17 Mayıs 2013 Tarihte Bugün

S
  • Kullanıcı She`
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Tarihte Bugün
Meşrutiyet'in İlanı - Norveç
1880Şair, siyaset adamı Ziya Paşa 55 yaşında Adana Valisi iken vefat etti.
1928Hıfzısıhha Enstitüsü kuruldu.
1938Divriği demir madenleri üretime başladı.
1952Öykücü, romancı, siyaset adamı Memduh Şevket Esendal, Ankara'da öldü.
1957Ünlü yazar, eleştirmen Nurullah Ataç 59 yaşında üremi tedavisi gördüğü Ankara Numune Hastanesinde öldü.
1967İmam hatip okullarını bitirenlere, üniversitelere girme hakkı tanındı.
1971İsrail'in İstanbul Başkonsolosu Efraim Elrom, 4 terörist tarafından kaçırıldı. Elrom'un cesedi, bir apartman dairesinde bulundu.
1974Ressam Refik Epikman 72 yaşında öldü.
1983Ankara Bahçelievler'de 8 Ekim 1978'de TİP üyesi 7 kişiyi öldürmekten yargılanan İbrahim Çiftçi ve 8 arkadaşı ile ilgili davada, Haluk Kırcı ve Ahmet Ercüment Gedikli ölüm cezasına çaptırıldı.
1989Çin'de 1 milyondan fazla gösterici, Tienanmen Meydanı'nda açlık grevi yapan öğrencileri desteklemek amacıyla yürüdü.
1994Türkiye ekonomisi, 14 yıl aradan sonra yeniden IMF denetimine girdi.
1998Şarkıcı ve oyuncu Frank Sinatra öldü.
2000Galatasaray,Danimarka'nın başkenti Kopenhag'da ki Parken Stadı'nda, 42. UEFA Kupası final maçında karşılaştığı İngiltere'nin Arsenal takımını normal süresi ve uzatmaları golsüz biten karşılaşma sonunda penaltı atışlarında 4-1 mağlup ederek, kupanın sahibi oldu. Böylece Galatasaray, UEFA Kupası'nı kazanan ilk ve tek Türk takımı oldu
 
17 Mayıs, Gregoryen Takvimi'ne göre yılın 137. (Artık yıllarda 138.) günüdür.
Olaylar


  • 1792 - New York Borsası kuruldu.
  • 1874 - Norveç, İsveç'ten ayrılarak bağımsızlığını ilan etti.
  • 1902 - Yunanlı arkeologlar, Antik Çağ'ın mekanik analog bir bilgisayarı olarak kabul edilebilecek Antikythera düzeneği toprak altından çıkardılar.
  • 1928 - Türkiye Cumhuriyeti Hıfzısıhha Müessesesi kuruldu.
  • 1940 - II. Dünya Savaşı: Alman Orduları Belçika'yı işgal ederek Brüksel'e girdi.
  • 1954 - ABD'de siyah çocukların beyaz çocuklarla aynı okula gitmelerini önleyen yasa yürürlükten kaldırıldı.
  • 1967 - İmam hatip okulu mezunlarına üniversitelere girme hakkı tanındı.
  • 1970 - Norveç'li antropolog kâşif Thor Heyerdahl, papirüsten yapılmış Ra II teknesiyle Fas'tan Atlantik Okyanusu'na açıldı.
  • 1971 - THKP-C üyesi dört kişi İsrail'in İstanbul Başkonsolosu Ephraim Elrom'u kaçırdı. Eylemciler, 20 mayısa kadar cezaevlerindeki bütün devrimcilerin serbest bırakılmasını istedi. Hükümet pazarlık yapmayacağını açıkladı.
  • 1972 - Demiryollarının 991 milyon lirayla zarar rekoru kırdığı açıklandı.
  • 1983 - Ankara Bahçelievler'de 8 Ekim 1978'de TİP üyesi yedi kişiyi öldürmekten yargılanan Haluk Kırcı ve Ahmet Ercüment Gedikli ölüm cezasına çaptırıldı.
  • 1983 - İsrail, Lübnan ve ABD arasında 17 Mayıs Antlaşması imzalandı.
  • 1989 - Çin Halk Cumhuriyeti'nde 1 milyondan fazla gösterici başkent Pekin'deki Tiananmen Meydanı'nda siyasal özgürlüklerin genişletilmesi için açlık grevi yapan öğrencileri desteklemek amacıyla yürüyüş yaptı.
  • 1989 - Çekoslovakya'da dört aydır hapiste olan yazar Vaclav Havel serbest bırakıldı.
  • 1992 - Dünya Sağlık Örgütü WHO, eşcinselliği akıl hastalıkları listesinden çıkardı.
  • 1994 - Türkiye ekonomisi, 14 yıl aradan sonra yeniden IMF denetimine girdi.
  • 1995 - Nasuh Mahruki, Everest'in zirvesine çıkan ilk Türk oldu. (Bazı kaynaklar 25 Mayıs olarak yazsa da bu tarih, Nasuh Mahruki tarafından teyit edilmiştir.)
  • 2000 - Galatasaray UEFA Kupasını kazanarak Avrupa'da kupa kazanan ilk Türk futbol takımı unvanını aldı.
  • 2006 - Danıştay'a avukat Alparslan Arslan tarafından düzenlenen silahlı saldırıda Danıştay İkinci Dairesi üyesi Mustafa Yücel Özbilgin yaşamını yitirdi ve dört üye yaralandı.
  • 2010 - CHP genel başkanı Deniz Baykal istifa etmesinden sonra; CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu görevinden istifa edip Genel Başkanlık için aday olacağını açıkladı.
  • 2010 - İran'ın uranyum takasına ilişkin ortak formülle ilgili anlaşma, Türkiye, Brezilya ve İran dışişleri bakanları tarafından imzalandı. Uranyum takasının Türkiye'de yapılacağı da bu imza ile resmileşmiş oldu. İran'ın 1200 kilogram düşük seviyede zenginleştirilmiş uranyumu yüksek seviyede zenginleştirilmiş uranyumla takas edeceği kaydedildi.
  • 2010 - Zonguldak'taki Türkiye Taşkömürü Kurumu Karadon Müessese Müdürlüğü maden ocağında patlama meydana geldi. 30 işçi göçük altında kaldı. 20 Mayıs 2010 tarihinde 28 işçinin cesedine ulaşıldı.
Doğumlar


