20 Eylül 2013 Tarihte Bugün

Konu sahibi son olarak 2617 gün önce görüldü
20 Eylül 2013 Tarihte Bugün

20 Eylül Tarihte Bugün

Tarihte bugün/20 Eylül

20 Eylül, Gregoryen takvimine göre yılın 263. günüdür. Artık yıllarda ise 264. gündür.

Olaylar


622 - Muhammed ile Ebu Bekir, Medine'ye hicret etti.

1187 - Selahaddin Eyyubi, Kudüs'ü kuşattı.

1519 - Portekizli kaşif Ferdinand Magellan, 270 kişi ve 5 gemiyle İspanya'dan yola çıktı.

1633 - Galileo Galilei, İspanyol engizisyon mahkemesinde, dünyanın güneşin etrafında döndüğünü söylediği için yargılandı.

1922 - Fransız ve İtalyan kuvvetleri Çanakkale'den çekildi.

1928 - İtalya'da "Yüksek Faşist Konsey" en yüksek yasama organı oldu.

1933 - Başbakan İsmet İnönü ve Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras'ın, Sofya'yı ziyaretinde, 1929 Tarafsızlık Antlaşması'nın süresi uzatıldı.

1937 - İkinci Türk Tarih Kurultayı, Dolmabahçe Sarayı'nda toplandı.

1937 - Dolmabahçe Sarayı Veliaht Dairesi'nde, Atatürk'ün de isteğiyle, Türkiye'nin ilk resim ve heykel müzesi açıldı.

1942 - Ukrayna'nın Letiçiv kentinde, Alman SS birlikleri, iki gün içinde yaklaşık 3 bin yahudiyi öldürdüler.

1946 - Basın Yasası TBMM'de kabul edildi.

1946 - Fransa'da Cannes Film Festivali başladı.

1951 - Türkiye’nin NATO’ya katılması kabul edildi.

1969 - John Lennon, Beatles'dan ayrıldı.

1974 - Honduras'da kasırga: 10 bin kişi öldü.

1977 - Kuzey Vietnam, Birleşmiş Milletler'e kabul edildi.

1980 - Başbakanlığa emekli Amiral Bülend Ulusu atandı.

1981 - İran 149 solcu militanı idam ettiğini açıkladı.

1984 - Beyrut'ta ABD elçiliğine patlayıcı yüklü kamyonla intihar saldırısı yapıldı; 22 kişi öldü.

1988 - Naim Süleymanoğlu, Seul Olimpiyat Oyunlarında halter dalında 6 dünya rekoru kırdı.

1990 - Güney Osetya, Gürcistan'dan bağımsızlığını ilan etti.

1994 - Bakü'de petrol anlaşması imzalandı. İngiliz BP, Amerikan Amaco, Penzol, Rus Lukoil ve TPAO, bir konsorsiyum oluşturdu.

1995 - Deniz Baykal, Necdet Menzir'in görevden alınma isteğini reddeden Başbakan Tansu Çiller'le yürüttüğü DYP-CHP koalisyon hükümetini bozdu. Tansu Çiller hükümetin istifasını Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e verdi.

2002 - İsrail askerleri, Filistin Devlet Başkanı Yaser Arafat'ın karargahındaki üç binayı havaya uçurdu.


Doğumlar


1758 - Jean-Jacques Dessalines, Haiti imparatoru (ö. 1806)

1842 - James Dewar, İskoç kimyacı (ö. 1923)

1899 - Leo Strauss, Alman filozof (ö. 1973)

1921 - Kadir Has, Türk iş adamı (ö. 2007)

1934 - Sophia Loren, İtalyan sinema oyuncusu

1952 - Manuel Zelaya, Honduraslı siyasetçi.

