Türk Dili ve Edebiyatı 2014-2015 Ekoyay Yayınları 9. Sınıf Türk Edebiyatı Kitabı Cevapları

F
  • Kullanıcı Fenerbahçe
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Ortaöğretim
Hazırlık

* Rönesans hareketi hakkında bilgi toplayınız.

Rönesans nedir?

Rönesans’ın kelime anlamı “yeniden doğuş”tur. İlk olarak İtalya’da ortaya çıkan Rönesans, 15 ve 16 yüzyıllarda Batı Avrupa’da edebiyat, sanat, bilim alanındaki gelişmeleri ifade eder
Rönesans'ın İtalya'da başlamasının nedenleri nelerdir?

1- Coğrafi Konumu
2- Ekonomik Durumu
3- Tarihsel Durumu
4- Siyasal Durumu
5- Dinsel Nedenler
• Sınıfınıza tarih, fizik, felsefe, şiir, roman ve hikâye metinleri getiriniz.
....
** Atatürk'ün güzel sanatlara verdiği önem hakkında bir araştırma yapınız.
Sanatın bir toplumun ilerlemesindeki öneminin ve vazgeçilmezliğinin bilincinde olması.
Atatürk sanat ve sanatçıya çok fazla önem vermiştir.Bunu da “ Sanatsız kalan bir toplumun hayat damarlarından biri kopmuştur” sözü ile pekiştirmiştir. Atatürk, Türk milletinin manevî ihtiyaçlarının da karşılanması gerektiğini biliyor ve bu nedenle kültürel kalkınmaya büyük önem veriyordu.Atatürk, Türk kültür ve sanatını dünyaya tanıtmak için çok çalıştı. Bu konuda araştırmalar yapılmasını, sergiler açılmasını ve kültürle ilgili kongreler düzenlenmesini teşvik etti. Sanat ve sanatçılar edebiyatfatihi hakkında takdir ve teşvik edici sözler söyledi. Bunlardan bazıları:"Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.""Hepiniz mebus olabilirsiniz, vekil olabilirsiniz, hatta cumhurbaşkanı olabilirsiniz, fakat bir sanatkâr olamazsınız." '''"Bir millet, sanat ve sanatkârdan mahrum ise tam bir hayata malik olamaz." Atatürk, sanatçı yetiştiren kurumlar açtı. Çağdaş Türk sanatını geliştirmek amacıyla Avrupa'ya resim, heykel ve müzik öğrenimi için gençler gönderdi. Bu durum, onun sanata ve sanatçıya ne kadar önem verdiğini gösterir.
** Atatürk'ün edebiyatla ilgili sözlerinden bazılarını bulup sınıfa getiriniz. Bunları sınıf panosuna asınız.
Edebiyat denildiği zaman şu anlaşılır: Söz ve manayı, yani insan dimağında yer eden her türlü bilgileri ve insan karakterinin en büyük duygularını, bunları dinleyenleri veya okuyanları çok alakalı kılacak surette söylemek ve yazmak sanatı.Bugün içindir ki edebiyat, ister nesir halinde olsun, ister nazım şeklinde olsun, tıpkı resim gibi, heykeltıraşlık gibi, bilhassa musiki gibi, güzel sanatlardan sayıla gelmektedir.

— “Bir millet sanattan ve sanatkardan mahrumsa tam bir hayata malik olamaz. Böyle bir millet bir ayağı topal, bir kolu çolak, sakat ve alil bir kimse gibidir. Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş olur.”

—“Sanat güzelliğin ifadesidir… Bu ifade söz ile olursa şiir, nağme ile olursa musiki, nakş ile olursa ressamlık, oyma ile olursa heykeltıraşlık, bina ile olursa mimarlık… olur.”


—“Sanatkar, toplumda uzun mücadele ve gayretlerden sonra alnında ışığı ilk hisseden insandır.”

—“Hayatta müzik lazım değildir. Çünkü hayat müziktir. Müzik ile ilgisi olmayan varlıklar insan değildirler. Eğer söz konusu olan hayat, insan hayatı ise müzik mutlaka vardır. Müziksiz hayat zaten mevcut olamaz. Müzik hayatın neşesi, ruhu, sevinci ve her şeyidir.”

—“İnsanlarda bir takım ince, yüksek ve asil duygular vardır ki insan onlarla yaşar. İşte o ince, yüksek, derin ve asil duyguları en çok duyabilen ve diğer insanlara duyurabilen şairdir.”

—“Yüksek bir insan toplumu olan Türk Milletinin tarihi bir özelliği de güzel sanatları sevmek ve onunla yükselmektir. Bunun içindir ki, milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, doğuştan gelen zekasını, ilme bağlılığını, güzel sanatlar sevgisini ve milli birlik duygusunu devamlı olarak ve her türlü vasıta ve önlemlerle bağlayarak geliştirmek milli idelimizdir.”

—“Güzel sanatların her dalı için, T.B.M.M.’nin göstereceği ilgi ve emek, milletin insani ve medeni hayatı ve çalışkanlık veriminin artması için çok etkilidir.”

—“Hepiniz millet vekili olabilirsiniz, Bakan olabilirsiniz; hatta Cumhurbaşkanı olabilirsiniz, fakat sanatkar olamazsınız.”

—“Güzel sanatlarda başarı; bütün inkılapların başarılı olduğunun en kesin delilidir. Bunda başarılı olmayan milletlere ne yazıktır. Onlar bütün başarılarına rağmen medeniyet alanında, yüksek insanlık sıfatıyla tanımaktan daima yoksun kalacaklardır.”

—“İnsanlar olgunlaşmak için bazı şeylere muhtaçtır. Bir millet ki resim yapmaz, millet ki, heykel yapmaz, millet ki, tekniğin gerektirdiği şeyleri yapmaz; itiraf etmeli ki o milletin ilerleme yolunda yeri yoktur.”

—“Güzel sanatların hepsinde, ulus gençliğinin ne türlü ilerletilmesini istediğinizi bilirim. Ancak bunda en çabuk, en önde ***ürülmesi gerekli olan Türk müziğidir. Bu ulusun yani değişikliğine ölçü, müzikte değişikliği alabilmesi, kavraya bilmesidir…”

—“İnsanlarda bir takım ince, yüksek ve asil duygular vardır ki insan onlarla yaşar. İşte o ince, yüksek, derin ve asil duyguları en çok duyabilen ve diğer insanlara duyurabilen şairdir.”

—“Dünyada medeni olmak, ilerlemek ve olgunlaşmak isteyen herhangi bir millet mutlaka heykel yapacak ve heykeltıraş yetiştirecektir.”

—“Aydın ve dindar olan milletimiz, ilerlemenin sebeplerinden biri olan heykeltıraşlığı en üst derecede ilerletecek ve memleketimizin her köşesinde atalarımızın ve bunlardan sonra yetişecek evlatlarımızın hatıralarını güzel heykellerle dünyaya ilan edecektir.”

—“Sanatkar, cemiyette uzun ceht (aşırı çalışma) ve gayretlerden sonra anlında ışığı ilk hisseden insandır.”

—“Bunun içindir ki milletimizin… güzel sanatlara sevgisini… her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek inkişaf ettirmek milli ülkümüzdür.”

—“Sanatçı, esaslı kültür sahibi olmalı ve tarihi iyi bilmelidir.”

—“Sanatkar el öpmez; sanatkarın eli öpülür!”

—“Hayatlarını büyük bir sanata vakfeden bu çocukları sevelim.”

—“Türk milletinin tarihi bir vasfı da güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir. Bunun içindir ki, milletimizin güzel sanatlara sevgisini mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirle besleyerek inkişaf ettirmek milli ülkümüzdür.

1. Etkinlik: Çevrenizde yer alan bir müzeyi ziyaret ediniz. Çevrenizde, ziyaret edebileceğiniz bir müze yoksa müzeler ya da sanat eserleri ile ilgili bir belgesel film seyrediniz. İzlenimlerinizi defterinize yazınız.


2. Etkinlik: Müzik, resim, heykel gibi güzel sanatlarla ilgili resim, fotoğraf vb. malzemeler toplayınız. Bunları okulunuzun veya sınıfınızın panosunda sergileyiniz. Topladığınız fotoğraf ve resimler ile ilgili düşüncelerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.


• Neden müzik dinleme ihtiyacı hissediyorsunuz? Sevdiğiniz bir şarkıyı dinlerken içinizde hangi duygular uyanıyor? Defterinize yazınız.


• Müzik, resim, şiir olmasa hayatımızda neler eksilirdi? Tartışınız. Ulaştığınız sonuçları sözlü olarak ifade ediniz...
 
GÜZEL SANATLAR VE EDEBİYAT

1. "Edebiyatın Gücü" adlı metinden hareketle mimari, resim, heykel ve müzik gibi güzel sanatların genel özelliklerini belirleyiniz. Bu özellikleri aşağıdaki noktalı yerlere yazınız.

mimari:Malzemesi taş,ağaç,beton, demir olan sanat dalıdır.Sanatkar bu malzemeye tam anlamıyla hükmedemez.Mimaride fayda ön plandadır,estetik sonra gelir...

resim:Sanatkarın ruhunu heykel ve mimariye göre daha iyi yansıttığı sanattır.Heykelde eksik olan ruh belirli bir oranda resimde tamamlanır

heykel:Malzemesi, tunç taş, ağaç, alçı olan sanat dalıdır.Mimariye oranla estetik kaygı daha ön plandadır.

müzik:
insan ruhundaki bütün duygular bütün değişimleri,
sınırsız bir ifade kabiliyetiyle verir.

