A-Müzik Terimleri

  • Kullanıcı DenizZ
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Müzik Dünyası Hakkında Bilgiler
Konu sahibi son olarak 3023 gün önce görüldü
Eş Seslilik, temel olarak akorlara dayanan müzik dokusu. Görece bağımsız melodilerin birleşmesinden oluşan çoksesliliğin karşıtıdır. Partiler arasındaki ritmik farklılaşmanın fazla olmadığı eşseslilikte partilerden biri, genellikle de en tiz olanı ağır basar. Buna karşılık çokseslilikteki ritmik farklılık, melodilerin bağımsızlığını pekiştirir.


Ama eşsesliliğin mutlaka kontrpuanı bastırması gerekmez. Beethoven’ın Yedinci Senfoni’sindeki “Allegretto”, ritim açısından özdeş, farklı iki melodiyi birleştirmesiyle, özünde eşritimli olan kontrpuanın yetkin bir örneğidir. Bu nitelikte eşseslilik gösteren erken türlerden biri de 13. yüzyıl conducıus’udur.

15. yüzyılda kaynağını halktan alan dindışı İtalyan besteleri (örn. frottola), çoğunlukla eşsesli olarak tasarlarımıştı; 16. yüzyılda Andrea ve Giovanni Gabrieli’nin birçok parçası da böyleydi. Buna karşılık, Batı müziğinde eşseslilik ancak 17. yüzyıldan sonra Arcangelo Corelli, Claudio Monteverdi, Giacomo Carissimi gibi ıtalyan ve Johann Hermann Schein gibi Alman bestecilerle ağırlık kazandı. Ayrıca bak. çokseslilik.
 
Eşritim, müzikte, 14. yüzyıl Fransız çoksesliliğinin düzen ilkesi. Belirleyici özelliği, bir parçada başlangıç bölümündeki melodik özelliklerin (color) çeşitlilik göstermesine karşın, ritmik dokunun (talea) bütün kompozisyona yayılmasıydı.

Müzikte Eşritim

Eşritim terimini ilk kez 1900 dolaylarında, Alman müzikolog F. Ludwig kullanmıştır.

Eşritim, ortaçağ çoksesliliğinin büyük bölümüne yön veren ritmik modların (değişmeyen üç vuruşlu ritim kalıpları) doğal bir gelişimidir. İlk olarak 13. yüzyıl motetlerinde, özellikle cantus firmus ya da tenor partide, kimi zaman da öbür seslerde görüldü. Her türlü modal sınırları bir yana bırakan 14. yüzyılın eşritimli motetinin 13. yüzyıldaki ilk örneklerinde yer alan danslarla bir arada kullanılma zorunluluğuna uymaması ve belli ritmik kalıpların sistemli biçimde uygulanmasına dayanması, ona kesin bir yapısal üstünlük sağladı. Eşritirnli motetin ilk büyük ustası Guillaume de Machaut (y. 1300-77) olmakla birlikte, eşritim örneklerine 15. yüzyılda yaşayan Burgonyalı besteci Guillaume Dufay’ın (y. 1400-74) erken dönem yapıtlarında da rastlanıyordu. çözümsel bir kavram olarak eşritim, ortaçağ Avrupa’sıyla hiç ilişkisi bulunmayan müzik uygulamalarının incelenmesi açısından da yararlıdır. Bazı Kuzey Amerika Yerli topluluklarında görülen peyote kült şarkıları buna örnektir.
 
Ses veren her cisim titreşir. Zaten ses de bu titreşimler sonucu meydana gelir. Bir zil çaldığı vakit, bir çubukla herhangi bir ****le vurduğumuz zaman titreşimler olur. Başka türlü söyleyecek olursak,bir zilin çalması, bir kolun ****l çanağa vurması sonucu ****l çanağın titreşimler yapmasıdır. Titreşen ****l, çevredeki havayı ileri-geri iter. İtilen hava,daha öndeki havaya aynı şeyi uygular. Böylece, ****l çanağın titreşimleri hava ortamında kulağımıza kadar ulaşır.

Bir sesin perdesi, ortam havanın ne kadar çabuk titreştiğini belirler. Saniyedeki titreşim sayısı "frekans" diye tanımlanır. Bu durumda, bir sesin yüksekliği, o sesin dalgasının frekansına bağlıdır. Frekansları belirtilmiş olan seslere "nota" denir. Bir sesin titreşim frekansı alçak olduğu oranda, nota da alçaktır. Frekansı yüksekse nota da yüksek olur. İnsan kulağı bazı sesleri işitemez. Çünkü bunların notaları insan kulağının alamayacağı kadar alçak, bazıları da fazlasıyla yüksektir.

