Türk Dili ve Edebiyatı 2012-2013 10. Sınıf Edebiyat Kitabı Cevapları.

Konu sahibi son olarak 2620 gün önce görüldü
8. Kasidenin 3. beytinde “gül devri” 17. beytinde “mah” kelimeleriyle kastedilen nedir? Bu imgelerle yapılan sanatın adını söyleyiniz. Kasidedeki diğer söz sanatlarını da bulup bunların nasıl yapıldığını açıklayınız.
8. Benzetmenin dört unsurundan sadece biri kullanıldığı için istiaredir.
Diğer söz sanatları.
Esdi nesîm-i nev-bahâr açıldı güller subh-dem Açsun bizim de gönlümüz sâkî meded sun câm-ı Cem
Telmih İrdi yine ürd-i Behişt oldu hevâ anber-sirişt Âlem Behişt-ender-Behişt her gûşe bir Bâğ-ı İrem Telmih Benzetme u demde kim şâm ü seher mey-hâne bağa reşk ider Mest olsa dil-ber sevse ger ma’zûrdur şeyh-ül-harem Kişileştirme İstiare
Ya neylesün bî-çâreler âlüfteler âvâreler Sâgar suna meh-pâreler nûş etmemek olur sitem
Kişileştirme İstiare Her nev-resîde şâh-ı gül aldı eline câm-ı mül Lûtf it açıl sen dahi gül ey serv-kadd ü gonce-fem
Kişileştirme İstiare Meydir mihekk-i âşıkan âşûb-i dil ârâm-ı can Ser-mâye-i pîr-i mugan pîrâye-i bezm-i sanem
İstiare Mey âkili irşâd ider âşıkları dil-şâd ider Şeyle virir ber-bâd ider dillerde koymaz gerd-i gam
Kişileştirme İstiare Mey âteş-i seyyâledir mînâ kadehle lâledir Ya gonce-i pür-jâledir açmış nesîm-i subh-dem
Benzetme Sâkîmeded mey sun bize câm-ı Cem ü Key sun bize Rıtl-ı pey-â-pey sun bize gitsün gönüllerden elem Telmih Ol âf-tâb-ı saltanat ol şeh-süvâr-ı memleket Cem-bezm ü Hâtem-mekrümet memdûh-i esnâf-ı ümem
İstiare Eblâk-süvâr-ı rüzgâr âşûb-i Rûm ü Zengibâr Leşker-şikâr-ı kâm-kâr Behrâm-ı Efrîdûn-alem
Telmih Pîrâye-i mülk ü milel ser-mâye-i din ü düvel K’olmuş nasibi tâ ezel tâc-ı Feridun taht-ı Cem
Telmih Hakan-ı Osmânî-neseb kim münderic zâtında hep İslâm-ı Fâruuk-i Arab ikbâl-i Pervîz-i Acem Telmih Şâhen-şeh-i ferhunde-baht ârâyiş-i dînîm ü taht Bahtı kavî ikbâli saht İskender-i Yûsuf-şiyem
Telmih Şâh-ı cihân-ârâ mıdır mâh-ı zemîn-pîrâ mıdır Behrâm-ı bî-pervâ mıdır yâ âf-tâb-ı pür-kerem
İstifham Tecahül Arif Benzetme
Şâhâne-meşreb Cem gibi sâhib-kıran Rüstem gibi Hem îsi-i Meryem gibi ehl-i dil ü ferhunde-dem Telmih Benzetme
Cümle hünerden bâ-nasîb sırr-ı aceb sun’i garîb Meclisde şûh ü dil-firîb cenk idicek şîr-i ücem Benzetme Ey Husrev-i âlî-nijâd vey dâver-i pâk-i tikaad Ey şâh-ı sâhîb-adl ü dâd ey pâd-şâh-ı muhterem
Telmih Benzetme

9. Şairin duygularını düşüncelerini niçin imge ve söz sanatlarıyla anlattığını ve şiiri okurken neler hissettiğinizi gözünüzün önünde nelerin canlandığını kasideden örneklerle açıklayınız.
9. İmgeler ve söz sanatları divan şiirinde vazgeçilmez bir unsurdur. Şair ele aldığı konuları bu yolla daha çarpıcı ve etkili şekilde anlatmaktadır. Mesela Sultan Murad’ı överken normal cümlelerle övse bunu herkes yapar ve sanatsal özelliği kalmaz ama şair onu çeşitli imgelerle(Hüsrev Hz. Ömer gibi) överse bu daha etkileyici olur.
 
10. Kasidenin fahriye bölümünde Nef’î’nin “Hakanî” dediği kişi ünlü bir İran şairidir. Yaşadığı dönemde kendisinin “Hakanî” gibi şiir söylediğini belirten Nef’î bu beyitte övünmektedir. Kasidede geçen efsanevi kişi ve olayların anlatıldığı diğer beyitlerdeki örnekleri de bulup açıklayınız. Bu sanatın adını belirtiniz.
10. Bu sanatın adı telmihtir.
Eblâk-süvâr-ı rüzgâr âşûb-i Rûm ü Zengibâr Leşker-şikâr-ı kâm-kâr Behrâm-ı Efrîdûn-alem
Pîrâye-i mülk ü milel ser-mâye-i din ü düvel K’olmuş nasibi tâ ezel tâc-ı Feridun taht-ı Cem
Hakan-ı Osmânî-neseb kim münderic zâtında hep İslâm-ı Fâruuk-i Arab ikbâl-i Pervîz-i Acem
Şâhen-şeh-i ferhunde-baht ârâyiş-i dînîm ü taht Bahtı kavî ikbâli saht İskender-i Yûsuf-şiyem
İrdi yine ürd-i Behişt oldu hevâ anber-sirişt Âlem Behişt-ender-Behişt her gûşe bir Bâğ-ı İrem
Sâkî meded mey sun bize câm-ı Cem ü Key sun bize Rıtl-ı pey-â-pey sun bize gitsün gönüllerden elem
Şâhâne-meşreb Cem gibi sâhib-kıran Rüstem gibi Hem îsi-i Meryem gibi ehl-i dil ü ferhunde-dem


11. a. Şiirde geçen “nesim saki” kelimeleri Arapça “gûşe hengâm âf-tab-nev” kelimeleri ise Farsçadır. Divan şiirinde neden Arapça ve Farsça kelimelerin kullanıldığını tartışınız. Sonuçları sıralayınız.
a. Birincisi şairlerimiz aruzla yazıkları için aruzda önemli olan seslerin açık ve kapalı olmasıdır. Türkçedeki seslerde açık ve kapalı ünlü durumları yoktur. Yani â û î gibi sesler yoktur. Bu aruz ölçüsünü ve ses değerini tutturmak için önemlidir. İkincisi ise bizim divan şairlerimiz Arap ve İran edebiyatından etkilenirken o şiirin estetik yapısı ve imge dünyasını değiştirmeden almışlardır.

b. Yukarıda sıraladığınız sonuçlar ve XVII. yüzyılda Osmanlı Devleti’nin sosyal ve kültürel yapısını da göz önünde bulundurarak bu şiirin hedef okuyucu kitlesini belirtiniz.
b. Divan şiirinin hedef kitlesi yüksek zümre diye bilinen okumuş ve medrese eğitimi görmüş kimselerdir.

c. Kasidede kullanılan dil imgeler (mazmunlar) söz sanatları nazım şeklinin özelliklerinden yola çıkarak divan şiirinin geldiği kültürle (gelenekle) ve toplumla ilişkisini açıklayınız.
c. Kullanılan dil imgeler(mazmunlar) söz sanatları nazım şekilleri Arapça ve Farsçadan geçmiştir. Geldiği kültür ve toplum arasında sıkı bir ilişki vardır. Çünkü Osmanlı toplumunda da sanat anlayışı olarak 13. Yüzyıldan beri bir etkileşim görülmektedir. Bizim şairlerimiz de bunları hiç değişmeden olduğu gibi ama zaman içerisinde de geliştirerek kullanmıştır.

ç. Okuduğunuz şiirin hangi gelenekte yazıldığını belirtiniz.
ç. Divan şiir geleneği ile yazılmıştır.