1956 - Gary Cole, ABD'li aktör

1971 - Henrik Larsson, İsveçli futbolcu

1973 - Cansel Elçin, Türk sinema ve televizyon oyuncusu

1982 - Begüm Birgören, Türk dizi ve sinema filmi oyuncusu

1986 - İbrahim Kaş, Türk futbolcu


Ölümler


1863 - Jacob Grimm, Alman yazar, Grimm Kardeşler'in büyüğü (d. 1785)

1908 - Pablo de Sarasate, İspanyol kemancı ve besteci (d. 1844)

1940 - Edward Denison Ross, İngiliz doğabilimci (d. 1871)

1947 - Fiorello La Guardia, New York City belediye başkanı (d. 1882)

1957 - Jean Sibelius, Finlandiyalı besteci (d. 1865)

1971 - Giorgos Seferis, Yunan şair, Nobel Edebiyat Ödülü sahibi (d. 1900)

1985 - Ruhi Su, Türk halk müziği sanatçısı (d. 1912)

1992 - Musa Anter, gazeteci (d. 1920)

1992 - İlhami Soysal, gazeteci ve yazar (d. 1928)

1996 - Max Manus, II. Dünya Savaşı'nda Norveçli direnişçi.(d. 1914)

1996 - Paul Erdös, Macar matematikçi (d. 1913)

1999 - Raisa Gorbaçov, Mikhail Gorbaçov'un eşi (d. 1932)

2005 - Simon Wiesenthal, Avusturyalı Yahudi, Nazi avcısı (d. 1908)

2011 - Burhaneddin Rabbani, Afganistan eski devlet başkanı (d. 1940)


Tatiller ve özel günler

İtfaiye haftası başlangıcı
 
Tarihte bugün: 20 Eylül

Naim Süleymanoğlu, 1988 yılında Seul Olimpiyat Oyunları'nda halter dalında altı dünya rekoru kırdı. Bulgaristan'da 1967'de doğan Süleymanoğlu, haltere 1977'de dokuz yaşında başladı.

15 yaşında Brezilya'da düzenlenen Dünya Gençler Halter Şampiyonası'nda iki altın madalya alarak şampiyon olan Süleymanoğlu, halter tarihinde en genç dünya rekortmeni unvanını aldı.

Kariyeri boyunca üç olimpiyat altın madalyası, yedi dünya şampiyonluğu ve altı Avrupa şampiyonluğu olan 'cep herkülü', 46 kez dünya rekoru kırdı.

1984, 1985 ve 1986'da dünyada yılın haltercisi seçilen Süleymanoğlu, Türkiye adına müsabaklara katılmak için 1986'da Melbourne'de düzenlenen Dünya Halter Şampiyonası'nda Türkiye Büyükelçiliği'ne sığınarak Türkiye'ye iltica etti.

1988'de Avrupa Halter Şampiyonası'na Türkiye adına katılan ve üç altın madalya kazanan Süleymanoğlu'nun 1988 Seul Olimpiyatları'na Türkiye adına katılabilmesi için Türk hükümetince Bulgaristan'a 1 milyon dolar ödendi ve gerekli izin alındı.

Süleymanoğlu, 60 kg koparmada sırasıyla 145 kg, 150.5 kg, 152.5 kg, silkmede 175 kg, 188,5 kg, 190 kg, toplamda da 320 kg, 339 kg, 342.5 kg kaldırarak dokuz dünya altı olimpiyat rekoru kırdı.

1992 Barcelona Olimpiyatları, 1993 Dünya Şampiyonası, 1995 Avrupa halter şampiyonası ve Çin'de yapılan dünya şampiyonasından altın madalya ile dönen Süleymanoğlu, Uluslararası Halter Federasyonu'nun aralık 2000'de Atina'da toplanan kongresinde astbaşkanlığa seçildi.

Günün diğer önemli gelişmeleri:

622: Hazreti Muhammed ile Hazreti Ebu Bekir, Medine'ye ulaştı.

1519: Portekizli kaşif Magellan, 270 kişi ve beş gemiyle İspanya'dan yola çıktı.