  • 1749 - Edward Jenner, İngiliz hekim (ö. 1823)
  • 1866 - Erik Satie, Fransız besteci (ö. 1925)
  • 1868 - Horace Elgin Dodge, ABD'li otomobil üreticisi (ö. 1920)
  • 1873 - Henri Barbusse, Fransız romancı ve gazeteci (ö. 1935)
  • 1886 - XIII. Alfonso, (1886 - 1931) döneminde İspanya kralı (ö. 1941)
  • 1897 - Odd Hassel, Norveçli kimyacı, Nobel Ödülü sahibi (ö. 1981)
  • 1904 - Jean Gabin, Fransız oyuncu (ö. 1976)
  • 1935 - Dennis Potter, İngiliz yazar (ö. 1994)
  • 1936 - Dennis Hopper, ABD'li oyuncu ve yönetmen
  • 1956 - Bob Saget, ABD'li oyuncu ve komedyen
  • 1961 - Enya İrlanda'lı şarkıcı
  • 1974 - Sendhil Ramamurthy, ABD'li oyuncu
  • 1975 - Laura Voutilainen, Finli Şarkıcı
  • 1982 - Tony Parker, Fransız basketbol oyuncusu
  • 1989 - Tessa Virtue, Kanadalı buz patenci
Ölümler


  • 1510 - Sandro Botticelli, İtalyan ressam (d. 1445)
  • 1727 - I. Katerina, Rus Çariçesi (d. 1684)
  • 1880 - Ziya Paşa, Şair ve siyaset adamı (d. 1826)
  • 1886 - John Deere, ABD'li tarım makineleri üreticisi (d. 1804)
  • 1944 - Milena Jesenska, Çek asıllı yazar
  • 1952 - Memduh Şevket Esendal, Öykücü, romancı ve siyaset adamı
  • 1957 - Nurullah Ataç, Yazar ve eleştirmen (d. 1898)
  • 1980 - Gündüz Kılıç, Galatasaray'lı futbolcu ve teknik yönetmen. (d. 1918)
  • 1999 - João Carlos de Oliveira, Brezilyalı atlet (d. 1954)
  • 2002 - Âşık Mahzuni Şerif, büyük halk ozanı
  • 2002 - Dave Berg, ABD'li karikatürist (Mad Dergisi) (d. 1920)
  • 2004 - Tony Randall, ABD'li aktör (d. 1920)
  • 2009 - Daniel Carasso, Fransız iş adamı (d. 1905)
  • 2012 - Donna Summer, ABD'li şarkıcı (d. 1948)
 
3790_splash-yeni-6.jpg
 
Disko Kraliçesi Donna Summer öldü |17 Mayıs 2012

2d4ea91d766bb57085faa133d378bcc1bidibiditarihtebugunorg.jpg


17 Mayıs 2012 Tarihinde ;

Disko Kraliçesi lakaplı Donna Summer, kanser hastalığıyla mücadelesini kaybetti.
Güçlü sesiyle ve müziğiye Madonna, Michael Jackson gibi pop müziğin önemli isimlerinin de ilham kaynağı oldu.

Alçakgönüllülüğüyle de bilinen Summer “Ben sıradan biriyim sadece sıradışı şeyler yaptım” sözleriyle anlattı başarısını. “Love to love you baby”, “Last Dance”, “Hot Stuff” ya da “On the Radio” gibi hit şarkılarıyla 5 Grammy ödülü alan yıldız, daha sonraki yıllarda bir televizyona yaptığı açıklamada, “Böyle bir başarı yakaladıktan sonra ne yapacağımı bilmiyordum. Ne yapacağım konusunda hiçbir işaret yoktu. Kendimi umutsuz ve depresyonda hissettim. İlaçlar almaya başladım” demişti. Donna Summer, “Sonunda dua ederek, yaşam sevincini yeniden yakaladım” ifadesini de kullanmıştı.