12. Okuduğunuz kasidenin teması evrensel midir? Şair bu temayı işlerken yüce ve yüksek olan soyut kavramlardan (imgelerden) nasıl yararlanmıştır? Açıklayınız.
12. Teması evrensel değildir. Çünkü Sultan Murad her devirde övülecek bir padişah olmayabilir ki günümüzde böyle bir durum yoktur. Ama kullanılan kavram ve imgeler her devirde kullanılabilir. Yani herkes birinin adaletini överken Hz. Ömer’den bahsedebilir.
13. “Allah Yusuf İsî-i Meryem Cennet” kelimeleri şiirde niçin kullanılmış olabilir? Kasidenin temasının ve şiirdeki imgelerin; dinî söyleyiş ve kelimelerle örülü divan şiirine özgü bir zevk ve anlayışla geliştirildiğini söyleyebilir miyiz? Açıklayınız.
13. Kasidede övgü ele alınır. Ama övülecek kişinin özelliklerine göre tarihsel ya da dini kavramlar kullanılabilir. “Allah Yusuf İsî-i Meryem Cennet” kelimeleri de bu yüzden kullanılmıştır. Divan şiiri dini söylemden kendini alamaz. Hatta diyebiliriz din dışı konuda da şiir yazılacaksa zaman zaman şairler dini kavramları şiirlerinde verirler. Mesela sevgilinin güzelliği anlatırken Hz. Yusuf’u anlatmadan onu örnek vermeden geçemez.
 
14. Kasidenin bölümlerinde anlatılanların yaşanması mümkün müdür? Şairin aktardığı duygularda; gözlemin izlenimlerin sezginin ve kişisel duyarlılığın yerini açıklayınız.
14. Mümkün değildir. Şiiri şiir yapan şeyler kesinlikle şairin gözlemi sezgisi ve duygularıdır. Bunlar olmadan ortaya pek bir şey koymak mümkün değildir.

15. Kasidede yan anlamıyla kullanılan kelimeleri bulunuz. Kasidenin yan anlamıyla kullanılan kelimeler bakımından zengin olup olmadığını açıklayınız.
15.

16. Kasidede dile getirilen duygu ve düşüncelerin günümüz şarkı söz ve şiirlerinde ele alınıp alınmadığını bir örnekle belirtiniz.
16.

17. Kasideyi ilk okuduğunuzda neler hissettiğinizi belirtiniz. Kasideyi birkaç kez okuduktan sonra neler hissettiğinizi açıklayınız. Acaba şairin bu şiiri yazarken hissettiklerini anlatmak için kelimelere yüklediği anlamla sizin hissettikleriniz arasında benzerlik olabilir mi? Açıklayınız.
17. Cevabı size kalmış…

18. Okuduğunuz kasideyi destan dönemi şiirlerinden bir koşuk ve saguyla karşılaştırınız. Sonuçları aşağıdaki tabloya yazınız.
Ölçütler Kaside Koşuk Sagu Benzerlikler Farklılıklar Tema Övgü Aşk Ölüm Üçünün de teması farklı Nazım Birimi Beyit Dörtlük Dörtlük Koşuk ve sagu Benzer Kaside farklı Dil ve Anlatım
Arapça ve Farsça kelimelerde dolu kalıplaşmış bir anlatıma sahip Yabancı etkilerden uzak sade bir dile yazılmıştır. Yabancı etkilerden uzak sade bir dile yazılmıştır. Koşuk ve sagu Benzer Kaside farklı
19. a. Nef’î hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınıza aktarınız.
a. NEFİ (1575 ?-1635)
İstanbul’da iyi bir öğrenim görmüş bazı memurluklarda bulunmuştur. IV. Murat döneminde sanatının ve ününün zirvesine ulaşmıştır. Padişahlara ve devrin ileri gelenlerine yazdığı kasidelerle ayrıca hicivleriyle tanınmıştır. Padişahın hiciv yazmasını yasaklamasına rağmen Sadrazam Bayram Paşa’yı hicvedince öldürülür. Sağlam bir üslubu ağır bir dili cesur bir söyleyişi vardır. Ölçüsüz bir şairdir övdüğünü göklere çıkarır yerdiğini ise yerin dibine geçirir. Babasına bile hiciv yazmıştır. Hicivleri bazen yumuşak takılmalar şeklindedir; kimi zaman ise oldukça ağır hatta küfürlüdür. Hiciv türündeki şiirlerini “Siham-ı Kaza” adlı yapıtında toplamıştır.
Nef’i Eserleri:
-Divan (Türkçe)
-Divan (Farsça)
-Siham-ı Kaza: Hicivlerinin yer aldığı yapıtıdır.

Bize kâfir demiş müfdi efendi
Tutalım ben diyem ana müselman
Vardıkta yarın rûz-ı cezaya
İkimiz de çıkarız anda yalan Nef’î
b. Hicivleriyle ünlü Nef’î’nin yukarıdaki dörtlüğünden ve okuduğunuz kasidesinden yola çıkarak şairin fikrî ve edebî yönü hakkındaki çıkarımlarınızı aşağıya yazınız.
b. Nef’i hicivleriyle ünlü bir şairdir. Yeri geldiğin çok ince söz söyleme kabiliyetine sahiptir. Bazen çok sıradan gelebilecek söylemlerle bile kişiyi eleştirmektedir. Zaten hicivlerinden dolayı öldürülür.

c. Kaside ile şair arasındaki ilişkiyi açıklayınız.
c. Şairi ile şiiri arasında bir bağ vardır. Nefi hiciv şairi olmakla birlikte unutmayalım ki çok iyi öven kişi aynı zamanda çok iyi eleştirebilmektedir.
 
3. metin
RUBAİ
Ol şuh nazîr-i mâh imiş neyleyim
Halka hedef-i nigâh imiş neyleyim
Fethetmeyicek hazâin-i ihsanın
Âlemlere pâdişâh imiş neyleyim
Nabî
Türk Büyükleri Dizisi
hzl.: Abdülkadir KARAHAN

Günümüz Türkçesiyle
O şuh ayın bir eşi imiş neyleyim
Halk bütün gözlerini ona dikmiş ne yapalım
İhsan hazinelerini açmayacak olduktan sonra
Âlemlere padişah imiş neyleyim.

1. Yukarıda okuduğunuz şiiri ahenk unsurları yönünden inceleyiniz. Tespitlerinizi aşağıya yazınız.
Ses akışı (aliterasyon asonans): Ses akışı sağlayan sözcükler vardır. Dörtlükte n m sesleri aliterasyon olarak kullanılır.
Söyleyiş özelliği : Ahenkli bir söyleyişe sahiptir. Özellikle kafiye ve iç seslerdeki sözcükler bu şiire söyleyiş güzelliği katmıştır.
Ritim (açık ve kapalı hecelerin söylenişi): Aruz ölçüsü ile yazıldığı seslerin açık kapalı oluşu önemlidir.” nazîr-i mâh hedef-i nigâh hazâin-i ihsanın pâdişâh “ gibi sözcüklerde açık ve kapalı heceler bulunmaktadır. Bu şekliyle de aruzun tutması ve uygulanması için önemlidir.
Ses benzerlikleri (kafiye): Kafiyeli yazılmıştır. Dörtlükte 12 ve 4. dizeler arasında kafiye vardır. “mah nigah ve padişah sözcüklerinin sonunda –ah sesi “ tam kafiye olarak kullanılır. Aynı zamanda imiş neyleyim sözcükleri de rediftir.