Her cismin tabii bir frekansı vardır. Yani bir cismin serbestçe titreşmesine meydan verilirse, saniyede belirli sayıda titreşim yapar. Bu titreşim her saniye için aynıdır. Bir cisme düzgün aralıklarla kuvvet uygulanarak, hemen her tarzda titreşmesini sağlayabiliriz. Buna "zorlu titreşim" adı verilir. Ancak burada titreşimlerin genliği (şiddeti) küçük olur.

Uygulanan kuvvetin frekansı cismin tabii frekansına eşit olduğu vakit,titreşimin büyüklüğünün çok yüksek oranda artması "rezonans" diye tanımlanır. Sözgelimi bir asma köprüyü ele alalım. Bu köprü, büyüklüğü, yapı yöntemi, yapımında kullanılan malzeme gibi faktörlerle bağlı olarak tabii bir frekansa sahiptir. Dolayısıyla, kalabalık bir askeri birlik böyle bir köprüden geçerken "serbest adım" komutu verilir. Aksi taktirde,düzenli, sert askeri yürüyüş adımlarının, köprünün tabii frekansına eşit olması ve tehlikeli ölçüde bir titreşim doğması ihtimali vardır. Gene bunun gibi, şiddetli rüzgarlar bir asma köprünün tabii frekansına eşit bir düzende çarptıkları zaman, köprünün parçalanması tehlikesi sözkonusudur. Çok tınlayan, sese karşı duyarlı yapıda şarap bardaklarının, yüksek notalarda şarkıların etkisiyle parçalandıkları bilinir.

Müzik aletleri,her gerilmiş telin,her ses borusunun,özel, kendine has tabii bir titreşim frekansına sahip olması ilkesinden yararlanarak yapılır. Bunlarda her gerilmiş tel, her ses borusu harekete getirildiği vakit, çevresindeki havaya kendi frekansında titreşimler yapar.

Kısaca "ardarda gelen titreşim hareketlerinin birbirini etkilemesi olayı" diye tanımlayabileceğimiz rezonans,görüldüğü gibi ses ve müzik bakımından büyük bir önem taşımaktadır.​
 
Aksak ölçüler, ikişerli ve üçerli zamanların birleşiminden meydana gelirler.

Halk musikisinde en çok kullanılan Aksak ölçü şekilleri:

5/8, 7/8, 8/8, 9/8, 10/8, 12/8′lik

Daha ağır hareketli parçalarda sekizlik nota biriminin yerini dörtlük, bazen de ikilik birim alır.

Karadeniz bölgesinin çabuk hareketli havalarında ise 7/16'lık aksak ölçüler şekli kullanılır.

Aksak ölçülerin tertipleri rakamlarla söyle gösterilebilir:
5/8'lik=2+3;
7/8'lik=2+2+3;
8/8'lik=3+2+3;
9/8'Iik=2+2+2+3;
10/8'lik=3+2+2+3;
12/8'lik=2+3+2+2+3.​
 
A CAPELLA (İtal.): Çalgı eşliği olmayan koro.

ACCELERANDO (İtal.): Hızlanarak.

ADAGİO (İtal.): Yavaş tempo.

ADAGIETTO (İtal.): (1) “adagio” tempoda kısa parça. (2) “adagio”dan az daha hızlı tempo

AFFETTUOSO (İtal.): Taşkın bir duyguyla.

AGİLE (İtal.): Çabuk, çevik.

AGİTATO (İtal.): Hızlı, sarsıntılı, heyecanlı.

AKOR (Fran. Accord / İng. Chord): aynı anda tınlamak üzere “dikey” olarak yazılmış ikiden fazla ses. Aynı terim, çalgıların, ses yüksekliklerinin birbiriyle uyuşması amacıyla (La=440) titreşimini tutacak şekilde düzenlenmesi için kullanılır.

AKORDİYON: hava etkisiyle ses veren, körüklü ve klavyeli çalgı. Çoğunlukla dans orkestralarında kullanılır.

AKUSTİK (Fran. Acoustique/ İng. Acoustic): Sesle, sesin doğumu özellikleri, ulaşımı ve alımı ile uğraşan fizik bilimi kolu.

ALLA MARCİA (İtal.): Marş temposunda, marş gibi.