1933: Başbakan İsmet İnönü ve Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras'ın, Sofya'yı ziyaretinde, 1929 Tarafsızlık Antlaşması'nın süresi uzatıldı.

1937: Dolmabahçe Sarayı Veliahd Dairesi'nde, Atatürk'ün de isteğiyle, Türkiye'nin ilk resim ve heykel müzesi açıldı.

1946: Basın Kanunu TBMM'de kabul edildi.

1985: Halk müziği yorumcusu, opera sanatçısı, besteci ve şair Ruhi Su, 73 yaşında öldü.

1992: Özgür Gündem Gazetesi Yazarı Musa Anter, Diyarbakır'da öldürüldü.

1992: Gazeteci-Yazar İlhami Soysal, 64 yaşında öldü.

1994: Bakü'de petrol anlaşması imzalandı. İngiliz BP, Amerikan Amaco, Penzol, Rus Lukoil ve TPAO, bir konsorsiyum oluşturdu.
 
Tarihte Bugün : 20 Eylül 1908 Demiryolu işçilerinin grevini bahane eden Bulgarlar…

dugu_rumeli-300x195.jpg


20 Eylül 1908 Demiryolu işçilerinin grevini bahane eden Bulgarlar, Doğu Rumeli Demiryolları’nı işgal etti.

dugu_rumeli.jpg

 
20.09.1922 Eskişehir Sivrihisar'ın Kurtuluşu

sivrihisar-haritasi.jpg


sivri01.jpg


KURTULUŞ SAVAŞINDA SİVRİHİSAR

a-Anadolu işgaline bir bakış:

I.Dünya savaşında Türk ordusu birçok cephelerde maddi
gücünden çok üstün ve sayıca
Daima üstün düşmanları ile kahramanca dövüşmelerine ve hatta savaşı
kazanmamıza rağmen,müttefiklerimizin yenilmiş olmaları nedeniyle,
bizim için çok ağır şartlar taşıyan Mondros Mütarekesini imzalayarak
savaşa son verdik.

Anlaşma nedeniyle , savaşın galibi olan büyük devletler,
karadan ve denizden, yüzyıllardır yurdumuz olan Anadolu'ya işgale
başladılar. Türk'ten gayri unsurlarla birlikte padişah ve
saraylardakilerde düşmana sığındılar. Anadolu'nun ta içlerine kadar
mümessiller göndererek ordumuzun elindeki malzemeleri almaya
başladılar.Avrupa Devletlerince "Hasta Adam" olarak bilinen Osmanlı
İmparatorluğu'nun artık öldüğü sanılarak Türk'ün öz yurdu olan Anadolu
paylaşılmaya ve işgale başlandı. Bir vakitler ; Aden'den Macaristan'a,
Kırım'dan Cezayir'e kadar hükmeden Türk Devleti ; şimdi Anavatanı dahi
koruyamıyacak duruma düşmüştü. Türk Devleti üzerinde ölüm ifade eden
kara bulutlar görünmeye başladı.Ama büyük Türk Devleti esir olarak
yaşamaya alışmamıştı.Tarih boyunca dünyaya devlet nizamını , devlet
kurmayı öğreten büyük Türk Milleti kendisine asırlarca hizmet eden
milletlerin esaretine giremezdi.Onları , evinin eşiğinde yok etmek
üzere görmeye tahammül edemezdi.Taa asırlar önce Oğuz Atasının "Ey
Türk! titre ve kendine dön!..."sözlerine kulak verip hiçbir ölçüye
bakmadan en kutsal kudreti olan Feragat ve Fedakarlığına güvenerek
vatanı ve bağımsızlığını kurtarmak için ayaklandı.Şimdi artık
Anadolu'nun dört bir yanından bu amaç için silah sesleri gelmekteydi.