YEN ALBÜM İÇİN ÇALIŞIYORDU

Çok erken bir yaşta; 63 yaşında akciğer kanserine yenik düştü kraliçe. Halbuki Summer yeni albümü için çalışmalarını hızla sürdürüyordu. Müzikseverlere ve hayranlarına yepyeni şarkılarıyla bir kez daha seslenecekti.

Ölümüyle ilgili ailesi tarafından yapılan açıklamada, ünlü şarkıcının 63 yaşında Florida'da hayatını kaybettiğini şu sözlerle belirtti: "Yetenek dolu Donna Summer Sudano'yu kaybettik"
 
Galatasaray, 2000 yılında Danimarka'nın başkenti Kopenhag'daki finalde İngiltere'nin Arsenal takımını penaltılarla 4-1 yenerek UEFA Kupası'nı kazandı.

Kopenhag'daki finalde önce 90 dakika, ardından gerilimi yüksek 30 uzatma dakikası yaşandı. Hagi'nin kırmızı kart görmesi Galatasaray'ı hedefinden uzaklaştıramadı.

Penaltı atışlarında hiç fire vermeyen sarı-kırmızılılar, bütün bir sezon verdikleri emeğin karşılığını UEFA Kupası'nı kaldırarak aldı. İşte dev maçın dakikaları...

Dakika 3: Dev finalde ilk tehlikeli atak G.Saray'dan geldi. Soldan gelişen atakta Hagi, ceza alanına ortaladı, Arsenal savunmasından dönen topa Arif vurdu, top rakip oyuncuya çarparak kornere çıktı.

Dakika 16: Galatasaray'ın sağ çaprazda kazandığı serbest vuruşta Hagi, solundaki Arif'e çıkardı. Arif'in mükemmel vuruşunda Arsenal savunmasına çarpan top kornere çıktı.

Dakika 27: Arif, sağ kanatta aldığı topu, penaltı noktası üzerindeki Hakan Şükür'e gönderdi. Sırtı kaleye dönük duran Hakan'ın röveşata denemesinde meşin yuvarlak üstten auta çıktı.

Dakika 43: Sağ kanattan gelişen atakta, Arsenal ceza alanı önünde Hakan Şükür, Ümit'e pas çıkardı. Ümit, solundaki Arif'e verdi. Arsenal savunmasının ofsayt beklentisi sırasında bomboş kalan Arif, inanılmaz bir vuruş yaparak topu auta gönderdi. Bu pozisyondan sonra ilk yarı golsüz berabere sona erdi.

Dakika 48: Okan'ın ara pasında ceza sahasına giren Hakan Şükür kaleyi gördüğü anda sert vurdu, top yan direkten döndü.

Dakika 69: Galatasaray atağında topla son buluşan Capone kaleye yöneldi, uzak mesafeden sert vuruşunda meşin yuvarlak kaleci Seaman'ın müdahalesiyle kornere çıktı.

Dakika 85: Maçın en önemli pozisyonunda Hakan Şükür, sağdan Ümit'in verdiği topla buluştu. Ceza alanında kendisini takip eden Adams'ı geçti, ancak tam bu sırada ayağı kayınca vuruşunu yapamadı ve Seaman topa sahip oldu.

Dakika 90: Galatasaray'ın Arsenal ceza alanı sağ çaprazında kazandığı serbest vuruşu Hakan Şükür kullandı, şutunda top yan ağlarda kaldı. Normal süre golsüz sona erince uzatma dakikalarına geçildi.

Dakika 91: Arsenal atağında Fransız golcü Henry, sol kanattan sıfıra kadar indi, kale alanına ortasında Kanu topa vuramadı. Altın gol kuralının uygulandığı uzatmada da ilk yarı 0-0 berabere sona erdi.

Dakika 94: Galatasaray'da Hagi, Adams ile girdiği mücadele sonrasında kırmızı kart gördü. Galatasaray maçın geri kalan kısmını 10 kişi tamamladı.

Dakika 106: Galatasaray oyuncu değiştirme haklarını kullandığı için sakatlanan kaptan Bülent, kolu bandajlı olarak oyuna devam etmek zorunda kaldı.

Dakika 108: Galatasaray kalesinde yaşanan tehlikede Parlour sağdan ortaladı, Henry altıpasın köşesinden yükselerek kafayı vurdu, Taffarel mükemmel bir kurtarışla gole izin vermedi.

Dakika 112: Soldan Hakan Şükür sıfıra kadar inip kale önüne ortaladı, topa kimse dokunamayınca Galatasaray, altın golden oldu. Maçın uzatma dakikaları da golsüz bitince penaltı atışlarına geçildi.

