8. Ev

P
  • Kullanıcı Phoibos
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Üye Günlüğü
[YOUTUBE]Czj7SyPNRto[/YOUTUBE]​

ateşlenin. ağır illuminati içerir. Yaşasın Illuminati!
 
Ida (2013)

1sa. 20dk. - Dram - Polonya, Danimarka
Yönetmen: Pawel Pawlikowski
Senaristler: Rebecca Lenkiewicz, Pawel Pawlikowski

Poland 1962 Anna is a novice, an orphan brought up by nuns in the convent. She has to see Wanda, the only living relative, before she takes her vows. Wanda tells Anna that Anna is Jewish. Both women start a journey not only to find their family tragic story, but who they really are and where they belong. They question their religions and ideas they believed in. Both are trying to go on living but only one of them can. Written by Anonymous


tumblr_nb33ue0Jjy1qgkh3mo1_500.jpg


tumblr_nb33ue0Jjy1qgkh3mo8_500.gif


tumblr_nb33ue0Jjy1qgkh3mo5_500.png


tumblr_nb33ue0Jjy1qgkh3mo7_500.png


tumblr_nb33ue0Jjy1qgkh3mo6_500.png


tumblr_nb33ue0Jjy1qgkh3mo4_500.png
 
[YOUTUBE]AVs_WlaQuac[/YOUTUBE]​

ezgi, bir müzik terimi olarak.
 
Aksiyon Filmi : Önce sürat teknesi sahnesini yaz, gerisi gelir.
Bekâr Yemeği : İlk evvela soğanı doğra, salçayı dök. Allah kerim.
Modern Sanat : Streç filmle saracak bir şey bul.
Berberde : Selam ver ve sus. Sonrası berberin işi.
Portakal Soyarken : Gözüne fışkıracak.
Markette Oyuncak Reyonunda : Bas o orgun tuşlarına.
Kitapçıda : Tanıtım yazısı için arkasını çevir. İn aşağı, fiyatı gör. Tanıtım yazısını geç.
Tırtıl : Acele etme, tadını çıkar.
Kirpi: Durma öyle.
Eşek: Git ve o cep telefonu melodileri için telif ücretini al.
Dans : Ayaklarını seyretme. Evde de seyredebilirsin onları.
Çocuğa Top Alırken : İki elinle bastırarak sağlamlık kontrolü yapma. Hiçbir top öyle patlamaz.
 
Salça: Domatesin ölümünden nemalan.
Asansörde: Tavandaki ışıkların ne kadar muhteşem olduğunu düşün.
Işık: Spor ayakkabısındaysan bir ay sonra sön. Heves gibi sön.
Komi: Masadaki peçete kutusunu aşırı doldur. Hayır, daha çok. Daha, daha.
Beyaz Ekmek: Topla pılını pırtını… Pıl ve pırtının anlamını bilmemen bizi ilgilendirmez. Yazar burada kırıntılarını kastetti.
Futbol Hakemi: Kartının rengini cebinden çıkarırken kontrol et, beyazlarla birlikte yıkanmışsa durum sakat. Yukarı kaldırdıktan sonra saat kulesine bakar gibi bakınca kimseye faydası olmuyor.
Politikacı: Kafanı sağa sola hızlı döndürme; gerdanın geriden geliyor, inandırıcılığına yazık.
Gömlek Cebindeki Cep Telefonu: Düş.
Bilgisayar Karşısında Telefonla Konuşurken: Monitörün geometrisini dokunarak yeniden yeniden keşfet. Bu keşfini kimseyle paylaşma.
Televizyon Dizisinde Türk Kahvesi İçilme Sahnesi: Bir püskürtmedin, iki püskürtmedin tamam hoşgördük ama bir yere kadar. Kahveyi keyfine mi içiyorsun? Babanın evi değil orası, beni eğlendirmek zorundasın. Püskürt, bir şeyler yap. Püskürsün.
Hostes: Gülümse.
Özel Koruma: Sakın gülümseme.
Mona Lisa: Keyfine bak.
 
tumblr_mp0yzxl9k71sxa4euo1_500.jpg

"Sen gerçekler konuşulduğu zaman dinlemiyorsun; sen yalnızca gürültüyü dinliyorsun. Ve sonra ‘yaşasın’ diye bağırıyorsun."
"Boks maçı yerine kitapçıya git, eğlence merkezlerine gitmek yerine uzak ülkelere seyahat et. Doğayı düzetlmeye çalışma, onu kavramayı ve korumayı öğren…"
"Biliyorum küçük adam bir gerçek işine gelmediğinde hemen deli damgası vuruyorsun. Ve sen kendini normal insan kabul ediyorsun. Delileri içeri tıktın ve bu dünyayı normal insanlar idare ediyor…"
"Senin kamuoyu dediğin şey küçük adam, bütün küçük adamların ve kadınların düşüncelerinin ürünüdür. Her küçük adamın, her küçük kadının içinde bir doğru ama aslında tamamen yanlış bir düşünce vardır. Diğer küçük adamların ve kadınların yanlış düşüncelerinden korktukları için yanlış düşüncelere sahiptirler. Bu yüzden doğru düşünceler ön plana çıkamıyor."
"Küçük adam üzerinde" güçlerini uygulamaları için iktidar sahiplerine yetki veriyorsun. Ama kendin dilsizsin; seni temsil etmeleri için güçlülerin ya da kötü niyetli güçsüzlerin daha fazla güçlenmelerine göz yumuyorsun. Her zaman aldatılanın sen olduğunu çok geç fark ediyorsun."
"İşte sen busun küçük adam, sen çok iyi boşaltabilir, tüketebilir, kaşıklayabilir ve yiyip bitirebilirsin ama yaratamazsın. Sen hiçbir gelişme göstermezsin, yeni düşünceler için hiçbir şansın yok. Çünkü sen hiçbir zaman vermedin, yalnızca başkalarının senin önüne hazırca sunduklarını kaşıkladın."

