4 Mart 2013 Tarihte Bugün

S
  • Kullanıcı She`
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Tarihte Bugün
1193 Eyyubi devletinin kurucusu, Haçlı saldırılarına karşı duran Selahaddin Eyyubi vefat etti.
1656 Vak’a-i Vakvakiye; (Yeniçeriler, IV. Mehmed’in onayıyla bazı saray ağalarını idam ettirdiler)
1774 Orion Nebulası ilk kez William Herschel tarafından gözlemlendi.
1894 Şanghay'da büyük yangın: 1.000 den fazla bina kül oldu.
1919 "Trabzon Vilayetinde bir Rum Cumhuriyetinin kuruluşuna çalışmak" amacıyla İstanbul'da "Pontus" adlı gazete'nin çıkmaya başlaması.
1923 Mustafa Kemal Paşa'nın 17 Şubat'taki konuşmasıyla başlayan İzmir İktisat Kongresi sona erdi. Kongrede Misak-ı İktisadi kabul edildi.
1924 Halife Abdülmecit Efendi ve hanedan mensupları yurtdışına çıkarıldı
1929 Takriri Sükun Kanunu yürürlükten kalktı.
1934 İstanbul Üniversitesi'nde açılan ''İnkılap Tarihi Enstitüsü''nde ilk dersi Milli Eğitim Bakanı Hikmet Bayur verdi.
1934 Ankara Radyosu yayınına başladı.
1940 İstanbul'da yapılan Altıncı Balkan Güreş Şampiyonası'nda Türk takımı beş birincilik alarak altıncı kez şampiyon oldu.
1946 Frank Sinatra'nın ilk albümü The Voice Of Frank Sinatra, Columbia Records tarafından yayımlandı.
1964 BM Güvenlik Konseyi, Kıbrıs'a uluslararası güç gönderme kararı aldı.
1981 Türkiye'nin Paris Çalışma Ateşesi Reşat Moralı Ermeni örgütü ASALA militanlarının saldırısı sonucu hayatını kaybetti. Olayda ağır yaralanan din görevlisi Tecelli Arı da bir gün sonra öldü.
1986 İzmir'in eski Belediye Başkanı Osman Kibar vefat etti.
1992 İspanya'dan Engizisyon baskısından kaçarak Osmanlı İmparatorluğu'na sığınan Museviler, Türkiye'ye gelişlerinin 500. yılını kutladılar.
1994 Dokunulmazlıkları kaldırılan DEP milletvekilleri Leyla Zana, Sırrı Sakık, Ahmet Türk, Selim Sadak ve bağımsız milletvekili Mahmut Alınak gözaltına alındı. Mezarcı ve DEP Şırnak Milletvekili Selim Sadak serbest bırakıldı.
1994 Gazeteci Hıncal Uluç, uğradığı silahlı saldırıda bacağından yaralandı.
2002 Ilımlı Arnavut lider İbrahim Rugova, Kosova'nın ilk devlet başkanı seçildi.
 
MİT yetkilileri: Telefon her zaman dinleme aracı

yunanistanda_50_bin_telefona_gizli_dinleme13461798530_h918964.jpg


TBMM Yasadışı Dinlemeleri Araştırma Komisyonu'na geçen hafta gelen üç MİT yetkilisi, yasadışı dinlemeler ile MİT'in çalışmaları hakkında milletvekillerine bilgi verdi.


Komisyonun tutanaklarına yansıyan bilgiye göre, ilk MİT görevlisi, elektronik cihazlarla yapılan, telsiz, radyo haberleşmeleri gibi umuma açık olan, herkesin elde edebildiği sinyal istihbaratını, mahkeme kararı olmadan elde etme imkanına sahip olduklarını belirtti.
Sadece istihbari dinleme yaptıklarını dile getiren yetkili, ''Ceza Muhakemesi Kanunu'nda ve Ceza Kanunu'ndaki düzenlemeler kapsamında, devlet sırrının ifşası ve casusluk suçlarında genel zabıtaya yani emniyet, polis teşkilatına ve jandarma teşkilatına tanınan hak ve yetkilere sahip olmamız nedeniyle cumhuriyet savcılarının hazırlık soruşturması usul ve esaslarına tabi şekilde bu iki suçu da takip etme imkanına sahibiz, ancak bu, faaliyetimizin çok kısa bir alanını oluşturuyor'' dedi.
Diğer bir MİT görevlisi de teknik konularla ilgili yaptıkları çalışmalardan bahsetti.
MİT'in karşılaştığı bazı sıkıntılar veya aşmaları gereken sorunların bulunduğunu ifade eden yetkili, bunlardan birincisinin özellikle kripto analiz konusu olduğunu kaydetti. Dünyada her şeyin çok açık ve herkes tarafından erişilir olmaya başladığına işaret eden yetkili, ''Bu da tabii ki beraberinde güvenliği de kendi içerisinde getiriyor. Hemen hemen her şey kriptolanmaya başladı. Tabii ki MİT açısından bu kriptolanması çok da olumlu bir durum değil, kripto analiz bu yüzden çok önemli ve gittikçe de önem kazanıyor. Bu nedenle yatırımlar yapmaya başladık ama bu yatırımların hızlandırılması ve devlet güvenliği açısından bir noktaya getirilmesi gerekli. Bir diğer önemli konu ise belki ülkemizin gündeminde çok fazla yok ama siber güvenlik. Şu anda ülkemizin çok stratejik kurumları, kuruluşları ve firmaları var. Bu firmaların sistemleriyle ilgili de tabii ki çok fazla bir şey bilmiyoruz ama hemen hemen çok büyük çoğunluğu internete bağlılar veya bir şekilde uzaktan erişilebilir durumdalar. Bu da ülke güvenliği açısından önemli. Bununla ilgili adımlar da atılmaya başlandı, fakat bununla ilgili de bir teşkilatlanmanın tamamlanıp kurumlar arasında görev paylaşımının yapılması gerektiğini düşünüyoruz'' diye konuştu.