2. "Edebiyatın Gücü" adlı metinden hareketle edebiyatın diğer sanat dallarından ayrılan yönlerini sözlü olarak ifade ediniz.
  • En önemli fark kullanılan malzemedir.
· Amaçları bakımından farklıdır.
· İfade edişleri farklıdır.
· Gerçekliği ele alışları farklıdır.
3. "Şiirsiz Dünya Hayali" adlı metne göre demir devrinde faydasız olduğunu bildiği hâlde insanoğlu niçin silahının kabzasına çeşitli resimler çizmiştir? İnsanın sanatla uğraşma ihtiyacı duymasının sebeplerinin neler olabileceğini sözlü olarak ifade ediniz.

3. Etkinlik:

a) Aşağıdaki tabloda yer alan sanat dallarının ana malzemelerinin neler olduğunu tablodaki uygun yerlere yazınız.

Sanat Dalı


Sanatın Temel Malzemeleri

Resim boya, kalem, tuval, palet, fırça...

Heykel :
tunç taş, ağaç, alçı , mermer

Mimari:
taş,ağaç,beton, demir

Müzik :
ses,söz,nota


Edebiyat : dil(söz)

Tiyatro :hareket,jest ve mimikler,söz,


Sinema :söz,müzik


Opera :söz,müzik

Bale :hareket,

Pandomim :hareket

Operet: hareket,ses
 
b) Kullanılan malzeme göz önüne alındığında hangi sanat dalının sanatçının duygu, düşünce ve hayallerini yorumlamasında daha kullanışlı olduğunu belirtiniz.
Malzemesi dil olduğu için edebiyat daha kullanışlıdır.

4. Etkinlik: Sınıfa tarih, fizik, felsefe, şiir, roman ve hikâye metinleri getirmiştiniz. Sınıfa getirdiğiniz ve bu bölümde incelediğiniz metinleri dil, ifade ve yazılış amaçları bakımından karşılaştırınız. Karşılaştırma sonuçlarına göre metinleri fayda sağlayan öğretici metinler ve sanat metinleri olarak gruplandırıp tahtaya yazınız.

1.METİN ÇANAKKALE CEPHESİ (Tarih metni)
19 Şubat 1915'te başlayan Çanakkale harekatı ile itilaf dev­letlerinin,
+ Osmanlı Devleti'ni saf dışı bırakmak
+ Rus ordusuna gerekli askeri yardımı ve malzemeyi ulaştırmak.
+ Balkan Devletleri'ni savaşa çekmek
+ Savaşı kısa zamanda sonuçlandırmak gibi önemli amaçları vardı.
+ 18 Mart 1915 günü başlayan asıl hücumları sonuçsuz kaldı. İtilaf donanmasını bozguna uğradı.
+ Boğazı geçemeyeceğini anlayan itilaf devletleri, Gelibolu'ya asker çıkardılar.
+ Gelibolu'daki mücadeleler sekiz ay kadar devam etti.
+ Mustafa Kemal'in 19. Tümen Komutanı olarak bulunduğu Türk ordusu; Conkbayırı ve Anafartalar'da zaferler kazana­rak düşman ilerleyişini durdurdu.
+ İngiliz ve Fransız güçleri 8-9 Ocak 1916'da Çanakkale'yi ta­mamen boşalttılar.



2.METİN (ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE)
Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi.
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde-gösterdiği vahşetle 'bu: bir Avrupalı'

METİNLERİN KARŞILAŞTIRILMASI


1. İfade şekilleri: 1. metin düşünceleri temellendirerek ifade etmiş,düzyazı şeklinde...
2. metin ise duygularını ve düşüncelerini okurun algısına ve sezgisine bırakarak ifade etmiştir.
Dilin işlevi: 1. metinde dil göndericilik işlevinde, 2. metinde ise şiirsel (sanatsal) işlev etrafında oluşturulmuştur.
Yazılış amacı. 1. metin bilgi vermek, öğretmek amacıyla, 2. metin güzellik duygusunu, hayallerini, kurgusunu okurun sezgisine ve algısına bırakarak anlatmak amacıyla yazmışlardır.

4. Resim, türkü, heykel vb. sanat eserleri ile karşılaştığınızda neler hissettiğinizi arkadaşlarınızla paylaşınız. İnsan etkinliklerinin güzel sanatlar içindeki yerini açıklayınız.


GÜZEL SANATLAR İÇİNDE EDEBİYATIN YERİ
Sanat insanın güzellik karşısında duyduğu heyecan ve hayranlığı uyandırmak için ortaya koyduğu yaratıcılıktır.Sanatın temelinde insan sevgisi,hoşgörü,yaratma özgürlüğü vardır.
Sanat insanın varlık şartlarından biridir.İnsanın olduğu her yerde sanat vardır.(Mağara resimleri,antik süs eşyaları,işlenmiş kap kaçak vb.) Sanatın amacı da zaten insanlarda güzel duygular uyandırmak,insan hayatını renklendirmek,güzelleştirmektir.Resim,tiyatro,şiir,dans,müzik ve kitapların olmadığı edebiyat fatihi bir dünyada
yaşadığımızı düşünürsek sanatın insan hayatı için ne kadar vazgeçilmez ve önemli olduğunu anlarız.
İnsanlar kendilerini farklı araçlarla ifade edebilirler.Kimisi resimle,müzikle, dansla heykelle kimisi de şiirle,romanla,hikayeyle yani edebiyat vasıtasıyla ifade ederler.
İnsanoğlu hayatı boyunca güzeli istemiştir.Sözüne yazısına(edebiyat),sesine (müzik)kullanabildiği
renklere(resim),yaşadığı mekana(mimarlık),işleyebildiği her türlü maddeye(heykeltıraş)güzellik vermek
insanoğlunun yaşam felsefesi olmuştur ki bu da güzel sanatlar dediğimiz şubeleri doğurmuştur.
Edebiyat bu güzel sanatların bir koludur.Edebiyat;sözde ,yazıda,düşüncede,hayalde güzellik demektir.
Edebiyat;dil ile gerçekleştirilen,malzemesi dil olan güzel sanat etkinliğidir.Edebi eser öncelikle edebiyat fatihi sanat değeri
olan eserdir.Edebi eserlerde dikkatle kullanılmış bir dil vardır.
Bilim nasıl ki akla, mantığa,öğretmeye yönelik ise sanat da insan ruhunu doyurmaya,güzelleştirmeye yöneliktir.




 
5. "Sanat ve Zanaat" adlı metinden hareketle sanat ile zanaat, sanatçı ile zanatkâr kavramları arasındaki benzerlik ve farklılıkları belirleyiniz. Belirlediğiniz özellikleri maddeler hâlinde tahtaya yazınız.

SANAT VE ZANAATIN ORTAK VE FARKLI YÖNLERİ
.Farkları:


· Sanat eseri biriciktir; zanaat eseri ise çoğaltılabilir.


· Sanat eseri alışılmışın dışında özgündür; zanaat eseri alışılmış bilinen tekrar edilendir.


· Sanatta yaratıcılık ön planda olmasına karşılık zanaatta ustalık ön plandadır.


· Sanat eseri güzellik amacı güder; zanaat ise yarar amacı.


· Sanatçı eserini oluştururken para kazanma amacı gütmez; zanaatçı para kazanmak ister.


Benzerlikleri:


· Her ikisi de el emeği ister.


· Her ikisi de biçim oluşturur.


· Her ikisi de bir beceri izlenimi verir.


· Her ikisinin de temelinde bir tasarım vardır.
6. Sanatın gelişmesinde zanaatın etkisini tartışınız. Ulaştığınız sonuçları sözlü olarak ifade ediniz.

Zanaatta da sanatta olduğu gibi el emeği,biçim oluşturma bir beceri ve bir tasarım vardır.Fayda amacı güden zanaat estetik kaygıları da barındırmasıyla sanatın gelişmesini sağlar...
7. Sanat eserinin özgün olduğu ve bu özelliği ile sanatçısını temsil ettiği gerçeğinden hareketle sanat ve sanatçı arasındaki ilişkiyi açıklayınız...

SANATÇI İLE SANAT ESERİ ARASINDAKİ İLİŞKİ
♦ Her sanat eseri, sanatçısının kişiliğini, dünyasını yansıtır. Sanatçıyı tanımak için en doğru ve kestirme yolun onun eserlerini okumak, dinlemek ya da seyretmek olduğunu ifade eden sözleri çokça duyarız. Tabii burada söz konusu olan sanatçının edebî ya da sanatçı kişiliğidir Gerçekten de sanat eserleri, yaratıcılarının aynası gibidir. Bakmayı bilen için bu aynada sanatçının kişiliğine dair pek çok ipucu saklıdır. Eskilerin tabiriyle “Üslubu beyan ayniyle insandır.” Yani, eserde sanatçıya ait üslup özellikleri, onun kişiliğinin bir ifadesi, yansımasıdır.

 
8. "Atatürk, Kültür ve Sanat" adlı metinde Atatürk'ün edebiyata olan ilgisini belirleyiniz. Ulaştığınız sonuçları arkadaşlarınızla paylaşınız.
Atatürk genç yaşta edebiyata ilgi duymuştur.Öğrencilik zamanında Namık Kemal'in, Tevfik Fikret'in,Ziya Gökalp'in, M.Emin Yurdakul'un vatan,milliyetçilik ve özgürlük ile ilgili eserlerini okumuştur.
9. Yapmış olduğunuz araştırma ile "Atatürk, Kültür ve Sanat" adlı metinden hareketle Atatürkçü düşüncede güzel sanatların önemini sözlü olarak ifade ediniz.

