300 Bin Kişiyi Katledip, Kurbanlarından Bazılarını Yiyen Yamyam Diktatör: İdi Amin

Konu sahibi son olarak 921 gün önce görüldü
300 Bin Kişiyi Katledip, Kurbanlarından Bazılarını Yiyen Yamyam Diktatör: İdi Amin
1971-1979 yılları arasında Uganda Devlet Başkanlığı görevini üstlenen İdi Amin Dada Oumee, 2003 yılında öldüğünde arkasında yüz binlerce ölü ve yerinden yurdundan ettiği milyonlarca insan bıraktı.

gUDDYzfOTENggSxJ-636645017188714176.jpg


idi amin; 300 bin kişiyi katletmiş (kimilerini yemiş), özellikle hinduları uganda'dan sürmüş, mossad desteğiyle darbe yaptığı ve sonrasında israil ve ingiltere tarafından desteklendiği ileri sürülen yamyam diktatör. en çok isim yapmış kafatasçılardan bir tanesi.

idi amin; ingiliz kuvvetlerinde görev yapmış, oradan bir ingiliz yatkınlığı olan, sonraları halk adamı havasındaki oboteyi darbeyle devirip, "halk beni istiyor, beni göreve seçti" diye diye uganda başkanı olan bir adam.

zamanında şirin gözüktüğü için bu gelişme pek bir rahatsızlık yaratmıyor. zaten arkasında ingilizler ve israil'in parası var. (israil'in zamane kolonicilere özenerek bir dizi "yatırım" yaptığı bir zamana denk gelmiş arkadaş) fakat iktidara geldikten kısa süre sonra gerçek yüzünü göstererek rakiplerini tek tek alt etmiş. bunun için de şahane bir yol bulmuş, silahla yakalanan ugandalıların idamını öngören bir kanun geçirerek. bu sayede istediğinin eline silah tutuşturup idam ettirebilmiş.

bir polis ve terör devleti kurmasını tahmin edileceği gibi milliyetçilik naralarıyla örtbas etmiş. kısa süre içinde ülkedeki yabancıları hedef almış popüler destek için. israillilere terk etmeleri için 1 hafta süre tanımış ve bu da israille arasının bozulmasının başlangıcı olmuş. daha sonra, ülkedeki özel sektörün çoğunu elinde bulunduran ingiliz vatandaşı hint asıllı uganda doğumlulara 3 ay süre vermiş gayrimenkullerini bırakıp ülkeyi terk etmeleri için. (wikipedia diyor ki idi amin bu hareketi rüyasında gördüğünü ve vahiy olarak geldiğini açıklamış)

uCAoD51Z2Aam1NSd-636645026558992221.jpg


tabii millet kendi ülkesindeki işlerin başına geçince çok sevinmiş ama vasıflı işçiler ve yöneticiler çok yetersiz kaldığı için bir halt çalışmamaya başlamış. bizim güneydoğu'da, birinci dünya savaşı sırasında, demiryollarında çalışan ermenileri kovup (daha doğrusu alman demiryolu şirketine nota verip), sonra işler bozulunca işçilerin bir kısmının geri alınmasını hatırlatıyor bu olay. ama bunlar asyalıları geri çağırmamışlar, halkı da eğitememişler, işler de pek düzelmemiş ve halihazırda kötüleşmiş olan ekonomi çökmüş. tabii günah keçisi olarak birçok insan öldürülmüş.