ALLA TURCA (İtal.): Türk müziği benzerinde.

ALLEGRETTO (İtal.): “Allegro”dan daha yavaş tempo.

ALLEGRO (İtal.): Önceleri yalnız “mutlu” ve “sevinçli” anlamlarına gelirdi. Günümüzde hızlı tempoyu anlatmak için kullanılır.

ALLEMANDE: Almanya’da doğan, 1550 yıllarında Fransa’ya geçen, ağırca tempoda tören dansı. Bu dansın karakteri 18. yüzyılda sanat müziğinde süitin bölümlerinden biri olmuş, başlangıçtaki özellikleriyle bağlılığı azalmıştır.

ALTO (İtal.): Kadın ve çocuk seslerinin en pes olanı. Terim aynı alandaki erkek sesleri içinde kullanıldığı gibi, fransızcada “viyola” karşılığı olarak ta kullanılır. Alto anahtarı portenin üçüncü çizgisine konan “do” anahtarıdır.

AMABİLE (İtal.): Sevimli, okşayıcı.

ANDANTE (İtal.): “Yörük” anlamına gelir. Orta yavaşlıkta tempo.

ANDANTİNO (İtal.) “andante”den daha hızlı.

ANİMATO (İtal.): Canlı.

APASSIONATA (İtal.): Tutkulu bir duyguyla.

ARİETTA (İtal.): Kısa ve küçük arya.

ARMONİ (Fran. Harmonie) Akorların kuruluşu, türleri, çevrilmesi, bağlanması, yürüyüşü ve melodi ilintileriyle uğraşan bilgi kolu.

ARPEGGİONE: Gitar ve viyolonsel arasında, yaylı ve telli bir çalgı. 1823 yılında Viyana’da G. Staufer yapmıştır. Schubert bu çalgı için aynı adla bilinen sonatını yazmıştır.

ARPEJ (Fran. Arpege / İtal. Arpegio): İtalyanca “arpeggiare” kelimesinden , arp çalmak anlamına. Süslemelerin notalanışında, bir akorun yanıbaşına konan dikey ve kıvrımlı çizgi, akor seslerinin birlikte değil de, birbiri arkasından çalınması gerekeceğini gösterir.

ARYA (İtal. “Aria” / Fransızca ve İngilizce’de “Air”): Bir tür şarkı. İnsan sesi için beste. Operalarda genellikle başvurulan biçim. “Aria da capo” birinci bölümü ikinciden sonra yeniden söylemek arya biçimi. “Aria concertante – konser aryası”, “Aria d’abilit – şarkıcının teknik gösterisine uygun arya”, “Aria di chiesa – kilise aryası”.

ASSAİ (İtal.): Çok. (allegro assai: Çok hızlı. Largo assai: Çok yavaş gibi).

A TEMPO (İtal.): İcrada tempo değişmesinden sonra, yeniden önceki tempoya dönüş.

A TONALİTE (Fran.): Tonalite dışı. Majör, minör, yada başka modal dizilerle ilgisizliği anlatan terim. Bu türlü müziğin başlıca siması sonradan tonalite dışı yazıyı kurallaştıran, Avusturyalı besteci Arnold Schönberg’dir.​
 
BALALAYKA: Rus halkının ulusal çalgılarından. Üçgen biçimli, uzun boyunlu ve üç telli.

BALLAD (Fran. “ballade” / İtal. “balata”): 12. yy.’da Güney İtalya halkının söylediği kısa dans şarkısı. Daha sonra, ballad, dans ile bağlılığını kaybetmiş, romantik yüzyılda Chopin, Liszt, Brahms gibi besteciler piyano için ballad’lar yazmışlardır. Bugün bu terim özellikle halk müziğinde, aşk şarkıları için kullanılır.

BAGATELLE (Fran.): Kelime anlamı “boş, önemsiz”. Hafif, kısa piyano parçası anlamına gelir. Başka çalgılar içinde “bagatelle” yazmış besteciler vardır.

BANÇO (banjo): Çoğunlukla Amerikan gezginci halk şarkıcılarının kullandığı beş, yada daha çok telli çalgı. İlk caz orkestralarında gitar yerine kullanılırdı.

BANDO (İtal.): Nefes ve vurmalı çalgılardan kurulan, çoğunlukla törenlerde kullanılan çalgı topluluğu. Bandolar, genel olarak askeri marş çalarlar. Bugün ya bu türlü topluluklar için doğrudan doğruya yazılmış, yada düzenlenmiş, senfonik müzik çalan bandolar vardır.