''Dosyaların içeriği değiştirilebiliniyor''

İnternetin, hayatın her noktasına girdiğine dikkati çeken MİT yetkilisi, yasa dışı dinlemelerde iki tane temel konu bulunduğunu söyledi. Yetkili, bunlardan birinin, uzaktan erişilebilen sistemler ve cihazlar olduğunu belirterek, bir cihaza erişmek isteniliyorsa, bu cihazın başında olmaya gerek bulunmadığını anlattı. Yetkili, diğerinin ise fiziksel erişim olduğunu dile getirerek, cihaza bir şekilde dokunup bunun üzerinde işlem yapılması olduğunu söyledi.
Yetkili, hemen hemen her evde neredeyse bir veya birden fazla bilgisayar bulunduğunu, bunların kablosuz ağlarla birbirine bağlı olduğunu anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Neden? Çok rahatlık getirdiği için. Çocuğunuz bir odada, siz başka bir taraftasınız, herkes internete bağlanabiliyor. Güvenlik dünyasında şöyle bir denklem veya sıkıntı vardır; her zaman rahatlık veya lüks güvenlik zafiyetini de beraberinde getirir. Siz 'Ne kadar rahat olayım, rahat işlem yapayım' derseniz, bu yüzde 100 olmamakla birlikte, bu güvenlik zafiyetlerinin açıklarını da beraberinde getiren hususlardır.
Siz normal şartlar altında bilgisayarınızdaki bir dosyayı bir arkadaşınıza göndermek istediğiniz zaman bu gayet normal bir şey, gönül rızasıyla gönderirsiniz ama bunun illegal boyutu nasıl olabilir? diye soracak olursanız, bunun şöyle yapılması gerekiyor: Bunun aslında çok farklı yöntemleri var. Birincisi, siz standart bir yeni bilgisayar aldığınızda normal şartlar altında birisinin bu bilgisayara girip bu bilgisayar üzerindeki bilgileri -normal şartlar altında diyorum- görme şansı yok. Muhakkak bu bilgisayara bir şekilde bir müdahale edilmesi gerekiyor. Bazı istisnai durumlar olabilir. Şimdi, bu bilgisayara bir şekilde bir programın yerleştirilmesi gerekiyor. Bu bilgisayara o program yerleştirildikten sonra sizin inisiyatifiniz, sizin rızanız dışında bu bilgisayar üzerindeki hemen hemen her şeyi başka birisi ele geçirebilir. Yani burada herhangi bir sınır yok. Korkutucu ama bu böyle maalesef. Bilgisayara bu programları yükledikten sonra, normalde sıradan bir kullanıcının bunu fark etme şansı çok fazla yok. Bu, bilgisayarınızın arka planında çalışıyor, size hiçbir şekilde bir emare vermiyor. Bilgisayarınızda dosyaları alıp bir yere gönderebilir veya daha vahim olanı, bilgisayardaki dosyalarınızı silebilir veya daha da vahim olanı bilgisayar üzerindeki dosyalarınızın içeriğini değiştirebilir.''


''IP tabanlı bir çok şeyde risk var''

MİT yetkilisi, bilgisayardaki ses kartı üzerinden mikrofon açılıp, ortamdaki seslerin kaydedilebildiğini, bunların diğer tarafa aktarabildiğini ancak bunun çok kolay olmadığını belirtti.
IP telefonlarda, IP tabanlı birçok şeyde risk bulunduğuna dikkati çeken yetkili, bunların üzerinde bir işletim sistemi çalıştığını, onların üzerinde ufak bir bilgisayar çekirdeği bulunduğunu kaydetti.
Cep telefonlarında yapılan dinlemeleri anlatan yetkili, şu bilgileri verdi:
''Neler yapılabilir cep telefonu üzerinden? Şunlar yapılabilir: Cep telefonu üzerindeki bütün bilgilere erişebilir yani siz neye erişiyorsanız. Onlar nelerdir? Kimi aramışsınız, kim sizi aramış, oradaki var olan SMS'ler, resimleriniz, videolarınız... Onun dışında, daha tabii ki vahim olanları, ortam dinlemesi yapılabilir. Ortam dinlemesi nasıl yapılabilir, aslında çok basit bir konu, maalesef, bu tür telefonlarda. Bazen şu da yapılabiliyor: Siz normalde telefonunuzu kapatmazsanız o telefon açık kalıyor ve ortamdaki ne kadar ses varsa bu bir tarafa, kim sizi aramışsa veya siz kimi aramışsanız o tarafa aktarılır. Bir diğeri, siz kimle konuşuyorsanız onun bire bir kopyasını da başka bir yere aktarabiliyor. Bunlar, telefon üzerinde çalışan bir programın olması veya bir zafiyetin bulunması durumunda olabilecek bir şey.''


''Telefonlar masalarımızın üstünde olmaz''

MİT'ten dinlenen son yetkili ise 101 istihbarata karşı koyma ve koruyucu güvenlik brifingini, çeşitli kamu kurum, kuruluşlarında, önemli devlet projeleri yürüten özel sektör firmalarında gerçekleştirdiklerini bildirdi.
Yetkili, Ocak 2009 itibarıyla bu brifinglerde yaklaşık 7 bin 400 ''kritik personel'' olarak adlandırdıkları yönetici ve proje sorumlusu düzeyinde uzman katıldığını kaydetti.
Yetkili, özetle şunları kaydetti:
''Bu, bir virüse karşı geliştirdiğiniz, bir bakteriye karşı geliştirdiğiniz antibiyotiğe benzer. Mutlaka, bir müddet sonra, o virüs dönüşecek, başka bir hal alacak. Dolayısıyla, öncelikle burada önemli olan, insan unsurunun yani istihbari tehdide maruz kalabilecek riskler karşısında olabilecek insan unsurunun aslında farkında olması, o risklerle nasıl mücadele edeceğini bilmesidir. Biz, insanlara nasıl balık avlaması gerektiğini öğretmeye çalışıyoruz. Bu kapsamda, istihbarata nasıl karşı koyabileceklerini de bizim için önemli stratejik kurum, kuruluşlarda görevli personele aktarmaya çalışıyoruz. Eskiden ülkemizde faaliyet gösteren bir yabancı istihbarat servisinin temsilcilerini tespit etmeniz daha kolaydı belki. Artık, günümüz dünyasında sadece o istihbarat servisinin uzantısı olan insanlar yok; ülkemize o kadar çok yabancı şahıs gelmeye başladı ki, çok sayıda turist giriş çıkışı var. Aynı şekilde, yabancı öğrenciler ülkemizde okumakta, yabancı akademisyenler var, yabancı basın kuruluşları ve pek çok firmanın da temsilciliği var. Dolayısıyla, bu küresel ekonomi düzeni içerisinde, ülkelerin ilişkileri eskiye göre çok daha girift ve ilişki ağı çok daha karmaşık. Bu ağ üzerinde, bizim, devletin menfaatlerini koruyabilmemiz için, keza bu devletin menfaatlerini temsil eden kamu kurumlarıyla özel sektör kuruluşlarını da koruyabilmemiz için oralarda faaliyet gösteren kritik personele yönelik iş birliği çalışmalarını geliştirmemiz lazım yani biz de aynı şekilde karmaşık bir ağ oluşturmak, karşı koyma amacıyla böyle bir ağ oluşturmak zorundayız. Bu anlamda da, biz, brifinglerimizde, özellikle kişisel verilerin güvenliği üzerinde de duruyoruz.''


