ABD mandacılığı ve Sivas kongresindeki tartışmalar
ABD MANDACILIK İŞİNE önce,BAŞKENT İSTANBUL'da SARAYLILAR nezdinde girişimlerde bulunarak başladı..Bu temasları İstanbul'daki ABD yüksek komiseri Bristol gerçekleştiriyordu..
Eski sadrazam Ahmet İzzet Paşa,Cevad Paşa,Mahmut Paşa,Esad Paşa,Ahmet Rıza bey ve bir dolu saraylılarla görüşüyordu..
Ayrıca işin içerisinde SUBAYLAR, yüksek memurlarlar ve hepsinden önemlisi ABD MANDASININ nimetlerini boyboy yazan gazeteler vardı.
MANDA moda ve FURYA halindeydi...
Çünkü ABD mandası kurtarıcıydı.
Çareydi..
Rauf ORBAY,Refet BELE,Ali Fuat CEBESOY,İsmet İnönü gibi kimselerde,bu fikre sempatiyle bakıyorlardı..Tabiki Halide Edip Adıvar herkesce biliniyor.( Sonrasında hepsi fikir değiştirdi )
İş bunlarla bitmiyordu .
İttihatçılar zamanında palazlanmış,bir takım Müslüman ve öncesinden Gayrimüslim BURJUVAZİ..O dönemde uluslararası sermayenin temsilcileri-aracıları SÖMÜRGE EGEMENLİĞİNİN ülkede hakim olmasınıni istiyorlardı..Hepsinin ayrı ayrı bağlı bulundukları,yabancı ülke sermayeleri vardı.
Vatanperver,toprağına bağlı olduklarından şüphe dahi edilemeyecek nitelikte olanlarda da, MANDACILIK işi salgın halindeydi..
Mandacılığı TOZ PEMBE göstermeye çalışan Cemiyet-i Akvam'cı ,Rauf Ahmet Bey " Wılson ilkeleri gereğince bir milletler cemiyeti kuruldu ve bu cemiyet ekonomik yardıma muhtaç halklar için bir vekalet sistemi kurdu.Bu manda sistemi,öteki devletlerin güvencesi altında,vekaleti üstlenen (mandater) devletin,bir başka devletin yönetimini ele alması ve ona yardım etmesidir"diyordu..
Yine Vahdet-i Milliye derneği başkanı Hamid bey,ülkenin kötü vaziyetlerinden bahsediyor ve " Eğer devletin bütünlüğünü korumak için başka hiç bir çare yoksa,o zaman mandayı kabul etmek daha iyidir.."şeklinde beyanlarda bulunuyordu.
Mandacılığın baş savunucularından, Bekir Sami bey Erzurum kongresi öncesi işgalcilerle savaşılırsa ülkenin bir kaç parçaya bölüneceğini iddia ederek," İki üç ilin içinde kalacak bağımsızlıktansa,mandaterlik tercih edilmelidir.Ulusumuz için verilebilecek en iyi karar belli bir süre için Amerikan mandasını istemektir.."iddialarında bulunuyordu..
Eski Osmanlı SADRAZAM'ı İzzet PAŞA'mın yüzüne,.Erzurum kongresinden evel gelen ABD'li temsilci aynen şunları söylüyordu..
" EĞER SİZ ERZURUM VE SİVAS KONGRESİNDE ABD MANDASINI TALEP ETTİRECEK OLURSANIZ ABD'DE OSMANLI MANDASINI KABUL EDECEKTİR.."..
Yine saraylılardan MAHMUT PAŞA,Le Bosphore gazetesine açıkca beyanat veriyordu.
(Kendisi barış görüşmeleri komisyonu üyesidir,sarayın has adamıdır.. )
Basın durmadan propaganda yapıyordu..
ABD yaptığı çalışmalardan emindi ve ANADOLU ve TRAKYA'da ,SİVAS kongresi öncesinde MÜTHİŞ şekilde PROPAGANDA FAALİYETLERİ yürütüyorlardı..Bu çalışmalar neticesinde ciddi bir TABAN yaptıklarını söyleyebiliriz..
Silahlı BAĞIMSIZLIK mücadelesi vermeye ne gerek vardı...
Sivas'ta MANDACILIK KABUL edilecek,DERTLER BİTECEKTİ..
ABD Sivas kongresinin sonuçlarına çok güveniyordu..
Eğer Mustafa Kemal,Sivas kongresinde ABD mandacılığı yönünde bir karar çıkartmazsa, İNGİLİZLER ve yabancıların faaliyetleri devam edecekti..
Bu arada kökleşmiş,oturmuş, vakur İNGİLİZ HİMAYECİLİĞİNDEN bahsetmeye gerek bile yok .O zaten BİRİNCİL GÜÇ..