İlk penaltıyı kullanan Ergün, topu ağlara gönderdi. Ardından Suker'in vuruşunda top yan direkten döndü. Galatasaray'da ikinci vuruşu Hakan Şükür gole çevirdi. Arsenal, Parlour'la durumu 2-1 yaptı.

Ümit, soğukkanlı bir vuruşla Galatasaray'ı 3-1 öne geçirdi. Vieira'nın atışı üst direkten döndü. Son kez topun başına gelen Popescu skoru ilan etti: 4-1.

Bu sonuçla Galatasaray, Avrupa'da kupa sevinci yaşayan ilk Türk takımı oldu.

Günün diğer önemli olayları

1874: Norveç, İsveç'ten ayrılarak bağımsızlığını ilan etti.

1880: Şair, siyaset adamı Ziya Paşa 55 yaşında hayata veda etti.

1928: Türkiye Cumhuriyeti Hıfzısıhha Müessesesi kuruldu.

1952: Öykücü, romancı ve siyaset adamı Memduh Şevket Esendal, Ankara'da yaşamını yitirdi.

1954: ABD'de siyah çocukların beyaz çocuklarla aynı okula gitmelerini önleyen yasa yürürlükten kaldırıldı.

1957: Yazar ve eleştirmen Nurullah Ataç, 59 yaşındayken, üremi tedavisi gördüğü Ankara Numune Hastanesi'nde vefat etti.

1967: İmam hatip okulu mezunlarına üniversitelere girme hakkı tanındı.

1971: THKP-C üyesi dört kişi İsrail'in İstanbul Başkonsolosu Efraim Elrom'u kaçırdı. Eylemciler, 20 mayısa kadar cezaevlerindeki bütün devrimcilerin serbest bırakılmasını istedi. Hükümet pazarlık yapmayacağını açıkladı.

1972: Demiryollarının 991 milyon lirayla zarar rekoru kırdığı açıklandı.

1980: Baba Gündüz lakaplı Galatasaraylı futbolcu ve teknik yönetmen Gündüz Kılıç hayata veda etti.

1983: Ankara Bahçelievler'de 8 ekim 1978'de TİP üyesi yedi kişiyi öldürmekten yargılanan İbrahim Çiftçi ve sekiz arkadaşı ile ilgili davada, Haluk Kırcı ve Ahmet Ercüment Gedikli ölüm cezasına çaptırıldı.

1989: Çin'de 1 milyondan fazla gösterici başkent Pekin'deki Tienanmen Meydanı'nda siyasal özgürlüklerin genişletilmesi için açlık grevi yapan öğrencileri desteklemek amacıyla yürüyüş yaptı.

1989: Çekoslovakya'da dört aydır hapiste olan yazar Vaclav Havel serbest bırakıldı.

1994: Türkiye ekonomisi, 14 yıl aradan sonra yeniden IMF denetimine girdi.

1998: Şarkıcı ve oyuncu Frank Sinatra hayata veda etti.
 
Eurovision İki Bin Dokuz Finali Sonuçları |17 Mayıs 2009

F_Alexander_Rybak_norway.jpg


17 Mayıs 2009 Tarihinde ;

Eurovision 2009 Finali Sonuçlandı. Norveç "Fairytale" adlı şarkıyla 1. oldu. Temsilcimiz Hadise ise 4.lükle yetindi.

İspanya'dan Türkiye'ye 2 puan geldi. İspanya en yüksek puanı Norveç'e verdi.

Belçika'dan Türkiye'ye 12 puan geldi.

Malta'dan Türkiye'ye 5 puan geldi. Türkiye'nin puanı 19 oldu.

Almanya'dan Türkiye'ye 10 puan geldi. Türkiye'nin puanı 29 oldu.

Çek Cumhuriyeti Türkiye'ye 1 puan verdi

İsveç'ten Türkiye'ye 6 puan geldi. Türkiye sıralamada 3. sırada. İlk sıra Norveç'in

Fransa en yüksek puanını Türkiye'ye verdi. Türkiye'nin puanı 51 oldu.

Karadağ'dan Türkiye'ye 3 puan geldi.

Finlandiya'dan Türkiye'ye 5 puan geldi.

İsviçre'den Türkiye'ye 12 puan geldi.

Bulgaristan'dan Türkiye'ye 11 puan geldi. Türkiye'nin puanı 81 oldu.

İngiltere'den Türkiye'ye 12 puan geldi. Türkiye'nin 93 puanı oldu.

Makedonya da 12 puanı Türkiye'ye verdi.

Türkiye Bosna Hersek'ten 7 puan aldı.

Türkiye'den Azerbaycan'a 12 puan gitti.

Arnavutluk Türkiye'ye 10 puan verdi.

Hollanda'dan Türkiye'ye 10 puan geldi. Türkiye'nin sıralamadaki yeri 4

Türkiye 158 puanla yarışmayı 5. sırada götürüyor.

Azerbaycan 12 puan verdi

Norveç'ten 7 puan geldi

Türkiye yarışmayı 4. sırada bitirdi.

