2011-2017 Biten Diziler

Konu sahibi son olarak 3065 gün önce görüldü
DDAAC464917FF7A6E6713B8D8DCBD2.jpg




Gösterim tarihi: 3 Şubat 2012
Yönetmen: Steve McQueen (II)
Oyuncular: Michael Fassbender, Carey Mulligan, James Badge Dale
Tür: Dram
Süre: 99 dk
2011, İngiltere
Orta yaşlarını yaşayan Brandon seks bağımlısı biridir. Kız kardeşi New York'a yanına taşınınca Brandon'ın hayatı değişir. Çünkü Sissy, acı dolu geçmişini de New York'a getirir!
Yönetmen, bir dönemin efsane ismi Steve McQueen'le aynı adı taşıyor ama tabii bu Steve başka Steve! Filmi, özellkle Michael Fassbender hayranlarına tavsiye ediyoruz.
Film, vizyona girmeden önce Filmekimi'nde gösterilmişti.
 
Güvercinin Kanatları Hangi Kanalda

Güvercinin Kanatları dünyaca ünlü Amerikalı yazar Henry James'in aynı adlı romanından ekrana uyarlanacak. Ay Yapım dizinin üzerinde bir yıldır çalışıyor.

Geçen sezon ATV'nin dizi listesinde yer alan ancak daha sonra ertelenen dizinin senaryosunu Mahinur Ergun kaleme alıyor.
 
Güvercinin Kanatları Dizi Konusu
Güvercinin Kanatları Dizisinin Konusu Nedir

Güvercinin Kanatları Dizisinde Dünyaca ünlü Amerikalı yazar Henry James'in aynı adlı romanından ekrana uyarlanan ve Mahinur Ergun tarafından senaryolaştırılan proje aşk, ahlak, çaresizlik üçgeninde iki kadın ve bir erkeğin öyküsü anlatılıyor.
 
Eve Düşen Yıldırım Ne Zaman
Eve Düşen Yıldırım ne zaman hangi kanalda başlıyor

Eve Düşen Yıldırım dizisinin 20 Şubat'ta Show TV'de yayınlanmaya başlaması planlanıyor...

Başrollerini Murat Han, Gizem Karaca, Seda Akman, Suzan Aksoy ve Buket Dereoğlu'nun paylaşacağı "Eve Düşen Yıldırım" dizisinde; babası ölen güzel genç bir kızın hiç tanımadığı amcasının evine yerleşmesiyle başlayan yeni hayatı ve bu yeni evde yaşadığı olaylar anlatılıyor.
 
Muhteşem Yüzyıl Mehmet Günsur
Muhteşem yüzyıl şehzade mustafa

Yakışıklı oyuncu Mehmet Günsur "Muhteşem Yüzyıl" dizisine Şehzade Mustafa rolüyle dahil oluyor. Türk televizyon tarihinin en büyük bütçeli projesi olan “Muhteşem Yüzyıl” dizisinde Kanuni Sultan Süleyman’ın oğlu Şehzade Mustafa karakterini canlandıracak olan Mehmet Günsür bu Çarşamba yayınlanacak bölümde izleyicisinin karşısına çıkacak.



forumdassehzademustafa.jpg
 
Gel dese aşk oyuncuları
gel dese aşk dizisinde kimler oynuyor

Daha önce TNT isimli kanalda yayınlanacağı duyurulan Gel Dese Aşk isimli dizi Show Tv ekranlarında start alacakmış. Osman Sınav'ın yapımcılığını üstlendiği dizinin henüz oyuncu kadrosu belirlenmedi. Kulislerdeki söylentilere bakılırsa daha önce Melekler Korusun isimli diziden tanıdğımız Selin Şekerci başrol kadın oyuncu olmuş. Dizinin oyuncu kadrosu belirginleştikçe sitemizden duyurulacaktır.