2. Okuduğunuz şiirde ses ve anlam yönünden kendi içinde bütünlük oluşturan birimin adını söyleyiniz.
2. Dörtlüktür.

3. a. Rubai nazım şekli hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınıza aktarınız.
a. RÜBAİ
Rubai kendine özgü bir ölçüsü olan 4 dizelik ( mısralık ) bir nazım biçimidir. Rubailerde birinci ikinci dördüncü dizeler uyaklı üçüncü dize ise serbesttir. İki beyitlik kıtalar biçiminde yazılmış rubailer de vardır. Her dizesi birbiriyle uyaklı rubailere “rubai-i musarra” ya da “terane” adı verilir.
Rubainin her dizesi ayrı bir ölçüde olabildiği gibi dört dizesi de aynı ölçüde olabilir. Rubailer genellikle mahlassız şiirlerdir. Ve divan şairlerinin divanlarının sonunda rubaiyyat başlığı altında sıralanırlar. Bu türün tartışmasız en büyük şairi Ömer Hayyam’dır.
Türk edebiyatında Mevlânâ’nın Farsça yazdığı felsefi rubailer bu türün hızla yayılmasına neden oldu. Kara Fazlî Fuzuli 16. yüzyılda bu türün en usta örneklerini verdiler. Divan edebiyatı’nda 17. yüzyıl rubainin altın çağı oldu. Azmizade Haletî yazdığı bin kadar rubai ile “en büyük Osmanlı rubai şairi” olarak tanındı. Cumhuriyet döneminin en büyük rubai ustası ise Yahya Kemal Beyatlı’dır. Arif Nihat Asya ise rubailerini “Rubaiyyat-ı Arif ” adlı eserinde toplamıştır.

b. Okuduğunuz şiirin yapı özelliklerini incelemek için aşağıdaki soruları cevaplayınız (Bu inceleme için 9. sınıf II. ünite “Şiir İnceleme Şiirde Yapı” bölümünde öğrendiğiniz bilgilerinizden yararlanınız.).

Nazım birimi ve sayısı : Dörtlük
Uyak düzeni: aaba şeklinde oluşur.

Okuduğunuz şiirin rubainin (kuralları önceden belirlenmiş nazım şeklinin) özellikleriyle benzerlik gösterip göstermediğini belirtiniz.
Okuduğumuz bu şiir rubainin bütün özelliklerini gösterir.
 
4. a. Okuduğunuz şiirin temasını aşağıya yazınız.
a. Tema :Sevgilinin vefasızlığı

• Şiirin temasının birimlerin ortak paydası olup olmadığını belirtiniz.
Ortak bir paydada buluşmuşlardır.

b. XVII. yüzyıl şairi Nabî’ye ait rubainin teması söylenişi (coşku söyleyiş özelliği) ve o yüzyılda Osmanlı Devleti’nin yapısı arasında nasıl bir bağ olduğunu açıklayınız.
b. Osmanlı yapısıyla ilgisi vardır. Osmanlı için her ne kadar duraklama devrine girdiyse de siyasi sosyal ve ekonomik yapı duraklama dönemine girdiğinin farkına çok sonraları varmıştır. Osmanlıda sistem bozulsa da kendine olan güveninden vazgeçmezler. Şairler güçlü ve etkili şiir yazdığını düşünecek kadar özgüvenleri vardır.

5. Rubaide üçüncü dizede “fethetmek” kelime grubunun gerçek anlamında kullanılıp kullanılmadığını belirtiniz. Bu sanatın adını söyleyiniz.
5. Fethetmek kelime anlamı açmak olarak kullanılmıştır. Fethetmek kelimesi hem gerçek anlamıyla hem de mecazi anlamıyla kullanıldığı için kinaye vardır.

6. a. Aşağıdaki bilgiyi okuyunuz.
Sultan (Padişah): Divan şiirinde şeh şehriyar sultan server hüsrev hân hakan vb. adlarla anılan padişah özellikle medhiyelerde gerçek kişiliğiyle de anılır. Ancak gazellerde padişahtan bahsedildiği zaman çoğunlukla sevgili kastedilmektedir. Bu durumda sevgili denen padişahın kulları ordusu ülkesi taç ve tahtı vb. vardır. Padişahın özelliği adalettir. Âşık sevgiliden bunu ister.

b. “Sultan (Padişah)” imgesinin rubaide yer aldığı dizeyi bulunuz. İmgenin şiirde nasıl kullanıldığını açıklayınız. Buradaki söz sanatını belirtiniz.
b. Dördüncü dizede kullanılmıştır. Benzetmenin dört unsurundan biri kullanıldığı için istiare yapılmıştır.

c. Okuduğunuz rubaide hangi imgelerin bulunduğunu belirtiniz. Bu imgelerle ilgili bilgi vererek bunların şiirde nasıl kullanıldıklarını açıklayınız.
c. Sevgili aya benzetilmiş ay imgesi kullanılmıştır. Bunun yanında sevgili padişaha da benzetilmiştir.

ç. Okuduğunuz şiirde en ilginç bulduğunuz imgeyi belirtiniz. Bu imgenin hayalinizde neleri canlandırdığını açıklayınız. Bu imgelerle söz sanatlarının işlevini belirtiniz.
ç. Cevabı size kalmış.

7. a. Rubaide geçen “şûh nazir mâh nigâh hazâin” gibi Arapça ve Farsça kelimelerin şair tarafından niçin kullanıldığını tartışınız. Sonucu kısaca belirtiniz.
a. Birincisi şairlerimiz aruzla yazıkları için aruzda önemli olan seslerin açık ve kapalı olmasıdır. Türkçedeki seslerde açık ve kapalı ünlü durumları yoktur. Yani â û î gibi sesler yoktur. Bu aruz ölçüsünü ve ses değerini tutturmak için önemlidir. İkincisi ise bizim divan şairlerimiz Arap ve İran edebiyatından etkilenirken o şiirin estetik yapısı ve imge dünyasını değiştirmeden almışlardır.

b. Şiirde kullanılan imgeler söz sanatları ve nazım şeklinin özelliklerinden hareketle rubainin ait olduğu kültürle (gelenekle) ve toplumla ilişkisini açıklayınız.
b.Kullanılan dil imgeler(mazmunlar) söz sanatları nazım şekilleri Arapça ve Farsçadan geçmiştir. Geldiği kültür ve toplum arasında sıkı bir ilişki vardır. Çünkü Osmanlı toplumunda da sanat anlayışı olarak 13. Yüzyıldan beri bir etkileşim görülmektedir. Bizim şairlerimiz de bunları hiç değişmeden olduğu gibi ama zaman içerisinde de geliştirerek kullanmıştır.

c. Şiirin okuyucu kitlesini belirtiniz.
c.Divan şiirinin hedef kitlesi yüksek zümre diye bilinen okumuş ve medrese eğitimi görmüş kimselerdir.
 
8. Aşağıdaki soruları okuduğunuz rubaiye göre cevaplayınız.
a. Rubainin teması evrensel midir? Neden?
a. Evrenseldir ve bu tema her dönemde ele alınabilir.

b. Şair temayı işlerken yüce ve yüksek olan soyut kavramlardan (imgelerden) nasıl yararlanmıştır? Açıklayınız.
b. Padişah kavramını dışında kullanılan durum yoktur. Her şairin kullanıldığı imgeleri kullanmıştır ki zaten divan şiirinde önemli aynı imgeleri farklı bir anlatım tarzı içinde ele almak.

c. Şair şiirinde temayı ve imgeleri divan şiirinin kendine özgü hangi zevk ve anlayışı çevresinde geliştirmiştir? Düşüncelerinizi belirtiniz.
c. Divan şiiri estetiğinde sevgilinin güzellik unsurları vardır ki yüzü ay gibidir. Burada kullanılmıştır. Bunun yanında sevgili padişaha benzetilir ve aşıklarda gedaya yani dilenciye benzetilir ki şah u geda ifadesidir. Yani şiirde kullanılan durumlar divan şiirin estetiğine uygun yazılmıştır.

ç. Okuduğunuz şiirde anlatılanların yaşanması mümkün müdür? Şairin; gözlem izlenim sezgi ve kişisel duyarlılığı şiire nasıl yansımış olabilir?
ç. Mümkün değildir. Şiiri şiir yapan şeyler kesinlikle şairin gözlemi sezgisi ve duygularıdır. Bunlar olmadan ortaya pek bir şey koymak mümkün değildir.

9. Okuduğunuz şiirde yan anlamıyla kullanılan kelimeleri bulunuz. Şiirin yan anlamıyla kullanılan kelimeler bakımından zengin olup olmadığını söyleyiniz.
9.
10. Rubaideki duygu ve düşüncelerin günümüz şarkı ve şiirlerinde ele alınıp alınmadığını örneklerle açıklayınız.
10. Bu duygu günümüzde şarkılarda dile getirilmiştir.