15 MAYIS 1919'da İzmir'e çıkan Yunanlılar, Anadolu içlerine
doğru ilerlemeye başlayınca; evvela Milli Kuvvetler tarafından
karşılandı. Sonra da yer yer bu karşı koyma genişleyerek umumi bir hal
aldı. Yunanlılar bu şekilde ilerleyerek 26 EKİM 1920 tarihine kadar
Bursa-Uşak hattına kadar Batı Anadolu'yu istila ettiler.

Ankara'da henüz T.B.M.M. yeni kurulduğu bir devrede
Yunanlıların bu ileri harekatı büyük bir buhrana yol açtı. Düşmana
karşı koyacak olan bir ordunun en kısa zamanda teşkili ihtiyacı
görüldü. Yunan düşmanı 6 OCAK 1921'de İnönü'deki Albay İsmet(İnönü)
Paşa komutasındaki mevzilerimize saldırdı. Dört gün süren çok çetin
bir savaştan sonra Yunanlılar mağlup olarak geri çekilmek zorunda
kaldılar. 21 MART 1921'de ikinci defa İnönü'ye saldırdılar. Bu defada
ağır mağlubiyete uğrayan Yunanlılar barış hattına çekilmek zorunda
kaldılar. Böylece batıda milli ordunun kurulduğunu ve bir müdafaa
savaşını yapacak kudrete geldiğini herkes gibi gafil Yunanda anladı.
Yunanlılar milli bir orduyu taarruz ordusu haline
getirmemek için hemen yok etmek istediler. 10 TEMMUZ 1921'de bütün
varlığıyla tekrar ileri harekete geçtiler. Ağırlık merkezleriyle
Döğer-Seyitgazi istikametindeki yaptıkları kuşatma ile savaş durumu
aleyhimize dönmüştü. Bunun üzerine ordumuz ilk önce Eskişehir-
Seyitgazi hattına çekildi. Yunanlılar aynı planlı taarruzlarına devam
edince ordumuza yeni bir mevzi bulmak ve yeni bir düzen vermek
amacıyla , düşmanla süratle muharebe teması kesildi. Ve büyük bir
düzen içinde Sakarya gerisine çekilerek Yunan ordusu kuşatmasından
kurtuldu. Böylece Yunanlılar amaçlarına ulaşamamışlardır.

Bilindiği gibi ; bunları Sakarya Meydan Muharebesi , 26-30
Ağustos Büyük Taarruz Başkomutanlık Meydan Muharebesi izlemiştir.

b. Sivrihisar Yunanlılar Tarafından İşgal ediliyor :

Ordumuz Sakarya'ya doğru çekilme kararı almıştı. Bundan
dolayı Yunan birlikleri önlerindeki baş şehir ve kasabalarla birlikte
köyleri de işgal etmeye başlamışlardı. Ordumuzun geri çekilmesi
nedeniyle Sivrihisar ve köyleri de Yunan birliklerince işgal edilmek
istenmiştir.

Ancak, Sivrihisar'lılar önce Yunanlılara karşı koymuşlar.
Ancak yeterli cephane ve kuvvetlerinin olmaması nedeniyle karşı koyan
kuvvet Sivrihisar dağlarına çekilmek zorunda kalmış. Neticede
Sivrihisar 12 Ağustos 1921 , Kurban Bayramının birinci günü
Yunanlılarca işgal edilmiştir. İşgal olayı o zamanı yaşayanların
ifadesine göre ;