Gel dese aşk dizisi oyuncuları

Selin Şekerci

44996_3.jpg
 
Eve Düşen Yıldırım Dizisinin Konusu
Eve Düşen Yıldırım Konusu



Yakında ekranlara gelmesi beklenen Eve Düşen Yıldırım dizisinin konusu kısaca şöyle;



Beklemediği bir anda babasının ölümüyle yıkılan Muazzez, İzmirde yapayalnız kalmıştır. Durumu haber alan amcası yıllardır görmediği ve konuşmadığı ağabeyinin kızı Muazzezi İstanbula yanına almak ister. Muazzez İstanbulda amcasının köşküne taşınır. Ancak amcasının iki oğlu Namık ve Sait, Muazzeze aşık olur. Üstelik Namık evlidir. Muazzez yeni ailesiyle tanıştığı andan itibaren hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.
 
3f4pznte.jpg



İran’daki düzene karşı duran bir lezbiyen aşk filmi... Kerem Akça, !f İstanbul’da gösterilecek “Koşul”u yazdı...

Tabularla, baskıcı rejimle, sansürle büyütülen bir alt kültürün varlığını, adeta erkek olmayınca kadın severek dışavuran iki lezbiyen karakterin hikayesi. İran’daki teokratik düzenin ortasında ülkenin gelişmiş burjuva sınıfından başı açık iki kızın, böylesi bir ‘Thelma ve Louise’likle sisteme karşı gelmeleri “Koşul”un ana çatısını oluşturmuş. Bollywood ile Hollywood arasında duran bir dokudan seslenen eserin, yaklaşımıyla evlilik, din, politik sansür gibi kavramları keskince hicvettiği görülebiliyor. Bu durum da genelde at gözlüğüyle belli bir noktaya takılı kalan İran sinemasından cesur bir kadın yönetmenin varlığıyla yüzleştiriyor bizleri. Üstelik bu iki karakterin yakınlaştığı ve ön sevişme yaşadığı yataktaki ilk anı ‘sabah ezanı’nın okunmasına denk getirmesi de; dini liderli sistemle ne kadar sorunlu ve muhalif bir sinemacı olduğunu ispatlıyor Meryem Keşavarz’ın. Eylül ayında New York’ta vizyonda izlediğim “Circumstance”, “Koşul” adıyla 16-26 Şubat 2012 tarihleri arasında düzenlenecek 11. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali kapsamında Türk izleyicisiyle buluşuyor. Sözünü ettiğimiz yapıtın, şimdiden festivalin en çok tartışılan ve iz bırakan filmi olacağını öngörebiliriz.


İran sinemasından bildiğimiz, ‘sansüre teslim olmuş sistem’ içerisinde ‘üçüncü dünya ülkesi’ne uygun bir yedinci sanat anlayışı benimsemektir. O da nedir? Cesur meselelere açılmayan, el kamerası ile çekilmiş ve mizansene şans tanımayan ‘gerilla modeli’ bir haykırışla seyirciyi selamlamaktır. Son 15 yılda çıkışa geçtiği düşünülen İran sineması da genelde ‘karton ve oryantalist’ karakterlerle yürüyen bu sebeple de ‘vay be sisteme karşı geliyor’ dedirten festival filmleriyle sivrilmeye çabalamıştır.

Üst sınıftan bir lezbiyen aşk hikayesi

Cafer Panahi, Muhsin Makhmalbaf gibi yönetmenlerin ürünleri dışında ‘sanat’la ilgisi olmayan bu eserlerin çoğunluğu sadece sosyal damarları ve politik vizyonlarıyla önemsenerek uzun bir yol dahi kat etmişlerdir. Meryem Keşavarz ise İran’ın ‘kadın hakları’ savunuculuğu görevini “Koşul” (“Circumstance”, 2011) ile üstlenirken adeta ‘farklı durumlar’ın ‘pembe dizi’den çıkma aile yaşamlarındaki çıkarımlarına odaklanmış. İran yeraltı kültürü ya da gençliği üzerine gerçek bir lezbiyen aşk filmi olarak özetlenebilecek yapıt asla bir İran filmine benzemiyor.

Aksine ülkenin özgürlükçü bir kesminden daha üst sosyal yapıya ait bir yakasından seslendiği belli olan eserin, birbirine aşık olurken ‘dayatmacı teokratik düzen’den kaçan ve Dubai’ye gitme planları yapan iki aşığın izini sürdüğü net. Bunu yaparken İran sinemasının minimalist anlayışından ziyade 2.35:1’de Bollywood ihtişamının ve Amerikan hikaye anlatma sinemasının gereklerini yerine getiren bir işe soyunuyor yönetmen Meryem Keşavarz.