11. Okuduğunuz rubaiyi Destan Dönemine ait bir koşukla tema nazım birimi dil – anlatım yönüyle karşılaştırınız. Sonuçları aşağıdaki tabloya yazınız.
Ölçütler Rubai Koşuk Benzerlikler Farklılıklar Tema Sevgilinin vefasızlığı Aşk tabiat Temaları konu sevgiliden bahsetmesi itibariyle benzer. Nazım Birimi Tek Dörtlük Dörtlük Nazım birimleri benzer Dil ve Anlatım Arapça ve Farsça kelimelerde dolu kalıplaşmış bir anlatıma sahip Yabancı etkilerden uzak sade bir dile yazılmıştır. Dil ve anlatımları farklılık gösterir.

12. Rubaiyi ilk okuduğunuzda neler hissettiğinizi belirtiniz. Şiiri birkaç kez okuduktan sonra neler hissettiniz? Acaba Nabî’nin bu şiiri yazarken hissettikleriyle sizinkiler arasında bir benzerlik olabilir mi? Düşüncelerinizi açıklayınız.
12. Cevabı size kalmış.

13. a. Nabî ile ilgili edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınıza aktarınız.
b. Okuduğunuz şiirden ve Nabî’nin hayatıyla ilgili edindiğiniz bilgilerden yola çıkarak şairin fikrî ve edebî yönü hakkındaki çıkarımlarınızı kısaca yazınız.

A ve b maddelerine beraber cevap verilmiştir.
NABİ (1642-1712)
Divan edebiyatında “didaktik (öğretici) şiir” çığırını açmıştır. Şiirlerinde heyecan ve duygu öğelerine az yer vermiş; toplum düzensizliklerini hayatın kişiyi kötülüklere götüren yönlerini göstermeye çalışmış; din ahlak ve töreyle ilgili öğütler vermiştir. Şiirlerinde hikmetli sözlere atasözlerine yer vermiştir. Şiiri düşüncelerini anlatmada bir araç olarak görmüştür. Dili devrine göre oldukça sade üslubu sağlam ve akıcıdır. Oğluna yazdığı nasihatlerden oluşan “Hayriye” ve bir aşk macerasını anlattığı “Hayrabat” adlı iki mesnevisi vardır.
Nabi Eserleri:
-Divan
-Hayriye: Ahlaki ve didaktik bir mesnevidir.
-Hayrabat: Bir aşk macerasını anlatan mesnevidir.
-Tuhfetü’l -Haremeyn: Hac yolculuğu anlatılır.
-Münşeat: Mektuplardan oluşur.


14. Şairle şiiri arasındaki ilişkiyi açıklayınız.
14.. Şairi ile şiiri arasında bir bağ vardır.
 
4. metin
TUYUĞ
Gönlüm oldu aşkının âvâresi
Gamzenin gitmez gönülden yâresi
Derdime çok istedim derman velî
Yoğ imiş la’ünden özge çâresi

İvaz Paşazade Atayî
Örneklerle Türk Şiir Bilgisi
hzl.: Cem DİLCİN

1. Yukarıda okuduğunuz şiiri ahenk unsurları yönünden inceleyiniz. Tespitlerinizi aşağıya yazınız.
1. Ses akışı (aliterasyon asonans): Ses akışı sağlayan sözcükler vardır. Birinci beyitte r s sesleri aliterasyon olarak kullanılırken a ve e sesi de asonans olarak kullanılmıştır.
Söyleyiş özelliği : Ahenkli bir söyleyişe sahiptir. Özellikle kafiye ve iç seslerdeki sözcükler bu şiire söyleyiş güzelliği katmıştır.
Ritim (açık ve kapalı hecelerin söylenişi): Aruz ölçüsü ile yazıldığı seslerin açık kapalı oluşu önemlidir.” Âvâresi yâresi la’ünden çâresi “ gibi sözcüklerde açık ve kapalı heceler bulunmaktadır. Bu şekliyle de aruzun tutması ve uygulanması için önemlidir.
Ses benzerlikleri (kafiye): Kafiyeli yazılmıştır. Kafiye düzeni aaba şeklinde oluşmuştur. Dize sonlarında –si sesi redif olarak kullanılmıştır. “avere yareçare…” gibi sözcüklerde –are sesi tam kafiye olarak kullanılır.

2. Okuduğunuz şiirde ses ve anlam yönünden kendi içinde bütünlük oluşturan birimin adını söyleyiniz.
2. Dörtlüklerden oluşmuştur.
 
3. a. Tuyuğ nazım şekli hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınıza aktarınız.
a. TUYUĞ
Tuyuğ Türklerin yaratıp Divan şiirine kazandırdığı nazım şeklidir. Maninin Divan edebiyatındaki karşılığı sayılabilir.
Tek dörtlükten oluşur. Kafiyelenişi rubaiyle aynıdır: aaxa. Genellikle lirik tarzda olan ve aaaa şeklinde kafiyelenen tuyuğlara “Musarra Tuyuğ” denir. Manide olduğu gibi cinaslı uyak kullanılır. Halk şiirinde 11′li kalıpla söylenen mani biçimindeki şiirlere de tuyuğ denir. Aruzun yalnız “fâilâtün – fâilâtün – fâilün” kalıbıyla yazılır.
Rubaide işlenen konular tuyuğda da işlenir. 14. yüzyıl Azerî şairi Kadı Burhanettin bu türün kurucusu sayılır. Çağdaşı Azerî şairi Nesimi ve 15. yüzyıl Çağatay şairi Ali Şir Nevai bu türde çokça ürün vermişlerdir.

b. Okuduğunuz şiiri yapı özellikleri yönünden incelemek için aşağıdaki soruları cevaplayınız (Bu incelemenizde 9. Sınıf II. Ünite “Şiir İnceleme Şiirde Yapı” bölümünde öğrendiklerinizden yararlanınız.).
Okuduğunuz şiirin hakkında edindiğiniz tuyuğun özellikleriyle benzerlik gösterip göstermediğini belirtiniz.

b. Nazım birimi ve sayısı :Dörtlük olup tek dörtlükten oluşmuştur.
Uyak düzeni : aaba şeklinde oluşmuştur.

c. Tuyuğun temasını aşağıya yazınız.
c. Tema: Aşk acısı

• Temanın okuduğunuz şiirin birimlerinin ortak teması olup olmadığını söyleyiniz.
• Ortak bir tema etrafında birleşmişlerdir.

4. a. XV. yüzyılda Osmanlı Devleti’nin siyasi sosyal ve kültürel durumu hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınızla paylaşınız.
a. 15. Yüzyıl Osmanlı açısından en görkemli yüzyıldır ki Osmanlı’nın İstanbul’u fethetmiş ve bir çağ açıp bir çağ kapatmıştır. Fatih ile Osmanlı zirveye oturmuş ve Bizans toprakları Osmanlının olmuştur. Buna bağlı olarak da Osmanlıda kültürel hayat çok hızlı akmakta ve özellikle Fatih çalışmalarını yapsınlar diye birçok alimi İstanbul’a çağırmaktadır. Bu Osmanlıyı daha ileriye taşımıştır. Şairlerin kendine olan güveni gelmiş ve özellikle saray çevresinden destek görünce de daha güzel eserler vermeye başlamıştır.

b. XV. yüzyıl şairi İvaz Paşazade Atayî’ye ait tuyuğun teması söylenişi (coşku söyleyiş özelliği) ve o yüzyılda Osmanlı Devleti’nin yapısı arasında nasıl bir bağ olduğunu açıklayınız.
b. İlgisi vardır. Osmanlı yükselme döneminde özgüveni gelmiş şairleri de daha gür bir sesle şiirlerini dile getirerek artık bir İranlı şair kadar güzel şiir yazdığını düşünür olmuştur. Tema olarak da farklılık göstermektedir. Daha önce dini konularda daha eser veren şairler ülkenin içinde bulunduğu rahat durumdan dolayı da din dışı konularda eser vermişlerdir.
 