Düşman öncü kuvvetleri Musallah önüne geldiler. Kaza
ileri gelenlerinden ordumuz hakkında bilgi almak istedikleri sırada,
Sakarya istikametine çekilmekte olan birliklerimizin artçıları asıl
ordumuzun tehlikeli bir duruma düşmesini istemediklerinden ve
Sivrihisar'lı sivil halkı tehlikeye atmamak için çatışmayı bırakarak
geri çekildiler. Ama gafil Yunan süvarileri buna kızarak ve korkarak ,
Sivrihisar kaza eşrafından , Hekimin Osman, Selim Hoca ve halktan
birkaç kişiyi rehin alarak gittiler. Daha sonra bu kişileri serbest
bıraktılar. Serbest bıraktıkları kişilere " Biz sizin iyiliğinizi
istiyoruz, size kötü davranmak istemiyoruz , işte sizi serbest
bırakmakla bunu ispatlıyoruz" demişlerdir. Çok kısa bir zaman sonra
Yunan Kolordusu geldi Düşman Kaza'yı işgal ettikten sonra kolordu
karargahını ve hastanesini Sivrihisar'a yerleştirmek istediler.
Ordumuzla Ankara'ya giden Belediye Başkanına Vekalet etmekte olan
Hekim'in Osman'dan bu amaca uygun yerler istemişlerdir. Ancak Belediye
Başkanı Vekili Hekimin Osman , Yunanlılara yardım etmek istememiş.
Bunun üzerine Yunan komutanı sivil halka ateş açılması için emir
veririm diye tehdit etmesinden korkan Hekimin Osman mecburen onların
isteklerini yerine getirmiştir. Sivrihisar'da bulunan Tenekeli mektup
ve kazanın okulları hastane, Bicerli Hasan Bey'in evinide karargah
binası olarak kullanmışlardır. Bu sıralarda Yunan askerinin yağma ve
talana giriştikleri görüldü. Bunun üzerine halk yunan askerine
direnmiş gerekirse bu uğurda canlarını bile esirgemeyeceklerini
göstermiş ve dağlardan silah seslerinin gelmesi üzerine , karşılıklı
temaslar yapılmıştır. Temaslar sonunda , sokaklara çıkarılan iki sivil
Türk ile iki Yunan devriyesi , askerlerin yağma ve talan etmelerini
önlemiş , alınan malları geri sahiplerine iade etmişlerdir. Düşman
kuvvetleri Sivrihisar'a uğrayarak gerekli talimatı aldıktan sonra
taburlar halinde Ankara'ya doğru geçiyorlar ve her geçtiği yeri harabe
haline çeviriyorlardı. Sivrihisar köylerinden olsun diğer yerlerden
olsun para ve altın almak için insanlık dışı işkenceler yapıyorlardı.

Ahali bunu kendisine yediremiyor , ancak silahı ve askeri
kuvveti olmadığından elinden de bir şey gelmiyordu. Fakat yine boş
durmayıp , Sivrihisar'ın işgali sırasında dağlara çekilen bir avuç
evlatlarını arayıp , onlardan yardım bekliyorlardı. Ama nafile ,
dağlara çekilen kuvveti bir türlü bulamıyorlardı. Çaresiz gafil Yunan
süvarilerine istemeyirekte olsa boyun eğiyorlardı. Yunanlılar ilk
başta ordusu için gerekli yiyecek ve içecekleri parayla alıyordu.
Ancak , daha sonra yiyecek ve içecekler için verdiği paraları türlü
bahaneler uydurarak zorbaca ve barbarca yollardan almaya
başlamışlardır. Zaten esaret nedir bilmeyen Büyük Türk Milleti bu
durumu hiç hazmedememiş, karşı koymuştur. Ama neticede yüzlerce şehit
vermiştir. Yunan askerlerine saklayamadıkları malları vermek zorunda
kalmışlardır.