''Meclis stratejik bir kurum''

Meclisin stratejik bir kurum olduğunu ifade eden MİT yetkilisi, buranın bir takım güvenlik tedbirlerinin bulunduğunu söyledi. ''İletişim sistemleriyle ilgili ne kadar önlem alırsak alalım, bu kurumda çalışan personel ve sayın milletvekillerimizin güvenlik duyarlılığı kadar ancak başarılı olabiliriz ve bu anlamda ancak karşı koyma çalışmalarımız geçerlidir'' diyen MİT yetkilisi, şöyle devam etti:
''Çünkü sistemlerinizi antivirüslerle, cep telefonlarınızı, akıllı telefonlarınızı keza, dinlenmeye karşı birtakım yazılımlarla koruyabilirsiniz ama o telefon, bizim için, örneğin her zaman bir dinleme cihazıdır. Biz, evimize girerken, o telefonu hiçbir zaman salonun baş köşesine getirip koymayız. Toplantı yaptığımız özel odalarda masalarımızın üstünde telefonlar hiçbir zaman olmaz, özellikle gizlilik dereceli...
Bir stratejik projede görevli olan personelin, bir mühendisin internet üzerinde, sosyal paylaşım ağlarında, örneğin Facebook, Twitter gibi sosyal paylaşım ağlarında yaptığı işle ilgili birtakım hususları, kendi çevresinden güvendiği insanlar bile olsa onlarla paylaşması, az da olsa ya da kişisel verilerinin bilgilerini -bunlar cep telefonu numarası olabilir, eviyle ilgili, ailesiyle ilgili bilgiler olabilir- paylaşması bile aslında istihbari faaliyeti yönlendirebilecek, yöneltebilecek, planlayabilecek hasım unsurlar olarak tabir ettiğimiz unsurlar tarafından tespit ve istismar olarak kullanılabilecektir. Bazı kamu kurumlarında, hurdaya çıkarılan bilgisayarların içerisinde kamuyla ilgili ciddi verilerin olduğunu tespit ettik. Daha sonra bu, Başbakanlık tarafından yayınlanan bir genelgeyle engellendi.''


İstihbari ve adli amaçlı

MİT yetkilileri, iletişime iki türlü müdahale olduğunu, bunlardan birinin istihbari, diğerinin adli amaçlı olduğunu söyledi.
MİT yetkilileri, adli amaçlı dinlemenin, suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphelerin varlığı ya da başka yollardan delil elde edilme imkanının bulunmaması halinde mahkemeden izin alınarak yapıldığını belirtti.
İletişime, istihbari amaçlı müdahalenin ise devlet sırlarının ifşası ve casusluk faaliyetlerine yönelik olarak yapıldığını belirten MİT yetkilileri, ''İstihbari amaçlı dinleme faaliyetinde henüz bir başlangıç şüphesi yok. Çünkü başlangıç şüphesi olduğu takdirde zaten adliyeye yönelirsiniz. Bizim görevimiz istihbari amaçlı. Biz dinleyeceğiz ki bilgi toplayalım. Onun için biz mahkemelerden dinleme kararlarını kolaylıkla alıyoruz, yani istihbari amaçla. Onun için bizim kanun dışı dinlemeye, iletişime müdahaleye zaten ihtiyacımız yok'' ifadelerine yer verdi.


Kişisel güvence

İletişimde kişisel güvence konusuna da değinen MİT yetkilileri, kamu kurumlarında önemli görevlerde çalışan insanların, şeffaflık gereği aslında kendileriyle ilgili çok fazla biyografik bilgileri internet üzerinden paylaştıklarını gördüklerini söyledi.
Konuyla ilgili yaşanmış bir örnek veren MİT yetkilileri, bir dolandırıcının, bir devlet adamının biyografisine internet üzerinden ulaşarak onun memleketine gittiğini, oradaki eş, dost, akrabasıyla tanıştığını, daha sonra onların selamını getirmek bahanesiyle söz konusu devlet adamıyla tanıştığını belirtti.
Milletvekillerinin sorularını yanıtlayan MİT yetkilileri, istihbari anlamda, teknik araçlarla herhangi bir dinleme yapmadıklarını vurgulayarak, ''İstihbari faaliyet sonucunda devlet sırrının ifşası veya casusluğa yönelik bir suç şüphesi ortaya çıktığı takdirde, suçun soruşturulmasında cumhuriyet savcısına hemen bilgiyi arz ediyoruz. Savcının talimatı doğrultusunda, 'resimleyin', 'takip edin', 'ilgili mahkemeden karar alın', 'dinleyin' gibi savcı ne talimat verirse o talimat doğrultusunda kolluk birimine yardımcı olunuyor'' bilgisini verdi.
MİT yetkilileri, yalnızca devlet sırrının ifşası ve casusluk faaliyetleriyle ilgilendiklerini, bunun dışında özel hayatı, kişinin şahsi suçu, şahsi husumeti gibi konuların ilgi alanlarına girmediğini ifade etti.