İran kültürünün farklı bir boyutundan İslami rejime bakış

“Duvara Karşı”nın (“Gegen Die Wand”, 2004) –ki ona somut gönderme de var burada- kültürel sıkışmışlıktan nefes alacak hali kalmayan aşk filmi haritasını İran’a, sansürcü-baskıcı bir sisteme uyarlarken ise çok fazla sıkıntı çekmiyor. İki ana karakterin belli bölgelerde başları açık gezmeleri, açık alanda ise ‘göstermelik türban’ takmaları aslında bir alt kültürden ziyade gerçekliğin hazin temsiliyle yüzleştiriyor bizleri. Zira özgürlüğünü arayan bu karakterler ‘sinema’nın büyüsünü bile bir berber dükkanının alt katındaki ‘porno film’ misali ‘yasaklı’ bir şekilde kucaklayabiliyorlar.

Yakın oldukları, tutku duydukları erkeklerle cinsel ilişkiye giremedikleri gibi aileleri tarafından anca ‘kafa verme usulü’ ile evlendirilebiliyorlar. Sürekli röntgenci erkeklerin baskısına maruz kalmaları bir yana polis tarafından da en ufak bir özgür yaklaşımda hemen kısıtlanıyorlar. Yönetmen de bu durumdan rahatsızlığını disko sahnelerinin ve seks sahnelerinin şıklığı ile perdeye aktarırken renk filtreleri, sıçramalı kurgu ve çok yakın ölçekli planlardan fışkıran, ‘X kuşağı’ niyetine bir İran kültürü olabileceğini anlatmak istiyor bizlere.

İlk yakınlaşma sabah ezanında

Ancak bunların saklı olduğu gerçeği, meseleyi gereğinden fazla iç burkucu hale getiriyor. Yine de filmin sonlara doğru aldığı pembe dizisel tonlamayı ve birkaç yan öğenin yapaylığını saymazsak yönetmenin tabulara karşı açtığı savaşta galip geldiği söylenebilir. Zira burada sabah ezanında ilk ön sevişmelerini yaşayan ardından iç çamaşırlarıyla denize giren ve ilişkiyi adeta ‘ezan’ öyle istiyormuşçasına devam ettiren bir lezbiyen çift var.

Bu ikili arasındaki sahneler ‘hayal’ kadar güzel gösterilince ise aslında ‘gerçek’ hayattaki röntgenci zoraki koca, baba, polis gibi basmakalıp baskıcı karakterler bir o kadar çarpıcı ve işlevsel hale geliyor. Lafın özü yönetmenin İran’daki teokratik düzene karşı mücadelesini hiç çekinmeden iki kadının özgürlüğü üzerinden ele alma düşüncesi kadar şekli de şaşırtıcı. Anlayacağınız İran kültürüne ve sosyolojik yapısına da farklı bir yorum getirmiş “Koşul”, hem de “Bir Ayrılık”ın (“Jodaeiye Nader az Simin”, 2011) yapamadığı kadar yüksek bir cesaret örneği göstererek.

Kültürel tabuların yarattığı cinsel sıkışmışlık meselesi üzerine...

Girilmek istenen durumlarla, türban motifine yaklaşımla, “Milk” (2008) dublajı yapılırken çıkan orgazm taklidinin sesiyle ya da taksi şoförünün ‘ayak’ını ver deyip mastürbasyon yapmasıyla birlikte öne çıkan cinsel bastırılmışlık odaklı sahneler de ana amacı belli etmiş.

“Koşul”, kültürel tabuların yarattığı cinsel sıkışmışlık meselesinin özgürlükçü bir dışavurumunun yol açabileceklerine odaklanmış. Bunu da muhalif, çarpıcı, dirayetli ve cesur bir noktaya bağlamış. Keşavarz ilk filminde ümit vaat eden bir noktaya ulaşırken, neden Sundance, San Francisco gibi festivallerde önemsendiğini de kanıtlamış. İlerleyen dönemde İran kaynaklı olmasa bile ortak yapımlarla yoluna devam edecektir yönetmen orası kesin.

FİLMİN NOTU: 6.9

Künye:

Circumstance

Yönetmen: Meryem Keşavarz

Oyuncular: Nikohl Boosheri, Sarah Kazemy, Reza Sixo Safai, Soheil Parsa, Nasrin Pakkho

Süre: 107 dk.