Sivrihisar işgalinin 33. günü yani 14 EYLÜL 1921'de düşman
mevzilerinden sızarak dağlara çekilen 8 ila 10 Sivrihisar'lı ile
birlikte 60 ile 70 civarındaki akıncı süvarileri Ada tepe mevkiinden
Sivrihisar merkezine 2-3 km. mesafede bulunan gavur bağlarına kadar
gelmişlerdi. Bağlarda üzüm toplamakta olan halk , bunları görünce
kaçmaya başlamış , ancak Sivrihisar'lıları tanıyarak bu sefer Türk
kuvvetlerinin yanına koşmuşlardır. Akıncılar Sivrihisar merkezindeki
düşman kuvvetleri hakkında bilgi almışlar, halka acele evlerine
dönmelerini istemişlerdir. Akıncıların yanında bulunan 8-10
Sivrihisar'lı , halktan alınan bilgiler doğrultusunda Akıncılar ile
birlikte güneyden ve Şinşırak kayasından düşmanı çevirme hareketine
koyuldular. Düşman nöbetçilerini avlamaya başladılar. Bir Yunan
devriyesinin bunları görmesiyle saldırı başlamıştır. Saldırıya
uğradığını anlayan düşman, ağır ve makineli silahlarla karşı koymaya
çalışmış. Fakat bir avuç Türk'ün Kaza'dan içeri girmesini
engelleyememiştir. Sivrihisar sokaklarında amansızbir çatışma
başlamış , Türk akıncı kuvvetlerine yaşlısıyla , genciyle , kadınıyla,
kızıyla Sivrihisar haklıda yardım etmiştir. Yunan askerleri ne
olduğunu anlayamamışlar, fakat sayıca üstün olduklarından yinede karşı
koymuşlardır. Gün boyunca çatışma devam etmiş akşama doğru, akıncı
kuvvetleri üstünlüğü ele geçirmiş ve düşmanı kaçmaya zorlamıştır.Ancak
düşmana çevreden yardımcı kuvvetler yardıma gelmiştir. Bir ara
üstünlük Yunanlıların eline geçmişse de sonunda bir çok zayiat
vererek , ağırlıkların bir kısmıyla hastalarının çoğu yaralıların bir
çoğunu bırakarak Sivrihisar yakınlarındaki Dürmek köyüne
çekilmişlerdir. Yunanlılar Sivrihisar'da yaşayan Ermeni azınlığın
yardımları sayesinde ağırlıklarının önemli kısmını kurtarmışlardır.
Eğer Ermeniler Yunanlılar'a yardım etmeseydi, belki de Türk
Milletinin bu kadar uğraşması gerekmeyecekti. Onlar sayesinde
Anadolu'nun içlerine kadar gelmişlerdir. Halbuki Türk Milleti onları
yani Ermenileri bazı azınlıkları içinde barındırmış, onları korumuş ve
gözetmiştir. Onlar yüzyıllarca atalarımızın ekmeğinin kırıntısıyla
geçinmişler ve atalarımızın üzengesini öpmüşlerdi. Kurtuluş
savaşımızda ise her yerde olduğu gibi Sivrihisar'da da düşmandan yana
olmuşlar ve Yunanlıların katliamına yardımcı olmuşlardır.

Yunanlılar Sivrihisar'dan kaçarken Türk esirlerini de
götürmek istemişler (Türk esirleri Sivrihisar Şubesinde
tutuluyorlardı) Akıncı kuvvetlerin arkadan takip ettiğini anlayınca
buna fırsat bulamamış tek çareyi şubeyi yakmakla bulmuşlar. Bir kısım
esirlerimiz yangında ölmüş , fakat çoğunluğu Akıncılar ve Sivrihisar
halkı tarafından kurtarılmıştır.Yunanlılarla Akıncılar arasında çıkan
silahlı çatışmada , çok sayıda Yunan askeri öldürülmüş, Sivrihisar
halkından da bir çok kişi ölmüştür. Halktan ölenlerin ellerinde bıçak,
kazma, kürek, ve balta gibi silahlar bulunmuştur. İşte gafil Yunanın
gücünün böyle çaresiz kişileri öldürmesi nasıl barbar olduklarını bir
kez daha göstermiştir. Ayrıca ölenlerinin çoğunun yaşlı ve oluştuğu da
göze çarpan bir diğer özelliktir.Buna karşılık asıl çatışmaya giren
Türk Akıncı Müfrezesinden ise bir kişi şehit olmuştur. Bu şehidimiz
çok sayıda düşman öldürmüş siper ettiği kulübenin nazpalından giren
bir kurşunla alnından vurularak şehit olmuştur. Vurulduğu yerde bir
kalbur fişek kovanı bulunması kahramanca savaştığının bir delilidir.
Şehidimiz nur içinde yatsın.