 
Türk gemisinin karıştığı inanılmaz kaza!

turk_gemisinin_karistigi_inanilmaz_kaza13624095270_h997581.jpg


Türk firmasına ait yük gemisinin karıştığı inanılmaz kaza amatör kamerada.

Singapur Boğazı'nda seyir halinde bulunan Beks Gemi İşletmeciliği A.Ş.'ye ait M/V Beks Halil adlı yük gemisinin önündeki bir başka gemiye çarpma anı amatör kameralarca kaydedildi.

Görüntülerde önündeki gemiye oldukça yaklaştığı görülen Beks Halil ve çarptığı gemi çalınan sirenlere rağmen yön değiştiremeyince kaza kaçınılmaz oluyor. Önündeki gemiye arkadan çarpan Beks Halil, geminin yön değiştirmesine neden olurken yaşanan kazada sadece maddi hasarın meydana gelmiş olması herkesi rahatlattı.
 
TARİHTE BUGÜN..4.MART

18333.jpg
04 Mart 2013​



TARİHTE BUGÜN..4.MART'ta Dünyada ve Türkiye'de yaşanan tarihi olaylar ve önemli günler.

4 Mart, Gregoryen Takvimi'ne göre yılın 63. (Artık yıllarda 64.) günüdür.

Olaylar

1493 - Gezgin Kristof Kolomb, Niña adlı gemisiyle Amerika'ya ulaştı.
1656 - Düşük ayarlı para ve alınamayan maaşlar için ayaklanan askerler, IV. Mehmed'in onayıyla bazı saray ağalarını idam ettirdiler.
1774 - Orion Nebulası ilk kez William Herschel tarafından gözlemlendi.
1791 - Vermont, ABD'nin 14. eyaleti oldu.
1877 - Pyotr İlyiç Çaykovski'nin eseri Kuğu Gölü Balesi'nin ilk gösterimi.
1882 - İngiltere'de ilk elektrikli tramvay hizmete girdi.
1894 - Şanghay'da büyük yangın: 1.000 den fazla bina kül oldu.
1903 - Beşiktaş Jimnastik Kulübü kuruldu.
1923 - Mustafa Kemal Paşa'nın 17 Şubat'taki konuşmasıyla başlayan İzmir İktisat Kongresi sona erdi. Kongrede Misakı İktisadi kabul edildi.
1924 - Happy Birthday To You şarkısı Clayton F. Summy tarafından yayımlandı.
1924 - Halife Abdülmecit Efendi ve Osmanlı hanedanı mensupları yurtdışına çıkarıldı.
1925 - Hükümete olağanüstü yetkiler veren Takrir-i Sükun Kanunu TBMM'de kabul edildi.
1929 - Takrir-i Sükun Kanunu yürürlükten kalktı.
1934 - Ankara Radyosu yayınına başladı.
1934 - İstanbul Üniversitesi'nde açılan İnkılap Tarihi Enstitüsünde ilk dersi Milli Eğitim Bakanı Hikmet Bayur verdi.
1940 - İstanbul'da yapılan Altıncı Balkan Güreş Şampiyonası'nda Türk takımı beş birincilik alarak altıncı kez şampiyon oldu.
1946 - Frank Sinatra'nın ilk albümü The Voice Of Frank Sinatra, Columbia Records tarafından yayımlandı.
1949 - Sovyetler Birliği'nde Molotov, gerekçe gösterilmeden Dışişleri Bakanlığı görevinden alındı.
1950 - Yeni Basın Kanunu tasarısı Meclis'e sevkedildi.
1951 - İnönü Ansiklopedisi'ndeki görevine son verilen eğitimci Agah Sırrı Levent, bu haksız uygulamadan dolayı, Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri'yi düelloya davet etti.
1952 - Ronald Reagan, ikinci eşi Nancy Davis ile Los Angeles'da evlendi.
1954 - Boston'da ilk başarılı böbrek nakli gerçekleştirildi.
1963 - İstanbul İstinye'deki Kavel Kablo Fabrikası'ndaki grev bitti. Türk-İş'e bağlı Maden-İş Sendikası'na üye 170 işçi, fazla mesailerinin ve yıllık ikramiyelerinin tam olarak ödenmemesini, sendikadan ayrılmaları için baskı yapılmasını. ve Maden-İş Şişli şube başkanı ile işçi temsilcilerinin işten çıkarılmasını protesto etmek amacıyla 28 Ocak'ta iş bırakarak tezgah başında oturma eylemine başladı.
1964 - BM Güvenlik Konseyi, Kıbrıs'a uluslararası güç gönderme kararı aldı.
1965 - Suat Hayri Ürgüplü hükümeti 231 kabul, 200 ret ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun verdiği 1 çekimser oy ile güvenoyu aldı.
1966 - Bir Kanada yolcu uçağı Tokyo'ya inişi sırasında infilak etti: 64 kişi öldü.
1967 - CHP Gençlik Kolları bildirisinde, başını Turhan Feyzioğlu'nun çektiği "Sekizler"'in partiden çıkarılması istendi.
1967 - Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay kendisine "baba", "beyefendi", "paşam" biçimlerinde hitap edilmesini yasakladı. 1967 yılı bugün Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Kemalettin Gökakın'ın imzasıyla yayımlanan genelgeyle, Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'ın isteği kamuoyuna duyuruldu.
1970 - Yüksek Denetleme Kurulu Hacı Ali Demirel'e satılan Devlet Demiryolu arsaları için soruşturma açtı. üç gün sonra Yüksek Denetleme Kurulu'nun sekiz üyesi görevden alındı. Kurul üyeleri Danıştay'a başvurdu. Kurul üyelerinden beşi Danıştay kararıyla görevlerine döndü.
1970 - Fransız denizaltısı Eurydice infilak etti.
1977 - Güney ve doğu Avrupa'da deprem: 1.500 den fazla ölü var.
1979 - Voyager I'in gönderdiği fotoğraflarda Jüpiter'in halkaları görüldü.
1981 - Türkiye'nin Paris Çalışma Ateşesi Reşat Moralı Ermeni örgütü ASALA militanlarının saldırısı sonucu hayatını kaybetti. Olayda ağır yaralanan din görevlisi Tecelli Arı da bir gün sonra öldü.
1981 - 74 sanıklı Dev-Yol davası Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı Mahkemesi'nde başladı.
1983 - Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı 2 No'lu Askeri Mahkemesi'nde görülmekte olan Dev-Sol davası sonuçlandı. 9 sanık 6 ay ila 10 yıl arası hapis cezasına çarptırıldı, 14 sanık beraat etti.
1985 - Başbakan Turgut Özal, Boğaziçi'nde yabancılara arsa satılması konusunda bir açıklama yaptı. Özal, "Kandilli sırtlarında arazi satın alan Suudi Arabistan Veliaht Prensi Abdullah bin Abdülaziz saray değil, 1000 metrekarelik ufak bir ev yaptıracak" dedi.
1986 - Başbakan Turgut Özal, "1988 seçimlerinden sonra iki buçuk parti kalır, biri biz, biri sol, buçuğunu bilmem" dedi.
1986 - Eski emniyet müdürü ve vali, SHP milletvekili İbrahim Ural, "Süleyman Demirel bana işkence için talimat vermişti" dedi.
1987 - Başbakan Turgut Özal Amerika Birleşik Devletleri'nin Houston kentindeki Methodist Hastanesi'nden uydu aracılığıyla Ankara'ya iletilen görüntüsüyle bakanlar kuruluna başkanlık etti.
1988 - Kıbrıs'lı işadamı Asil Nadir, Titibank'ı (Türkiye İthalat İhracat Bankası) satın aldı.
1991 - Mardin'in İdil ilçesinde yürüyüş yapan kalabalığa ateş açılması sonucu 2 kişi öldü, 25 kişi yaralandı. 3 gün sonra İdil'deki olayları protesto etmek için Mardin'in Dargeçit ilçesinde yürüyüş yapan gruba ateş açıldı ;1 kişi öldü, 7 kişi yaralandı.
1992 - Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın oğlu Ahmet Özal ve iki arkadaşı hakkında "güveni kötüye kullanmak ve resmi evrakta sahtecilik" iddiasıyla dava açıldı.
1992 - İspanya'dan engizisyon baskısı nedeniyle kaçarak Osmanlı İmparatorluğu'na sığınan Museviler, Türkiye'ye gelişlerinin 500. yılını kutladılar.
1994 - Gazeteci Hıncal Uluç İstanbul Levent'teki bir benzincide uğradığı silahlı saldırıda bacağından yaralandı. Saldırganların kaçtığı otomobilin yeraltı dünyasının ünlü isimlerinden Alaattin Çakıcı'nın eşi Uğur Çakıcı'ya ait olduğu belirlendi.
1994 - Dokunulmazlıkları kaldırılan DEP milletvekilleri Leyla Zana, Sırrı Sakık, Ahmet Türk, Selim Sadak ve bağımsız milletvekili Mahmut Alınak gözaltına alındı. Hasan Mezarcı ve DEP Şırnak Milletvekili Selim Sadak serbest bırakıldı.
1995 - Michael Johnson kapalı salonda 400 m dünya rekoru kırdı: 44.63 saniye.
1997 - ABD başkanı Bill Clinton, insan klonlama araştırmalarını yasakladı.
1997 - Hale-Bopp kuyruklu yıldızı güneşin tam üzerinden geçti.
1998 - ABD Anayasa Mahkemesi, işyerinde cinsel taciz kanunlarının, her iki tarafın aynı cins olması durumunda da geçerli olduğunu onayladı.
2000 - Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Kürt kökenli isimlere ilk kez onay verdi.
2002 - Ilımlı Arnavut lider İbrahim Rugova, Kosova'nın ilk devlet başkanı seçildi.
2003 - Filipinler'in güneyindeki bir havaalanında, bir sırt çantasına gizlenmiş bomba patladı: 21 kişi öldü.
2005 - Alman Matthias Jeschke, Toyota Landcruiser 90 V6 aracıyla, Ojos del Salado'da 6.358 metreye ulaşarak, "bir araçla çıkılan en yüksek konum" rekorunu kırdı.
2012 - Rus Vladimir Putin, yapılan seçimler sonucu Rusya Federasyonu'na %59.3 oyla 2. kez devlet başkanı seçildi.