Sanatın bir toplumun ilerlemesindeki öneminin ve vazgeçilmezliğinin bilincinde olması. Atatürk sanat ve sanatçıya çok fazla önem vermiştir.Bunu da “ Sanatsız kalan bir toplumun hayat damarlarından biri kopmuştur” sözü ile pekiştirmiştir. Atatürk, Türk milletinin manevî ihtiyaçlarının da karşılanması gerektiğini biliyor ve bu nedenle kültürel kalkınmaya büyük önem veriyordu.Atatürk, Türk kültür ve sanatını dünyaya tanıtmak için çok çalıştı. Bu konuda araştırmalar yapılmasını, sergiler açılmasını ve kültürle ilgili kongreler düzenlenmesini teşvik etti. Sanat ve sanatçılar hakkında takdir ve teşvik edici sözler söyledi. Bunlardan bazıları:"Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.""Hepiniz mebus olabilirsiniz, vekil olabilirsiniz, hatta cumhurbaşkanı olabilirsiniz, fakat bir sanatkâr olamazsınız." '''"Bir millet, sanat ve sanatkârdan mahrum ise tam bir hayata malik olamaz." Atatürk, sanatçı yetiştiren kurumlar açtı. Çağdaş Türk sanatını geliştirmek amacıyla Avrupa'ya resim, heykel ve müzik öğrenimi için gençler gönderdi. Bu durum, onun sanata ve sanatçıya ne kadar önem verdiğini gösterir.

10. Atatürk'ün güzel sanatlara verdiği önemi dikkate alarak "milletlerin tanıtılmasında güzel sanatların rolünün neler olabileceğini konu alan bir yazı yazınız.
Evrensel olan sanatçılara bakıldığında aslında hepsi yerel olmuş ve kendi milli değerlerine sahip çıkmış kişilerdir. Bu nedenle kendini dünyaya tanıtmış milletler ister istemez ülkelerini diğer milletlere anlatacaktır. Dostoyevski , evrensel bir yazardır ama ister istemez Rus toplumunu diğer milletlere anlatmıştır.

Anlama - Yorumlama
1. "Edebiyatın Gücü" adlı metinde yazar, edebiyatı, "mükemmel bir yorumcu" olarak nitelendirmektedir. Bu ifadeden ne anlıyorsunuz? Açıklayınız.
Edebiyatçının malzemesi dil(söz) olduğu için edebiyat güzel sanatları sezgilerine de bağlı olarak derinlemesine yorumlayabilir...

2. Metinde geçen "Mikelanj, meşhur Musa Heykeli'ni tamamladığı zaman, çekicini onun suratına fırlatıp "Konuşsana!" diye haykırır. Hiçbir söz, böyle büyük bir sanat eseri karşısında sanatkârın söze ihtiyacını bu kadar güçlü hissettiremezdi." cümlesinden anladıklarınızı sözlü olarak ifade ediniz.
Heykelde eksik olan ruhtur.O ruhu da edebiyatın yorumuyla yakalayabiliriz...

3. "Edebiyatın Gücü" adlı metinde yer alan "Sanat eserlerinin herhangi bir sanat tarihçisi, müzikolog tarafından yorumu, ilmî verilere dayanır yani az çok objektif bir karakter taşır. Hâlbuki bir sezgi vakıası olan sanat eserini yorumlamak için yine sezgiden hareket etmek lazımdır."ifadesiyle yazarın, sanatın hangi özelliğini vurguladığını sözlü olarak ifade ediniz...
Sanatın öznel olduğu, duygu ve sezgilere dayandığı özelliği vurgulanmaktadır.
 
4. "Şiirsiz Dünya Hayali" adlı metinde "Güzellik duygusu, faydadan önce gelmektedir. İnsanı hayvandan ayıran fark da budur." cümlesinden anladıklarınızı sözlü olarak ifade ediniz.


Bir faydaya dönük üretilen ve insan hayatını kolaştıran materyallerde bile estetik (güzellik) kaygısı mutlaka bulunur. bu faydanın şartı insanın güzellikten zevk almasıdır. Yazara göre güzellik duygusu faydadan önce gelmektedir. İnsanı hayvandan ayıran fark da budur.İnsan her zaman güzele e güzelliğe meyillidir.Bu özelliği onu hayvanlardan ayıran önemli bir farktır.

5. "Bilgisayar icat edilmemiş olsaydı daha sonra mutlaka icat edilecekti. Ama Mimar Sinan, Selimiye Camisi'ni yapmamış olsaydı Selimiye Camisi hiç yapılmamış olacaktı." cümlelerini sanat eserlerinin özgünlüğü bağlamında sanat ve sanatçı ilişkisini de dikkate alarak yorumlayınız. Ulaştığınız sonucu tahtaya yazınız.
Sanat eseri biricik,tek ve özgündür.Sanatçı yeteneklerine kendi duygu ve düşüncelerini de ekleyerek ortaya özgün bir yapıt koyar.Aynı özellikteki bir bilgisayardan istenildiği kadar üretilse de Mimar Sinan'ın yaptığı bir Selimiye Cami yapılamaz.Çünkü her sanatçının duyuş, düşünüş ve sanat zevki birbirinden farklıdır.

6. Aynı yere ait olan aşağıdaki resim ile fotoğrafı inceleyerek hangisinde sanatçının yorumunun ön plana çıktığını tartışınız. Tartışma sonuçlarını sözlü olarak ifade ediniz.

İlkinde sanatçının yorumu ön plandadır.Fotoğrafta sanatçı fotoğrafa duygu ve düşüncelerini katamaz.Var olanı olduğu gibi çeker.

7. Çevrenizde yer alan bir müzeyi ziyaret etmeniz ya da sanat eserleri ile ilgili bir belgesel seyretmeniz istenmişti. Müzede ya da belgesel filmde yer alan eserlerin toplumsal (faydalı) ve sanatsal (estetik) özelliklerinin neler olduğunu sözlü olarak ifade ediniz.

8. Sanat eserlerinin korunmasının insanlık tarihi açısından önemi nedir? Tartışınız. Ulaştığınız sonuçları tahtaya yazınız.
Sanat eserleri, uygarlık alanındaki gelişmeleri günümüze taşıyan en somut belgelerdir. Medeniyetin akışını günümüze getiren bu belgeler daha çok mimarlık, heykeıtraşlık, resim ve el sanatları alanındaki çalışmalardır. Çağdaş bir ülke olmanın koşullarından biri de bu tarihi korumak, saklamak ve insanların yararlanabileceği şekilde sergilemektir. Milli ve manevı değerlerini beraberinde taşıyan atalarımızın bıraktığı tarihı eserlere sahip çıkmamız, onları onur ve gurur verici şekilde evrene sunmamız bir vatandaşlık görevidir. Ayrıca bu tarihı yapıtların etkinliğinden esinlenerek yapacağımız eserler, milli kimliği içinde çağdaş görüş ve tekniği de yansıtacaktır.


9. "Her sanat eseri, yaratıcısının kendisidir." ifadesinden ne anladığınızı sözlü olarak ifade ediniz.

Her sanat eseri yaratıcısında izler taşır.Sanat eseri onu oluşturan sanatçının duygu, düşünce ve birikimini yansıtan bir ayna gibidir.

5. Etkinlik: Atatürk'ün edebiyat ve sanatla ilgili sözlerinden bazılarını renkli kâğıtlara yazarak sınıfınızın panosuna asınız.


http://www.forumbahane.net/turk-dil...urkun-edebiyat-ve-sanatla-ilgili-sozleri.html
 
Değerlendirme


A.Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan noktalı yerleri uygun ifadelerle doldurunuz.

• Aklın kılavuzluğunda insanlığa faydalı olmayı amaçlayan bilim ile insan duygularına estetik bir bakış açısıyla yaklaşan SANAT amaçları bakımından farklılık göstermektedir.

• Mimari, heykel, resim PLASTİK SANATLAR olarak nitelendirilir.


B. Aşağıdaki cümlelerde yer alan bilgilerin doğru olup olmadığını belirleyerek uygun seçeneği işaretleyiniz.
•Plastik sanatlar zanaatı ortaya çıkarır, zanaat da sanata fayda boyutu kazandırır.

Doğru ( X) - Yanlış( )

• Güzel sanatların sınıflandırılmasında temel alınan ölçütlerden biri de eserin yapılış amacıdır.

Doğru ( X) - Yanlış( )

• Sanat eserleri öznel bir nitelik taşır. Doğru (X )-Yanlış( )

C. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplayınız.

1. Edebiyatla ilgili aşağıda yer alan yargılardan hangisi yanlıştır?
A) Edebiyat insanı ve hayatı konu alır.
B) Edebî eserler estetik bir değere sahiptir.
C) Edebiyatın malzemesi dildir.
D) Edebiyat güzel sanatların bir şubesidir.
E) Edebî eserlerde toplumsal fayda bir esastır.(ESTETİK KAYGI ESASTIR)

2. Bu parçada vurgulanmak istenen düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
A)Edebiyatın etki gücü, öteki sanat dallarına göre daha fazladır.
B) Her sanat dalının kendine özgü malzemesi ve yöntemi vardır.
C) Ortaya konan her yapıtın, herkes tarafından beğenilmesi beklenmez.
D) Edebiyat ürünlerinde aranan en önemli öge güzelliktir.
E) Bir edebiyat ürününün güzelliğini belirlemede konu ölçüt olamaz.
1997 - ÖYS
 
2. Edebiyatın Bilimlerle İlişkisi
HAZIRLIK


1. Etkinlik: Roman, hikâye, tiyatro gibi edebî niteliğe sahip metinler bul rak sınıfa getiriniz. Bu me tinlerde sosyoloji, psikoloji, felsefe ve tarih gibi bilim dallarıyla ilgili ne gibi bulunduğunu belirleyi niz. El de et ti ği niz bil gi le ri def te ri ni ze ya zı nız...
Edebi bir metin tarihi belge niteliği taşır mı?