Çatışma bitip Yunan askerleri kaçtıktan sonra müfreze
komutanı Sivrihisar ileri gelenlerini toplayarak "bizim görevimiz
bitmiştir. Düşman tekrar gelecektir, onun için ne kadar gebereği varsa
kaybedin". Demiştir. Sivrihisar halkı Yunan gebereklerini çeşitli
yerlere gömerek kaybettiler. Bu bir günlük kurtuluş sevincinden sonra
Akıncıların Sivrihisar'dan ayrılmalarından sonra Yunanlılar pür hiddet
Sivrihisar'ı tekrar işgale koyuldu. Bir avuç Türk'ten yediği darbe
düşmanı çılgına çevirdi. Bunun neticesi olarak "Kemal Çet" (Mustafa
Kemal Paşa ), buradan çıktı diye kazayı topa tutarak yakmak
istemiştir. Ancak nedense yakmaktan vazgeçmiştir. Yunan Komutanının
Sivrihisar'ı yakmaması kesin olarak bilinememekte beraber, o günü
yaşayanların dediğine göre bazı görüşler öne sürülmektedir. Birincisi
düşman belli bir süre kalmış, daha sonra kaçarken yakmak fırsatını
bulamamış, ikincisi Sivrihisar'ı Yunan komutanı sevdiği eğer
Sivrihisar ellerinde kalırsa buraya yerleşmek istediği, üçüncüsü ise ,
Sivrihisar'da kilisenin olması nedeniyle buranın bir Bizans Köyü
olduğunu sanarak yakmak istememesi, yani buranın Bizanslılardan
kaldığını sanması yıkma fikrinden caydığını kabul edenler vardır.Tabi
bunların hepsi hilafi hakikattir. Kaynaklara göre birinci görüş daha
ağır basmaktadır.

Yunan birliklerinin işgali sırasında Sivrihisar'da pek çok
zulüm yapmış, yağma , talan,hırsızlık ve çeşitli işkencelerde korkunç
derecede olmuş , bağlar bahçeler ve ekinler tahrip edilmiştir.

Akıncı Müfrezesinin Sivrihisar'dan ayrılması ve Yunan
işgalinin tekrar başlaması üzerine halk tedirginleşmiştir. Ama çok
soğukkanlı bir biçimde düşmana davranıyor.Bir yandan da çevre
köylerden yardım topluyorlardı.Ancak Sivrihisar'ı kurtarmak için
ordunun geleceği haberinin duyulması Yunanlıları telaşa düşürmüş ,
Sivrihisar'lıları ise sevince boğmuştur. Sakarya meydan muharebesinin
Türk ordusunun kesin zaferiyle sonuçlanması zaten Yunanlıları büyük
bir hüsrana uğratmıştır.Eğer bir de Sivrihisar elden giderse
Anadolu'nun belki de işgali şimdiden Türklerin lehine sonuçlanacağını
düşünen Yunan komutanı, Sivrihisar'daki Yunan birliklerine yardımcı
kuvvet bulma yoluna gitmişti.Ancak telgraf haberleşmesini daha önce
Sivrihisar'lı bir grup kesmişti. Tek çare adamla haber yollamaktı.
Yardım gönderilmesi için gönderilen adamlardan is hiçbir haber
alınamamıştır. Bu nedenle Yunan komutanı Sivrihisar'ı kendi
kuvvetleriyle savunmak zorunda kaldı. Sakarya savaşının galibi
Türk'ler is 18 EYLÜL 1921'de Sivrihisar üzerine yürümeye başladı. Daha
önce Sivrihisar'ı bir günlükte olsa kurtaran Akıncı müfreze
komutanından Sivrihisar hakkında bilgi alındı. Elde edinilen bilgiler
doğrultusunda saldırı başladı. Yunan komutanı umutsuzca Sivrihisar'ı
savunuyordu. Çünkü Sakarya galibi Türk kuvvetleri büyük bir moralle ve
kahramanca ilerliyorlardı. Ayrıca Sivrihisar haklıda evlerde sokakta
geçen Yunan askeri ya bıçakla ya da kızgın yağ ve su dökerek haklamaya
koyulmuştu. Hem Türk kuvvetlerinin hem de Sivrihisar'lı kahraman
halkın gayretleriyle , Sivrihisar 20 EYLÜL 1921'de Yunanlıların
elinden alındı. Ve bir daha da Türk'ten başkası Sivrihisar'a adımını
dahi atamadı.