Doğumlar

1678 - Antonio Vivaldi, İtalyan Besteci (ö. 1741)
1938 - Kito Lorenc, Alman Yazar
1947 - Jan Garbarek, Norveçli Müzisyen
1949 - Sergey Bagapş, Abhaz Siyasetçi
1951 - Kenny Dalglish, eski İskoç Futbolcu ve Teknik Direktördür
1955 - Dominique Pinon, Fransız Oyuncu
1963 - Jason Newsted, ABD'li Müzisyen (Metallica, Voivod)
1966 - Wash Westmoreland, İngiliz Yönetmen
1968 - Patsy Kensit, İngiliz Oyuncu
1972 - Mike Dirnt, Amerikalı Müzisyen (Green Day)
1974 - Ariel Ortega, Arjantinli Futbolcu
1980 - Omar Bravo, Meksikalı Futbolcu
1982 - Landon Donovan, ABD Milli Futbol Takımı Kaptanı
1982 - Yasemin Mori, Türk müzisyen
1985 - Whitney Port, Amerikalı Televizyon Karakteri, Model (The Hills, The City)
1986 - Margo Harshman, Amerikalı Oyuncu
1986 - Erin O'Kelley Amerika Güzellik Kraliçesi
1990 - Andrea Bowen, Amerikalı Oyuncu
1992 - Jared Sullinger, Amerikalı Basketbolcu
1932 - Miriam Makeba, Güney Afrika'lı şarkıcı, sivil haklar eylemcisi