Wilhelm Reich - Dinle Küçük Adam


Herkesin sevmeyeceği, okurken mest olduğum kitap. Sosyalist Reich ile tanışmam ilk kez bu kitaba dayanır. Şöyle bir final yapmalı kitaptan:

"bendeki kendini, ve kendindeki beni keşfedebilir, sonra da korkup benim içimdeki kendini öldürebilirdin. Bu nedenle senin, herhangi biri ya da herkesin kölesi olma özgürlüğün uğruna ölme gönüllülüğünden vazgeçtim"
 
[YOUTUBE]HFFAU4FUgFA[/YOUTUBE]​

müziksiz kalmasın buralar
 
images


Ve ben, bu gece, yaşamın belirli bir saydamlığı karşısında hiçbir şeyin önemi kalmadığı için kişinin ölmek isteyebilmesini anlıyorum. Bir insan acı çeker, mutsuzluk üstüne mutsuzluğa uğrar. Katlanır bunlara, yazgısını benimser, iyice yerleşir içine. Saygı görür. Sonra, bir akşam, hiç: bir zamanlar çok sevdiği bir dostuna rastlar. Dostu biraz dalgın konuşur onunla. Eve dönünce, adam kendini öldürür. Sonra gizli dertlerden, bilinmeyen acılardan söz edilir. Hayır. İlle de bir neden gerekirse, dostu kendisiyle dalgın konuştuğu için öldürmüştür adam kendini. Böyle işte, dünyanın derin anlamını duyar gibi olduğum her seferde, onun basitliği şaşırttı hep beni.

Albert Camus
 
2b025085-a0e3-49f9-9ec7-07c87c317ee5.jpg

Ağır ağır ölür alışkanlığının kölesi olanlar, her gün aynı yoldan yürüyenler, yürüyüş biçimini hiç değiştirmeyenler, giysilerinin rengini değiştirmeye yeltenmeyenler, tanımadıklarıyla konuşmayanlar.

Ağır ağır ölür tutkudan ve duygulanımdan kaçanlar, beyaz üzerinde siyahı tercih edenler, gözleri ışıldatan ve esnemeyi gülümseyişe çeviren ve yanlışlıklarla duygulanımların karşısında onarılmış yüreği küt küt attıran bir demet duygu yerine “i” harflerinin üzerine nokta koymayı yeğleyenler.

Ağır ağır ölür işlerinde ve sevdalarında mutsuz olup da bu durumu tersine çevirmeyenler, bir düşü gerçekleştirmek adına kesinlik yerine belirsizliğe kalkışmayanlar, hayatlarında bir kez bile mantıklı bir öğüde aldırış etmeyenler.

Ağır ağır ölür yolculuğa çıkmayanlar, okumayanlar, müzik dinlemeyenler, gönlünde incelik barındırmayanlar.

Ağır ağır ölür özsaygılarını ağır ağır yok edenler, kendilerine yardım edilmesine izin vermeyenler, ne kadar şanssız oldukları ve sürekli yağan yağmur hakkında bütün hayatlarınca yakınanlar, daha bir işe koyulmadan o işten el çekenler, bilmedikleri şeyler hakkında soru sormayanlar, bildikleri şeyler hakkındaki soruları yanıtlamayanlar.

Deneyelim ve kaçınalım küçük dozdaki ölümlerden, anımsayalım her zaman: yaşıyor olmak yalnızca nefes alıp vermekten çok daha büyük bir çabayı gerektirir.

Yalnızca ateşli bir sabır ulaştırır bizi muhteşem bir mutluluğun kapısına.


Pablo Neruda


Şiirsiz olmaz dedim.
 
Palyaço (2011)
O Palhaço - The Clown


Dram - Brezilya
Yönetmen: Selton Mello
Senaristler: Selton Mello, Marcelo Vindicato


Brezilya'nın kırsal bölgelerine seyahat eden bir sirkte palyaço olarak çalışan baba- oğul Sangue/Valdemar (Paulo Jose) ve Pangare/Benjamin (Selton Mello)' nin hikayesi. Benjamin, kimliği ve sosyal güvenlik numarası olmayan bir palyaçodur. Benjamin geleceğini ve insanları güldürme yeteneğini gözden geçirip sorgulamaya başladığında, ideal bir kadın ve sabit bir adres hayallerinin peşinden koşarkenki aradığı cevapları bulmak için farklı bir yol izlemeye karar verir. Bu macerada, kimliğini bulma yolunda çeşitli insanlarla karşılaşır.


images



images


images


clerk.jpg


images
 
[YOUTUBE]oRiFHPm18jI[/YOUTUBE]​


muhabbet bağında bir gül açıldı
bir derdim var bin dermana değişmem
yüküm lal-ü gevher mercan saçarım
bir derdim var bin dermana değişmem

cümle kuşlar dile gelir yazım der
gövel turnam şam'a gelir güzüm der
benim yaralarım tuzum tuzum der
bir derdim var bin dermana değişmem

garip bülbül gönlüm eğler ses ile
nicelerin ömrü gitmiş yas ile
arayıp bulduğum pür heves ile
bir derdim var bin dermana değişmem

şah hatayi'm muhabbete bakarım
ben doluyum ben dolana akarım
güzel pirim bir dert vermiş çekerim
bir derdim var bin dermana değişmem
 
Geri