22 Eylül 2013 Tarihte Bugün

Konu sahibi son olarak 2616 gün önce görüldü
22 Eylül 2013 Tarihte Bugün

22 Eylül Tarihte Bugün

Tarihte bugün/22 Eylül

22 Eylül, Gregoryen takvimine göre yılın 265. günüdür. Artık yıllarda ise 266. gündür.

Olaylar


1792 - Fransa'da cumhuriyet ilan edildi.

1903 - İtalo Marconi, kornet (cornet) dondurma külahının patentini aldı.

1908 - Bulgaristan, Osmanlı'dan bağımsızlığını ilan etti.

1919 - Türkiye İşçi ve Çiftçi Sosyalist Fırkası kuruldu.

1939 - Dikili ve çevresinde deprem: 100'den fazla kişi öldü. Dikili ve Karaburun tamamen yıkıldı.

1940 - Bakanlar Kurulu, İstanbul'da çıkan Le Journal d'Orient gazetesini yedi gün süreyle kapattı. Gazetenin resmi dış politikaya aykırı yayın yaptığı ileri sürüldü.

1943 - Ankara Fen Fakültesi kuruldu.

1950 - Yeni Baştan gazetesinin kurucusu ve yazarı Aziz Nesin hakkında gıyabi tutuklama kararı verildi. Nesin "Sosyal düzeni yıkmaya yönelik yayın" yapmakla suçlanıyor.

1958 - CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, "Demokrasiye paydos demeye Demokrat Parti genel başkanının gücü yetmeyecektir" dedi.

1964 - Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel Yassıada hükümlüsü Refik Koraltan, Rüştü Erdelhun, Selim Yatağan ve Nedim Ökmen'i hastalık nedeniyle affetti.

1970 - Polonya'da Dayanışma Sendikası kuruldu.

1980 - Kuruluşundan 10 yıl sonra Lech Walesa liderliğindeki Dayanışma Hareketi Polonya'da yasallık kazandı.

1984 - Gökova Körfezi'nde termik santral kurulmasına karşı çıkan köy kadınları eylem yaptılar.

1986 - 12 Eylül darbesi sonrası Alparslan Türkeş ilk kez Milliyetçi Çalışma Partisi'nin (MÇP) İstanbul mitinginde konuştu.

1993 - New York Metropolitan Müzesi, "Karun Hazinesi"ni Türkiye'ye geri göndermeye karar verdi.

2000 - Bakanlar Kurulu, Kopenhag Kriterleri ile paralel olan İnsan Hakları Raporunu kabul etti.

2002 - İsrail birliklerinin, militanları yakalama gerekçesiyle Gazze`de düzenlediği operasyon sırasında çıkan çatışmada 9 Filistinli öldü.

2002 - Almanya`da Başbakan Gerhard Schröder`in liderliğindeki Sosyal Demokratlar, genel seçimlerden birinci parti olarak çıktı.


Doğumlar


1951 - David Coverdale, Whitesnake frontmanı

1791 - Michael Faraday, İngiliz fizikçi (ö. 1867)

1863 - Ferenc Herczeg, Macar oyun yazarı (ö. 1954)

1885 - Erich von Atroheim, Alman aktör ve yönetmen

1957 - Refat Çubarov, Ukraynalı siyasetçi

1957 - Nick Cave, Avustralyalı müzisyen

1961 - Bonnie Hunt, ABD'li oyuncu

1966 - Erdoğan Atalay, Almanya doğumlu Türk oyuncu

1976 - Ronaldo, Brezilyalı futbolcu

1977 - Ali Sunal, Tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu. Kemal Sunal'ın oğlu

1978 - Harry Kewell, Avustralyalı futbolcu

1981 - Emre Canpolat,BKM Mutfak oyunucusu&sahne amiri

1982 - Ayben, Türk rap sanatçısı

1983 - Şeref Tüfenk, Türk güreşçi

1987 - Tom Felton, İngiliz oyuncu

1987 - Tom Hilde, Norveçli kayakla atlamacı

1990 - Senem Kuyucuoğlu, Türk model ve sunucu.

1842 - II. Abdülhamid, Osmanlı Padişahı.


