-
- Katılım
- Ekim 1, 2014
-
- Mesajlar
- 1,704
-
- Tepkime puanı
- 22
-
- Puanları
- 293
-
- Yaş
- 95
Geride bıraktığımız nisan ayı içerisinde, piyasada “Ortalık malı” şeklinde görünen kimi medyatik simalar, hükümetin PKK ile yeni bir “Çözüm Sürecine” hazırlandığını iddia ederken, bu iddia başta bizzat CB Erdoğan olmak üzere hükümet cephesinden sert karşılık görmüştü.
Çatışmaların şiddetlenerek sürdüğü bir ortamda yeni bir “Çözüm sürecinin” hazırlıklarının yapıldığında ısrar eden “Ortalık malı” kesimler, iddialarına Paris merkezli bir vekil ile alt yapısı hazırlandığı ileri sürülen “Süreç” konusunu gündemde tutma çabaları devam etti.
Yalanlanmasına karşın “Süreç” hazırlıklarının yapıldığı hususunda ısrarcı olanların ayrıca bunu “iç şartlar” bağlamında yaşanacak bir zorunluluk şeklinde tasvir etme yoluna gitmeleri, dolaylı olarak hükümet cephesinin PKK karşısında düştüğü acziyete vurgu yapmak istemelerinden kaynaklanmaktaydı.
Tecrübeler şunu göstermişti; “Ateş olmayan yerden duman çıkmaz” idi.
Bazı şeylerin döndüğü, bir takım manevraların sergilendiği hissi mevcuttu. Ancak öngörülen “yeni süreç” tam olarak neydi, kapsamını kimler çizmişti, neler hedefleniyordu, işte bu noktalar muamma gibi durmaktaydı.
Aslına bakılırsa yeni bir “Süreç” için kimi mahfillerden bir takım işaret fişeklerinin çakıldığı sır değildi;
1- Amerika’nın yavru örgüt PYD’ye lojistik/koruma kalkanı sağlarken, anaç örgüt PKK’yi hala “terörist örgüt” olarak gördüğünü her fırsatta vurgulaması.
2- İdeolojik tercihleri bir yana, her daima güçlü milliyetçi reflekslere sahip çok değişik siyasi akım ve fraksiyonların ilk kez PKK ile yaşanan çatışmalarda devlet/hükümet karşıtı ortak mevzilerde buluşmuş olmaları.
3- Nihayet ABD Ankara Büyükelçisi John Bass’ın PKK ile yaşanan şiddetli çatışmalar üzerine “Çatışmalara geri dönülmesine dayanak oluşturan sorunların çözümü, şiddette değil, siyasi ve meşru kurumlarda yürütülecek diyalog ve müzakerelerde yatmaktadır. Barış yanlısı olan herkesi gücünü bu yönde kullanmaya teşvik ediyoruz” şeklinde, özetle “masaya dönün şeklinde yaptığı açık çağrı.
Yeni “Süreç” yönündeki çabalar, her ne kadar puzzle bilmecesini andırır gibi görünse de aslında gizli değildi. Tümü de Washington kaynaklıydı ve Amerika’nın Suriye politikası ile doğrudan ilişkiliydi.
Çatışmaların şiddetlenerek sürdüğü bir ortamda yeni bir “Çözüm sürecinin” hazırlıklarının yapıldığında ısrar eden “Ortalık malı” kesimler, iddialarına Paris merkezli bir vekil ile alt yapısı hazırlandığı ileri sürülen “Süreç” konusunu gündemde tutma çabaları devam etti.
Yalanlanmasına karşın “Süreç” hazırlıklarının yapıldığı hususunda ısrarcı olanların ayrıca bunu “iç şartlar” bağlamında yaşanacak bir zorunluluk şeklinde tasvir etme yoluna gitmeleri, dolaylı olarak hükümet cephesinin PKK karşısında düştüğü acziyete vurgu yapmak istemelerinden kaynaklanmaktaydı.
Tecrübeler şunu göstermişti; “Ateş olmayan yerden duman çıkmaz” idi.
Bazı şeylerin döndüğü, bir takım manevraların sergilendiği hissi mevcuttu. Ancak öngörülen “yeni süreç” tam olarak neydi, kapsamını kimler çizmişti, neler hedefleniyordu, işte bu noktalar muamma gibi durmaktaydı.
Aslına bakılırsa yeni bir “Süreç” için kimi mahfillerden bir takım işaret fişeklerinin çakıldığı sır değildi;
1- Amerika’nın yavru örgüt PYD’ye lojistik/koruma kalkanı sağlarken, anaç örgüt PKK’yi hala “terörist örgüt” olarak gördüğünü her fırsatta vurgulaması.
2- İdeolojik tercihleri bir yana, her daima güçlü milliyetçi reflekslere sahip çok değişik siyasi akım ve fraksiyonların ilk kez PKK ile yaşanan çatışmalarda devlet/hükümet karşıtı ortak mevzilerde buluşmuş olmaları.
3- Nihayet ABD Ankara Büyükelçisi John Bass’ın PKK ile yaşanan şiddetli çatışmalar üzerine “Çatışmalara geri dönülmesine dayanak oluşturan sorunların çözümü, şiddette değil, siyasi ve meşru kurumlarda yürütülecek diyalog ve müzakerelerde yatmaktadır. Barış yanlısı olan herkesi gücünü bu yönde kullanmaya teşvik ediyoruz” şeklinde, özetle “masaya dönün şeklinde yaptığı açık çağrı.
Yeni “Süreç” yönündeki çabalar, her ne kadar puzzle bilmecesini andırır gibi görünse de aslında gizli değildi. Tümü de Washington kaynaklıydı ve Amerika’nın Suriye politikası ile doğrudan ilişkiliydi.