BARCAROLLE (Fran.) Sandal şarkısı. Genellikle Venedik gondolcularının söyledikleri hafif ve durgun parça.

BARİTON: Orta kalınlıkta erkek sesi.

BAROK (Fran.,İng.”Baroque”): Müzik alanında Barok çağı 1550 yıllarında başlamış, 1600’den sonra yayılmış, çağın öbür sanatlarındaki renk ve süsleme gösterişi, İtalyan madrigalinin kromatik armonisinde, Venedikli bestecilerin birden çok koro için yazdıkları yapıtlarda belirmiştir. Barok eğilimlerine uygun müzik yazmış besteciler arasında Gabrieli’ler, Schütz, Buxtehude, bir sınıra kadar Bach, Haendel, Rameau ve Lully gösterilebilir.

BAS, BASSO: En kalın erkek sesi.

BASSO CONTİNUO: Sürekli bas. 16. yy. sonlarında klavsenci veya orgçuların çok ses müziğine eşlik etmelerini kolaylaştırmak amacıyla geliştirilmiş kural.

BEL CANTO (İtal.) Güzel şarkı, güzel söyleyiş anlamına gelir. İtalyan operasının ses gösterisine ve hançere cambazlığına dayanan söyleme üslubu.

BEMOL: Bir notayı yarım aralık pesleştiren işaret.

BERCEUSE (Fran.): Ninni.

BİS (Fran.): Konserde halkın icracıdan ek parça çalmasını istemek için kullandığı kelime. Yerine “ encore” kelimesi de kullanılır “yine” anlamına gelir. Notada “bis” yazısı, bir bölümün bir kere daha çalınacağını gösterir.

BOLERO: Bir çeşit İspanyol dansı. Üç vuruşludur, kastanyet eşliğinde oynanır. Bu dansa sanat müziğinde de rastlanmaktadır. En ünlü Bolero, Ravel’in yazdığı aynı adlı orkestra yapıtıdır.

BOURREE (Fran.): Fransa’nın Auvergne bölgesinden doğma şen bir dans. Dört zamanlıdır. Barok süitlerinde kullanılmıştır.

BUFFO (İtal.): Güldürücü. Operalarda güldürücü rollere çıkan şarkıcı.

BURLESCA (İtal.): Güldürücü alaycı karakterli bestelere verilen ad. Bach’ın “la minör” klavsen partitasında bu adın ilk kullanılışından birine rastlanılır.​
 
CACOPHONİE (Fran.): Kakışma. Geleneksel armoni kurallarına göre uyumsuz sayılan nota bileşimi.

CADENZA (İtal.): (kadans. Fran: Cadence. Alm: Kadenz) Latince “düşmek” anlamına gelen “cadere” sözcüğünden. (1) Melodi ve armonide, bir dinlenme noktasına varış. (2) Yorumda, düşüş noktasına, parçanın ana tonalitesine varırken çalınan yada söylenen süslü, gösterişli geçit; genellikle konçertolarda rastlanır.

CAMERA (İtal.): “Oda” anlamına gelir. “sonata da camera”, yada “concerto da camera”, dindışı niteliği olan çalgı müziklerini anlatmak için kullanılan terimlerdir. “sonata da camera”, dürlü dansların art arda dizilmesi bakımından süite benzer.

CANTABİLE (İtal.): Şarkı söyler gibi.

CANTO (İtal.): Şarkı.

CANZONE (İtal.): (1) Halk şarkısı. (2) Çok sesli şarkı. (3) Yazı bakımından madrigali andıran; iki yada üç sesli çalgı müziği parçası. Canzonetta: Kısa “ Canzone”.

CAPELLA (İtal.): Bir müzik parçasını seslendiren türlü çalgılardan kurulu topluluk.

CAPRİCCİO (İtal.): Başlangıçta fuga yazısına dayanan bir türlü çalgı müziğini tanıtması bakımından “ricercar” ve “fantasia” ile aynı anlama gelirdi. Bugün beklenmedik etkiler taşıyan “kaprisli” besteler için kullanılmaktadır.

CAVATİNA (İtal.): Daha arık, daha gösterişsiz bir arya türü.

CELESTA: Mekanizması piyanoyu andıran klavyeli küçük çalgı. Alanı orta”da” dan yukarı dört oktavdır.

