2014'ün En İyi Albümleri

🕒 Konu sahibi 22 saat önce aktifti
1. Paolo Nutini - Caustic Love

Paolo Nutini’nin üçüncü stüdyo albümü olan Caustic Love yaklaşık 5 yıl aradan sonra geldi ve önceki albümlerine göre müzikal anlamda çok daha ilerlemiş olarak karşımıza çıktı. Önceki iki albümünde de daha çok vokalleriyle öne çıkan Nutini, bu defa geliştirdiği vokalinin yanında şarkılarını oturttuğu müzikal tabanla da öne çıktı. Öne çıktı da çıktı. Sahiden ilk dinlediğim andan itibaren kopamadım, hala bayıla bayıla dinliyorum. Şiddetle tavsiye edilir. Hiç boş şarkısı yok.


2. Black Keys - Turn Blue

Son yılların en yetenekli isimlerinden olan Black Keys, El Camino güzelliğinden sonra Turn Blue ile döndü. İyi ki de dönmüşler. Fever’ın albümden önce yayınlanan ilk single olarak radyolarda çalmasının ardından diğer şarkıları da çok geçmeden dinleyebildik. Meğer ilk dinlediğim ve sevdiğim parça, albümün en kötü parçasıymış. Uzun ve yüksek beklentiden sonra böyle güzel işler duymak muazzam oluyor. Açılış şarkısı olan Weight of Love daha iyi olamazmış sanırım.


3. Rise Against - The Black Market

Buram buram aktivizm kokan Rise Against albümü The Black Market, hem şarkı sözlerinin anlamıyla, hem de müzikalitesiyle şüphesiz yılın en iyilerinden. Bu sorumluluk sahibi şarkıları da birbiriyle uyumlu gitar riffleriyle ve nefis vokallerle besleyince ortaya harika bir iş çıkıyor. Aynı zaman diliminde yaşadığımız için çok şanslı olduğumuz bir ekip kendileri. Müzikal anlamda da her seferinde kendilerini geliştiriyorlar, sadece şarkı sözlerine sığınmıyorlar.

4. The War On Drugs - Lost In The Dream


Bu yılın sürprizlerinden biri belki de The War on Drugs. Grubun müziğinin melodik gücü son albümleri Lost In The Dream’de tavan yapmış. Daha önce de biraz ortaya atılabilmişken bu defa şahane bir iş çıkarmışlar. Hemen her şarkısı kendi içinde şahane bir ahenge sahipken, albümün genelinde de benzer bir bütünlük var. Ama bu bütünlük sağlanırken öyle tekrara da düşülmemiş, ki bu tarz müzik yaparken en kolay hataya düşülen kısım burası. Dinlerken alıp götürüyor derler ya, aynen öyle işte. İnsanı direkt yakalayan türden bir albüm.




5. St. Vincent - St. Vincent



St. Vincent da bu yılın özel işlerinden bir tanesi benim için. Tıpkı The War On Drugs gibi yıl içinde çok farklı bir yer yakaladı. 2009’daki ilk albümünden kendini belli etmişti zaten. Pop melodileriyle, indie ritmlerini çok güzel harmanlayarak kendi soundunu oluşturdu. Kendi adını verdiği beşinci stüdyo albümüyle de bunu çok net gösteriyor artık.



6. Mastodon - Once More 'Round The Sun



Mastodon'un ilk albümlerinden bugüne kadar müziklerinde büyük gelişme gösterdiklerini düşünüyorum. Bundan 12 yıl önce çok yetenekli bir ekipken, artık kendini çokça geliştirmiş ve son yılların yıldız gruplarından biri olmuş durumdalar. Once More ‘Round The Sun da bunu tescilleyen albüm oldu.



7. At The Gates - At War With Reality

İsveç’in death metal ekollerinden biri olan At The Gates, bu yılın en şahane albümlerinden birine imza attı. Zaten müziklerinde kullandıkları melodik tınılar onları yeterince özel kılıyorken, At War With Reality’de eteklerindeki taşları dökmüşler demek bence çok doğru olacak. Uzun yıllardır beraber müzik yapan toplulukların hala şaşırtıcı işler yapabilmesi beni çok etkiliyor. Denemekten ve yaratmaktan gocunmayan bu tür ekipleri çok daha fazla seviyorum. At War With Realiy de dinleyeni baştan sona kadar alıp götürüyor...






8. Foo Fighters - Sonic Highways




Sonic Highways, Foo Fighters’ın üç yıllık hasreti bitiren yeni albümü olarak bu yıl arz-ı endam etti nihayetinde. Şahsen Wasting Light’dan bir adım geride kaldığını düşünüyorum ama çok güzel şarkılar barındırdığı da bir gerçek. Arada geçiş niteliğinde kullanılabilecek şarkılar olsa da anladık ki, Foo Fighters’ın rutin hali bile yetebiliyormuş.



9. Pink Floyd - The Endless River


Pink Floyd'dan yeni bir albüm yayınlaması bile muazzam bir olay. Albümün temelini 1993’de kaydettikleri Division Bell sırasında kaydedip de yayınlamadıkları şarkılar oluşturuyor. Tabii o zamandan bu zamana müziğin kimliği bir hayli değişti ve her ne kadar Pink Floyd markasını taşısa da, bu albüme grubun klasikleriyle aynı muamelede bulunamayız. Bütün bunlar albümüm yetersiz ya da kötü olduğu anlamına gelmiyor elbette. Zamanının efsanesinden, günümüzde yayınladığı iyi bir albüm demek en doğrusu sanırım.



10. Damon Albarn - Everyday Robots

Blur'un ve Gorillaz'ın yaratıcısı, zamanımızın rol modellerinden biri olan Damon Albarn’ın klişe tabirle “içe dönük” diyebileceğimiz, elektronik eksene oturttuğu yaratıcı projesi Everyday Robots, yılın ilk aylarında yayınlandı. Bahar aylarında böyle bir albümü dinlemek gerçekten tuhaf hissettiriyor. Albarn’ın zihninden çıkan bu deneysel melodilerin etkisi ise uzun bir süre geçmiyor.

 
Geri