5. Şiirde gerçek anlamında kullanılmayan kelimeleri bulunuz. Bu sanata ne denildiğini belirtiniz.
5.
6. a. “lal ve gamze” imgeleri hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınıza aktarınız.
a. Lal: Yakut demektir. Sevgilinin dudakları kırmızılık bakımından lal’e benzetilir.
Gamze: Ok demektir. Sevgilin kirpikleri oka benzetilir.

b. “lal ve gamze” imgelerinin tuyuğda nasıl kullanıldığını belirtiniz.
b. Yukarıda da söylediğimiz gibi lal kelimesi yakut anlamında kullanılsa da sevgilinin dudağının kırmızılığı nedeniyle lal’e benzetilir. Gamze kelimesi de ok demek olup sevgilinin bakışları anlamında kullanılır. Sevgilinin attığı bakış aşığın kalbine bir ok gibi saplanır.

c. Okuduğunuz şiirde size en ilginç gelen imgeyi nedenleriyle açıklayınız.
c. Cevabı size kalmış…

7. a. Şiirde “avare gamze lal” gibi Arapça ve Farsça kelimelerin niçin kullanıldığını tartışınız. Sonucu belirtiniz.
a. Birincisi şairlerimiz aruzla yazıkları için aruzda önemli olan seslerin açık ve kapalı olmasıdır. Türkçedeki seslerde açık ve kapalı ünlü durumları yoktur. Yani â û î gibi sesler yoktur. Bu aruz ölçüsünü ve ses değerini tutturmak için önemlidir. İkincisi ise bizim divan şairlerimiz Arap ve İran edebiyatından etkilenirken o şiirin estetik yapısı ve imge dünyasını değiştirmeden almışlardır.

b. Şiirde kullanılan imgeler söz sanatları ve nazım şeklinin özelliklerinden hareketle tuyuğun ait olduğu kültürle (gelenekle) ve toplumla ilişkisini açıklayınız.
b.Kullanılan dil imgeler(mazmunlar) söz sanatları nazım şekilleri Arapça ve Farsçadan geçmiştir. Geldiği kültür ve toplum arasında sıkı bir ilişki vardır. Çünkü Osmanlı toplumunda da sanat anlayışı olarak 13. Yüzyıldan beri bir etkileşim görülmektedir. Bizim şairlerimiz de bunları hiç değişmeden olduğu gibi ama zaman içerisinde de geliştirerek kullanmıştır.

c. Şiirin hangi gelenekte yazılmış olduğunu belirtiniz.
c. Divan şiir geleneğine uygun yazılmıştır.

ç. Yukarıdaki incelemenizin sonucuna göre tuyuğun okuyucu kitlesini belirtiniz.
ç.Divan şiirinin hedef kitlesi yüksek zümre diye bilinen okumuş ve medrese eğitimi görmüş kimselerdir.
 
8. Aşağıdaki soruları okuduğunuz şiire göre cevaplayınız.
a. Şiirin teması evrensel midir? Neden?
a. Evrenseldir ve aşk acısı her dönemde dile getirebilecek bir konudur.

b. Şair temayı işlerken yüce ve yüksek olan soyut kavramlardan (imgelerden) nasıl yararlanmıştır? Açıklayınız.
b. Şair lal gamze dert derman gibi temaları soyut olan aşk acısı etrafında birleştirmiştir.

c. Şair şiirinde temayı ve imgeleri divan şiirinin kendine özgü hangi zevk ve anlayışı çevresinde geliştirmiştir? Düşüncelerinizi belirtiniz.
c. c. Divan şiiri estetiğinde sevgilinin güzellik unsurları vardır ki kirpikleri ok gibidir. Burada kullanılmıştır. Bunun yanında sevgilinin dudakları kırmızı yakuta benzetilir. Şairin de bütün isteği ve dileği sevgilidir. Yani şiirde kullanılan durumlar divan şiirin estetiğine uygun yazılmıştır.

ç. Okuduğunuz şiirde anlatılanların yaşanması mümkün müdür? Şairin; gözlem izlenim sezgi ve kişisel duyarlılığı şiire nasıl yansımış olabilir? Açıklayınız.
ç. Mümkün değildir. Şiiri şiir yapan şeyler kesinlikle şairin gözlemi sezgisi ve duygularıdır. Bunlar olmadan ortaya pek bir şey koymak mümkün değildir.

9. Şiirde yan anlamıyla kullanılan kelimeleri bulunuz. Şiirin yan anlamıyla kullanılan kelimeler bakımından zengin olup olmadığını söyleyiniz.
9. Metin yan anlam bakımından zengindir. Lal gamze dert derman kelimeleri yan anlamlı kullanılmıştır.

10. Tuyuğdaki duygu ve düşüncelerin işlendiği günümüz şiirlerinden ve şarkılarından örnekler veriniz.
10.
 
11. Okuduğunuz tuyuğu Destan Dönemine ait bir koşukla tema nazım birimi dil ve anlatım yönüyle karşılaştırınız. Sonuçları tabloya yazınız. Ölçütler Tuyuğ Koşuk Benzerlikler Farklılıklar Tema Aşk acısı Aşk Temaları benzer Nazım Birimi Tek dörtlük Dörtlüklerden oluşur Dörtlüklerden oluşması benzerdir. Dil ve Anlatım Arapça ve Farsça kelimelerde dolu kalıplaşmış bir anlatıma sahip Yabancı etkilerden uzak sade bir dile yazılmıştır. Dil ve anlatımları farklılık gösterir.

12. Tuyuğu ilk okuduğunuzda hissettiklerinizle birkaç kez okuduktan sonraki hisleriniz arasında ne fark olduğunu açıklayınız. Şairin hisleriyle sizinki arasında benzerlik olabilir mi? Açıklayınız.
12. Cevabı size kalmış…

13. a. İvaz Paşazade Atayî hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınıza aktarınız.
b. Okuduğunuz tuyuğ ve hayatıyla ilgili edindiğiniz bilgilerden yararlanarak şairin fikrî ve edebî yönü hakkındaki çıkarımlarınızı aşağıya yazınız.

A ve b maddeleri dikkate alınarak cevaplanmıştır.

İVAZPAŞAZÂDE ATÂYÎ (AHİ ÇELEBİ) (? Edirne – 1438 ? Bursa) şair ve yazar. Hacı İvaz Paşa’nın oğludur. İvaz Paşa Bursa’yı Karamanoğlu’nun hücumundan korumuş bu yüzden vezir olmuş sonra bir şüphe üzerine gözlerine mil çekilmiştir. II. Murad daha sonra paşanın oğlunu saraya almak istediyse de Atâyî babasının başına gelenlerden dolayı bu isteği kabul etmeyip padişaha “Dirig” (uzak) redifli bir gazel sunarak niyetini bildirmiştir. Latîfî Atâyî’nin Süleyman Çelebi’nin kardeşi olduğunu ileri sürerse de Bursalı Beliğ zaman uyuşmazlığını ileri sürerek bunu reddeder. Latîfî’ye göre çok iyi bir şair olan Atâyî “Güneş” redifli kasidelerin ilkini kaleme almış buna Ahmed Paşa da bir nazire yazmıştır. Mecmuat-ün Nezair (Nazireler Mecmuası) Cami-ün-Nezair (Nazireler Derlemesi) gibi nazire mecmualarında şiirleri yer almış Farsça şiir de yazmıştır. Dîvan’ı olduğu söylenirse de bulunamamıştır. Anadolu’da Nesimî ve Kadı Burhaneddin’den sonra tuyug yazan yegâne şairdir. Gazelde atasözü kullanma geleneğini de Atâyî başlatmıştır. Faruk Kadri Timurtaş Eski Türkiye Türkçesi adlı kitabında (İst. 1977) şairin çeşitli mecmualarda yer alan 28 şiirine ve 9 tuyuğuna yer vermiştir.

14. Şair ve tuyuğ arasındaki ilişkiyi açıklayınız.
14.Şairi ile şiiri arasında bir bağ vardır.
 