CHACONNE (Fran. İtalyancası Ciacona): İspanyol kaynaklı olduğu sanılan bir dans. Aslında 4/4 ölçüdedir. Sanat müziğinde kullanılışı, pes alanda tekrarlanan ¾ ölçüdeki motif üzerine çeşitlemelere dayanır. Passacaglia’ya benzer.

CODA (İtal.): “kuyruk” anlamındadır. Bir bestenin sonuna konan bitiş bölümü.

COURANTE (Fran. İtalyancası Corrente): 16. yy.’da ortaya çıkmış, hızlı tempoda, üçlü zaman ölçüsünde Fransız dansı.

CREDO (İtal.): Dua.

CRESCENDO: Sesi gitgide yükselterek.

ÇALGILAMA (fran. İngilizcesi: Instrumentation): Çalgıların tını nitelikleri, ses sınırları, birbirleriyle birleştiklerinde, ne türlü sonuçların ortaya çıkabileceği konusundaki bilgilerin tümü.

ÇEŞİTLEME (Fran. Variation): Bir temanın, bir konunun, bir düşünün değişikliklerle tekrarlanması. Değişim, ritm, armoni ve melodide, çoğu kere konunun her bir tekrarında bunlardan yalnız birinde yapılır.​
 
DECRESCENDO (İtal.): Gitgide hafifleyerek ve ses yoğunluğunu düşürerek.

DİAPASON (Diyapazon): Yunanca’da sekizinci aralık anlamına gelir. Fransızca’da, ses uyulmamasında kullanılan ve “LA” sesini veren aracın adı.

DİSSONANCE (Fran.) Bak. CACOPHONİE…

DİVİRTİMENTO (İtal. Fransızca divertissement: (1) Operada danslar bölümü. (2) Çalgı müziğinde, danslar dizisi. 18. yy.’da süit’den çıkma bir biçim.

DİYEZ (Fran.Diése, İng.Sharp, Alm.Kreuz) Bir notayı yarım aralık tizleştiren işaret.

DOLCE (İtal.): Tatlı ve yumuşak.

DOLENDO (İtal.): Üzüntülü.

DÖNEMSEL BİÇİM (fran. Forme cyclique): Sonat biçiminde yazılmış yapıtlarda, ilk bölümde sunulan konuların, sonraki bölümlerde de kullanılması. Örnek: César Franck’ın “re minör” senfonisi.

DRAMMA DER MUSİCA (İtal.): müzikli oyun. Opera.

DUET, DUO: İki ses için müzik.

DÜZENLEME (Fran. Arrangement, Transcription): Bir ortam için yazılmış bir yapıtı bir başka ortama aktarmak. Örnek: Schubert’in şarkılarını Liszt’in piyano için düzenlemesi… Bach’ın org yapıtlarını, Stoskovski’nin orkestra için düzenlemesi.
 
ENSEMBLE (Fran.) Beraberlik, topluluk.

EŞLİK (Fran. Accompagnement): İnsan sesi yada tek çalgı için yazılmış yapıtlarda, başlıca ses yada seslere yardımcı durumda olan çalgı bölümü.

ETUDE (Fran.): Çalışma yada terim parçası. Bu amaçla yazılmış pek çok parça, anlatımla ilgili bağımsızlıkları yönünden, başlı başına birer sanat yapıtı değeri taşımaktadır. Örnek: Chopin veya Debussy’nin piyano “étude”leri.​
 
FALSETTO (İtal.): Erkek seslerinin normal alan dışında tiz, kadın sesine benzer sesler çıkarmak amacıyla başvurdukları yöntem.

FANDANGO (İsp.): üç zamanlı, canlı, gitar ve kastanyet eşliğiyle oynanan İspanyol dansı.

FANFAR (Fran. Fanfare): Maden çalgıların çaldığı, genellikle şenliklerde ve törenlerde ilgi çekmek için kullanılan müzik.

FANTAİSİE (Fran. İtalyanca:fantasia. Almacahantasiestück. İngilizce:Fancy): Bağımsız biçimli parça. Başlangıçtaki anlamına göre, bölüm benzetmelerinin “imitation” ların önce metot kurallarına uygun olarak, sonraları kontrapunta yazısında daha büyük özgürlükle yapıldığı parçalar. 18. yy’a kadar yazılmış “fantasie”ler, Bach’da en kesin ilkelerini bulan fuga yazısını hazırlanmıştır.

FRANDOLE (Fran.): Fransız halk dansı. Jig’e benzer.

FİNALE (İtal.): Konçerto, senfoni, opera gibi uzun, yada çok bölümlü bir bestenin son bölümü.