Edebi metinler tarihi bir belge niteliği taşımaz. Edebi eserlerdeki amaç: dilin bütün imkanlarından faydalanarak ''estetik''bir metin oluşturmaktır.Tarihi metinlerde ise doğrudan bilgi vermek amaçlanır.

Bir edebî eserin değişik bilim dallarının verilerinden faydalanması ona bilimsel bir özellik kazandırmaz. Çünkü edebî eser faydalandığı bilimin verilerini kendi süzgecinden geçirerek tekrar oluşturur. Bu oluşumda hayallere, duygulara da yer verilir. Hayalin, duygunun, öznelliliğin olduğu metinde bilimsel nitelik taşımaz. Bu yüzden edebi metinler belge olarak kullanılmaz.
 
3. “Edebiyat ve Eğitim” adlı metinde edebiyatn insanı konu alan psikoloji ve sos yo lo ji gibi bilim dallarıyla ilişkisi nasıl ele alınmıştır? Sözlü olarak ifade ediniz.
Edebiyat eserleri, başta psikoloji ve sosyoloji olmak üzere birçok alanda yapılan araştırma -

lar için temel birer kaynak olma özelliğine sahiptir.
2. Etkinlik:
a) Aşağıdaki tabloda bu bölümde incelediğiniz metinlerde yer alan bazı terim ve
kavramlar verilmiştir. Bu terim ve kavramların hangi bilim dalıyla ilişkili olduğunu belirleyerek
tablodaki yerlere yazınız.
Terimler ve Kavramlar İlgili Bilim Dalı
Tanzimat > tarih, edebiyat
gelenek-görenek> sosyoloji
bilinçaltı > psikoloji
retorik> edebiyat
eğitim> felsefe,sosyoloji
estetik>felsefe
b) Sınıfa getirdiğiniz roman, hikâye, tiyatro gibi edebî metinlerde bilim dallarıyla ilişkili ne
gibi bilgilerin bulunduğunu belirlemiştiniz. Elde ettiğiniz bilgilerden ve yukarıdaki tablo üzerinde
yaptığınız çalışmadan hareketle edebiyatın diğer bilim dallarıyla ilişkisini açıklayınız.
 
http://www.edebiyatfatihi.net/
A. Aşağıdaki soruları sözlü olarak cevaplayınız.
• Edebiyat hangi bilim dallarından ne şekilde yararlanır?Açıklayınız.
Edebiyat tarih,coğrafya,sosyoloji,psikoloji,felsefe ve bilim-teknikten yararlanır.
• Farklı bilim dalları ve alanlarından yararlanması edebiyatın hangi özelliğini ortaya koymaktadır?Konusunun insan olması ve diğerleri gibi dili araç olarak kullanma özelliğini ortaya koymaktadır.

B.
D,D,Y




C. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplayınız
.
1. Aşa ğı da ki ler den han gi si ede bi ya tın doğ ru dan iliş ki li ol du ğu bi lim dal la rın dan bi ri de -
ğil dir?
A) Sosyoloji B) Psikloji C) Felsefe
D) Jeoloji
E) Tarih
2. Aşağıdakilerden hangisi edebiyat-sosyoloji ilişkisiyle ilgili değildir?
A) Edebî eserler yazıldıkları dönemin toplumsal hayatını yansıtır.
B) Edebiyat ve sosyoloji ortak bir amaca hizmet eder.
C) Edebi eserlerin yazıldığı süreçte yazar sosyolojik araştırmalardan yararlanabilir.
D) Edebiyatın toplumu etkileme ve yönlendirme özelliği vardır.
E) Edebî metinler sosyal hayatın bir parçasıdır ve sosyal bir çevrede ortaya çıkar.
 
1. Dilin İnsan ve Toplum Hayatındaki Yeri ve Önemi
Hazırlık
.tdk .gov. tr İnternet sitesini ziyaret ederek Atatürk’ün Türk diline verdiği önem hakkında bir araştırma yapınız.



  • Atatürk’ün Türk Diline ve Türk Tarihine Verdiği Önem




  • Atatürk, milli dilin korunması ve gelecek nesillere aktarılması doğrultusunda çalışmalar yapmış, "Türk demek dil demektir. Milliyetin çok bariz vasıflarından birisi dildir" diyerek, milletimizin birlikteliği için Türk diline verilmesi gereken önemi vurgulamıştır. "Türk dilinin, kendi benliğine, aslındaki güzellik ve zenginliğine kavuşması için, bütün devlet teşkilatımızın, dikkatli, alakalı olmasını isteriz." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, 1 Kasım 1932, cilt I, s. 372) sözüyle de, bu konuda devlete düşen göreve işaret etmiştir.

    Atatürk, Türk milliyetçiliğinin yerleşmesi ve sağlamlaşması hususunda, milletin ortak dil konusunda bilgilenmesi gerektiğine inanmış ve bu amaçla çalışmıştır. Bu doğrultuda, Atatürk'ün talimatıyla; 12 Temmuz 1932'de, daha sonra "Türk Dil Kurumu" adını alacak olan Türk Dili Tetkik Cemiyeti kurulmuştur. Atatürk, Türk dili üzerindeki yerli ve yabancı araştırmaları bizzat incelemiş, dönemindeki bilginleri, Türk dili üzerinde araştırmalar yapmaya yönlendirmiştir. Nitekim Türk dilinin en eski anıtları olan Göktürk (Runik) yazılı metinlerinin ilk iki cildi, onun sağlığında yayımlanmış; Divanü Lügati't-Türk, Kutadgu Bilig gibi eserler üzerinde de yine onun sağlığında çalışılmaya başlanmıştır.( Türk Dil Kurumu web sitesi, .tdk.gov.tr )

    Atatürk'ün Türk Tarihi ve Türk Dili konularına ne denli önem verdiği, ölümünden kısa bir süre önce yazdığı vasiyetname ile, mal varlığını Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumu'na bırakmış olmasından anlaşılır. Bu iki kurumun bütçesi, bugün de Atatürk'ün mirasından karşılanmaktadır.

    Bir insanın milli değerlerine sahip çıkması için milletini sevmesi; milletini sevmesi için ise onu tanıması gerekir. Milletinin geçmişte yaşadıklarını öğrenen insan, ona daha sağlam bağlarla tutunur; sadakati katlanarak artar ve milli duyguları daha da perçinlenir.

    Türk Milleti`nin büyüklüğüne bütün Türklerin inanmasını arzulayan Atatürk, bu fikri savunmayı hayatı boyunca amaç edinmiştir. "Büyük devletler kuran atalarımız büyük ve geniş uygarlıklara da sahip olmuştur. Bunu aramak, tetkik etmek Türklüğe ve dünyaya bildirmek bizler için bir borçtur."..."Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır." (Afet İnan, Atatürk hakkında Hatıralar ve Belgeler, 1968, s. 311) diyerek; Türk insanının tarihini öğrenmesinin önemini vurgulamıştır.

    Türk kültürünü ve Türk tarihini bilimsel yoldan araştırmak, tanıtmak ve yaymak amacıyla, Atatürk kurumun çalışmalarına önderlik etmiş, çalışma planını kendisi çizmiş; Türk ve Türkiye tarihini aydınlatacak araştırmacılara yol gösterici nitelikte aşağıdaki direktifleri vermiştir:

    ".... Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir, yazan yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır."
  • ATATÜRK'ÜN TÜRK DİLİYLE İLGİLİ SÖZLERİ
“En iyi savunma yöntemi saldırıdır. Bu durumda dil alanında türemiş yabancılıklara saldıralım ağacı bir kez silkeleyelim : Görelim hangi çürükler düşecek kalan sağlamlar bakalım ne kadardır? Dökülmeyenler özleri ve arınmışları bulununcaya dek biraz daha işe yarayabilir geçici olarak!...”

“Türk Dilinin özleştirilmesi varsıllaştırılıp kamuoyuna bunların benimsetilmesi için bütün yayın araçlarından yararlanmalıyız. Her aydın hangi konuda olursa olsun yazarken buna özen gösterebilmeli konuşma dilimiziyse uyumlu güzel bir duruma getirmeliyiz.”

“Başka dillerdeki her bir sözcüğe karşılık olarak dilimizde en az bir sözcük bulmak ya da türetmek gerekir. Bu sözcükler kamuoyuna sunulmalı böylece yaygınlaşıp yerleşmesi sağlanmalıdır.”

“Batı dillerinin hiçbirinden aşağı olmamak üzere onlardaki kavramları anlatacak keskinliği açıklığı taşıyan Türk bilim dili terimleri türetilecektir.”

“Öyle istiyorum ki Türk Dili bilimsel yöntemlerle kurallarını ortaya koysun. Bütün dallarda yazı yazanlar bütün terimleriyle çoğunluğun anlayabileceği güzel uyumlu dilimizi kullansınlar.”

“Dil devriminin amacı Türk Dili’nin kısırlaştırılması değil genişletilmesidir. Amacımız Türk Dilinin öz varsıllığını ortaya çıkarmak onu dünya dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmektir.”