Yapım yılı: 2011

 
Muck tanıtımda çalan şarkıyı Gökhan Türkmen söylüyor, lakin. Bence bu şahıs daha güzel söylüyor (:
 
715355_detay.jpg



16 Şubat’ta saat 14:53’te vizyona girecek olan Fetih 1453, yeni bir rekora hazırlanıyor...


17 milyon dolarlık bütçesiyle Türk sinemasının en pahalı filmi olan “Fetih 1453” 16 Şubat Perşembe günü, saat 14:53’te tüm Türkiye’de tam 800 salonda vizyona girerek yeni bir rekor daha kıracak.

Yayınlanan ilk fragmanı bile, sadece bir günde yaklaşık iki milyon kişi tarafından izlenerek rekor kıran ve Türk sinemasında yeni bir seyirci rekoru kırmasına kesin gözüyle bakılan Fetih 1453 Perşembe günü 800 salonda birden vizyona girecek.

BİLETLER SATILIYOR
Vizyona girmesine sayılı günler kalan Fetih 1453’ün erken rezervasyon bilet satışlarında da çok iyi gittiği aldığımız duyumlar arasında.

Duyumlarımıza göre Fetih 1453’ün bilet satışları, tıpkı kendisi gibi erken rezervasyon bilet satışı yapmış olan Kurtlar Vadisi Irak’ın satışlarını geride bırakmış


 
Yönetmenliğini Faruk Aksoy'un yaptığı ve yarın saat 14.53'te vizyona girecek ''Fetih 1453'' filminin, ön satıştaki biletleri sinemaseverlerden yoğun ilgi gördü.
Türkiye genelindeki 134 sinemada ''Fetih 1453'' filminin ön satıştaki biletlerini internetten satışa sunan ''Mybilet'' yetkilileri, bazı sinemalarda bilet satışlarının 3 hafta önce başladığını anımsatarak, ''Fetih 1453 filmi, gösterime girmemiş olmasına rağmen geçen hafta sonu en çok bileti alınan 5'inci film oldu'' bilgisini verdi.

Yetkililer, bileti en çok satın alınan ve halen vizyonda bulunan diğer filmlerin de, ''Berlin Kaplanı'', ''Karanlıklar Ülkesi: Uyanış'', ''Jack ve Jill'' ve ''Düşmanı Korurken'' olduğunu ifade etti.

Yapımcılığını Faruk Aksoy, Servet Aksoy ve Ayşe Germen'in üstlendiği filmde, Devrim Evin, İbrahim Çelikkol, Dilek Serbest, Recep Aktuğ, Erden Alkan'ın yanı sıra geniş bir oyuncu kadrosu bulunuyor. Senaryosunu, İrfan Saruhan ve Atilla Engin'in yazdığı filmin müziklerini Benjamin Wallfisch yaptı.

17 milyon dolarlık bütçenin ayrıldığı, Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet'in çocukluğundan fetihlerine kadar ki sürecin anlatılacağı filmin, izlenme rekoru kırması bekleniyor.

Türkiye genelinde 850 salonda vizyona girecek film, Almanya, Hollanda, Belçika, Avusturya, Fransa, İngiltere, İsviçre, KKTC, Orta Doğu ülkeleri, Endonezya, Malezya, Rusya, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Sırbistan, Makedonya, Kosova, Romanya, Yunanistan, Güney Kore, Tayland, Japonya ve Amerika'da da sinemaseverlerle buluşacak.
 
Türk sinemaseverler, bu hafta tarih, aksiyon ve animasyon sahnelerinin yer aldığı 3 yeni filmle buluşacak.
Yönetmenliğini Faruk Aksoy'un yaptığı ''Fetih 1453'' filminde, Devrim Evin, İbrahim Çelikkol, Dilek Serbest, Recep Aktuğ, Erden Alkan'ın yanı sıra geniş bir oyuncu kadrosu bulunuyor.

Türkiye genelinde 850 salonda bugün saat 14.53'te vizyona girecek filmde, Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethi konu alıyor.