5. metin
MUSAMMATLAR
MURABBA
Perîşân-hâlin oldum sormadın hâl-i perîşânım
Gamından derde düşdüm kılmadın tedbîr-i dermanım
Ne dersin rüzgârım böyle mi geçsin güzel hânım
Gözüm canım efendim sevdiğim devletlü sultânım

Esîr-i dâm-ı aşkın olalı senden vefa görmem
Seni her kande görsem ehl-i derde âşinâ görmem
Vefa vü aşinalık resmini senden reva görmem
Gözüm canım efendim sevdiğim devletlü sultânım

Değer her dem vefasız cerh yayından bana bin ok
Kime şerh eyleyem kim mihnet ü endûh u derdim çok
Sana kaldı mürüvvet senden özge hîç kimsem yok
Gözüm canım efendim sevdiğim devletlü sultânım

Gözümden dem-be-dem bağrım ezip yaşım gibi gitme
Seni terk etmezem çün ben beni sen dahi terk etme
igen çok zâlim olma ben gibi mazlûmı incitme
Gözüm canım efendim sevdiğim devletlü sultânım

Katı gönlün neden bu zulm ile bî-dâda râgıbdır
Güzeller sen gibi olmaz cefâ senden ne vâcibdir
Senin-teg nâzenîne nâzenîn işler münâsibdir
Gözüm canım efendim sevdiğim devletlü sultânım

Nazar kılmazsan ehl-i derd gözden akıdan şeyle
Yamanlıkdır işin uşşak ile yahşi midir böyle
Gel Allah’ı seversen bendene cevr etme lûtf eyle
Gözüm canım efendim sevdiğim devletlü sultânım

Fuzûlî şîve-i ihsanın ister bir gedâyındır
Dirildikçe seg-i kuyun ölende hâk-i payındır
Gerek öldür gerek ko hükm hükmün rây rayındır
Gözüm canım efendim sevdiğim devletlü sultânım
Fuzûlî Fuzûlî Divanı

Günümüz Türkçesiyle
Senin yüzünden hâli perişan (acınacak bir insan) oldum.
(Sen ise) perişan hâlimi sormadın
Senin gamından derde düştüm; derdime derman bulma yoluna gitmedin.
Zamanım (hep) böyle mi geçsin? Ne dersin güzel hânım (efendim padişahım)?
Gözüm canım efendim sevdiğim devletli sultanım!

Aşkının tuzağının tutsağı (oldum) olalı senden vefa görmem.
Seni her nerede görsem dertlilere aşina görmem.
Senin vefa ve aşinalık tarzını sana yaraşır görmem.
Gözüm canım efendim sevdiğim devletli sultanım!

Vefasız feleğin yayından her an bana bin ok değer.
Kime açıp anlatayım ki derdim kaygım belam (pek) çok.
Mürüvvet sana kaldı senden başka hiç kimsem yok.
Gözüm canım efendim sevdiğim devletli sultanım!

Durmadan yüreğimi ezerek yaralayarak gözümden akıp giden gözyaşlarım gibi gitme.
Madem ben seni bırakmıyorum sen de beni bırakıp gitme.
Sakın çok zalim olma; benim gibi (bir) mazlumu incitme.
Gözüm canım efendim sevdiğim devletli sultanım!

Katı (merhametsiz) yüreğin neden bu zulme ve işkenceye isteklidir düşkündür?
Güzeller senin gibi (merhametsiz) olmaz cefa sana neye vacip (gerekli) olsun?
Senin gibi nazlı latif güzele (cefa gibi kaba işler değil) nazlı işler latif işler uygundur
Gözüm canım efendim sevdiğim devletli sultanım!

Dertlilerin gözlerinden akıttıkları sel gibi gözyaşlarına bakmıyorsun aldırmıyorsun.
İşin âşıklara kötülük etmek böyle (davranmak) güzel mi?
Gel Allahını seversen kuluna cevretme lütfeyle!
Gözüm canım efendim sevdiğim devletli sultanım!

Fuzûlî ihsanının (iyilik ve lütfunun) şivesini tarzını (güzellere yaraşan biçimini) isteyen bir dilencindir.
Yaşadığı sürece bulunduğun yerin köpeği öldüğünde ayağının toprağıdır.
İster öldür ister bırak (yaşat); hüküm senin hükmün düşünce senin düşüncendir.
Gözüm canım efendim sevdiğim devletli sultanım!
 
1. Okuduğunuz şiiri ahenk unsurları yönünden inceleyerek tespitlerinizi aşağıya yazınız. Konuşmadaki vurgu ve tonlamayla dizelerdeki ses ve söyleyiş arasında nasıl bir ilişki kurulabileceğini açıklayınız.
1. Ses akışı (aliterasyon asonans): Ses akışı sağlayan sözcükler vardır.
Birinci dörtlükte n m sesleri aliterasyon e ve a sesleri asonans
İkinci dörtlükte r n m sesleri aliterasyon e ve a sesleri asonans
Üçüncü dörtlükte n m sesleri aliterasyon e ve a sesleri asonans
Dördüncü dörtlükte n m sesleri aliterasyon e ve a sesleri asonans
Beşinci dörtlükte n m sesleri aliterasyon e ve a sesleri asonans
Altıncı dörtlükte n m sesleri aliterasyon e ve a sesleri asonans
Yedinci dörtlükte n m y sesleri aliterasyon e ve a sesleri asonans olarak kullanılmıştır.

Söyleyiş özelliği : Ahenkli bir söyleyişe sahiptir. Özellikle kafiye ve iç seslerdeki sözcükler bu şiire söyleyiş güzelliği katmıştır.
Ritim (açık ve kapalı hecelerin söylenişi): Aruz ölçüsü ile yazıldığı seslerin açık kapalı oluşu önemlidir.” hâl-i perîşânım Perîşân-hâlin tedbîr-i dermanım sultânım âşinâ Esîr-i dâm-ı mazlum gedâyındır şîve-i ihsanın âvâreler “ gibi sözcüklerde açık ve kapalı heceler bulunmaktadır. Bu şekliyle de aruzun tutması ve uygulanması için önemlidir.
Ses benzerlikleri (kafiye): Kafiyeli yazılmıştır.
Birinci dörtlükte -ân sesi zengin kafiye (uzun ünlüden dolayı zengin kafiye) –ım sesi ise redif
İkinci dörtlükte -â sesi tam kafiye (uzun ünlüden dolayı tam kafiye) görmem sözcüğü ise redif
Üçüncü dörtlükte -ok sesi tam kafiye olarak kullanılmıştır ama redif yoktur.
Dördüncü dörtlükte –it sesi tam kafiye –me sesi redif
Beşinci dörtlükte –ib sesi tam kiafiye –dir eki ise redif
Altıncı dörtlükte -yle sesi zengin kafiye olarak kullanılmıştır ama redif yoktur.
Yedinci dörtlükte –ây sesi zengin kafiye (uzun ünlüden dolayı zengin kafiye) – ındır sesi ise redif olarak kullanılmıştır.

Nakarat dize : Gözüm canım efendim sevdiğim devletlü sultânım

2. Okuduğunuz şiirde ses ve anlam yönünden kendi içinde bütünlük oluşturan birimleri belirleyiniz. Bu birimlerin özelliklerini ve bunlara ne ad verildiğini söyleyiniz. Ayrıca her bir birimin diğer birimlerle ses ve anlam yönünden ilişkisini açıklayınız.
2. Dörtlüklerden oluşmuştur.

3. a. Murabba hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınıza aktarınız.
a.
MURABBA
Murabba bent adı verilen dört dizelik kıt’alardan oluşan şiir türüdür. Kelime anlamı “dörtlük” demektir.
Uyak düzeni genelde aaaa/bbba/ccca/ddda/… şeklinde olmakla beraber ilk bendi kafiyeli olmayan ya da sonraki bentlerde kafiyesi tekrarlanmayan murabbalar da vardır. Çoğu zaman üç ila yedi bentten oluşur.
Divan edebiyatında 15. yüzyılda sultanü’ş-şuara (şairler sultanı) unvanlı Ahmet Paşa tarafından kullanılmıştır. Tanzimat edebiyatında da Namık Kemal bu türün başarılı örneklerini vermiştir.
19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren şarkı şeklinde bestelenen eserlerin büyük bir kısmı murabba tarzında yazılmıştır.

b. Okuduğunuz şiiri yapı özellikleri yönünden incelemek için aşağıdaki soruları cevaplayınız (Bu inceleme için 9. sınıf II. ünite “Şiir İnceleme Şiirde Yapı” bölümünde öğrendiğiniz bilgilerinizden yararlanınız.).

b.
Nazım birimi ve sayısı :Dörtlüklerden oluşmuş olup 7 tanedir.
Uyak düzeni : aaaa bbba ccca ddda eeea fffa ggga şeklindedir.