“En güzel ve ileri bir iş olarak türlü bilimlere ilişkin Türkçe terimler türetilmiş ve bu yolla dilimiz yabancı dillerin etkisinden kurtulma yolunda esaslı adımını atmıştır. Okullarımızda eğitimin Türkçe terimlerle basılmış betiklerle başlamış olmasını kültür yaşamımız için önemli bir olay olarak belirtmek isterim.”

“Türk Dili’nin kendi benliğine özündeki güzellik ile varsıllığına kavuşması için bütün devlet kurumlarımızın özenli ilgili olması başkoşuldur.”

“Türk Dili varsıl geniş bir dildir. Bütün kavramları anlatma yetisi vardır. Yalnız onun bütün varlıklarını aramak bulmak toplamak onlar üzerinde işlemek gereklidir.”

“Yeni Türkçe sözcükler önerebiliriz. Bu yönde ısrarla çalışmalıyız. Ancak bunları Türk Dili’nin olgunlaşma akışı içinde yapmalıyız.”

“Türk ulusu ile Türk Dilini uygarlık tarihinin ve kültür dillerinin dışında görmenin ne yaman bir yanlış olduğunu bütün dünyaya göstereceğiz.”

“Çocukluğumda elime geçen iki kuruştan birini betiklere kitaplara vermeseydim şu anda yaptığım işlerden hiçbirini yapamazdım. Daha çocukken dersler betikler arasında yuvarlanırken sezerdim ki bu dilin bir gereksinimi var. O gereksinimin ne olduğunu nasıl elde edileceğini bilmezdim. Ancak kesinlikle bir şeyler yapmak gerektiğini sezerdim.”

“Ulusal bilincin ayakta kalabilmesi uyanık bulunması için dil ile tarih uğrunda çalışmak zorundayız.”

“Yaşamak isteyen uluslar tarihleri ile tarihlerini her alanda yaşatan dillerine sağlam sarılırlar. Dilbilim tarihin en uzak en karanlık köşelerini aydınlatır. Türk tarihi Türk ırkını ancak deneysel bilim belgeleriyle bulur. Türk Dili bunlardan en önemlisidir. Türk’ün tarihsel varlığı ile bu varlığın yeryüzündeki yaygınlığını özelikle Türk Dili’nin özgünlüğü çok açık bir kesinlikle göstermektedir.”

“Kültür işlerimiz üzerine ulusça gönüllerimizin titrediğini bilirsiniz. Bu işlerin başında da Türk tarihini doğru temelleri üzerine kurmak öz Türk Dili’ne değeri olan genişliği vermek için yürekten çalışılmaktayız.”

“Bizim ulusalcılığımızın esası dil birliğimizin korunmasıyla olanaklı olacaktır. Türkçe bütün Türkiye’ye egemen olmalıdır.”

“Sonsal nihai hedefimiz yalnız Anadolu Türklerinin değil bütün Türklerin ortak Türkçesini yaratmaktır. Türkçe bütün Türkiye’ye ve Türk dünyasına egemen kılınacaktır.”

“Ulusal duygu ile dil arasındaki bağ çok güçlüdür. Dilin ulusal ve varsıl olması ulusal duygunun gelişmesinde başlıca etkendir. Türk Dili dillerin en varsıllarındandır yeter ki bu dil bilinçle işlensin.”

“Ülkesi ile yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk ulusu dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.”

“İnanıyorum ki Türk ulusu Kuran’ı kendi anadilinde okursa asıl benimsediği dinin özünü daha bir derinden ve daha bir bilinçle kavramış olacaktır.”

“Türk ulusunun dili Türkçedir. Türk Dili dünyada en güzel en varsıl zengin ve kolay olabilecek bir dildir. Onun için her Türk dilini çok sevip onu yükseltmek için çalışır. Bir de Türk Dili Türk ulusu için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk ulusu geçirdiği sonsuz yıkımlar içinde ahlakını göreneklerini anılarını çıkarlarını kısacası bugün kendini ulus yapan her niteliğinin dili sayesinde korunduğunu görüyor. Türk Dili Türk ulusunun yüreğidir beynidir.”

“Kesinkes bilinmelidir ki Türk ulusunun ulusal dili ile ulusal benliği bütün yaşamında egemen ve temel olacaktır”.

“Türk demek dil demektir. Ulus olmanın en belirgin niteliklerinden biri dildir. Türk ulusundanım diyen kişi her şeyden önce ve kesinlikle Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir kişi Türk kültürüne ve ulusuna bağlılığını öne sürerse buna inanmak doğru olmaz.”

“Türk demek Türkçe demektir ne mutlu Türküm diyene !”


“Ölüm döşeğindeyken: Bakınız arkadaşlar ben belki çok yaşamam. Ancak siz ölene değin Türk gençliğini yetiştirecek ve Türkçenin bir kültür dili olarak gelişmeyi sürdürmesi yolunda çalışacaksınız. Çünkü Türkiye ile Türklük uygarlığa ancak bu yolla kavuşabilir


1. Etkinlik: 9. sınıf dil ve anlatım ders kitabınızın “İletişim, Dil ve Kültür” konusunda öğ­rendiğiniz bilgileri gözden geçiriniz. Dil ve kültür ilişkisi konusundaki bilgilerinizi başlıklar hâlinde defterinize yazınız.
DİL-KÜLTÜR İLİŞKİSİ
  • Dil ve kültür geçmiş ile gelecek aralarında bir köprü vazifesi görür .
  • Dil kültürün taşıyıcıdır,dil olmasaydı kültürel birikim gelecek nesillere taşınamazdı.
  • Bir toplumun oluşmasında ve ayakta kalmasında ortak lisan ve kültürün mühim bir payı vardır .
  • Kültür ve dil bir toplumun yaşayış biçiminden mühim izler taşır .
  • Kültür ve dil bir halkın en önemli ortak özelliklerindendir .


✓ Çevrenizdeki insanların konuşmalarını gözlemleyiniz. Yaş, cinsiyet, sosyal statü gibi de­ğişkenlerin dili kullanma biçimini etkileyip etkilemediğini tartışınız. Tartışma sonuçlarını söz­lü olarak ifade ediniz.

Herkesin dil kullanma biçimi farklıdır ve kullanılan dil, onu kullanan birey
hakkında söylenmeyen ama fark edilen ipuçları verir. İfade edilen durumlar, seçilen
sözcükler, ağız özellikleri dil kullanıcısının tanınmasına yardımcı olur. Örneğin konuşmacı söylemese bile telefonla konuşurken ses tonundan konuşmacının yaşı, cinsiyeti, ruh hali, eğitim düzeyi, içinde yetiştiği toplum ve kültür bile belirlenebilir. Bununla birlikte ilk bakışta bireysel dilin dil kullanıcısı hakkında verdiği bilgilerin doğrudan kullanılan dil ve aktarılmak istenen düşünce ile karşılaştırıldığında önemsiz olduğu düşünülebilir. Ancak, bireysel dil kullanımını etkileyen etkenlerin incelenmesi ve anlaşılması, dil kullanıcısı hakkında bilgi edinilmesi, altta yatan diğer iletilerin
anlaşılabilmesi ve iletişimin devamı açısından önemlidir.
 
1. “Dil” adlı metinde yazarın “dilin toplum hayatındaki yeri ve önemi” hakkında hangi görüşleri dile getirdiğini sözlü olarak ifade ediniz.
DİL gerek insan gerek toplum gerekse insan ve topIum dan ayrı düşünülemeyecek olan bilim, sanat, teknik gibi bütün alanlarla ilgili buIunan, aynı zamanda onları oluşturan bir kurumdur.İnsan açısından bakınca insanın dünyadaki yerini ve değerini belirleyen odur. Konuşma yete­neği, dolayısıyla dil, insanı insan yapan niteliklerin başında gelir. Onun duygularını, düşünceleri­ni, isteklerini bütün incelikleriyle açığa vurmasına, yaşamını sürdürebilmesine olanak sağlar.. Dil olmadan insanların birlikte yaşamaları, anlaşabilmeleri, dolayısıyla bir toplumu oluşturmaları söz konusu olamayacağından dil bu açıdan da önemlidir; bir topluluğu topluma dönüştürür.​
2. İnsanların ve toplumların duygu, düşünce, yaşayışlarını kısacası kültürlerini daha sonraki kuşaklara aktarmak için kullanabilecekleri yöntem ve malzemeler neler olabilir? Yazarın bu konudaki görüşlerini sözlü olarak ifade ediniz.
Yazara göre bir dilin sadece söz varlığını inceleyerek bile o toplumun hangi koşullar içinde bulunduğunu, ne gibi değişikliklere sahne olduğunu, hangi kavramların önem taşıdığını ve hangi uluslarla ilişki kurduğu saptanabilir.

3. “Aynı dili konuşan insan toplulukları ortak kültür değerlerini paylaşırlar.” düşüncesinin me-tinde nasıl ele alındığını yorumlayınız. Bu düşünceyi destekleyen örnekler veriniz.
Yazara göre bir toplumun pek çok özelliği, yaşayışı, gelenekleri, dünya görüşü, yaşam felsefesi, inançları, bilim, teknik ve sanata katkıları o topIumun diline yansır; o toplumun dilinden izlenebilir.
 
SAYFA 24

1. Sınıfta otur duğunuz sıradan memnun olmasaydınız bunu anne ve babanıza, arkadaşınıza, öğretmeninize ve okul müdürünüze anlatırken aynı ifadeleri mi kullanırsınız? Dilin kullanımının bireylere ve iletişim ortamına göre farklılaşmasını nasıl yorumluyorsunuz? Bu konudaki düşün­celerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.
Dilin kullanımının bireylere ve iletişim ortamına göre farklılaşır.Samimi olmadığımız insanlara daha resmi bir dil kullanırken samimi olduğumuz insanlara karşı daha "özel" bir dil kullanırız...