Ölümler

1193 - Selahaddin Eyyubi, Haçlı saldırılarına karşı duran Eyyübi sultanı (d. 1137)
1615 - Hans von Aachen, Alman ressam (d. 1552)
1832 - Jean-François Champollion, Fransız filolog (d. 1790)
1852 - Nikolay Gogol, Rus yazar (d. 1809)
1976 - Walter H. Schottky, Alman fizikçi (d. 1886)
1984 - Ernest Buckler, Kanadalı roman ve öykü yazarı (d. 1908)
1986 - Osman Kibar, eski İzmir Belediye Başkanı. İzmir'de yaptığı yoğun asfalt çalışmaları nedeniyle "Asfalt Osman" adıyla ünlendi.
1993 - Miguel de Molina, İspanyol Flamenko şarkıcısı, aktör (d. 1908)
1994 - John Candy, Kanadalı sinema oyuncusu ve komedyen (d. 1950)
1995 - Mustafa Irgat, Türk şair (d. 1950)
 
Son Halife Abdülmecit Efendi Sürgün Edildi (1924)

halife-abdulmecid.jpg


Tarihte bugün yaşanan olaylar arasında;Selahattin Eyyubi’nin vefatı, Çınar Vakası, İzmir İktisat Kongresi, Son Halifenin sürgünü var…

GÜNÜN OLAYI

Son Halife Abdülmecit Efendi Ve Yakınları Yurt Dışına Sürgün Edildi (1924)


Halifeliğin kaldırılmasından sonra başta halife olmak üzere Osmanlı Hanedanının yurt dışına sürgün edilmesi kararı alınmıştı. Bu karar göre hanedanın erkek üyeleri 24 saat içerisinde kadın ve çocukların ise 3 gün içerisinde yurt dışı edilmesine karar verilmişti. Bu karara uygun olarak son halife Abdülmecit Efendi 4 Mart 1924 tarihinde yurt dışına sürgün edildi. Otomobil ile Çatalca’ya götürülen Son halife oradan trene bindirilerek İsviçre’ye gönderildi.

GÜNÜN KİŞİSİ

Kudüs Fatihi Selahaddin Eyyubi Vefat Etti (1193)

Selahattin Eyyubi Türk-İslam Tarihinin büyük hükümdarlarından birisidir.Mısır ve Suriye’de hakim olan Eyyubi devletinin kurucusudur. Haçlılar ile başarılı mücadeleler vermiştir. Hittin savaşında Haçlıları ağır bir mağlubiyete uğrattı. Kudüs şehrini Haçlıların elinden geri aldı. III.Haçlı Seferini sonuçsuz bırakarak İslam dünyasını büyük bir tehlikeden kurtardı. Selahattin Eyyubi 4 Mart 1193’te Şam’da vefat etti.

GÜNÜN ÖNEMLİ OLAYLARI

Çınar Vakası (Vaka-i Vakvakiye) Başladı (1656)

Osmanlı Tarihinin en kötü yeniçeri isyanlarından olan tarihlerde Çınar Vakası olarak adlandırılan isyan 4 Mart 1656’da isyancıların saraya yürümesi ile başladı. İsyanın nedeni değeri düşük para ile maaş ödenmesi idi. Bu olay sırasında isyancılar birçok devlet adamı ve saray görevlisini öldürdüler. Öldürülenlerin cesetleri Sultan Ahmet meydanında Çınar ağacına asıldı. İranlıların bir efsanesinden esinlenerek bu olaya Vaka-i Vakvakiye adı da verilmiştir. (Dallarında insan yetiştiği söylenen Vakvak ağacı efsanesi)

İzmir İktisat Kongresi Sona Erdi (1923)

Kurtuluş Savaşının sona ermesi ile ülke ekonomisinin masaya yatırılmasına karar verildi. Bu karar gereğince 17 Şubat 1923’te ekonomik alanda faaliyet gösteren her kesimin temsilcilerinin katılımı ile İzmir İktisat Kongresi toplandı. Kongrede ekonomik durum ortay konularak hızlı bir kalkınma için nelerin yapılabileceği üzerinde duruldu. Ayrıca İktisad-ı Misak kabul edildi. İzmir İktisat Kongresi 4 Mart 1923’te sona erdi.

Takrir-i Sükun Kanunu Kaldırıldı (1929)

Şeyh Sait İsyanı nedeniyle çıkarılan Takrir-i Sükun Kanunu (Sessizlik Kanunu) yürürlükten kaldırıldı. Başlangıçta iki yıllığına çıkarılan kanun uzatmalar ile dört yıla ulaşmıştı. Bu kanun hükümete olağanüstü yetkiler veriyordu.

İbrahim Rugova Kosova’nın İlk Devlet Başkanı Seçildi (2002)

Kosova’da 1999 yılında başlayan olaylar nedeniyle Piriştina’da sürekli evinde gözaltında tutuldu. Kosova bağımsız olduktan sonra 4 Mart 2002'de Kosova'da Birleşmiş Milletler gözetiminde yapılan seçimlerde cumhurbaşkanlığına kazandı. Batı dünyası ile yakın ilişkiler sürdürülmesine dayalı bir politikayı benimsemiştir. Vefat edene kadar bu görevi sürdürmüştür.

GÜNÜN DİĞER ÖNEMLİ OLAYLARI


1934. İstanbul Üniversitesi’nde açılan ‘’İnkılap Tarihi Enstitüsü’’nde ilk dersi Milli Eğitim Bakanı Hikmet Bayur verdi.

1934. Ankara Radyosu yayınına başladı.

1940. İstanbul’da yapılan Altıncı Balkan Güreş Şampiyonası’nda Türk takımı beş birincilik alarak altıncı kez şampiyon oldu.

1964. BM Güvenlik Konseyi, Kıbrıs’a uluslararası güç gönderme kararı aldı.

1986. İzmir’in eski Belediye Başkanı Osman Kibar öldü.

1992. İspanya’dan Engizisyon baskısından kaçarak Osmanlı İmparatorluğu’na sığınan Museviler, Türkiye’ye gelişlerinin 500. yılını kutladılar.