idi amin beyimiz bu sıralarda kendi halkını öldürmek, kenya'yı falan işgal etmek için yeni silahlara ihtiyaç duymuş ve ingiltere'ye yollanmış plansız programsız. havaalanında buna "niye geldiniz" diye sorunca, "kraliçenizi ziyaret etmek istedim" demiş ama tabii kraliçenin bundan haberi yok. şansına o da o sırada londra'daymış, uyduruk bir görüşme ayarlanmış alelacele. böyle saçma hareketlerle kendine egzantrik bir hava verdikten sonra, asıl amacı olan silah görüşmeleri için dışişleri bakanlığına yollanmış ve ingiltere inanılmaz biçimde adama silah satmayı reddetmiş. bunun üzerine libya'ya, fkö'ya (filistin kurtuluş örgütü), suudi arabistan'a falan dönmüş idi amin ve tabii iç politikada da buna paralel olarak müslüman kardeşliği edebiyatı yapmaya başlamış bol bol.

sonra bir gün fkö'nün rehin aldığı israillilerle dolu bir uçağın inmesine izin verip, onlara konuşlanmaları için bir yer sağlıyor ve böylece başlarda çok ekmeğini yediği o şirin diktatör imajını artık kesin bir şekilde yok ediyor. israil özel kuvvetleri bir operasyonla adamı hacamat edip, neredeyse tüm rehineleri kurtarıyorlar ve bu idi aminin prestijini çok zedeliyor. o da her zamanki gibi hırsını daha çok insan öldürerek almış. zaten bu aralar artık iyice paranoyaklaşmış. ingilizler büyükelçiliklerini kapatınca, onları yendiğini açıklayıp kendine "ingiliz imparatorluğunun fatihi" gibi bir unvan vermiş. hemen arından sizin gibi "ulan ufak at da civcivler yeşin" diye gülen bir sürü insanı inşaatlara çektirmiş.

en sonunda gerçekten askerlikle alakalı bir şey yapıp tanzanya'ya saldırıyor ama tanzanya, bundan iyice bıkmış olan ugandalıların da yardımıyla, ülkeye girip idi amin'i koltuğundan ediyor. ama bu mutlu son falan değil. idi amin suudi arabistan'a, rahat bir sürgün hayatına kaçıyor ve kendisinden hiçbir zaman, öldürdüğü 300 ila 500 bin insanla geri bıraktığı koca bir ülkenin hesabı sorulamıyor. 2003 yılında ise cidde'de ölüyor.
 