Yarışmada Norveç 1., İzlanda 2., Azerbaycan ise 3. oldu.

hadiseeurovisionfinal1.jpg

hadiseeurovisionfinal2.jpg
 
Yazar Vaclav Havel 1989 |17 Mayıs 1989

Vaclav_Havel.jpg


17 Mayıs 1989 Tarihinde ;


Çekoslovakya'da, 4 aydır hapiste olan yazar Vaclav Havel serbest bırakıldı.


Vaclav Havel (5 Ekim 1936),Çek tiyatro yazarı, düşünce adamı, siyasetçi.

1936 da Prag da doğdu. Prag Sanat Akademisi nde drama üzerine eğitim gören Havel, en bilinen tiyatro eseri The Garden Party yi 1963 yılında yayımladı. 1968 deki Prag Baharı ndan sonra politik aktiviteye katılması ve yazı yazması yasaklandı. Ancak çalışmalarını ve fikirlerini açıklamayı sürdüren Havel, 1989 daki Kadife devrim in öncüsü oldu. 29 Aralık 1989 da devrimi gerçekleştiren Civic Forum tarafından Çekoslovakya Devlet Başkanlığına getirildi. 1990 da yapılan serbest seçimlerde Cumhurbaşkanı oldu. 1992 nin Aralık ayında ülkenin Çek Cumhuriyeti ve Slovakya olarak barışçıl ikiye bölünmesinde de başrol oynadı. Yeni Çek Cumhuriyeti nin de ilk başkanı olarak seçildi.

1998 de yeniden Cumhurbaşkanı seçilen Havel, Şubat 2003 te eski siyasi rakiplerinden Vaclav Klaus tarafından yenilgiye uğratıldı ve Cumhurbaşkanlık dönemi sona erdi. Son dönem Çek tarihinin en önemli entellektüelleri arasında bulunan Havel in altı adet kitabı bulunmaktadır.
 
Mahzuni Şerif hayatını kaybetti |17 Mayıs 2002

mahzuniserif.jpg


17 Mayıs 2002 Tarihinde ; Ünlü Türk halk ozanı Mahzuni Şerif hayatını kaybetti


Mahzuni Şerif'in büyük dedesi Seyyid Mehmet'in türbesinin bulunduğu Hasan Köyü, 1800'lü yılların ortasın da Sünniliği seçmiştir. Seyyid Mehmed'in ölümünden sonra aile iki kola ayrılmış; bir kol, o dönemde Elbistan'a bağlı olan Berçenek'e yerleşerek Alevi inancını sürdürmüş, diğer kol ise Hasanköy'de kalarak Sünni inancı benimsemiştir.

Kahramanmaraş'ın Berçenek Köyü'nde dünyaya geldi. 1955 yılında, sonradan Ankara'ya nakledilen Mersin Astsubay Okulu'na kaydoldu. 1960'ta eşi Suna'yı kaçırdı ve 6 ay köyünde kaldı. Bu sırada okulu Balıkesir'e nakledildi. Okul komutanının çabası ile yeniden okula dönen Aşık Mahzuni, 6 ay devamsızlık yaptığına ilişkin bir ihbar üzerine okuldan atılınca yeniden köyüne döndü. 1964 yılında ilk plağı ile müzik piyasasına girdi.

Bir süre Gaziantep'te ikamet ettikten sonra Ankara'ya taşındı. 1989-1991 yılları arasında Halk Ozanları Derneği Genel Başkanlığı'ni yürüten Aşık Mahzuni Şerif, Pir Sultan Abdal Dernekleri Genel Merkez Disiplin Kurulu Başkanlığı, Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı Yönetim Kurulu Üyeliği ve Ozan-Der Onur Kurulu Başkanlığı'nı da yaptı.

Hakkında açılan dava

2001 yılının Kasım ayında kendisine, "Elhamdülüllah Kızılbaş'ım ve laiğim. Ben değil, yedi sülalem Kızılbaştır. Bir suç varsa o da dedemdedir." dediği için, DGM tarafından aleyhinde dava açıldı. Duruşma 27 Aralık 2001 tarihinde DGM'de yapıldı.

Ölümü


2001'in başlarında rahatsızlanarak, kalp ve solunum yetmezliği nedeniyle, JFK Hospital'da yoğun bakım altına alındı. Mayıs ayında taburcu edildi. 17 Mayıs 2002 tarihinde, evli, sekiz çocuk, dört torun sahibi olan Mahsuni Şerif 60'lı yaşlarında Almanya'nın Köln şehrinde vefat etti. Vefat ettiğinde, DGM'deki davası henüz sonuçlanmamıştı.

Mezarı şu an son ikamatgâhı olan Hacı Bektaş Veli Külliyesi'nin yakınındaki Çilehane adı verilen bölgededir.