Mark Neveldine ile Brian Taylor'ın yönettiği ve Nicolas Cage, Christopher Lambert, Idris Elba ile Ciaran Hinds'in rol aldığı ''Hayalet Sürücü 2: İntikam Ateşi (Ghost Rider: Spirit Of Vengeance)'' filmi, 3 boyutlu aksiyon sahneleriyle izleyicilerin karşısına çıkacak.

Filmin konusu şöyle:

''Şeytanın ödül avcısı Johnny Blaze inzivaya çekilmiştir, ta ki gizli bir mezhebe bağlı olan bir kilise, ondan genç bir çocuğu şeytanın elinden kurtarmasını isteyene dek. Blaze, başlarda tekrar Hayalet Sürücü'nün güçlerine sahiplenme fikrine sıcak bakmaz, ancak çocuğu kurtarmanın ve üzerindeki lanetten kurtulmanın tek yolu budur.''

Yönetmenliğini James Bobin'in yaptığı ve başrollerini Jason Segel, Amy Adams ve Chris Cooper'ın paylaştığı ''Muppets'' filmi, animasyon sahneleriyle sinemaseverlerle buluşacak.

Filmde, ''Kermit''i Erkan Taşdöğen, ''Walter''i Arda Aydın, ''Gary''i Ömer Vatanartıran, ''Mary''i Aysun Topar, ''Bayan Piggy''i Bora Severcan, ''Fozzie Bear''i Tuna Öztunç ve ''Tex Richman''i Ercan Demirel seslendirdi. Filmde, dünyanın en büyük kukla hayranı Walter ve arkadaşları Los Angeles'da tatil yaparken, petrolcü Tex Richman'ın kukla tiyatrosunu yıkarak mekanın altında petrol araması yapacağını ortaya çıkarır. Walter, Mary ve Gary tiyatroyu kurtarmak için gereken 10 milyon doları toplamak amacıyla farklı yönlere dağılmış olan kuklaları yeniden bir araya getirmesi için Kermit'e yardım eder.
 



Survivor 2012'ye katılacak isimlerden biride Şarkıcı Doğuş.

Doğayla iç içe, zorlu şartların yaşanacağı yarışmaya katılan erkek ünlüler arasında en dikkat çeken isim ise Doğuş. Geçen aylarda elinde saksı tutarak çektirdiği çıplak fotoğrafını twitter'dan paylaşan Doğuş, açıklamalarıyla henüz adaya gitmeden yeni bir fenomen olma yolunda.

Akşam gazetesinde yer alan habere göre; mart ayında Dominik Cumhuriyeti'nde çekimlerine başlanacak yarışmaya katılacak kadronun kızları Nez, Almeda Abazi, Merve Büyüksaraç ve Sibel Tüzün...





 
Merakla beklenen 'Fetih 1453' dün Türkiye genelinde Dün saat 14.53'te gösterime girdi. 134 sinemada, 850 salonda seyredilen film, 17 milyon dolarlık bütçesiyle Türk sinemasının en pahalı yapımı oldu.
Faruk Aksoy'un yönetmenliğini yaptığı 'Fetih 1453' daha çok savaş sahneleri ve görsel efektlerinin başarısıyla öne çıkıyor. Devrim Evin (Fatih Sultan Mehmet), İbrahim Çelikkol (Ulubatlı Hasan), Dilek Serbest ile Recep Aktuğ'un oynadığı film, Hollywood standartlarına ulaşan görselliği ile akıllarda kalıyor. Ancak 'Fetih 1453' bir asırlık Türk sineması için bir ilk değil. Daha önce 'İstanbul'un Fethi' adlı film, 1951'de çekilmişti.

Merakla beklenen 'Fetih 1453' dün Türkiye genelinde saat 14.53 seansında gösterime girdi. Bütçesi ve teknoloji kullanımı açısından bir 'ilk' olan 'Fetih 1453', bir asırlık Türk sineması için ise ilk değil. 'İstanbul'un Fethi' adlı film, tam 61 yıl önce, 1951'de çekilmişti. TSK ve Demokrat Parti hükümetince desteklenen Aydın Arakon'un yönettiği filmde Sami Ayanoğlu (Fatih Sultan Mehmet), Turan Seyfioğlu (Ulubatlı Hasan), Reşit Gürzap (Çandarlı Halil Paşa), Cahit Irgat (İmparator Konstantin) ve Sait Yaşmaklı (Molla Gürani) rol almıştı.