Ölümler


1520 - Yavuz Sultan Selim, Osmanlı padişahı (d. 1470)

1554 - Francisco Vásquez de Coronado, İspanyol kâşif (d. 1510)

1703 - Vincenzo Viviani, İtalyan matematikçi ve bilim adamı (d. 1622)

1828 - Shaka, Zulu kabilesinin en etkili lideri (d. 1787)

1895 - Viktor Rydberg, İsveçli yazar. (d. 18 Aralık 1828)

1956 - Frederick Soddy, Nobel ödüllü İngiliz kimyager (d. 1877)

1989 - Irving Berlin, ABD'li besteci ve şarkı sözü yazarı (d. 1888)

1996 - Dorothy Lamour, ABD'li aktris (d. 1914)

1999 - George C. Scott, Oscar sahibi ABD'li oyuncu (d. 1927)

2001 - Fikret Kızılok, Türk besteci ve müzik yorumcusu (d. 1946)

2001 - Isaac Stern, Rus asllı ABD'li kemancı (d. 1920)

2008 - Hadi Çaman, Türk tiyatro sanatçısı (d. 1943)

2010 - Eddie Fisher, ABD'li şarkıcı (d. 1928)


Tatiller ve Özel Günler

Dünya Otomobilsiz yaşam günü
 
Tarihte bugün: 22 Eylül


Besteci ve müzik yorumcusu Fikret Kızılok, tedavi gördüğü İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde 2001'de yaşamını yitirdi. 1946 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Kızılok, müzikle Galatasaray Lisesi’nin ilkokul kısmında tanıştı.


'Yumma Gözün Kör Gibi ! Yağmur Olsam', Kızılok’un asıl çıkışını yaptığı plak oldu.


Kızılok, 22 eylül 2001 günü uzun süre çektiği rahatsızlığın neticesi olarak kaldırıldığı hastanede hayata veda etti.


Bu kalp seni unutur mu?


Yıllar geçse de üstünden, bu kalp seni unutur mu

Kader gibi istemeden, bu kalp seni unutur mu

Bir hasretlik yüzün vardı, içinde bir hüzün vardı

Söyleyecek sözün vardı, bu kalp seni unutur mu

Bu kalp seni unutur mu, kalbim seni unutur mu

Anlamı yok tüm sözlerin, sensiz geçen gecelerin

Yaşanacak senelerin, bu kalp seni unutur mu

Bambaşka bir halin vardı, farketmeden beni sardı

Benliğimi benden aldı, bu kalp seni unutur mu

Bu kalp seni unutur mu, kalbim seni unutur mu

Bana aşkı veren sendin, sonra alıp giden sendin

Yollarımız ayrı derdin, bu kalp seni unutur mu

Oysa düşlerim başkaydı, birdenbire yarım kaldı

Yaşanacak çok şey vardı, bu kalp seni unutur mu

Bu kalp seni unutur mu, bu kalp seni unutur mu

Her gün akşam yastığımda, üşüyorum yokluğunda

Yaşıyorum boşluğunda, bu kalp seni unutur mu

Bambaşka bir halin vardı, farketmeden beni sardı

Benliğimi benden aldı, bu kalp seni unutur mu

Bu kalp seni unutur mu, bu kalp seni unutur mu


Solo albümler:


'Not Defterimden'

'Zaman Zaman'

'Yana Yana'

'Olmuyo Olmuyo'

'68'ler'

'Seçme Eserler - 68'ler 2'

'Yadigar'

'Mustafa Kemal-Devricinin Güncesi'

'Gün Ola Devran Döne'



Günün diğer önemli gelişmeleri:


1520: Dokuzuncu Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim öldü.

1792: Fransa'da cumhuriyet ilan edildi.

1903: İtalo Marconi, kornet dondurma külahının patentini aldı.

1908: Bulgaristan, Osmanlı'dan bağımsızlığını ilan etti.

1919: Türkiye İşçi ve Çiftçi Sosyalist Fırkası kuruldu.

1932: Yazar, gazeteci ve besteci Ahmet Rasim 68 yaşında öldü.

1943: Ankara Fen Fakültesi kuruldu.

1959: Avrupa ile ABD arasındaki ilk telefon kablo hattı resmen açıldı.

1964: Sosyal Demokrat Parti kuruldu.

1964: Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, Yassıada hükümlüsü Refik Koraltan, Rüştü Erdelhun, Selim Yatağan ve Nedim Ökmen'i hastalık nedeniyle affetti.

1980: İran-Irak savaşı başladı.

1984: Gökova Körfezi'nde, Ören ve Türkevleri köyleri civarında kurulması planlanan termik santralın yapımını engellemek isteyen köy kadınları, yol kapatma eylemi yaptı.