1994. Dokunulmazlıkları kaldırılan DEP milletvekilleri Leyla Zana, Sırrı Sakık, Ahmet Türk, Selim Sadak ve bağımsız milletvekili Mahmut Alınak, gözaltına alındı. Mezarcı ve DEP Şırnak Milletvekili Selim Sadak serbest bırakıldı.

2003 . Filipinler'in güneyindeki bir havaalanında, bir sırt çantasına gizlenmiş bomba patladı: 21 kişi öldü.
 
Erdoğan: Kıbrıs sorununu tarihe gömelim

642099297278200150.jpg
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs sorununu aşmak ve tarihe gömmek istediklerini söyledi. Erdoğan, Türkiye'nin bu konuyla ilgili garantör ülke olduğunu dile getirdi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Başbakanlık Ofisi'nde Yunanistan Başbakanı ile birlikte basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan Erdoğan, "Türkiye-Yunanistan arasında Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi Toplantısı'nı 2010 yılında Atina'de gerçekleştirmiştik. Bugün ikincisini gerçekleştiriyoruz. Birinci buluşmada 22 belgeye imza atmıştık bu defa 25 belgeye imza attık. Bu iki ülke arasında üst düzeyli adımların ne denli gelişme gösterdiği bakımından önemli. Türkiye ile Yunanistan iki komşu ülke." dedi.

İkili ilişkilerin önemine değinen Erdoğan şöyle devam etti: "Şunu özellikle vurgulamak isterim; Türkiye ile Yunanistan arasında oluşturduğumuz Yüksek Düzeyli İstişare Toplantısı, Türk-Yunan ilişkilerinde önemli bir kilometre taşı oluşturuyor. İkili ilişkilerimizde çok büyük ivme söz konusu. Önümüzdeki dönemde yeni işbirliği alanları geliştirilmesi için neler yapabileceğimizi gözden geçirme fırsatımız oldu. Türkiye ile Yunanistan arasındaki ticari ilişkiler rekora koşuyor. Ticari denge aleyhimize de olsa biz bunu sorun olarak telakki etmiyoruz. Yunanistan söz konusu dönemde ülkemize en fazla yatırım yapan 5.ülke konumundadır. Bunu önemsiyoruz. Türkiye'den Yunanistan'a yapılan yatırımları artırmanın gayreti içindeyiz. İki senedir toplamda 1 milyonu aşkın Türkiye ve Yunanistan vatandaşları karşılıklı olarak ülkeleri ziyaret ediyorlar."

Samaras ile ikili görüşme yaptıklarını hatırlatan Erdoğan, "Biz ikili görüşmemizi yaparken bakanlarımız heyetler arası görüşmeleri gerçekleştirdiler. Yapıcı atmosferin karşılıklı anlayış ve iyi komşuluk ilişkilerini geliştireceğine inanıyorum. Yunanistan ile aramızda görüş ayrılıklarımız olabilir. Diyalog kanalları ile çözüme kavuşturmak istiyoruz. AB konusunda desteğini yanımızda gördüğümüz bir ülke. Bundan sonraki süreçte bu desteğin artacağına inanıyoruz. Kıbrıs meselesinde her iki ülke garantör ülke. Kıbrıs'taki sıkıntıları alaşım istiyoruz, bu sorunu tarihe gömelim istiyoruz." diye konuştu.

Yunanistan Başbakanı Samaras ise basın toplantısında yaptığı konuşmada, "Bugün yaptığımız görüşme yararlı ve yapıcı. Sıcak misafirperverlik için teşekkür ediyorum. Bugün Türk-Yunan ilişkileri için iyi bir gün. 25 anlaşmaya imza attık. Yeni işbirliği alanları aranıyor. Bunlar bizim bağlarımızı güçlendirecek alanlar. İlişkimiz büyük krizler ve gerginliklerden geçti. Aldığımız kararlarla farklı bir davranış biçimini gerçekleştirmek amacıyla karşılıklı saygıyı temin etmeye çalışıyoruz. Karşılıklı saygı, uluslararası hukuk ve milli egemenlik olmadan gösterilecek çaba ölü doğacak bir çabadır. Yunanistan Türkiye'nin Avrupa vizyonunu desteklemiştir. Gerçekten Tayyip Erdoğan'ın başbakanlığı döneminde bu vizyon Türkiye'de gerçekleştirilen başarılı reformlar için lokomotif olmuştur. Bunlar herkesin kabul ettiği reformlardır." ifadelerini kullandı.

Ruhban okulunun açılmasıyla ilgili soruya cevap veren Yunanistan Başbakanı, Ruhban Okulu konusunda Yunanistan'ın uluslararası hukuktan elde ettiği hakların kalıcı olduğunu söyledi. Terör sorunu hakkında sorulan sorulara da yanıt veren Yunanistan Başbakanı, "Yunanistan'ın bu fenomeni en aza indirmesi için iradesi vardır. Terörist olayı sadece Türk ve Yunanistan için kötü sonuçları yoktur. Bütün dünyayı rahatsız edecek sonuçları vardır. Hepimiz bununla mücadele etmelidir." dedi.

Başbakan Erdoğan ise terör sorununa ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Yunanistan terörden çok sıkıntı yaşamış ülkedir. İlgili bakanlıklarımız bu konuda çok daha sık temas halinde olacaklar. Teröre karşı ortak mücadelenin adımlarını atacağız." şeklinde konuştu.

İki ülke arasında imzalanan protokollerin amacının sorulması üzerine Yunanistan Başbakanı şunları söyledi: "Krize rağmen Yunanistan bölgenin güvenliği için güçlü bir unsurdur. İstikrar için öyledir. Dolayısıyla iyi komşuluk ilişkilerinin artması bu prosedür çerçevesinde olması, aramızdaki sorunların çözülmeye çalışılması her zaman olumludur. Türkiye'nin Başbakanını duydunuz iki ülke arasındaki ticaret hacminin artması kısa sürede 10 milyara çıkması ben bunu 'olabilir' olarak görüyorum. Bu kalkınma açısından bir dinamik olabilir. Her iki ülkeyi de ilgilendiren uzun zamandan beri konular var. Kıbrıs konusunun adil çözülmesini istiyoruz. Son olarak şunu söylemek istiyorum. Kalkınmayı barışın hizmetine sunuyoruz."
 