Eserleri


Türk halk müziği sanatçıları tarafında söz ve besteleri sıklıkla kullanılmıştır. Araştırmacı Yazar Battal Pehlivan'ın Aşık Mahzuni Şerif'in yaşamı ve sanatı üzerine yaptığı incelemenin adı Dom Dom Kurşunu idi. Dom dom kurşunu, Yuh Yuh, Fadimem, Gül yüzlüm, Ciğerparem ve Ekmek kölesi gibi eserleriyle tanınan Aşık Mahzuni'nin türkülerini İbrahim Tatlıses'ten Mahsun Kırmızıgül'e kadar birçok türkücü ile bazı pop müzik sanatçıları da okudu. Halk şiirine gönül veren ve konuşma dilini şiirleştiren Aşık Mahzuni'nin 400'e yakın plağı, 50 kasedi ve yayınlanmış 9 adet kitabı bulunuyor.

 
<b>
Bugün Regaip Kandili | 16-17 Mayıs 2013

Diyanet İşleri Başkanı Görmez, Regaip Kandili dolayısıyla mesaj yayımladı.

96809.jpg


Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, üç ayların başlaması ve Regaip Kandili dolayısıyla yayımladığı mesajında, 16 Mayıs Perşembe gününü Cuma'ya bağlayan
gecenin mübarek üç ayların başladığının habercisi Regaip Kandil'i olduğunu belirtti.

Müminler için bütün günler ve ayların Allah'ı hoşnut etmek ve rızasını kazanma amacıyla ve ubudiyet bilinciyle geçirildiğini ancak üç aylar olarak bilinen ayların manevi coşkunun daha yoğun yaşandığı bir mevsim oluşturduğunu ifade eden Görmez, şunları kaydetti:

"Bu ayların içinde bazı geceler ise bu coşkunun heyecana ve manevi zevke dönüştüğü müstesna zaman dilimleridir. Ramazan ile taçlanan bu mevsim, İslam'ın barış ve esenlik mesajının mümin dimağlarda diri tutulmasını sağlamakta ve her türlü kötülüklerden arınmış kalpler, imanın birleştiriciliği ile toplumsal dönüşümü gerçekleştirerek hakka, hukuka ve ahlaka dayalı gerçek kardeşliği ve dayanışmayı hayata geçirmektedir. Regaip, herhangi bir şeyi istemek, arzu duymak, meyletmek, bu emeller doğrultusunda tutkuyla çaba sarf etmek demektir. Regaip Kandili ise her türlü arzu ve isteklerimizi, emel ve tutkularımızı, rağbetlerimizi iyiye, doğruya,
güzele, faydalı olana, hakka ve hakikate; regaibimizi Rabbimize yöneltmek, bütün işlerimizi Cenab-ı Hakk'ın rızasına uygun hale getirme çabasıdır."

İNSANIN RABBİ'NE ŞÜKRÜ VERİLEN NİMETLERİ PAYLAŞMAKTAN GEÇER

Yeryüzünde insan için en büyük tehlikenin arzularının, isteklerinin ve tutkularının esareti altına girmesi olduğunu vurgulayan Görmez, bilhassa mülkiyet, servet, güç ve şehvet tutkusunun kemalat yolculuğunda insanın en büyük prangaları olduğunu kaydetti.

Görmez, Allah'ın insanı sınamak ve salih amel işlemesi için lütfettiği nimetlerin insanın nefsani arzuları ve zaafları karşısında Rabbine şükretmek yerine onu zaman zaman nankörlüğe götürdüğüne dikkati çekerek, şöyle devam etti:

"Nimetler karşısında nankörlük, insana nimet olarak verilen bilgiyi hikmetsiz, gücü adaletsiz ve serveti infaksız kullanmayla ilgilidir. İnsan, dünyanın geçiciliğini unutup hikmetsiz bilgiye, adaletsiz güce ve infaksız servete tutkuyla bağlanarak, onların kendisinde var ettiği dünyayı başkalarına zindan etmekte ve vicdandan uzak bir hayat ile Rabbine karşı isyan içinde olabilmektedir. İnsanın Rabbine şükrü, kendisine verilen nimetleri insanlığın hizmetine sunmaktan ve insanlarla birlikte paylaşmaktan geçer. Mal, mülk ve makam kişinin insanlara mesafe koymasına neden oluyorsa Allah da o kişilere mesafeli olur. Hikmet ile zenginleşen bilgi, adaletle taçlanan
güç ve paylaşmayla temizlenen servet insanların Rabbine karşı şükrünün en güzel edasıdır."

KURAN'IN AHLAKINI KENDİMİZE REHBER EDİNELİM


Regaip Kandili'nde insanın kalbini karartan her türlü kin, nefret ve intikam duygularından arındırılmasıyla kalbimiz huzura ereceğini ifade eden Görmez, yüreklerin iman, ilim, hikmet ve hakikat nuruyla aydınlatılmasıyla gönüllerin feraha kavuşacağını belirtti.