1985: Fransız hükümeti, 10 temmuz 1985'de batan Greenpeace'e ait 'Rainbow Warrior' gemisini, Fransız gizli servisi ajanlarının batırdığını kabul etti.

1993: New York Metropolitan Müzesi, 'Karun Hazinesi'ni Türkiye'ye geri göndermeye karar verdi.

2000: Bakanlar Kurulu, Kopenhag Kriterleri ile paralel olan İnsan Hakları Raporu'nu kabul etti.
 
22 Eylül 1922: Mustafa Kemal "hayatta en hakiki mürşit ilimdir" dedi

darulfunun_200_182.jpg


Mustafa Kemal, 22 Eylül 1924 tarihinde Samsun'u ziyaret etti.

Burada Ticaret Mektebi'nde verilen bir çay davetine katıldı.

Etrafını okulun öğretmenleri ve eğitimciler sarmıştı. Mustafa Kemal, bir konuşma yaparak, hayatta en gerçek yol göstericinin ilim, fen olduğunu, bunun dışında bir yol gösterici aramanın cehalet, gaflet ve dalalet olduğunu söyledi. Oysa bir süre sonra bizzat kendisi bilim dışı teorileri büyük bir heyecanla ortaya atacaktı.

Cumhuriyetin kurulduğu dönemde ülkedeki tek üniversite, İstanbul'da bulunan Darülfünun'du. Mustafa Kemal'in 15 yıllık iktidarı süresince, sonradan İstanbul Üniversitesi'ne dönüştürülecek olan Darülfünun'a eklenen tek fakülte, 1936 yılında kurulan İktisat Fakültesi oldu. Bunun dışında yeni bir üniversite kurulmadı. Ancak Ankara'da açılan Hukuk ve Dil-Tarih-Coğrafya Yüksek Okulları ile Yüksek Ziraat Enstitüsü, Ankara Üniversitesi'nin öncülü olarak görülebilir.

Hayatta en hakiki yol göstericinin ilim olduğunu söyleyen Mustafa Kemal, tek bir üniversite veya yüksekokul kurmadan, 1933 yılında Darülfünun'da büyük bir "reform"a girişti. II. Abdülhamit tarafından 1900 yılında kurulan Darülfünun, en parlak dönemini 4600 öğrenciye ulaştığı 1913-14 yıllarında yaşadı. 1933 yılında ise "reform" adı altında pek çok profesörün görevine son verildi, eğitim kadrosu neredeyse tümüyle değişti, Darülfünun İstanbul Üniversitesi'ne dönüştürüldü.

Darülfünun'da yapılan "reform"un eğitim ve öğretimin kalitesizliği, derslerin pratikten ziyade teoriye yönelik olması, başvuru kaynaklarının sınırlı olması, laboratuarların pek az sayıda olması gibi bu güne dek çözülememiş, hatta giderek büyüyen sorunlara bağlı olduğu bir gerçektir. Ancak profesör kıyımının asıl nedeni, Mustafa Kemal'in 1930'lu yılların başında benimsediği Türk Tarih Tezi ve Güneş Dil Tezi gibi bilim dışı düşüncelere, ayrıca harf "devrimi"ne şüpheyle yaklaşmaları olmuştu.

Türk Tarih Tezi ve Güneş Dil tezi, bilindiği üzere Türklerin dünyanın en eski ve köklü milleti olduğunu, uygarlığın dünyaya Türkler eliyle yayıldığını, bütün dillerin kökeninin de Türkçe olduğunu ispat etmek amacıyla üretilmişti. Bilimsellikle hiçbir ilgileri yoktu; tümüyle emir-komuta zinciri içinde var edilmişlerdi.

Darülfünun profesörleri bilim dışı bu tezlere dudak bükmüşlerdi.

1932 yılında düzenlenen Türk Tarih Kongresi'nde bazı hocalar resmi dil ve tarih tezlerini eleştirmek cüretinde bulundular. Mustafa Kemal'in ilgisi ve desteğiyle yürütülen ve hükümetin kültür politikası halini alan bu iki görüşün üniversitede destek bulmaması bir yana, bir de eleştirilmesi Ankara'da şiddetli bir tepkiye neden olmuştu.

Harf "devrimi"nin bir milleti köklerinden kopartmak olduğunun da iddia edilmesi, Darülfünun'un sonunu getirdi. Yerine kurulan İstanbul Üniversitesi, daha sonra Ankara Üniversitesi ve diğer üniversitelerin birinci amacı, memlekete "Atatürkçü" gençler yetiştirmek oldu. Türk Tarih Tezi ve Güneş Dil Tezi bir süre sonra saçmalıkları nedeniyle rafa kaldırıldı, ancak üniversitelerin esas işlevi egemen ideolojiyi öğrencilere aktarmak olarak kaldı.