Tarihte bugün: 4 Mart

resize.php


4 Mart 1964'de BM Güvenlik Konseyi Kıbrıs'a uluslararası güç gönderme kararı aldı. Bundan tam 24 sene sonra Kıbrıs'lı işadamı Asil Nadir, Titibank'ı (Türkiye İthalat İhracat Bankası) satın aldı.

04/03/1964 - BM Güvenlik Konseyi Kıbrıs'a uluslararası güç gönderme kararı aldı.

04/03/1988 -
Kıbrıs'lı işadamı Asil Nadir, Türkiye'de faaliyet gösteren Titibank'ı (Türkiye İthalat İhracat Bankası) satın aldı.
 
TARİHTE BUGÜN "4 Mart"

03_04-Selahaddin_Eyyubi.jpg


Eyyubi devletinin kurucusu ve Haçlı saldırılarına karşı duran Selahaddin Eyyubi, 1193 yılında öldü.

Mısır, Suriye, Yemen ve Filistin'in sultanı ve Eyyubi hanedanının ilk hükümdarıydı.

2 ekim 1187'de Kudüs'ü alarak kentte 88 yıl süren işgale son verdi, Hıristiyanların misilleme olarak düzenledikleri III. Haçlı Seferi'ni etkisiz hale getirdi.

Babası Necmeddin Eyyubi, Selçuklu emiri İmadeddin Zengi'nin hizmetinde görevliydi. Baalbek ve Şam'da büyüyen Selahaddin iyi bir din eğitimi aldı. Askeri yaşamı, amcası Asadeddin Şirkuh'un hizmetine girmesiyle başladı.

Selahaddin Eyyubi

Mısır'ın Latin-Hıristiyan devletlerinin eline geçmesini önlemek amacıyla düzenlediği üç sefer sırasında, Kudüs'ün Latin kralı I. Amalricus, Mısır'ın Fatımi halifesinin güçlü veziri Şavar ve Şirkuh arasında karşılıklı bir mücadele gelişmişti.

Salahaddin, Şirkuh'un ölümünden ve Şavar'ın öldürülmesinden sonra, henüz 31 yaşındayken hem Suriye birliklerinin komutanlığına, hem de Melik unvanıyla Mısır vezirliğine atandı (1169).

1171'de Mısır'da Şii Fatımi halifeliğine son vererek Sünniliğe dönüldüğünü ilan etti ve Mısır'ın tek yöneticisi oldu. Bir süre Emir Nureddin'in vasalı olarak kaldıysa da bu ilişki Suriye emirinin 1174'te ölmesiyle sona erdi.

Mısır'daki zengin tarım topraklarını mali dayanak olarak kullanan Selahaddin, Nureddin'in çocuk yaştaki oğlu adına naiplik talebinde bulunmak üzere küçük, ama çok disiplinli bir orduyla Suriye'ye hareket etti.

Fakat çok geçmeden bu talebinden vazgeçerek, 1174'ten 1186'ya değin Suriye, Kuzey Mezopotamya, Filistin ve Mısır'daki tüm Müslüman topraklarını kendi bayrağı altında birleştirmeye girişti.

Sahtekarlık, ahlaksızlık ve gaddarlıktan uzak, cömert, erdemli, kararlı bir hükümdar olarak ünlendi. O zamana değin iç çekişmeler ve yoğun rekabet yüzünden Haçlılara direnmekte güçlük çeken Müslümanların güçlenmelerini sağladı.

Selahaddin, yeni ya da gelişmiş askeri teknikler kullanmak yerine, çok sayıdaki düzensiz kuvvetleri birleştirip disiplin altına alarak askeri güç dengesini de kendi lehine çevirmeyi başardı.

1187'de bütün gücüyle, Latin krallıklarına yöneldi. 4 temmuz 1187'de tükenmiş ve susuzluktan bitkin düşmüş bir Haçlı ordusunu, Kuzey Filistin'de Taberiye yakınındaki Hattin'de sıkıştırdı ve birkaç günde yok etti.

Haçlıların nüyük kaybıyla Kudüs Krallığı'nın neredeyse tümünü ele geçirdi. Akka, Betrun, Beyrut, Sayda, Nasıra, Nablus, Yafa ve Aşkelon üç ay içinde düştü. Selahaddin Haçlılara en büyük darbesini ise Kudüs'ü alarak indirdi.

Selahaddin'in başarısına düşen tek gölge Sur'un alamamasıydı. 1189'da Haçlı işgali altında yalnızca üç kent kalmış, sağ kalan Hıristiyanlar zorlu bir kale olan Sur'da toplanarak karşı saldırının çıkış noktasını oluşturmuşlardı.

Kudüs'ün düşmesiyle derinden sarsılan Batılılar yeni bir Haçlı seferi çağrısında bulundu. III. Haçlı Seferi çok sayıda büyük soylu ve ünlü şövalyenin yanı sıra üç ülkenin krallarını da savaş alanına çekti.

III. Haçlı Seferi uzun ve tüketici oldu. Aslan Yürekli Richard tartışmasız askeri dehasına karşın hiçbir sonuca ulaşamadı. Haçlılar Doğu Akdeniz'de ancak güvensiz bir toprak parçasına tutunabildi.

Kral Richard ekim 1192'de dönüş için yelken açtığında savaş sona ermişti. Selahaddin başkent Şam'a çekildi. Uzun seferler ve at üstünde geçen günlerden sonra çok yaşamadı ve 4 mart 1193'te hayata gözlerini yumdu.
 
Tarihte Bugün : 4 Mart 1873 Hirsch’in mukaveleye aykırı hareket etmesi üzerine şirketi…

demiryolu138-300x195.jpg


Tarihte Bugün

4 Mart 1873 Hirsch’in mukaveleye aykırı hareket etmesi üzerine şirketi incelemek üzere Sultan Abdülaziz’in iradesi. 7 Mart 1873′te Meclis-i Vükela’nın kararı yayınlandı.







 
Geri