FOLİA: Eski Portekiz dansı.

FORLANA: Jig’e benzer İtalyan dansı.

FORTE (İtal.): Güçlü.

FUGA (Lat. Fransızca: Fugue): Kontrapunta yazısı biçimlerinden biri. Tema (yada, başka bir deyişle konu) bir seste sunulur ve sonra öbür seste birbiri ardından benzetiş yoluyla konuyu izler. “Fuga” sözcüğü Latince’de “kaçmak” anlamına gelir. Nitekim Fuga’da seslerin birbiri ardına sıralanması kovalamayı andırmaktadır.

FENEBRE (İtal.): Yaslı. Marcia funebre: Cenaze Marşı.

FUOCO, CON (İtal.): Ateşli.

FURİANT: Çabuk tempoda bir Bohemya dansı.

FURİOSO (İtal.): Öfkeli.​
 
GAVOTTE (Fran.): Fransa’da 18.yy.’dan sonra yaygınlaşan oynak bir dans türü.

GİOCOSO (İtal.): Sevinçli, şen.

GİUSTO (İtal.): Tam. Doğru. Allegro guisto: Aşırılığa kaçmayan, kesin vuruşlu hızlı tempo.

GLİSSANDO (İtal.): Kaydırma, piyanoda parmağı tuşların üstünden hızla geçirme. Yaylı çalgılarda telin üstünde kaydırma.

GLOCKENSPİEL: Büyüklerine göre, tınıları belirli çelik parçacıklara tokmakla vurularak çalınan, ses boyutları beş oktava dek ulaşan çalgı.

GRANDİOSO (İtal.): Büyük, ihtişamlı.

GRAVE (İtal.): Çok yavaş tempo.

GRAZİOSO (İtal.): Sevimli yada ince duygulu.​
 
HABANERA (isp.): İspanya’da yaygın Küba kaynaklı dans. Küba’ya Afrika’dan gelmiştir. İki vuruşludur. Ritm özelliği, birinci vuruşun noktalı oluşudur.

HARMONİCA: Ağız mızıkası. Ağız orgu. Sesi, üflenince titreyen maden kamışlarla çıkar.

HARMONİUM: Kamışlı org. 1810 yılında Fransız Grélé bulmuş. 1842 yılında Fransız Deboin geliştirmiştir. Piyanoya benzer. Kullanışlı ve sesi orgu andırır.​
 
IMPROMTU (Fran.): Doğaçtan yorum anlamına gelmekle birlikte 19. yy’da gelişmiş şarkı (Lied) biçiminde yazılmış parçalar için kullanılmıştır.

IMPROVISATION (Fran.): Doğaçtan yorum yada söyleyiş. Müziği hazırlıksız olarak içe doğduğu gibi, hem yaratma hemde yorumlama sanatı.

INTERLUDE (Fran.): Bir yapıtın ana bölümleri arasında yorumlanan ğparça.

INTERMEZZO (İtal.): (1) Başlangıçtaki anlamına göre, bir oyunun perdeleri arasında dekor değişmesine ve oyuncuların hazırlanmasına fırsat vermek için sunulan müzikli kısa oyun. Intermezzo’lar sonraları opera perdeleri arasında da oynanmıştır. (2) Operalarda ara müziği​
 
KAMMERMUSİK (Alm.): Oda müziği.

KANON (Fran. Canon) Çok ses yazısı türlerinden. Ses girişleri, dizinin türlü katlarında tekrarlama yoluyla birbirini izler.

KANTAT (İtal. Cantata): Başlangıçtaki anlamına göre söylemek, “teganni” edilmek için yazılmış parça. Bugünkü anlamına göre, operada olduğu gibi, metni bir olayı bir konuyu anlatan, fakat sahnede oynamak için hazırlanmamış, bir yada birkaç solo şarkıcı ve orkestra (ve bazı kere de koro) için yazılmış yapıt.

KAPELLEMEİSTER (Alm.): (1) Orkestra yöneticisi. (2) Kilise müziği yöneticisi.

KASSATİON (Alm.): 18. yy’da süitin türlerinden.

KASTANYET: İspanya ve Güney İtalya’da halk müziğinden yayılan kestaneye benzeyen, birbirine bağlı iki tahta parçası. Bolero, fondago ve tarello gibi halk danslarında süsleyici bir ritm unsuru olarak çalınır.