"Yetimin hakkını yemeyelim, öksüzü itelemeyelim ve yolda kalmışın elinden tutalım ki Allah'ın yardımı hep bizimle olsun" değerlendirmesinde bulunan Görmez, şunları kaydetti:

"Sadece Allah'tan yardım dileyelim ve O'na sığınalım ki, bizi çağın belası stresten, her türlü sıkıntıdan ve modern karmaşanın zorluklarından rahmetiyle korusun. Nefsimizi her türlü şeytani vesveseden, fesattan ve fitneden arındıralım ki, yeryüzü ıslah edilmiş olsun. Rabbimize yönelelim ki, kalbimiz ona meyletsin, her türlü hırs ve ihtiras bizden ırak dursun. Dünyanın geçiciliğini idrak edelim ki, hayatımız sehavet, adalet, feragat ve basiret üzere olsun. Kuran'ın ahlakını kendimize rehber edinelim ki, insanlar bizden memnun, Rabbimiz de bizden hoşnut ve razı olsun. Rağbetimiz başkaca hiç bir şeye değil, sadece O'na olsun ki, her gecemiz Regaip olsun."

Türkiye başta olmak üzere bütün İslam aleminin üç aylarını ve Regaip Kandili'ni tebrik eden Görmez, bilhassa İslam dünyasının her beldesinde akan kanların durması için Allah'a dua ve niyaz ettiğini ifade etti.

Hatay'ın Reyhanlı ilçesindeki patlamalarda yaşamını yitirenlere Allah'tan rahmet, yaralananlara acil şifalar dileyen Görmez, "Bu vesileyle tüm insanlığın huzurunu tehdit eden her türlü şiddet ve tedhişin ortadan kalkmasını, savaşların yerini barışın, düşmanlıkların yerini dostluğun almasını, bunun için kalplere ülfet vermesini; rağbetlerimizin iyiye, güzele ve doğruya yönelik olmasını ve bu aylarda yapacağımız ibadet, dua ve yakarışların kabul olmasını Cenab-ı Mevla'dan niyaz ediyorum" ifadelerini kullandı.

TRT Haber
</b>
 
Mehmet Ali Birand hayatını kaybetti |17 Ocak 2013

a58686cb443ee1e8a5d92b5f666c52e5bidibiditarihtebugunorg.jpg


17 Ocak 2013 Tarihinde ;

Ünlü gazeteci, haberin efsane isimlerinden anchorman Mehmet Ali Birand hayatını kaybetti.

Kanal D Haber Grup Başkanı Mehmet Ali Birand, safra kesesindeki stent değişimi için Amerikan Hastanesi’nde ameliyat oldu. 72 yaşındaki gazetecinin operasyon sırasında kalbinin durduğu ve doktorların çabasıyla yeniden çalıştırıldığı belirtildi.

Vehbi Koç Vakfı Amerikan Hastanesi'nden açıklama: Hastamız Mehmet Ali Birand, safra yollarına yönelik geçirdiği girişimi izleyen dönemde gelişen kardiyak yetmezlik sonrasında yapılan tüm müdahalelere cevap vermemiş ve saat 18:29'da kaybedilmiştir.

Mehmet Ali Birand, 9 Aralık 1941'de İstanbul'da dünyaya geldi. Galatasaray Lisesi mezunu olan Birand, meslek hayatına 1964 senesinde Milliyet Gazetesi'nde başladı.

1985 yılında TRT ile başlayan televizyonculuk kariyerini “32. Gün” programıyla zirveye taşıdı. Programında birçok Türk politikacının yanı sıra dünya liderlerini de ağırladı.

Gazeteciliğin yanı sıra çok sayıda kitap da yazan Birand’ın 12 Eylül darbesi, 1974 Kıbrıs Çıkartması ve Türk-Yunan ilişkisini anlatan kitapları İngilizce, Almanca ve Yunanca’ya çevrildi.

Kanal D Haber Grup Başkanı ve Posta Gazetesi Köşe yazarı olan Birand, ulusal ve uluslar arası birçok ödül aldı.

Can Dündar, Mithat Bereket, Çiğdem Anat gibi birçok gazetecinin yanında yetişti.

Evli ve bir erkek çocuk babası olan usta gazeteci, Fransız “Chevalier de L’Ordre National de Merite” unvanına sahipti.
 
Orhan Boran hayatını kaybetti |26 Mayıs 2012

8c1f529a689ec645fb1bb3ee8a92fc41bidibiditarihtebugunorg.jpg


26 Mayıs 2012 Tarihinde ;

Türkiye'de ilk stand-up geleneğini başlatan ünlü mizah ustası ve ünlü televizyoncu Orhan Boran hayatını kaybetti.