Bilimsellik ezberciliğin, sıradanlığın ve yalanın adı oldu.

Atatürk tarafından kurtarılma talihini yaşayamamış başka ülkelerde üniversiteler eğitim hedeflerini bilimsel düşünme yeteneği bulunan kuşaklar yaratmak olarak açıklarken, Türkiye'de üniversitelerin "Atatürk İlke ve İnkılaplarına" bağlı öğrenciler yetiştirmeyi kendisine hedef olarak seçmesi bile egemenlerin bilimsel düşünceden ne anladıklarını, ya da ne arzuladıklarını ortaya koyuyor.
 
22 Eylül 1950 – Yeni Baştan Gazetesinin Kurucusu ve Yazarı Aziz Nesin Hakkında Gıyabi Tutuklama Kararı Verildi

aziz1-265x300.jpg


“Yeni Baştan gazetesinin kurucusu ve yazarı Aziz Nesin hakkında gıyabi tutuklama kararı verildi. Nesin “Sosyal düzeni yıkmaya yönelik yayın” yapmakla suçlanıyor.”

Aziz Nesin adı, edebiyatımızda gülmece ile özdeşleşmiş bir ad. Çağının tanıklığını yapan bir yazar, bir aydındır o. Ürünlerindeki toplumsal gerçekçi yaklaşımı, yergisel gülmece öğeleriyle süslü anlatımıyla Türk edebiyatında çağdaş gülmece sanatının öncüsü sayılmıştır. Onun, edebiyatımızda geleneksel mizah anlayışını değiştiren bu çabası, gülmecenin işlevselliğini daha bir etkin ve yaygın kılmıştır.

Nesin, 20 Aralık 1915’te İstanbul Heybeliada’da doğdu. Asıl adı Mehmet Nusret’tir. İstanbul Kanuni sultan Süleyman İptidai Mektebi’nde başladığı öğrenimini Darüşşafaka’da tamamladı (1929). Kuleli Askeri Lisesi’ni (1935), Harp Okulu’nu (1937) ve Askeri Fen Okulu’nu bitirdi (1939). Teğmen rütbesiyle orduya katıldı. Askeri Fen Okulu’ndayken Güzel sanatlar Akademisi Süsleme Bölümü’ne devam etti. Anadolu ve Trakya’nın çeşitli yerlerinde subay olarak görev yaptı. 1944’te, üsteğmenken ordudan ayrıldı.

Bir süre bakkallık, muhasiplik gibi işler yaptı. Gazeteciliğe başladı. Sedat Simavi’nin çıkardığı “Yedigün” dergisine girdi (1944). “Karagöz”, “Tan” gazetelerinde çalıştı. “Tan” gazetesinin yakılması üzerine (4 Aralık 1946), sekiz sayı süren, “Cumartesi” adlı haftalık magazin dergisi çıkardı. Derginin kapanması üzerine “Vatan” gazetesinde çalışmaya başladı. Sabahattin Ali’yle birlikte “Markopaşa” mizah gazetesini çıkardı (1946).

Amerikan yardımının Türkiye’ye yönelik amaçlarını eleştiren, dizilip basılmış ama henüz yayınlanmamış olan, “Nereye Gidiyoruz?” adlı yazısından dolayı 12 Ağustos 1947’de on ay ağır hapis ve üç ay on gün de Bursa’da “emniyet-i umumiye nezareti” altında bulundurulma cezasına çarptırıldı.

1950’de yayımlanan Azizname adlı kitabından dolayı tutuklandı. Yine aynı yıl içinde, G. Politzer’in Marksist Felsefe Dersleri adlı kitabının önsözünün bir bölümünü çevirterek “Baştan” dergisinde yayımlaması üzerine mahkemeye verildi. Bir yıl dört ay hapis ve ceza süresince de İstanbul’da “emniyet-i umumiye nezaretine” mahkum edildi. Hapisten çıkınca Levent’te kitapçı dükkanı açtı (1951). Beyoğlu’nda fotoğraf stüdyosu işletti (1952). 1954’te yeniden basın yaşamına döndü. Çeşitli dergi ve gazetelerde çalıştı. Yazdığı yazılarında iki yüze yakın takma ad kullandı.

Feridun ANDAÇ
 
Geri