İşte burada bir nefeslenip durum değerlendirmesi yapmak icab ediyor...
MUSTAFA KEMAL VE KAZIM KARABEKİR MANDACI DEĞİLDİR..Fakat onların karşısında MANDACILIĞI İSTEYEN GÜÇLÜ BİR KONSENSUS vardır..Mandacılar Erzurum kongresinde sonuca ulaşamamışlardır,fakat SİVAS'ta mutlaka sonuç alma kararlılığındadırlar...
Çöz, çözebilirsen..
Saraylısından,subayından,aydınından,basınından, yukarıda saydıklarımdan..
Hatta o vakitler halk arasında ŞÖHRETİ,POPÜLARİTESİ Gazi'den daha yüksek olan,itibarlı, malum sempatizanlardan..
Felaket koşulları..İşgal altındaki ülke.. Saraya çevrilmiş gemilerin top namlularının gösterdiği adres,mevcut koşullar ve hepsinden önemlisi BİTMİŞ ve TÜKENMİŞ bir halk..
Aslında ,bir çok manda savunucusu VATANSEVER'e kızılamıyor,zira onlar bazıları gibi kötü niyetli değildi..
Doğal olarak,ortada halen OSMANLI'nın EKMEĞİNİ YEMİŞ,o ülkenin okullarında okumuş insan gücü,savaştan yılmış toplum,ekonomisi bitik idare,İstanbul'da iyi kötü ayakta duran,bir Devlet ve meclis vardı..Otoritenin dirayetsizliği ve tavırsızlık kafaları daha da bulandırıyordu.
Mustafa Kemal'in ANKARA ZİRAAT mektebinde,SİVAS sonrasında bile,İngilizlerce Meclis-i Mebusanın basılmasına kadar çoğunluk desteğini bulamamasını,arkadaşlarının etrafında olmamasının hikayesini iyi bilmek gerekiyor.
Zira son umut kırıntıları tükenene kadar,çok farklı çözüm alternatifleri BAZILARINCA hep düşünülmüştür..
Herşeye rağmen ,onlar, daha sonra bu düşüncelerinin kefaretlerini kanlarıyla,mücadeleleriyle ödediler..
İşte SİVAS KONGRESİNE bu koşullar içerisinde ve SOSYO PSİKOLOJİK havayla gidildi....
ABD MANDACILIK İŞİNE önce,BAŞKENT İSTANBUL'da SARAYLILAR nezdinde girişimlerde bulunarak başladı..Bu temasları İstanbul'daki ABD yüksek komiseri Bristol gerçekleştiriyordu..
Eski sadrazam Ahmet İzzet Paşa,Cevad Paşa,Mahmut Paşa,Esad Paşa,Ahmet Rıza bey ve bir dolu saraylılarla görüşüyordu..
Ayrıca işin içerisinde SUBAYLAR, yüksek memurlarlar ve hepsinden önemlisi ABD MANDASININ nimetlerini boyboy yazan gazeteler vardı.
MANDA moda ve FURYA halindeydi...
Çünkü ABD mandası kurtarıcıydı.
Çareydi..
Rauf ORBAY,Refet BELE,Ali Fuat CEBESOY,İsmet İnönü gibi kimselerde,bu fikre sempatiyle bakıyorlardı..Tabiki Halide Edip Adıvar herkesce biliniyor.( Sonrasında hepsi fikir değiştirdi )
İş bunlarla bitmiyordu .
İttihatçılar zamanında palazlanmış,bir takım Müslüman ve öncesinden Gayrimüslim BURJUVAZİ..O dönemde uluslararası sermayenin temsilcileri-aracıları SÖMÜRGE EGEMENLİĞİNİN ülkede hakim olmasınıni istiyorlardı..Hepsinin ayrı ayrı bağlı bulundukları,yabancı ülke sermayeleri vardı.
Vatanperver,toprağına bağlı olduklarından şüphe dahi edilemeyecek nitelikte olanlarda da, MANDACILIK işi salgın halindeydi..
Mandacılığı TOZ PEMBE göstermeye çalışan Cemiyet-i Akvam'cı ,Rauf Ahmet Bey " Wılson ilkeleri gereğince bir milletler cemiyeti kuruldu ve bu cemiyet ekonomik yardıma muhtaç halklar için bir vekalet sistemi kurdu.Bu manda sistemi,öteki devletlerin güvencesi altında,vekaleti üstlenen (mandater) devletin,bir başka devletin yönetimini ele alması ve ona yardım etmesidir"diyordu..