DİNÎ REFERANSLARA VURGU

Çılgın Dersane filmlerinin yönetmeni ve Recep İvedik filmlerinin yapımcısı Faruk Aksoy imzalı 'Fetih 1453', öncelikle Fatih Sultan Mehmet'i ve Fetih'i anlatırken dinî referansları ön plana çıkarmasıyla dikkat çekiyor. Meşhur 'Konstantiniyye'nin fethi' hadis-i şerifiyle açılan film, Fatih'in doğumu ve fethin gerçekleşmesini de buna dayandırıyor. Her filmde yaptığımız gibi özet geçmek burada gerekli değil. Zira hepimiz biliyoruz ki, İstanbul fethediliyor! Herhalde kimse "Filmin sonunu niye söyledin?" demeyecektir. Zaten filmin olay örgüsünden ziyade, 'nasıl' çekildiği, hikâye anlatımında nelere dikkat edildiği, fetih gibi bir olayı anlatırken senaryonun hangi çatışma unsurlarından beslendiği merak ediliyordu. Ve tabii ki, görsel efektler ile teknoloji kullanımında filmin hangi kalitede olduğu...

'Fetih 1453', görsel ve teknolojik açıdan Hollywood standartlarını yakalayan bir yapım. Bu konuda filme iyi para yatırıldığını ve perdede bunun karşılığının alındığını görüyoruz. Meşhur 'şahi' topunun da yer aldığı savaş sahneleri görsel yönden çok başarılı. Bilgisayar efektleri birkaç yerde kendini belli etse de, genel olarak standartların üstünde. Filmin en önemli yanı, hikâyesini anlatırken dinî referanslara yaptığı vurgu. 'Fetih 1453', Fatih'in şahsına ve muhafazakâr kodlara hassasiyetli bir yaklaşım sergiliyor. Filmin 'aşk' yükünü Ulubatlı Hasan karakterine havale eden senaryo; Fatih Sultan Mehmet'i, "Ya ben İstanbul'u alırım ya İstanbul beni." sözünden hareketle 'gözü fetihten başka bir şey görmeyen' padişah olarak resmediyor. Aslında iyi gibi gözüken bu durum, Fatih'i olduğundan farklı, hatta biraz 'takıntılı' bir şekilde perdeye yansıtıyor. Öte yandan karakter yönüyle elle tutulur bir tek Fatih var. Vezirler, Gülbahar Hatun, İmparator Konstantin ve onun danışmanları dâhil diğerleri karakter değil, 'tip' olarak kalıyor. Filme son 10 dakika giren Akşemseddin tiplemesi ise bir karikatürden öte geçemiyor.

Ulubatlı Hasan ayrı bir bahsi hak ediyor. Fatih'e kılıç kullanmayı öğreten yakın arkadaşı olarak gördüğümüz Ulubatlı Hasan, filmin ilerleyen bölümlerinde birden 'Fatih'in Fedaisi Kara Murat' moduna dönüyor. 'Kahpe Bizans'ın güzel kızı' da top ustası Urban'ın kızı Era oluyor. Bizans demişken, İmparator ve danışmanları da senaryonun diyalog zaafından nasibini alıyor. Maalesef, tarihi filmlerde karakter oluşturma ve diyalog yazma konusunda hâlâ 'Kara Murat'ın çok da ilerisine gidemediğimiz tescil edilmiş oluyor 'Fetih 1453' ile. Filmin diyalogları ve kelime hazinesi tamamıyla günümüzün 'dizi dilinden' besleniyor.

Sözün özü; 'Fetih 1453' bütçe, görsellik ve teknoloji kullanımı açısından tarihî film türünde sinemamız için standartların çok üstünde bir yapım. Senaryo, karakter ve diyaloglar açısından ise hayli sıkıntılı. Öte yandan, Fatih Sultan Mehmet'e saygılı yaklaşımı, dinî referanslara yaptığı özel vurgu ve finalindeki evrensel mesajıyla takdiri hak ediyor. Nihayetinde sadece ismi ve 'tahminî' bütçesiyle bile kendi seyircisine ulaşacak bir yapım.