İdi Amin'in ardından
21.08.2003

M. Necati Özfatura
[email protected]






24 yıldır Mekke'de sürgün hayatı yaşayan, Uganda eski Devlet Başkanı İdi Amin 80 yaşında vefat etmiştir. Geçmiş yıllarda İdi Amin ve Uganda hakkında 42 yazı yazmışım. İdi (Bayram) Amin (Emin) Ugandalılar tarafından "Dada" (Baba) ismiyle anılır ve çok sevilirdi. İdi Amin'in Devlet Başkanlığı esnasında yalnız başkent Kampala'da her sabah güneş doğmadan müftülük binası önünde en az 500, ortalama ise 1000 kişi Müslüman olmak için sıraya dizilirdi. Diğer şehirler ve kentlerde de Hıristiyanlığı ve putperestliği bırakıp Müslüman olarak iman nimeti ile şereflenenler çığ gibi artıyordu. Uganda halkının İslamiyetle şereflenmesindeki hızlı artış başta siyonizm olmak üzere, Hıristiyan Batı ve komünizm emperyalizmini aşırı derecede tedirgin etti. Hıristiyan Kiliseler Birliği paniğe kapıldı. İdi Amin'i devirme ya da öldürme işini İsrail ve emrindeki ABD üstlendi. CIA, MOSSAD, İngiliz istihbaratı İdi Amin'e 25 defa suikast düzenlediler. Allahü teâlânın yardımıyla hepsi başarısızlıkla neticelendi. Çirkin iftiralar Siyonizmin emrindeki Dünya basını; İdi Amin aleyhine kampanya başlattı. İdi Amin'in insan eti yediği, insan kanı içtiği Türk medyası dahil dünya medyasında manşet oldu. Fotomontaj hilesiyle çirkin fotoğraflar neşrettiler. CIA ve MOSSAD Ugandalı muhalifler vasıtasıyla 10 bin kişi katlederek, bu cinayeti İdi Amin'in üzerine attı. İdi Amin'i deviremeyen ABD ve İsrail, Uganda ile Kenya arasında sınır ihtilafları çıkarttı. Tanzanya'nın Hıristiyan Devlet Başkanı Nyrer'e mali yardım yaparak Uganda'ya savaş açtırdı. Savaşın ilk aylarında Uganda ordusu başarı kazanınca, ABD ve İsrail özel birlikleri Tanzanya ordusunun üniforması altında savaşa girdiler. Tank, füze ve diğer modern silahlar karşısında Uganda yenildi. 11 Nisan 1979'da İdi Amin'in 8 yıllık Devlet Başkanlığı sona erdi ve bağlı askerleri ormanlara sığındı. İdi Amin de Mekke'ye sığındı. Kendisine Müslüman zenginlerin yaptığı yardımın ancak yüzde 30'luk kısmıyla geçindi. Geri kalan yüzde 70'ini Uganda bağımsızlığı için savaşan "Former Uganda National Army" gerillalarına yolladı. İdi Amin sonrası İdi Amin'den sonra Prof. Yusuf Lüle, Uganda Devlet Başkanı oldu. Bu kişi de ancak 3 ay görevde kalabildi. CIA ve MOSSAD kontrolündeki Uganda Genelkurmay Başkanı General Muwanga ve askeri konsey darbe yaptı. Darbeden sonra 1980 yılında seçim yapıldı. İdi Amin taraftarı Uganda Milliyetçi Parti seçimi kazanmasına rağmen, askeri konsey Milton Obote'nin Uganda Halk Kongre Partisi'nin kazandığını ilan etti. Obote Devlet Başkanı ve General Muwanga Devlet Başkan Yardımcısı oldu. 1985'te Uganda ordusu Obote'yi devirdi. Obote, Uganda'nın 3 yıllık döviz kazancını alarak 27 Temmuz 1985'te Kenya'ya kaçtı. Obote'nin 5 yıllık iktidarında 300 bin Müslüman katledildi ve nehirlere atıldı. 50 bin kişilik Madi (Müslüman) kabilesinden 42 bin kişi (kadın, çocuk dahil) katledildi. Buradaki (300 bin kişinin katli) itirafını bizzat ABD radyoları dile getirdi. Kaldı ki Obote İsrail ve ABD'nin ajanı idi. İdi Amin'den sonra Uganda'ya henüz istikrar, huzur ve demokrasi gelmedi.
 
Çirkin iftiralar Siyonizmin emrindeki Dünya basını; İdi Amin aleyhine kampanya başlattı. İdi Amin'in insan eti yediği, insan kanı içtiği Türk medyası dahil dünya medyasında manşet oldu. Fotomontaj hilesiyle çirkin fotoğraflar neşrettiler. CIA ve MOSSAD Ugandalı muhalifler vasıtasıyla 10 bin kişi katlederek, bu cinayeti İdi Amin'in üzerine attı. İdi Amin'i deviremeyen ABD ve İsrail, Uganda ile Kenya arasında sınır ihtilafları çıkarttı
 
Diğer şehirler ve kentlerde de Hıristiyanlığı ve putperestliği bırakıp Müslüman olarak iman nimeti ile şereflenenler çığ gibi artıyordu. Uganda halkının İslamiyetle şereflenmesindeki hızlı artış başta siyonizm olmak üzere, Hıristiyan Batı ve komünizm emperyalizmini aşırı derecede tedirgin etti. Hıristiyan Kiliseler Birliği paniğe kapıldı. İdi Amin'i devirme ya da öldürme işini İsrail ve emrindeki ABD üstlendi. CIA, MOSSAD, İngiliz istihbaratı İdi Amin'e 25 defa suikast düzenlediler.
 
ugandalılar dağda kekikle beslendiği için eti lezzetli olur
 
Geri