Kültepe höyügünde incelemeler yapan Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi'nden Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu'nun verdigi bilgilere göre günümüzden 4 bin yil önce de Anadolu'da hapishaneler mevcuttu.
Kulakoğlu höyükte bulunan ve okunan bir civi yazili tablette,
"yerel bir kralla aralarındaki ticari bir meseleden dolayı anlaşmazlık çıkan Asurlu Bazia’nın krala gönderdiği mektubunda 10 aydan beri hapishanede yattığını, kendisini kurtarması için elçi göndermesini rica ettiğini"
belirtti. Üstelik Kültepe'deki tabletlerde hapishane karsiliginda kullanılan kelimenin "Kişerşum" oldugunun bilindigini söyleyen Kulakoğlu,
"Metinlerde hapishaneye atmak, hapishaneye girmek ve hapishanede kalmak tabirleri geçmekte. Açıkça anlaşıldığı üzere, Anadolu’da binlerce yıl önce hapishaneler bulunuyordu. Bu da eski Anadolu toplumunda, medeni toplumlara has, suçlunun hapishaneye konularak cezalandırılması anlayışının bulunduğunu göstermekte" dedi.
Prof. Dr. Kulakoglu'na göre 1948 tarihinden simdiye kadar yörede bulunan toplam 23 bin 500 adet Asurlu tüccarlara ait civi yazili tabletlerde ceza almak, hapis yatmak ve hapishanede kalmak suclariyla ilgili bir cok anlatim ve bilgiler de bulunuyor..
"Bir başka tablette ise casuslukla suçlanıp hapse atılan bir tüccarın kurtarılması için Karum şehrinin tüccarlarının kralla yaptıkları görüşmeler yer almakta. Tutuklu Asurlu’yu kurtarmak için kral ve kraliçenin huzuruna çıkan Karum temsilcileri, sanığın suçsuzluğunu kanıtlaması için iki öneride bulunurlar. İlki tanrı Aşşur’un hançeri üzerine yemin etmesidir. İkinci öneri de Anadolu’ya has bir yargılama tarzına atıf yapılarak, zanlının nehir tanrısı tarafından yargılanmasıdır. Zanlı nehirden kurtulursa masum sayılacaktır. Çivi yazılı tabletlerde hapis cezalarıyla ilgili önemli bilgiler var. Sonuç olarak günümüzden 4 bin yıl önce de hapishanelerin olduğunu biliyoruz."
Kulakoğlu höyükte bulunan ve okunan bir civi yazili tablette,
"yerel bir kralla aralarındaki ticari bir meseleden dolayı anlaşmazlık çıkan Asurlu Bazia’nın krala gönderdiği mektubunda 10 aydan beri hapishanede yattığını, kendisini kurtarması için elçi göndermesini rica ettiğini"
belirtti. Üstelik Kültepe'deki tabletlerde hapishane karsiliginda kullanılan kelimenin "Kişerşum" oldugunun bilindigini söyleyen Kulakoğlu,
"Metinlerde hapishaneye atmak, hapishaneye girmek ve hapishanede kalmak tabirleri geçmekte. Açıkça anlaşıldığı üzere, Anadolu’da binlerce yıl önce hapishaneler bulunuyordu. Bu da eski Anadolu toplumunda, medeni toplumlara has, suçlunun hapishaneye konularak cezalandırılması anlayışının bulunduğunu göstermekte" dedi.
Prof. Dr. Kulakoglu'na göre 1948 tarihinden simdiye kadar yörede bulunan toplam 23 bin 500 adet Asurlu tüccarlara ait civi yazili tabletlerde ceza almak, hapis yatmak ve hapishanede kalmak suclariyla ilgili bir cok anlatim ve bilgiler de bulunuyor..
"Bir başka tablette ise casuslukla suçlanıp hapse atılan bir tüccarın kurtarılması için Karum şehrinin tüccarlarının kralla yaptıkları görüşmeler yer almakta. Tutuklu Asurlu’yu kurtarmak için kral ve kraliçenin huzuruna çıkan Karum temsilcileri, sanığın suçsuzluğunu kanıtlaması için iki öneride bulunurlar. İlki tanrı Aşşur’un hançeri üzerine yemin etmesidir. İkinci öneri de Anadolu’ya has bir yargılama tarzına atıf yapılarak, zanlının nehir tanrısı tarafından yargılanmasıdır. Zanlı nehirden kurtulursa masum sayılacaktır. Çivi yazılı tabletlerde hapis cezalarıyla ilgili önemli bilgiler var. Sonuç olarak günümüzden 4 bin yıl önce de hapishanelerin olduğunu biliyoruz."