1. Etkinlik: Sevdiğiniz biri hakkındaki duygu ve düşüncelerinizi hiç konuşmadan sadece vücut dilinizi kullanarak ifade etmeye çalışınız. Da ha sonra vücut dilini kullanmadan aynı şeyi anlatma­yı deneyiniz. Karşılaştığınız zorlukları arkadaşlarınızla paylaşınız.
 
5. “Birinci Düzce Ayaklanması” ve “Kalpaklılar” adlı metinden hareketle aşağıdaki yönerge­leri uygulayınız.
a) Metinleri yazılış amaçIarı bakımından karşılaştırınız. Elde ettiğiniz sonuçları sözIü olarak ifade ediniz.
“Birinci Düzce Ayaklanması” öğretici metindir,okuyuyuca bilgi vermek amacıyla yazılmıştır.
“Kalpaklılar” adlı metin ise romandan alınan bir bölümdür.Bu metnin amacı yazarın kurguladığı dünyaya okuru çekmektir.
b) Metinleri dil ve anlatım bakımından karşılaştırınız. Elde ettiğiniz sonuçları tahtaya yazınız.
1.metinde dil göndergesel işlevde, sade,açık ve yalın bir anlatımla anlatılmıştır.
2.metin sanatsal bir metinden alındığı için dil alıcıyı harekete geçirme,heyecana bağlı gibi işlevlerde kullanmış.Sanatlı bir anlatım yapılmıştır.

6. Daha önce inceleyip sınıfa getirdiğiniz değişik türdeki metinlerde, diI in farkIı işIevlerde kul­lanılmasının sebeplerini açıklayınız.Metinlerin dil yazılış amacına, türüne ,anlatım biçimine, hedef kitlesine göre farklı işlevlerde kullanılır.
Anlama - Yorumlama
1. “Dil” adIı metinde yer alan “Kısaca söyIenecek olursa dil, aynı zamanda her yönüyle bir ulusun kültürünün de aynasıdır; insanın ve uygarlığın en önemIi beIirtisi ve aracı dildir.” yargı­sından ne anladığınızı sözlü olarak ifade ediniz.
Dil toplumların aynasıdır ve her yönüyle toplumları yansıtır.

2. “Dil” adIı metinde yer alan “Dil, aynı zamanda her yönüyle bir ulusun kültürünün de ay­nasıdır; insanın ve uygarlığın en önemli belirtisi ve aracı dildir.” sözünü anlamı değişmeyecek şe­kilde yeniden ifade ediniz. Bir duygu, düşünce veya olayın ifade tarzının kişiden kişiye değişme­sinin sebeplerinin neler olabileceğini belirtiniz.
Dil bir milletin kültürünü aynen yansıtır, insanın ve uygarlığın en önemli işareti ve vasıtası dildir.İfade tarzının kişiden kişiye göre değişmesi kişilerin kültürel birikimlerinin farklı olmasından ve aile ve çevresel etkilerden kaynaklanmaktadır.
 
3. Ülkemizin değişik bölgelerinde insanlar konuşurken farklı ağızlar kullanırlar ama yazarken bu farkIılık görülmez. Bunun sebeplerini dil ve anIatım ders kitabınızın “İletişim, Dil ve Kültür” bölümünden faydalanarak açıklayınız.
Yazı dili, adından anlaşılacağı üzere yazıda kullanılan dildir. Dilde birliği, anlaşma kolaylığını sağlamak için kullanılan kitap dilidir, kültür dilidir, edebî dildir. Konuşma dilinin her bölgenin doğal, günlük dili olmasına karşılık yazı dili, okuma yazmada kullanılan ortak dildir.


4. Atatürk’ün Türk diIi ile ilgili görüş ve düşüncelerini “Dil” adIı metinde yer alan “Dil olma­dan insanların birlikte yaşamaları, anlaşabilmeleri, dolayısıyla bir toplumu oluşturmaları söz ko­nusu olamayacağından dil bu açıdan da önemlidir; bir topluluğu topluma dönüştürür.” cümlesi bağlamında yorumlayınız. Yorumlarınızı arkadaşlarınızla paylaşınız.
Dil bir milleti millet yapan en önemli ögelerdendir. Atatürk "Türk demek dil demektir. Milliyetin çok bariz vasıflarından birisi dildir" İdiyerek dilin ne denli önemli olduğuna vurgu yapmıştır.
DEĞERLENDİRME
A. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan noktalı yerleri uygun ifadelerle doldurunuz.
İnsan her türlü birikimini. DİL aracılığıyla sonraki kuşaklara aktarır.
Gündelik hayatta konuşma diIi fark I ıdır. BiIimde TERİMLER , felsefede KAVRAMLAR


sanatta.İMGELER kullanılır.
B.Aşağıdaki cümlelerde yer alan bilgilerin doğru olup olmadığını belirleyerek uygun se­çeneği işaretleyiniz.
Dilin günlük kullanımıyla bilim, felsefe ve edebiyat eserlerindeki kullanımı aynıdır.
Doğru ( Y ) - Yanlış ( )
Aynı dili konuşan toplumlar ortak kültür değerlerini paylaşırlar.
Doğru (D ) - Yanlış ( )
Tarih boyunca kendilerine özgü kültürü, edebiyatı ve medeniyeti olan mil letler bir yazı
diline sahiptir. Doğru (D ) - Yanlış ( )
C. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplayınız.
1. Dil - insan ve toplum ilişkisiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Dil, insanlar arasında iletişimi sağlar.
B) Dil, insanlar arasındaki ortak duygu ve düşünceleri geliştirir.
C) Toplumlar kültür değerlerini yeni nesillere dil aracılığı ile taşır.
D) Gelişmiş toplumlar dillerini istedikleri gibi düzenleyebilir.
E) Dil, toplumsal hayatı düzenler ve kolaylaştırır.
2. Ana dili, onu kulIanan bireyler arasında köklü sevgi bağları oluşturur. BiIinçaltına dek uzanarak kişinin iç varIiğini kuşatan bu bağIar, topIumsal yaşamda çok gerekli olan güven duygusunun da kay nağıdır çünkü birbirini sevip sayan, birbirine güven duyan bireylerin oluş­turduğu bir toplumda, bireylerin gelecek korkusu olmaz.
Bu parçada vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Ana dilinin, ortak duygular oluşturmada çok önemli bir işlevi olduğu
B) Kişilerin yetiştikleri ortamla ben likleri arasında sıkı bir ilişki bulunduğu
C) Ana dilindeki ses özelli ğinin kişilerin düşünce ve duygularını etkilediği
D) Aynı di li kullanan kişilerin, aynı doğrultuda düşünebile ceği
E) Ana dili eğitimine ağırlık vererek ulusal duyguları pekiştirmek gerektiği

2001 - ÖSS
 
4. Metin
Hazırlık
HABER YAZISI ÖRNEKLERİ
1. HABER YAZISI
Akdeniz'de tekneleri batan 27 kaçak göçmeni kimse kurtarmaya yanaşmayınca üç gün üç gece balık ağlarının dubalarında yolculuk ettiler.



GANA, Kamerun, Nijerya ve Sudanlı kaçak göçmenleri taşıyan tekne Libya'dan yola çıktı. Derme çatma tekne 6 gün Libya açıklarında sürüklendikten sonra battı. İki balıkçı teknesinin kurtarma girişimi sonuç vermedi. Bölgede bulunan bir Malta gemisi onlara yardım eli uzattı. Kaptan yukarı çıkmalarına izin vermediği için göçmenler, geminin çektiği ton balığı ağlarına tutundular.



Balık kadar değerleri yok
Kaçaklar üç gün üç gece, hiçbir şey yiyip içmeden ağlara tutunarak yolculuk ettiler. Maltalı kaptan, ağlarda 1 milyon dolarlık balık olduğunu, yolunu uzatarak bunu riske atmak istemediğini söyledi. Sonunda Sicilya yolu üzerinde bir İtalyan donanma gemisi göçmenleri yukarı çekip İtalya'nın Lampedusa Adası'na götürdü.



5 günde 120 kurban
Olayı, "Avrupa'nın Utancı" başlığıyla kapak konusu yapan İngiliz Independent gazetesi, bu 27 göçmenin yine de şanslı olduğunu, çünkü aynı bölgede son beş gün içinde dört ayrı teknenin batması sonucu toplam 120 Afrikalının öldüğünü bildirdi.