Yine Vahdet-i Milliye derneği başkanı Hamid bey,ülkenin kötü vaziyetlerinden bahsediyor ve " Eğer devletin bütünlüğünü korumak için başka hiç bir çare yoksa,o zaman mandayı kabul etmek daha iyidir.."şeklinde beyanlarda bulunuyordu.
Mandacılığın baş savunucularından, Bekir Sami bey Erzurum kongresi öncesi işgalcilerle savaşılırsa ülkenin bir kaç parçaya bölüneceğini iddia ederek," İki üç ilin içinde kalacak bağımsızlıktansa,mandaterlik tercih edilmelidir.Ulusumuz için verilebilecek en iyi karar belli bir süre için Amerikan mandasını istemektir.."iddialarında bulunuyordu..
Eski Osmanlı SADRAZAM'ı İzzet PAŞA'mın yüzüne,.Erzurum kongresinden evel gelen ABD'li temsilci aynen şunları söylüyordu..
" EĞER SİZ ERZURUM VE SİVAS KONGRESİNDE ABD MANDASINI TALEP ETTİRECEK OLURSANIZ ABD'DE OSMANLI MANDASINI KABUL EDECEKTİR.."..
Yine saraylılardan MAHMUT PAŞA,Le Bosphore gazetesine açıkca beyanat veriyordu.
(Kendisi barış görüşmeleri komisyonu üyesidir,sarayın has adamıdır.. )
Basın durmadan propaganda yapıyordu..
ABD yaptığı çalışmalardan emindi ve ANADOLU ve TRAKYA'da ,SİVAS kongresi öncesinde MÜTHİŞ şekilde PROPAGANDA FAALİYETLERİ yürütüyorlardı..Bu çalışmalar neticesinde ciddi bir TABAN yaptıklarını söyleyebiliriz..
Silahlı BAĞIMSIZLIK mücadelesi vermeye ne gerek vardı...
Sivas'ta MANDACILIK KABUL edilecek,DERTLER BİTECEKTİ..
ABD Sivas kongresinin sonuçlarına çok güveniyordu..
Eğer Mustafa Kemal,Sivas kongresinde ABD mandacılığı yönünde bir karar çıkartmazsa, İNGİLİZLER ve yabancıların faaliyetleri devam edecekti..
Bu arada kökleşmiş,oturmuş, vakur İNGİLİZ HİMAYECİLİĞİNDEN bahsetmeye gerek bile yok .O zaten BİRİNCİL GÜÇ..
İşte burada bir nefeslenip durum değerlendirmesi yapmak icab ediyor...
MUSTAFA KEMAL VE KAZIM KARABEKİR MANDACI DEĞİLDİR..Fakat onların karşısında MANDACILIĞI İSTEYEN GÜÇLÜ BİR KONSENSUS vardır..Mandacılar Erzurum kongresinde sonuca ulaşamamışlardır,fakat SİVAS'ta mutlaka sonuç alma kararlılığındadırlar...
Çöz, çözebilirsen..
Saraylısından,subayından,aydınından,basınından, yukarıda saydıklarımdan..
Hatta o vakitler halk arasında ŞÖHRETİ,POPÜLARİTESİ Gazi'den daha yüksek olan,itibarlı, malum sempatizanlardan..
Felaket koşulları..İşgal altındaki ülke.. Saraya çevrilmiş gemilerin top namlularının gösterdiği adres,mevcut koşullar ve hepsinden önemlisi BİTMİŞ ve TÜKENMİŞ bir halk..
Aslında ,bir çok manda savunucusu VATANSEVER'e kızılamıyor,zira onlar bazıları gibi kötü niyetli değildi..
Doğal olarak,ortada halen OSMANLI'nın EKMEĞİNİ YEMİŞ,o ülkenin okullarında okumuş insan gücü,savaştan yılmış toplum,ekonomisi bitik idare,İstanbul'da iyi kötü ayakta duran,bir Devlet ve meclis vardı..Otoritenin dirayetsizliği ve tavırsızlık kafaları daha da bulandırıyordu.
Mustafa Kemal'in ANKARA ZİRAAT mektebinde,SİVAS sonrasında bile,İngilizlerce Meclis-i Mebusanın basılmasına kadar çoğunluk desteğini bulamamasını,arkadaşlarının etrafında olmamasının hikayesini iyi bilmek gerekiyor.
Zira son umut kırıntıları tükenene kadar,çok farklı çözüm alternatifleri BAZILARINCA hep düşünülmüştür..
Herşeye rağmen ,onlar, daha sonra bu düşüncelerinin kefaretlerini kanlarıyla,mücadeleleriyle ödediler..
İşte SİVAS KONGRESİNE bu koşullar içerisinde ve SOSYO PSİKOLOJİK havayla gidildi....