Şairin mahlasının bulunduğu dörtlük : Yedinci dörtlüktür.
Fuzûlî şîve-i ihsanın ister bir gedâyındır
Dirildikçe seg-i kuyun ölende hâk-i payındır
Gerek öldür gerek ko hükm hükmün rây rayındır
Gözüm canım efendim sevdiğim devletlü sultânım

c. Okuduğunuz şiirin hakkında bilgi edindiğiniz murabbanın özellikleriyle benzerlik gösterip göstermediğini belirtiniz.
c. Murabba ile birebir özellik göstermektedir.

ç. Okuduğunuz murabbada dörtlüklerin temalarını aşağıdaki şema üzerine yazınız. Daha sonra da murabbanın temasını ilgili bölüme not ediniz. Dörtlüklerin ve murabbanın teması arasındaki ilişkiyi açıklayınız.
ç.
1. dörtlüğün teması: Sevgiliye sitem
2. dörtlüğün teması: Sevgiliye sitem
3. dörtlüğün teması: Sevgiliye sitem
4. dörtlüğün teması: Sevgiliye sitem
5. dörtlüğün teması: Sevgiliye sitem
6. dörtlüğün teması: Sevgiliye sitem
7. dörtlüğün teması: Sevgiliye sitem
Murabbanın teması: Sevgiliye sitem

• Yukarıdaki şemadan hareketle “Şiiri meydana getiren birimlerin ortak paydası temadır.” denilebilir mi? Tartışınız ulaşılan sonucu belirtiniz.
• Ortak bir paydada buluşmuşlardır.
 
4. XVI. yüzyılın güçlü sesi Fuzûlî murabbada coşkuyla yaşadığı aşkını ve tutkunu olduğu sevgilisini anlatıyor. XVI. yüzyıl şairi Bakî’nin daha önce okuduğunuz gazelini ve Fuzûlî’nin murabbasını tema ve söyleyiş yönünden karşılaştırınız. Buradan hareketle XVI. yüzyılda Osmanlı Devleti’nin yapısıyla o dönem şiirinin söyleyiş özelliği (coşkulu kendine güvenen sesi) arasında nasıl bir bağlantı olduğunu açıklayınız.
4. Her ikisi de aşkı anlatmaktadır. Her ikisi de din dışı konularda yazmışlardır. Osmanlı yapısıyla ilgisi vardır. Bu dönemde Osmanlı gücünün ve kuvvetinin zirve noktasındadır. Artık devlet ilerleyebileceği bütün sınırlara ilerlemiş devlet erkanından bütün halka kadar hepsinde kendine güvenleri gelmiş ve bu güven edebiyattan sanata kültürden sosyal ve ekonomik hayata kadar kendini hissettirmiştir. Bu dönemde tema olarak kullanılan konularda genelde din dışı konulardır ki bu iki şairin dışında da bu temayı çok rahat şekilde görebilmekteyiz.

5. Fuzûlî’nin birinci dörtlükte dile getirdiği duyguyu açıklayınız. Bu duyguyu hangi kelimelerle belirttiğini söyleyiniz. Şairin bu dörtlükte dile getirdiği duyguyu diğer dörtlüklerde farklı kelimelerle tekrar edip etmediğini tartışınız. Sonucu bir cümleyle aşağıya yazınız.
5. Sevgiliye duyulan sitem var. Bu duyguyu dile getirirken kendi kötü halinin anlatmak için perişan dert derman kelimeleri kullanmıştır. Diğer dörtlüklerde de aynı kelimeler olmasa da vefa cefa cevr gibi kelimeleri kullanmıştır.

Fuzûlî şiirinin temasını ve kullandığı imgeleri aktarırken hangi dinî kelimelerden faydalanmıştır? Şair aynı zamanda duygularını dile getirirken divan şiirinin kendine özgü zevk ve anlayışından nasıl etkilenmiştir? Belirtiniz.
Merhamet Allah ihsan gibi kelimeler kullanmıştır. Şair divan şiir estetiğin oldukça etkilenmiştir. Ona göre aşk acısı çekmek en güzel durumdur ve şairin çektiği cefanın yüce olduğuna inanır divan şairi ki aynısını Fuzuli’de görmek mümkün.

6. Murabbanın ilk dörtlüğünde “rüzgâr” kelimesi gerçek anlamında mı kullanılmıştır? “Rüzgâr”ın hangi anlamda kullanıldığını belirterek bu sanatın adını söyleyiniz. Şiirde bu şekilde kullanılan diğer kelimeleri de bulup onların nasıl kullanıldıklarını açıklayınız.
6. Gerçek anlamı dışında kullanılmıştır. Zaman anlamında kullanılmıştır. Burada rüzgar hem yel hem de zaman anlamında kullanıldığı için tevriye sanatı vardır.

7. a. Daha önce padişah imgesiyle ilgili edindiğiniz bilgi ışığında murabbanın tamamında Fuzûlî’nin sevgilisine hitap etmek onu yüceltmek için kullandığı benzetmeyi ve buna karşılık kendisini niçin mazluma benzettiğini açıklayınız.
a. Sevgiliye padişah benzetmiş ama daha padişahlardan farklı olarak şair burada eziyet ve cefa gördüğü için padişahın zulmettiğini düşünmektedir. Halkına zulmeden padişaha benzetir.
 
b. Aşağıdaki bilgiyi okuyunuz.
dam (dâm) : Tuzak ağ; sevgilinin saçlarının kıvrımlarıyla şairin gönül kuşuna bir tuzak bir benttir. Âşığın gönül kuşu bu dama yakalandığı zaman asla kurtulamaz belki kurtulmak da istemez. Bu dâm onun kolunu kanadını da kırmış sayılır. Ayrılık içindeki âşığın kolunun kanadının kırık olması gibi.
Dam imgesinin şiirde geçtiği dörtlüğü bularak kelimenin burada nasıl kullanıldığını açıklayınız. Şairin kullandığı bu imgeler gözünüzün önünde nasıl bir manzara canlandırıyor? Açıklayınız.

b. Esîr-i dâm-ı aşkın olalı senden vefa görmem
Seni her kande görsem ehl-i derde âşinâ görmem
Vefa vü aşinalık resmini senden reva görmem
Gözüm canım efendim sevdiğim devletlü sultânım
Yukarıdaki dörtlükte geçmektedir dam imgesi. Şair yukarıdaki dam imgesinin açıklamasına uygun olarak tuzak olarak kullanmış ve bu tuzağa düştüğünden beri sevgiliden ilgi ve alaka görmediğinde şikayetçidir.

c. Murabbadaki diğer imgeleri bulup açıklayınız. Dörtlüklerde kullanılan ortak imgeleri sıralayınız.
c. Rüzgar ok sultan geda vefasız cerh (dünya) seg-i kuy cefa gibi imgeler kullanılmıştır.

ç. Murabbadaki bu imge ve söz sanatlarının şiirde nasıl bir işlevi olduğunu açıklayınız.
ç. İmge ve söz sanatları şiirdeki estetik sanat anlayışını ortaya çıkarmıştır. Dam kelimesi ile tuzağa düşen kuşu anlatarak kendi durumunu ona uyarlayarak anlatmış olması sanatsal yönünü ortaya koymaktadır. Bu durumu gerçek anlamlı kelimelerle anlatsa ortada sanat olmayacak ve bu şiiri hemen hemen herkes yazabilir.
 