2.HABER YAZISI
MEB, üniversite sınavına hazırlanan lise son sınıf öğrencilerinin sahte sağlık raporlarıyla uğraşmaması için devamsızlıkta rapor yerine velinin yazılı başvurusunu yeterli saydı.
Halen 20 gün "özürsüz", 25 gün de rapor alarak "özürlü" devamsızlık yapabilen lise öğrencileri artık 25 günlük özürlü devamsızlıkları için de rapor almak zorunda olmayacak. Sadece lise son sınıf öğrencilerine verilen bu imkanla "öğrenci velisinin okul müdürlüğüne yazılı olarak başvurması halinde beyan edeceği süre" de özürlü devamsızlıktan sayılacak. Ancak özürlü ve özürsüz devamsızlık süresi 45 günü yine geçemeyecek.
Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu dün "özürlü devamsızlık" konulu illere bir genelge göndererek uygulamanın detaylarını bildirdi. Genelgede Bakan Çubukçu, ortaöğretim kurumlarında öğrenim gören son sınıf öğrencilerinin yıl boyu yoğun bir çalışma temposu göstererek ÖSS'ye hazırlandıklarını kaydetti. Öğrencilerin sınav streslerinin azaltılması, derslere motivasyonlarının sağlanması ve sınavlara psikolojik olarak daha rahat girmelerini amaçladıklarını vurgulayan Nimet Çubukçu, "Bu yıla mahsus olmak üzere yönetmelikte belirtilen özürlerin yanı sıra öğrenci velisinin okul müdürlüğüne yazılı olarak başvurması halinde beyan edeceği sürenin de özürlü devamsızlıktan sayılması, öğrenci ve velilerine moral kazandıracaktır." dedi.
Benzer bir genelge geçen sene nisan ayında da yayınlanmıştı. Bu sene üniversite sınavlarının iki aşamalı olması ve birinci basamak sınavının (YGS) nisan ayında yapılacak olması nedeniyle öğrenciler "rapor" telaşına erken düşmüştü. Bakanlık da geçen seneki genelgesini bu sene erkene aldı ve öğrencileri rahatlattı.

Eleştiri Örnekleri

Aklın kaleminden kırk kurallı aşk
Bu sufilik edebiyatı bir New Age modası! Bu aşk edebiyatı ise tam bir kitsch! Çağımızın mülkiyet ve cinsiyet putlarına tapınan zavallı kölelere, irfan geleneğimizin, o uğruna hiç emek sarfedilmemiş saygınlığından yararlanılarak ucuz tatminler hediye etmek!

Ne büyük zavallılık!

Oysa altın bulmak ümidiyle erenlerin türbesine kazma vurulmaz!


— "Mevlâna.... İslâm âleminin Shakespeare'i!" (s. 38)

Başka bir zaman olsa, bu denli bayağı bir benzetmeyle karşılaştığım daha ilk anda muhtemelen elimdeki kitabı -bir daha açmamak üzere- kapatır ve bir kenara koyardım.

Bu sefer öyle yapmadım. Bir lâ havle çekip bu bayağılığın altını çizdim, sonra da Elif Şafak'ın Aşk'ını okumaya devam ettim.

Sırf siyah ölümün hatırına... bir vazife duygusuyla... ızdırab içinde... ve tabii ki pencereden dışarı bakmanın cezası olarak...

Süreç değil bir tek, sonuç da benim açımdan acı vericiydi.

Bu konularda eline kalemi alan kim olsa, sonucun yine de değişmeyeceğini bilmek, belki de ızdırabımın asıl sebebi. Çünkü kendi irfan hazinelerimizle ve ortak değerlerimizi kendilerine borçlu olduğumuz büyük ustalarla sahih irtibatlar kuracak o muhkem noktadan artık iyice uzaklaşmış durumdayız.

Sorun, öyle alelâde bellek yitimiyle izah edilecek gibi değil. Çünkü pekâlâ kadim bilgi kaynakları elimizde. İnsan malzemesinde de sıkıntı çekilmiyor. Gayret eksikliği veya iyi niyet yoksunluğu ('hain' edebiyatı) türünden yakınmaları da -hiç değilse bu bağlamda- ciddiye alamayız.

O hâlde nedir sorun?

Sorun, dünyayı/eşyayı idrak tarzımızın hem içerik, hem de biçim itibariyle kökten dönüşmesi. Dünyagörüşümüzün neredeyse bütünüyle değişmesi.

Sözgelimi mülkiyet ve cinsiyet.

Modern Türk toplumunun, mülkiyet ve cinsiyet alanında kazandığı yeni bilinç yapısıyla artık geçmişine ihatalı bir biçimde, en azından müsamahayla bakabilmesi mümkün müdür? Veya mevcut mülkiyet ve cinsiyet kodlarıyla, mirasçısı olduğu o kadim dünyanın asırlık değerlerini sağlıklı olarak anlayıp yorumlayabilmesi?

Meselelerini ciddiye alan her namuslu zekânın bu soruya vereceği cevap olumsuz olacaktır!

GÖNÜL FERMAN DİNLEMİYOR

Aşk'ın kuralları olur mu?

Ne münasebet, Aşk'ın kuralı olmaz ki kuralları olsun!

Aşk koşulsuz olandır. İçinde 'çıkar' ilkesinin olmadığı tek insanî edimdir. Külliyen hazdır. Bütünüyle zevktir. Süreç içerisinde oluşmadığından her türlü koşuldan, her türlü kuraldan âzadedir. Anî'dir; yani anda varolur; bir anda...

Trafiğin kuralları olur, ama Aşk'ın kuralları olmaz!

Kural, aklın vaz'ettiği ilkelere verilen ad! Bu nedenle hesaba kitaba gelir işlerin kuralı olur. Gönülse akla benzemez, çünkü ferman dinlemez. Hesaba da, kitaba da gelmez. Nedensizdir. Koşulsuzdur. Kuralsızdır. Bu yüzden mehabbet (sevgi) başkadır dilimizde, aşk çok daha başka!

Batılıları mazur görmeli, ne yapsınlar zavallılar, dillerinde tek kelime var: Love veya Die Liebe ya da L'amour!

Love deyince, mehabbet deyince, sevgi deyince, bakınız işte o zaman işin rengi değişiyor. Çünkü sevginin koşulları ve kuralları olur. Hem de üç tane değil, beş tane değil, kırk tane bile olur!

Olmuş da nitekim, meselâ bakınız Elif Şafak hiç üşenmemiş, bizler için tam kırk aded kural uyduruvermiş. Aklınca...

Evet, aklınca. Çünkü düşüne taşına, aklıyla yazmış romanını, gönlüyle değil. Kalbiyle hiç değil!

Son romanının başlığı şöyle: The Forty Rules of Love: A Novel of Rumi.

"Başarının Kırk Kuralı: Jeremy Bentham Hakkında Bir İnceleme" der gibi bir adlandırma!

Çaresiz, hemen sormak zorundayız: Tamıtamına kırk kuralı olan bu Love'dan muradı nedir acaba yazarın: Sevgi mi, Aşk mı?

İngilizce olarak yazılan bu eser henüz yayımlanmamakla birlikte Türkçe çevirisi altı aydır elimizde. Üstelik adı da gayet sade, gayet ekonomik: Aşk. Evet, sadece Aşk.

İşte size Türkçe'nin cilvelerinden biri daha! Çünkü Türkçe'de Aşk denince, kural mural akla gelmez; Türkçe'de aşkın ne kuralı olur, ne de kuralları. Hepsi de bir anda uçup gider.

Yazar, Türkçe düşünmeye başladığında, bilinci kendisine bir oyun oynamış olmalı ki Love'ın yanına koymaktan çekinmediği o meş'um kırk kuralı Aşk'ın yanına koymaya eli varmamış. Hiç değilse kapakta...

2.

Mona Lisa'nın Gülüşü Niçin Bu Kadar Özel?

Mona Lisa tablosunu herkes bilir. Bugüne kadar hiçbir tablo onun kadar taklit edilmedi. Tablodaki gizemin Mona Lisa'nın gülüşünde olduğu söylenir. Peki bu gülüş neden bu kadar ilgi çekici?

Paris'teki Louvre müzesinin bir salonunda kalın bir cam vitrinin arkasında sergilenen Mona Lisa tablosunu her yıl milyonlarca ziyaretçi büyük bir hayranlıkla izliyor. Aynı salonda en az bu tablo kadar hatta daha güzel eserler de sergilenmekte ama hiçbirinin önünde Mona Lisa'daki kadar büyük bir izdiham yaşanmıyor. '

Herkes kim olduğu bile bilinmeyen bir kadının resmini mümkün olduğu kadar yakından görebilmek için cam vitrinin önündeki ahşap engele kadar ulaşmak için büyük bir çaba harcıyor.

Evet, tablodaki kadının kimliği hala bir sır perdesinin ardında gizli. Kimi uzmanlar ressamın kendisini kadın kimliğiyle resmettiğini söylerken, kimileri da Vinci'nin hiçbir model kullanmadığını, bunun yerine hayalindeki bir kadını resmettiğini düşünür.

Bilindiği kadarıyla tablo 16.yy'da Mailand'da (Kuzey İtalya) yapılmış. Ressam, tabloyu ölümünden kısa bir süre önce kral Franz l'e sattığı için tablonun kimin tarafından sipariş edildiği bile bilinmemekte. Bir zamanlar Napolyon'un yatak odasını da süsleyen tablo, 20.yy'ın başından bu yana Paris'teki Louvre müzesinde sergilenmekte.


İlginin nedeni

Peki Mona Lisa tablosu niçin bu kadar ilgi çekmekte? Birçokları b.unu gizemli gülüşüne bağlıyorlar. Aslında dikkatli incelendiğinde gülüşün gerçek bir gülüş olmadığı görülmekte. Gizemli gülüş izleyicinin bakış açısına göre mutluluğu veya üzüncü yansıtır. Ressam bu etkiyi tabii ki bilerek yaratmıştır. Mona Lisa'nın dudaklarına ve ağız çevresine dikkatlice baktığınız zaman kenarlarının hiç de belirgin çizilmediğini görürsünüz.

Fakat Mona Lisa'nın diğer dikkat çekici bir özelliği de bakışları. İzleyici nereden bakarsa baksın, Mona Lisa sanki hep doğrudan doğruya onun gözlerinin içine bakıyor gibi duruyor.