20 EYLÜL 1921'de kurtulan Sivrihisar, eski devirlerde
olduğu gibi Kurtuluş savaşımızın son harbinde yine önemli rol
oynamıştır. Mustafa Kemal Atatürk , Başkomutan Meydan Muharebesi'nin
bazı planlarını bizzat Sivrihisar'a gelerek Sivrihisar'da
hazırlamıştır. Başkomutanlık savaşında yardımcı kuvvetlerin bir kısmı
Sivrihisar'da konaklamışlar. 27 AĞUSTOS'ta Sivrihisar'dan ayrılarak
asıl ordumuza katılmışlardır. Bu konaklama sırasında Sivrihisar halkı
yiyecek ekmeğine kadar neyi varsa ordumuzun askerine vermiştir.
Dişinden tırnağından arttırdığı neyi varsa Türk ordusunun kahraman
askerine göndermiştir.

Sivrihisar halkı Kurtuluş savaşında bir çok
fedakarlıklar göstermiştir. Fedakarlıkların bir kısmı şunlardır.
Anadolu'da 1335 yılında ilk uçağı Sivrihisar almış ve ordumuza hediye
etmiştir. Sivrihisar halkı Kuva-yi Milliye'ye bir çok evladını asker
olarak vermiş, Sivrihisar ve köylerinde savaşabilecek ne kadar kişi
varsa Kuva-yi Milliye'ye katılmışlardır. Maddi yönden de bir çok
fedakarlık yapmıştır.Kadınlarımızın verdiği ziynet eşyası dışında,
Maraş Müdafai Hukuk Cemiyetine 50.000 lira ve diğer müfrezelerin her
türlü eksikliklerini elinden geldiğince karşılamış, nakit olarak 5
milyon 877 bin kuruş para ile 500 adette mavzer tüfeği ile 43 adet
reis takımı da ordumuza verilmiştir. Bundan başka Yozgat'ta bulunan
Sivrihisar hastanesinin İnönü savaşı nedeniyle Sivrihisar'da bulunması
nedeniyle 2500 tam techizatlı yatak takımı verilmiştir. Kızılay'a bir
çok eşya verildiği gibi 10 bin lirada nakit para verilmiştir.

Yunan işgalinde ellerinden geldiğince ziynet eşyasıyla
her türlü yiyecek ve mallarını saklayarak , gizli yollardan Türk
ordusuna göndermiştir. Yunanlılara sadece canlarını kurtarabilmek için
gözle görülen mallarını vermişlerdir. Aslında onları da vermek
istememişler, fakat Yunanlıların hunharca ve vahşice saldırıları
nedeniyle mecburiyet karşısında vermişlerdir. Malları vermemek için
bir çok şehit verilmiştir.

Sakarya zaferini takiben ordunun yiyecek ve
içeceklerini yaşlı ana ve babalar sırtlarında taşıyarak yine
fedakarlıklarını yapmışlardır. Çünkü ilçede eli silah tutan herkes
Milli ordumuzun saflarında savaşmak üzere yerlerini almışlardı.
Ordumuzun savaş esnasında zayıflayan hayvanlarını besleyerek son ve
kesin zaferimiz olan büyük zafere yani 30 AĞUSTOS
Başkumandanlık ,Meydan ,muharebesine göndermişlerdir.
 
Geri