8. a. “tedbir-i derman esîr-i dâm-ı işkun âşinâ cerh dem-be-dem vb.” Arapça ve Farsça kelimelerin murabbada kullanılma nedenlerini tartışınız. Sonuçları sıralayınız.
a. Birincisi şairlerimiz aruzla yazıkları için aruzda önemli olan seslerin açık ve kapalı olmasıdır. Türkçedeki seslerde açık ve kapalı ünlü durumları yoktur. Yani â û î gibi sesler yoktur. Bu aruz ölçüsünü ve ses değerini tutturmak için önemlidir. İkincisi ise bizim divan şairlerimiz Arap ve İran edebiyatından etkilenirken o şiirin estetik yapısı ve imge dünyasını değiştirmeden almışlardır.

b. Murabbada kullanılan imgeler söz sanatları nazım şeklinin özelliklerinden hareketle divan şiirinin geldiği kültürle (gelenekle) ve toplumla ilişkisini açıklayınız.
b.Kullanılan dil imgeler(mazmunlar) söz sanatları nazım şekilleri Arapça ve Farsçadan geçmiştir. Geldiği kültür ve toplum arasında sıkı bir ilişki vardır. Çünkü Osmanlı toplumunda da sanat anlayışı olarak 13. Yüzyıldan beri bir etkileşim görülmektedir. Bizim şairlerimiz de bunları hiç değişmeden olduğu gibi ama zaman içerisinde de geliştirerek kullanmıştır.

c. Yukarıdaki incelemeniz sonucunda murabbanın okuyucu kitlesini belirtiniz.
c.Divan şiirinin hedef kitlesi yüksek zümre diye bilinen okumuş ve medrese eğitimi görmüş kimselerdir.

ç. Okuduğunuz şiirin hangi gelenekte yazıldığını belirtiniz.
Ç. Divan şiir geleneğine uygun yazılmıştır.

9. Murabbanın temasının evrensel olup olmadığını söyleyiniz. Şair temayı
işlerken yüce ve yüksek olan soyut kavramlardan (imgelerden) nasıl yararlanmıştır? Açıklayınız.
9. Teması evrensel olup bu tema her devirde işlenebilir. Şah geda cevr cefa derman mihnet gibi soyut kelimeleri kullanarak içinde bulunduğu durumu izah etmiştir. Zaten divan şiiri soyut bir şiirdir.

10. Fuzûlî murabbanın temasını ve şiirde kullandığı imgeleri hangi dinî kelime ve divan şiirinin kendine özgü zevk ve anlayışı çevresinde geliştirmiştir? Düşüncelerinizi bir paragraf şeklinde yazınız. Yazınızı sınıfta arkadaşlarınızla paylaşınız.
10. Allah mürüvvet mihnet kelimeleri kullanmaktan geri durmamıştır. Divan şiirinin kullandığı imge ve hayal dünyasında dini kültürün etkisi çok büyüktür. Gerektiğinde din dışı konularda bile yazarken dini literatürü kullanabilir. Mesela sevgilinin güzelliği anlatırken Hz. Yusuf’u anlatmadan onu örnek vermeden geçemez.
 
11. Okuduğunuz murabbada şairin dile getirdiklerinin yaşanması mümkün müdür? Tartışınız. Ulaştığınız sonucu kısaca ifade ediniz. Bu sonuçta şairin gözlem izlenim sezgi ve kişisel duyarlılığının önemini açıklayınız.
11. Mümkün değildir. Şiiri şiir yapan şeyler kesinlikle şairin gözlemi sezgisi ve duygularıdır. Bunlar olmadan ortaya pek bir şey koymak mümkün değildir.

12. Murabbada yan anlamıyla kullanılan kelimeleri bulunuz. Şiirin yan anlam bakımından zengin olup olmadığını açıklayınız.
12.

13. Murabbadaki duygu ve düşüncenin günümüz şarkılarında da ele alınıp alınmadığını örnekler vererek açıklayınız.
13.

14. Murabbayı ilk okuduğunuzda neler hissettiniz? Şiiri birkaç kez okuduğunuzda neler hissettiniz? Acaba şairin bu şiiri yazarken hissettikleriyle sizin hissettikleriniz arasında benzerlik olabilir mi? Düşüncelerinizi açıklayınız.
14. Cevabı size kalmış…

15. Fuzûlî’nin murabbasını aşağıda verilen koşukla tema nazım birimi dil-anlatım yönünden karşılaştırınız. Sonuçları aşağıdaki tabloya yazınız.
Üdiğ mini komıttı (Aşk beni coşturdu ve heyecanlandırdı.
Sakınç manga yumıttı Dert bana (geldi ve bende) toplandı.
Könglüm angar emitti Gönlüm o (güzel)e meyletti;
Yüzüm mening sargarur Yüzüm (o yüzden) sararıyor.)

Ölçütler Murabba Koşuk Benzerlikler Farklılıklar Tema Aşk Aşk Temaları noktasında benzerlik gösterir. Nazım Birimi Dörtlük Dörtlük Nazım birimi benzer Dil ve Anlatım Arapça ve Farsça kelimelerde dolu kalıplaşmış bir anlatıma sahip Yabancı etkilerden uzak sade bir dile yazılmıştır.
16. a. Fuzûlî ile ilgili edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınızla paylaşınız.
a.
FUZULİ (?-1556)
Kerbela’da doğmuş ve yaşamıştır. İyi bir eğitim görmüş Arapça ve Farsçayı çok İyi öğrenmiştir. Şiirlerinde Azeri Türkçesinin etkileri görülür. Dönemine göre oldukça sade bir dille yapıtlar vermiştir. Divan edebiyatının birçok türünde yapıt vermesine rağmen “gazel şairi” olarak tanınmıştır. Şiirlerinde en önemli öğeler tasavvuf ve aşktır.” Leyla ile Mecnun” adlı mesnevisinde bu konuyu ustaca dile getirmiştir. Şiirin temelinin İlim özünün sevgi olduğuna inanmıştır. Sevilen insan bir araç onun varlığında görünür hale gelen Tanrı İse tek amaçtır. Ona göre gerçek varlık Tanrı’dır. Bütün nesneler ve evren Tanrı’nın bir görünüş alanıdır.

Fuzuli Eserleri
-Divan (Türkçe)
-Divan (Farsça)
-Divan (Arapça)
-Leyla İle Mecnun: Sevgiliden ayrılmanın acısının sevgiliye duyulan aşktan ilahi aşka geçişin işlendiği mesnevi biçiminde yazılmış bir hikâyedir.
-Şikâyetname: Hiciv türünün çok çarpıcı bir örneği olan maaşını alamadığı için Nişancı Mehmet Paşa’ya yazmış olduğu edebiyatımızda önemli bir mektup örneğidir.
-Hadikatu’s Süeda: Kerbela olayının yer yer manzum parçalarla anlatıldığı mensur bir yapıttır.
-Şah ü Geda Beng ü BadeSakiname: Mesnevi

b. Âşk derdiyle hoşem el çek ilâcımdan tabîb
Kılma derman kim helakim zehri dermânındadur.
Fuzûlî
(Ey tabip! Ben aşk derdinden hoşnutum bu dert ile iyiyim.
Bana ilaç vermekten vazgeç. Derdime derman bulma; zira beni öldürecek zehir senin ilacının içindedir.)
Fuzûlî’nin yukarıdaki beyti ve murabbasından hareketle fikrî ve edebî yönü hakkındaki çıkarımlarınızı aşağıya yazınız.

b. Fuzuli’ye göre sevgilinin verdiği acı çektirdiği cefa şair için bir mutluluktur. Sevgili naz yaptıkça aşk tazelenir muhabbet artar. Bu nedenle de sevgilinin nazından çektirdiği acıdan şikayet edilmez sevgiliye gücenilmez tam tersine mutlu olunur. Fuzuli aşk derdiyle hoştur. Bu derdi giderecek derman istemez. Şuna inanır ki kendisi için en büyük tehlike onu aşk ızdırabından uzaklaştırmak isteyen öldürücü dermandır

17. Murabba ile şair arasındaki ilişkiyi açıklayınız.
17.Şairi ile şiiri arasında bir bağ vardır.
 
Geri