KOLORATURA (İtal.): Çalgılarda ver insan sesinde süslü geçitler. Terim genellikle, bu türlü geçitleri ustalıkla söyleyebilen lirik sopranolar için kullanılır.

KONÇERTO (İtal.): Genellikle tek, bazen de birden çok çalgı için, orkestra eşliğiyle yazılmış beste. Concerto grosso: Küçük bir çalgı grubunun (concertino), orkestranın geri kalan çalgılarıyla (ripieno) karşıt durumda olduğu yapıt.

KONSERVATUVAR (Fran.): Müzik öğrenimi için kurulmuş büyük okullar. İlk konservatuvar Napoli’deki San Maria di Loreto’dur.

KONTRALTO (İtal.): En pes kadın sesi.

KONTRAPUNTA (İtal.): Birden çok sesi birleştirme kurallarının tümü. Armoniyle yakından ilgilidir.

KONZERTMEİSTER (Alm.): Senfoni yada opera orkestrasında baş kemancı. Yalnız kemanlardan ve öbür yaylı çalgılardan değil, yöneticiden sonra bütün orkestranın çalışma beraberliğinden sorumlu kişi.

KUARTET (Fran.): Dört çalgı yada dört ses için müzik. Dört çalgılık, yada dört seslik topluluk. En yaygın dörtlü çalgılaması, iki keman viyola ve viyolonselden kurulan topluluktur ve bu ortam için sayısız yapıy verilmiştir.

KUİNTET, KENTET (Fran.): Beş çalgı, yada beş ses için müzik. Beş çalgılık yada beş seslik topluluk.​
 
LAENDLER: Kaynağı Avusturya olan ¾ ölçülü dans. Valsin doğumuna yol açmış viyana klasikleri bu dansı bazı yapıtlarında kullanmışlardır.

LARGAMENTE, LARGO (İtal.): Geniş anlamında. Çok yavaş tempo.

LARGHETTO (İtal.): “Largo”dan az daha hızlı.

LEGGİERO (İtal.): Hafif.

LEİTMOTİV (Alm.): Kişilerin yada olayların tanıtılması için kullanılan, melodik, ritmik yada armonik kimliği olan cümle bölümleri. Genellikle operada kullanılır. Wagner’in operalarında “Leitmotiv”lerin özel bir önemi vardır.

LENTO (İtal.): Yavaş.

LİBRETTO (İtal.): “Küçük kitap” anlamına gelir. Opera metni, opera oyunu.

LOURE (Fran.): 18. yy. süitlerinde rastlanan bir tür halk dansı.​
 
MAESTOSO (İtal.): Görkemli.

MALAGUENA: Malaga kaynaklı, Endülüs’te yayılmış İspanyol halk dansı.

MEİSTERSİNGER (Alm.): 14. 15. ve 16. yy’larda Almanya’da birlikler ve loncalar kurmuş ozan ve şarkıcılara verilen ad.

MELODİ: Ritm öğesinden yararlanarak, bir biçim için art arda çizilmiş notalar.

MELODRAM: Müzikle birlikte, melodisiz olarak, düz okuma durumda söylenen dram. Müzik eşliğiyle bir anlatıcı için hazırlanmış yapıtların türüne verilen ad.

MENUETTO (İtal.): 17. yy’da ortaya çıkmış. Fransa kaynaklı, üç zamanlı saray dansı. Adı “küçük” anlamına gelen menu sözcüğünden türemiştir. Ufak adımlarla oynanması bu adı gerektirmiştir.müziği önce süitlerde yer almış, sonra sonat biçiminin bölümlerinden biri olmuş, yerini scherzo’ya bırakıncaya kadar kullanılmıştır.

METRONOM: Müzikte zaman ölçen, bir parçanın tempo hızını belirten araç. Prensibini 1596’da Paris’te Etienne Loulie bulmuş, 1816’da Johann Nepomuk Maelzel ilk metronom fabrikasını kurmuştur.

MİSSA (Fran.): Katolik kilisesi tören müziği. Başlıca bölümleri “Kyrie”, “Gloria”, “Sanctus” ve “Benedictus”, “Agnus Dei”. Her bir parçanın iç biçimini sözler düzenler. “Missa” büyük biçim olarak süiti andırır.

MODULATİON (Fran.): Bir tonaliteden öbürüne geçme. Modülasyon.

MONODRAM: Tek şarkıcı için opera.