Fetih, üç yılda çekildi 14.53'te gösterildi

17 milyon dolarlık 'tahminî' bütçesiyle 'Fetih 1453' Türk sinemasının en pahalı yapımı oldu. Faruk Aksoy'un yönettiği film, 134 sinemada 850 salonda dün aynı anda saat 14.53'te gösterime girdi.

Film ekibinin de katıldığı 'basın gösterimi' bile Nişantaşı City Life sinemalarında filmin ilk seansında yapıldı. Ancak yaşanan izdiham ve basının yoğun ilgisi sebebiyle 'Fetih' gecikti. Film başladığında saatler 14.58'i gösteriyordu.

Recep İvedik filmlerinde Faruk Aksoy ile çalışan Şahan Gökbakar da film ekibiyle birlikte filmi izledi. Gökbakar, çıkışta filmi beğendiğini söyledi.

2009 Nisan ayında hazırlıklarına başlanan film, üç etap halinde yaklaşık üç yılda çekildi. Ataköy'de TOKİ'ye ait tarihî baruthane, Edirne 2. Bayezid Külliyesi ile Alibeyköy'deki baraj havzasının yanındaki 100 bin metrekare arazi kullanıldı.

Savaş alanı için 15 top bataryası, beş adet 20 m boyunda gerçek ve işlevsel savaş kulesi, beş adet 15 metre boyunda büyük mancınık, 10 binin üzerinde çeşitli savaş malzemesi ve aksesuarı imal edildi. Filmde toplam 15 bin yardımcı oyuncu rol aldı.

Aksiyon sahnelerinde Çek Cumhuriyeti ve Slovakya'dan getirtilen uzman dövüş kareografları ve dövüşçü ekipleri görev aldı.

Çekim sırasında birtakım kazalar da yaşandı. Filmin yönetmeni Faruk Aksoy'un kolu kırıldı. İbrahim Çelikkol'un kılıç eğitimi sırasında topuğu çatladı. Cengiz Coşkun'un çekim esnasında kafası kırıldı. Ayrıca Recep Aktuğ attan düştü ve iki kaburga kemiğinde çatlak oluştu.

'Genel anlamda başarılı ve etkileyici'

"Fetih 1453'ü genel olarak olumlu ve etkileyici buldum. Fetih hadisiyle başlaması ve onu Fatih'in doğumuyla ilişkilendirmiş olması, filme tarihî bir derinlik kazandırıyor ve şimdiye kadar yapılan fetih filmlerinin üstüne çıkartıyor. En dramatik sahnelerinden birisi, lağımcıların tüneldeki çaresizliklerini barut fıçılarını patlatarak kahramanlığa dönüştürmeleriydi.

Filmin bir tarihçi açısından eleştirilmesi gereken yönleri de var. Mesela surlara sancağı dikmesi dışında tamamen meçhulümüz olan Ulubatlı Hasan karakterine başrol oynatılması, Akşemseddin'in sanki misafir oyuncu gibi geç bir saatte sahneye çıkması, Fatih ile Konstantin'in surların dışında karşı karşıya getirilmesi, bir vezirin sadrazama 'Dilerim padişah kellenizi vurdurur' demesi ve sadrazamın buna ses çıkaramayışı (ki bu skandal derecesinde bir hatadır) ilk akla gelenlerden. Tabii Fatih'in surların önünde ordusuna namaz kıldırması diye bir şeyin de gerçekle ilgisi yok. Tabii her tarihî filmde eleştirilecek noktalar bulunabilir. Ancak ben Fetih 1453'ün bütün bu defoların ötesinde fetih olayını başarılı bir prodüksiyonla buluşturan ilk film olduğunu söyleyebilirim. Bundan sonra fethin mesajının filmleştirilmesi gelebilir ama oraya varmak için alacağımız daha çok mesafe var."
 
Fetih 1453 izleyici yorumları


fetih.jpg



17 milyon dolar bütçesiyle Türk sinema tarihinin en pahalı filmi olan "Fetih 1453" filmiyle ilgili Yapımcı ve Yönetmen Faruk Aksoy “Sinemaya vefa borcumu ödemek için ‘Recep İvedik’lerden kazandıklarımın neredeyse tamamını yatırdım” demişti. Peki ya bu filmi seyredenler ne dedi ?

 
Geri