Follow along with the video below to see how to install our site as a web app on your home screen.
Not: This feature may not be available in some browsers.
Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
"Soğan olsun mu?" sorusuna "Hayır" diyen erkek .dir. Ve şunu bil ki dostum, biz burda .leri sevmeyiz.
Soğan kokusu kötü değildir, tıpkı çiçek kokusunun güzel olmadığı gibi. Soğan kokusu yalnızca soğan kokusudur ve sevmeyebilirsiniz. Çiçek kokusu da yalnızca çiçek kokusudur ve sevebilirsiniz.
Sizin sevmemeniz soğan kokusunu kötü, sevmeniz de çiçek kokusunu iyi yapamaz.
Güre Kaplıcası, Balıkesir’in Edremit ilçesine 12 km uzaklıktaki Güre'de bulunan kaplıca.
Güzellik tanrıçası Afrodit'in, güzelliğini borçlu olduğu söylenen kaplıcadır. Sıcaklığı 65 derecedir. Kadın hastalıkları romatizmalar, cilt, sedef, böbrek taşı ve kumları ile karaciğer hastalıklarına iyi geldiği söylenmektedir.
“Terk ettiklerimi dikiz aynalarında aramak artık acıtmıyordu beni… Ama birden farkettim ki ne ben, ne de başka birisi hiçbir yere ait değildi. Aidiyet bir kandırmacaydı küçük çocuklara anlatılan. Hiçbir yerde hiç kimse beklemiyordu beni. Nasıl bu hale geldim? Nasıl bu kadar insanlıktan çıkabildim? Seyrettiğim filmlerdeki kahramanların gerçek olabileceklerine nasıl inandım? Romanların, tuvalette okumak için yazılmış olabileceklerini nasıl düşünemedim? Bir sabah hayallerimden uyanıp hiçbir şey hatırlamayacağım. Korkmaya gerek yok! Günahlarınızı ben unuturum. Siz işlemeye devam edin… “
Pompaları anüse daldıran, masumlara kırk bir el ateş eden ve üniformalarının arkasına saklanan yozlaşmış polislerin de içine edeyim. Güvenimize ihanet ettiniz. Ellerini masum çocukların pantolonuna daldıran rahiplere de edeyim. Onları koruyup bizi şeytan ilan eden kiliseye de. Hazır başlamışken İsa'nın da içine edeyim. Çok kolay kurtuldu. Çarmıhta bir gün, cehennemde bir hafta sonu karşılığında meleklerin topunu haleluya İsa.
Canın cehenneme!
Senin de canın cehenneme.
Senin, bu koca şehrin ve içinde yaşayan herkesin canı cehenneme.
Arkamdan gülümseyen dilencilerin canı cehenneme.
Arabamın temiz camlarını kirleten çekçekli adamın canı cehenneme. Git de kendine bir iş bul!
Hayatı seçin. İş bulun. İşinizde ilerleyin. Aile kurun. Büyük ekran bir televizyon alın. Çamaşır makinesi, araba, cd player, elektrikli konserve açacağı alın. Sağlığınıza dikkat edin. Kollesterolünüzü düşük tutun ve kendinize diş sigortası yaptırın. İpotekle ev alın. İyi bir ev için çalışın. Arkadaşlarınızı seçin. Hobileriniz için ayrı giysiler ve uyumlu çanta kullanın. Doğru dürüst bir çatısı olan, üç odalı pahalı bir daire kiralayın. D.I.Y’e gidin ve Pazar sabahı orada ne işiniz olduğunu düşünün. Kanepenizde oturun, televizyonun beyninizi yıkamasına izin verin, ruhunuzu o salak yarışmalara satın ve bir şeyler tıkının. Tüm bunları yaptıktan sonra intihar edin. Sırf neslinizi devam ettirebilmek için… Ürettiğiniz o sersem bebelerin ortalığa işemesini izleyin. Geleceğinizi seçin. Hayatı seçin. Ama neden böyle bir şey yapayım ki? Ben hayatı seçmemeyi seçtim. Ben başka bir şey seçtim. Neden mi? Hiçbir nedeni yok. Kim eroin bulabildiği sürece nedenleri düşünür ki?
Hani arada sırada gazetede güzellik yarışması için poz vermiş bikinili kızların fotoğraflarına rastlarsınız; uzun bacaklar, harikulade göğüsler. İlk bakışta bu kızlarda gerçekten bir sihir var, diye geçirirsiniz içinizden. Kızlar da bunun farkındadırlar, etiket fiyatlarını kafalarının içine asmışlardır zaten. Gidişata göre fiyat yükseltilebiilir ya da indirilebilir elbette. sonra o sekiz- on kızın yüzlerine bakarsınız, yüzlerindeki gülümseme değildir aslında, kartondan kesilmişlerdir sanki. Ölümün karbon kopyası. ağızları, burunları, kulakları, çeneleri alışılagelmiş güzellik kavramımızla örtüşürler ama bütün olarak algılandığında acımasızca çirkin bir şey vardır o yüzlerde. Ne düşünce vardır, ne güç ne de anlam. Boş yüzler, bomboş… Gergin ölü ciltler. Gözler yok. Ama Amerikan erkeği bu yüzlere bakar ve şöyle geçirir içinden: ”Evet, gerçekten KLAS kızlar bunlar. paha biçilemez.”