MOTİF: Bir yapıtın kuruluşunun ana öğelerinden biri olarak kullanılan ve bir müzik fikrinin kaynağı olan parça.​
 
NOCTURNE, NOTTURNO (fran, İtal.): “Gece Müziği” anlamında kullanılır. İlk terim olarak durgun, düşünceli, ve duygulu piyano parçalarını anlatmak için John Field tarafından kullanılmıştır. Bu türde en olumlu, en ünlü parçaları Chopin yazmıştır.

NONET: Dokuz çalgı için yapıt. Dokuz çalgıdan kurulmuş topluluk.

NOTA: Müzik yazısı. Sesleri gösteren işaretler.​
 
OKTAV (İng.) Sekiz sesli aralık.

OKTET (Fran.): Sekiz çalgılı topluluk. Sekiz çalgı yada sekiz üyeli topluluk için yazılmış yapıt.

ONİKİ NOTA MÜZİĞİ: Yarım ses aralıklı kromatik dizideki oniki notanın besteci tarafından bağımsızca seçilip sıralanışı ile ortaya çıkan diziye dayanan müzik.

Oniki nota dizisi prensibini bir tonal düzen yerine, yeni bir düzen kurma amacıyla Avusturyalı besteci Arnold Schoenberg hazırlamıştır.

OPUS (Lat.): “Yapıt” anlamında kullanılır. Bazı besteciler yapıtlarının bestelenmiş yada yayınlanmış sırasını belirtmek için Op. Kısaltmasını ve yapıtın sıra numarasını kullanırlar.​
 
PARTİSYON (Fran.): Çalgı yada ses bölümlerinin birlikte okunmasını sağlamak amacıyla birbiri üstüne sıralanış notası.

PARTİTA (İtal.): 17. yy’da art arda çalınan dans parçaları dizisi. Bach, terimi iki anlamda kullanmıştır. (1) süit karşılığı, (2) org “chorale”leri üzerine çeşitlemeler.

PASSACAGLİA (İtal.) : İspanyolca “sokak şarkısı” anlamına gelen “passagallo” sözcüğünden 17. ve 18. yy. süitlerinde rastlanan, orta yavaşlıkta, üç zamanlı, tekrarlanan figüre (ostinato’ya) dayanan dans biçimi.

PASSION: İsa’nın haçlanması ile ilintili kutsal metin üzerine koro, solo şarkılar ve çalgı eşliği için bestelenen bir tür oratoryo. Ortaçağ’da “mystére” ve “devozione”lerden türemiştir.

PASTORAL: (1) Konusu genellikle efsanelere dayanan müzikli oyun. Operanın öncüsüdür. Renaissance İtalya’sında ortaya çıkmış, sonra özellikle Fransa’da gelişmiştir. (2) “Çobansı” nitelikte çalgı müziği yada şarkı. “Musette” ve “Siciliana” pastoral biçimlerdir.

PİANO, PİANİSSİMO (İtal.): Hafif, yumuşak çok hafif, çok yumuşak.

PİCCOLO (İtal.): Küçük flüt. Ses alanı normal flüte kıyasla bir oktav yukarıdan başlar.

PİU (İtal.): Çok.

PİZZİCATO (İtal.): Yaylı çalgılarda bir geçidin yayla değil, tellerin parmakla veya tırnakla çekilerek çalınacağını belirten terim.

POLACCA (İtal.): İtalyan tarzında yazılmış olmakla beraber dansın ritmik özelliklerine bağlı bir tür “polonaise”.

POLİTONALİTE (Fran.): Birden çok ve birbirinden ayrı tonalitelerin bir arada kullanılması.

POLKA: Bohemya kaynaklı, hızlı tempolu dans.

POLONAİSE (Fran.): Polonya halk dansı. Orta yavaşlıktadır.

PRESTO (İtal.): Çabuk.

PRESTİSSİMO (İtal.): Çok çabuk.

PRIMADONNA (İtal.): “Birinci Kadın” anlamına gelir. Operalarda baş kadın şarkıcı.​
 
QUATRE NOTES CONTRE UNE: Bire karşı dört nota kullanarak yapılan iki partili kontrpuan.

QUİETO: Sakin anlamında kullanılır.

QUİNTON: 18. yy.’a ait eski bir Fransız kemanı.

QUODİLBET: (istendiği gibi, dermece) 16. ve 17. yy.’larda polifonik vokal bir eserin farklı eserlerindeki birkaç popüler melodi ve metnin komik bileşimi bu kelimeyle adlandırılırdı. Bach’ın Goldberg Variationların sonuncusu bir quodilbet idi.​
 
Geri