ,Mustafa Kemal, bir daha bu meseleyle ilgilenmemiştir..Ağzına bile almamıştır..

Mustafa Kemal 24 Eylül 1919 tarihinde HARBORD'a verilmek üzere hazırlanan muhtırada aynen şu ifadeyi kullanmıştır...." KUDRETLİ VE BİTARAF BİR YABANCI MİLLETİN YARDIMININ ÇOK DEĞERLİ OLACAĞI "..

15 Ekim'deki ABD telsiz bülteninde ise " BÜTÜN DENEYİMLERİMİZDEN SONRA BİZE YARDIM EDEBİLECEK TEK ÜLKENİN ABD OLDUĞUNU BİLİYORUZ.." şeklinde, Mustafa Kemal'in söylemde bulunduğu belirtiliyordu....

Biraz dikkatsiz de olsa,Manda sözü TAKTİK gereği kullanılmıştır.İşin içerisinde TAKTİK olduğu,kongre boyunca KÜRSÜNÜN tamamen MANDACILARA teslim edilip,Browne ve Harbord'a olağanüstü önem verilmesi UZMAN TARİHÇİLERCE belirtilmektedir.

Hele Mustafa Kemal ve arkadaşları gibi, LAFINI PERVASIZCA esirgemeyenlerin,sadece gelişmeleri izlemesi,derin kulisler atmasına, tarihçiler dikkat çekmektedir..

İNCE DİPLOMASİ................

9 Eylül 1919 tarihli ABD kongresine bir de mektup verilmiştir.

Kazım Karabekir ve Gazi, MANDAYA karşı olmalarına rağmen O ZAMAN DİLİMİNDE,ABD dostluğuna ve yardımına büyük önem verildiği izlenimini vermişlerdir...

GÜDÜLEN STRATEJİK AMAÇ İSE ŞUYDU..................

Saray ve Hükümetini İngiltere desteklediğine göre bu hükümeti düşürmekte ve meşru bir hükümet kurabilmek için,ABD desteğinden yararlanmak.Damat Ferit hükümetinin düşürülmesi için yazılan,telgrafın bir örneğinin Harbord'a verilmesi anlamlıdır.Nitekim Eylül ayı sonunda,Deli Fuat Paşa'nın Damat Ferit'in düşürülmesini sağlayan girişimi,Browne'nin Sivastan getirdiği mektup üzerine olmuştur..


Yine bu meselede, çeşitli kaynakların yanısıra BOLŞEVİK DEVRİMİNİ yeni yapmış,ABD ve işgalcilerle yollarını ayırmış, Anadolu'daki vaziyeti takip eden,SOVYET'lerin bakış açısına da müracaat etmeyi düşündüm..

Türkiye'deki gelişmeleri anı anına izleyen ,Sovyetler ve Sovyet tarihçileri, ABD'nin Sivas kongresinde,istediği amaçlara ulaşamadığını açıkca anlatırlar.

Onlar da ,MANDACILAR tarafından verilen muhtıranın,3 gün süren tartışmalardan sonra kaldırıldığını notlarlar,.ABD mandasının kesinlikle kabul edilmediğini kayıt altına alarak,"Türk ulusal burjuvasinin,bağımsızlığın kazanılması için ülkede iyi bir temel bulunduğunu anladığını " belirtirler.

Kongre Avrupa,ABD ve diğer devletlere DİPLOMASİ GEREĞİ şu bildiriyi deklare etmiştir.."Ulusal hareketimizde düzeni bozacak hiç bir yan yoktur.Bu hareket,halkımızın olduğu gibi Avrupa ve ABD'nin isteklerine ve yüksek çıkarlarına uymaktadır.Kongre,genel güvenliği bozacak hiç bir olaya izin vermeyecek ve tam anlamıyla barışçıl politika güdecektir.."

Sovyet bakışına göre ANTİEMPERYALİST ulusal kurtuluş devriminin proğramı Sivas'ta hazırlanmıştır.

Nitekim alınan kararlar,Rus Kiron tarafından LENİN'e gönderilmiştir.Kısacası Rus belgeleri de ,Türk tarihçilerin yazdığını teyit etmektedir..Çünkü onlar da süreci ABD nedeniyle anı anına takip etmişlerdir..

İlerleyen dönemde Milli mücadeleye, Lenin ve Rusya çok büyük destekler vermişler,Stalin'e kadar da ilişkilerde bir sıkıntı yaşanmamıştır..

İşgal döneminde,İzmir körfezine savaş gemilerini dayayan,parçalayıcı politikalar yürüten WILSON ve ABD ile olan münasebetler fazla dostane sayılmaz...

Hülasa, anlatmaya çalıştığım bu mevzuda, çok daha detaylı bilgiler,yazılı kaynaklarda okuyanlarını beklemektedir..

Sivas kongresi,Ulusal egemenlik ve tam bağımsızlık kararının alındığı ve HARMAN edildiği bir yer olmuştur.

Son söz,ABD LOZAN'ı KABUL ETMEMİŞTİR..............


 
Geri