Leonardo da Vinci, bilimsel deneyimlerini eserlerinde kullanan ender sanatçılardan biriydi. Eserlerinde özellikle de izleyicinin üzerindeki optik etkiye önem veren ve üçboyutlu görüntülere yaklaşmaya çalışan ressam, her sanatçının eserlerini kusursuz olarak yaratabilmesi için doğayı çok iyi bilmesi gerektiğine inanırdı. .

Kim bilir belki de bu tabloyu bu kadar eşsiz kılan bilim ve sanatın buluşmasıydı.

2-9. sınıf dil ve anlatım dersinin 1. ünitesini gözden geçiriniz. İletişim insan, iletişim ve dil , dil kültür ilişkisi konusunda ulaştığınız sonuçları defterinize yazınız?

İletişim insan hayatının vazgeçilmez unsurlarından birisidir. İletişimde en önemli araç dildir. Dil kültürün nesilden nesile aktarılmasını sağlar. Böylelikle bir milleti oluşturan temel değerler korunmus olur.

DİL KÜLTÜR İLİŞKİSİ

Dil ile kültür birbirini tamamlayan ayrılmaz bir bütündür.
Kültür ve dil bir milletin en önemli ortak özelliklerindendir.
Kültür ve dil, toplumu oluşturan bireylerin iletişiminde önemli rol oynar.
Bir toplumun oluşmasında ve ayakta kalmasında ortak dil ve kültürün önemli bir payı vardır.
Hem dilin hem de kültürün kendine özgü kuralları ve özellikleri vardır.
Dil ve kültür geçmiş ile gelecek arasında bir köprü vazifesi görür.
Kültür ve dil bir toplumun yaşayış biçiminden önemli izler taşır.
Dil ve kültür bir toplumun oluşmasında ve varlığını sürdürmesinde önemli etkendir.


3-Sınıfa manzum ve mensur metinler getiriniz.

Akşam ve Sen ve Ben
Şair: Hilmi Yavuz

ikimizdik, sen ve ben, bir çiçekle
onun tomurcuğu arasında bir yerde;
öylece durur muyduk, ikimiz gibi?
dâima birlikte olurduk hüzünlerde...
anımsar mısın, yaz günü, bir bahçeyle
gizledikti kendimizi birbirimizden;
sen ve bahçe, ben ve bahçe, sen ve ben:
akşamlar derlerdik her ikimizden...
üşürüz, çünkü uzağız şimdi o yazdan;
ey, birazdan bir yazdan geçer olan, ey!
kimbilir ne anlama geliyor artık,
şu eskiden “hüzün” dediğimiz şey?

MENSUR METİN


ÜNLÜ DÜŞÜNÜRLERİN AŞK ÜZERİNE ÖZLÜ SÖZLERİ



Aşk,karşılıklı geçip birbirlerinin gözünün içine bakmak değil,el ele verip ileride aynı noktaya bakmak ve yine el ele o noktaya doğru ilerlemektir.
Saint-EXUPERY

Sıradan bir kadın nazarında,her erkek daima erkektir;ama kalbinde sevgi olan bir kadın için,aşığından başka erkek yoktur.
J.J.ROUSSEAU
Aşk,ovaları kaplamış olan çok büyük ordulara benzer.Daha dün bütün görkemiyle orada dururken bugün bakarız,yerinde yeller eser.
MONTHERLAND
İlk aşk,devrimden farksızdır;hiç değişiklik olmadan sürüp giden hayat bir anda darmadağın oluverir.
TURGENYEV
Hayatın ihtiyarlık çağında olduğu gibi aşkında ihtiyarlığında,artık zevkler için değil acılar için yaşanır.
La ROCHEFOUCAULD
Aşk,bir ideale ulaşabilmek için ruhun kanatlanmasıdır.
MOUPASSANT
Gerçek aşk,daima kişisel yarar duygusundan vazgeçme temeli üzerinde yükselir.
TOLSTOY
Aşk,insan türünü sürdürmek için bireye kurulmuş tuzaktan başka bir şey değildir.
SCHOPENHAUER
Aşk dediğimiz şey,arzulanan bir varlıkta bulacağımız tada susamaktan başka bir şey değildir.
MONTAIGNE
.Aşk,ancak ondan kaçmakla yenilebilir.
FENELON
Nasıl kafa sayısı kadar düşünce varsa ,kalp sayısı kadar da aşk çeşidi vardır.
TOLSTOY
Erkekler,her zaman bir kadının ilk sevgilisi olmak isterler.Kadınların isteği ise bir erkeğin son sevgilisi olabilmektir.
Oscar WİLDE
Aşk dostluğu,dostluk aşkı yok eder.
La BRUYERE
Aşk,bir kez ayaklar altında çiğnendikten sonra bir daha doğrulamayacak kadar nazik bir çiçektir.
George SAND
Aşık elinde ne yoksa onu ister,elinde olanı istemez.
PLAUTUS
Yüz kişinin içinde aşık,gökyüzünde yıldızlar arasında parıldayan ay gibi belli olur.
MEVLANA
106.İnsanlar sevildiğini sandıkları için aşık olur.
ALAIN
107.Milyoner kasasını,hırsız mahzenini,filozof kitabını ve aşık kalbini aynı heyecan ve korkuyla açar.
Cemil Sena ONGUN
Aşk herkesi eşit kılar
CERVANTES
Aşk büyüktür ama sonsuz değildir.
BALZAC
Aşk,davaya benzer,acı çekmek de şahide;şahidin yoksa davayı kazanamazsın.
MEVLANA
Aşk,çılgınlık değilse aşk değildir
BARCA
Aşk,aleyhine binlerce şey söylenir ama insanoğlu yine de onsuz yapamaz.
Peyami SAFA
Fakirlik kapıdan girince aşk kapıdan çıkar.
Thomas FULLER
Aşk,küçük aşkları azaltıp büyükleri artırır,tıpkı rüzgarın mumları söndürüp ateşi tutuşturması gibi.
La ROCHEFOUCAULD
Aşk,kulübeyi altından bir saraya benzetir.
HOLTY
Aşk,utanma ve çekinmenin olduğu yerde vardır.
MONTAİGNE
Kısa ayrılıklar aşkı canlandırır,uzun ayrılıklar ise aşkı öldürür.
MIRABEEN
Aşkta erkeğin zaferi kaçmaktır.
NAPOLEON
Ne güzel bir ceza evi vardır ne de çirkin bir aşk.
RABUTIN
Büyük aşklara tutulmuş olanlar,kendilerine geldiklerinde bütün ömürlerince hem memnun hem de pişman olurlar.
La ROCHEFOUCAULD
Aşk,gözle değil ruhla görür.
SHAKESPEARE
Ey aşk,güzel ve kısasın!
SCHILLER
Aşkın bulunduğu yerde hiçbir şey can sıkıcı ve bayağı değildir.
A.SMITH
 
1. “Kelimeleri Tatlandırmak” adlı metni ken di içinde anlamlı küçük parçalara ayırınız.

1- Her paragraf kendi içinde anlamlı bir bütündür. sözcük>sözcük grupları>cümle>paragraflar
2. Metni oluşturan paragrafların kaçar cümleden oluştuğunu belirleyiniz. Metindeki cümlelerin ve anlamlı birliklerin birbirlerine nasıl bağlandığını açıklayınız.
2. İki cümleden oluşan paragraflar olduğu gibi on cümleden oluşan paragraflar da vardır.Bu paragraflar belli bir ana fikir etrafında birbirine bağlanmıştır
3. Okuduğunuz bu metni biyoloji, coğrafya, tarih ders I erinizde oku duğunuz metinlerle yazılış amaçları bakımından karşılaştırınız. Ulaştığınız sonuçları sözlü olarak ifade ediniz.
3- Tarih,coğrafya derslerinde okuduğumuz metinler bilgi vermek amacıyla yazılmıştır.Söz konusu metin ise estetik zevk uyandırmak amacıyla yazılmıştır.
4. Yazara göre kelimelerin hayatımızdaki yeri nedir? Sözlü olarak ifade ediniz.
4.Yazara göre kelimeler hayatımızı renklendiren en önemli varlıklardır.Böylece duygularımızı düşüncelerimizi en güzel şekilde ifade etmemizi sağlarlar.
5. Sınıfa getirdiğiniz manzum ve mensur metin örneklerini okuyunuz. Metinler arasında ifade biçimi bakımından hangi farkIılıkların olduğunu belirleyiniz. Manzum ve mensur metinleri oluşturan birimlerin farklı olup olmadığını açıklayınız.
5-Manzum metinler şiirsel ifadelerden oluşmuştur.Mensur metinler düz yazı şeklinde ifade edilen metinlerdir.Aralarında duyguları ifade etme bakımından farklılıklar vardır.Manzum metinlerde nazım birimi var iken mensur metinlerde paragraf anlatım birimi olarak kullanılır.
“Kelimeleri Tatlandırmak” adlı metinden alınan yukarıdaki parçaya göre aşağıdaki yönergeleri uygulayınız.
a) Metinde keIimelerin oluşturduğu kelime grupları (tamlamalar,edat grupları,zaerf-fiil grupları vb.) listeleyiniz.
1. Etkinlik:
a)
TAMLAMALAR:Otobüs yolculuğu,yayla düzlükleri,Anadolu köylüsü :BELİRTİSİZ İSİM TAMLAMASI
Yaylaların gökleri,ceketinin...yakası: >BELİRTİLİ İSİM TAMLAMASI
Bulutsuz gök,traşsız yüz >Sıfat tamlaması
yüzü geniş yayla düzlükleri gibi>Edat grubu

Ceketinin yağdan ve tozdan kaskatı kesilmiş yakasına traşsız yüzüne aldırmadan:Zarf fiil grubu
 
Geri