1960'lı yıllardan itibaren, gece kulüplerinde Ayaküstü Gırgırı adıyla Türkiye'de ilk stand-up geleneğini başlatan ünlü mizah ustasıdır. Televizyonun henüz olmadığı radyolu günlerde, mükemmel Türkçesiyle kibar esprileri, unutulmaz pürüzsüz sesi, nezaketi ve beyefendiliğiyle tanınmıştır. Sivas Kongresi'nde Mustafa Kemal'e hitaben yaptığı Manda'ya karşı oluş konuşmasıyla meşhur olan askeri doktor Hikmet Boran'ın oğlu olup, Güler Boran'la evlidir

Edremit Cumhuriyet İlkokulu'nu bitirdikten sonra 1938 yılında yatılı olarak Galatasaray Lisesi'ne girdi. İlk sahne deneyimini Galatasaray Lisesi'nde okurken, İstanbul Şehir Tiyatroları'nda rejisör olan ve okul temsillerini sahneye koyan Necdet Mahfi Ayral tarafından Molyer’in bir oyununda oynamak üzere seçildiğinde yaşadı.

1944 yılında babası Hikmet Boran'ı kaybetti. 1946 yılında Galatasaray Lisesi'nden mezun oldu ve Türkoloji Fakültesi'ne yazıldı. Fakat para kazanması lazımdı. Aynı yıl, Necdet Mahfi Ayral, kendisini Muhsin Ertuğrul ile tanıştırdı. İstanbul Şehir Tiyatroları'nda işe başladı ve Vasfi Rıza Zobu'nun talebi üzerine, birlikte oyunlar sergilediler. 17 civarında oyunda rol aldı.

Bir Fransız gurubuna yaptığı tercümanlık sonrası bu guruptan aldığı bir teklif üzerine, Paris, "Théâtre des Mathurins" Tiyatrosu'nda bir yıl kadar staj yaptı. Fakat tiyatroculuğa ısınamadı. Burada bazı sahne sanatçılarının esprili konuşmalar yaparak halkı güldürmesinden esinlendi, ülkesine döndüğünde değerlendirmeyi tasarladı.


Orhan Boran'ın, 1950 yılında, Elmadağ'da açılan Kervansaray gece kulübünde, sanatçıların sahne sırasını organize etmek üzere bir ek iş kabul etmesi sorun yarattı. İstanbul Radyosu yönetimi, kendi kadrosunda bulunan bir sanatçının barda çalışmasını hoş karşılamayınca, Orhan Boran, çok sevdiği radyodan ayrılmak zorunda kaldı.

Yeni işinde; Paris, "Théâtre des Mathurins" tiyatrosundan edindiği tecrübelerle, yapmış olduğu anonslara, esprilerle renk katması çok beğenildi ve kısa süreli, esprili sohbetler yapması teklif edildi. Her geçen gün daha da beğenilen bu programlar, Orhan Boran'ın deyimiyle "Ayaküstü gırgır", bugünün stand-up sanatının Türkiye'de başlamasına vesile oldu. Aynı zamanda bir firma reklamı olan "11 soru bilgi yarışması" programını yaptı.

1956 yılında BBC'nin açmış olduğu sınavı, 220 kişi arasından birincilikle kazanarak Londra'ya gitti. Dünya Gazetesi'nin Londra muhabirliğini üstlendi. BBC Türkçe Servisi'nde pek çok program yaptı, haber okudu. 17 Şubat 1959'da, içinde Adnan Menderes'in de bulunduğu uçağın, Londra’nın 40 kilometre güneyindeki Gatwick Havaalanı civarında, iniş sırasında düştüğünü dünyaya ilk duyuran Orhan Boran oldu. Muhabirlikteki başarısı onu, Hürriyet ve Milliyet gazetelerinde önemli bir yere getirdi ve 25 yıllık yazarlık hayatının başlangıcına vesile oldu.

4 yıl kaldığı İngiltere'den, yakın dostu Şakir Eczacıbaşı'nın kendisini çağırması sonucu Türkiye'ye döndü. Firmaların ve bankaların bilgi yarışması programlarına yeniden başladı. Bu arada "Yuki" fikrini buldu. "Yuki" halk tarafından o kadar tutuldu ki, bir program olmaktan çıkıp bir fenomen oldu.

Sahne hayatını 1980 yılına kadar sürdüren Orhan Boran, televizyonlu günlerde de, elinde meşhur kocaman beyaz mendiliyle ekranlardaydı. TRT'de çalışmasının yanı sıra televizyonun da yıldızlarından oldu, reklam filmlerinde oynadı. Şan Tiyatrosu'nda sahnelenen "Müzikal Kahkaha" adını verdiği oyunla şovlarına veda etti. Gazeteciliğe ağırlık verdi ve ülkenin önde gelen gazetelerinde yazarlık, kendi deyimiyle "Kalem işçiliği" yaparak hayatını sürdürdü. 1994'te Show TV'de yayınlanan Şansını Dene yarışmasında yarışmacı olarak görev aldı.

2002 yılında yakalandığı kolon kanseri sebebiyle iki defa ameliyat geçirdi. "Hayatımın son yıllarını saçlarım dökülmüş olarak geçirmek istemiyorum. Öleceksem insan gibi bu halimle öleyim. Şu dünyayı sefil halde terk etmek istemiyorum. Hayranlarım beni hep bu halimle hatırlayacak, saçları dökülmüş olarak değil!" diyerek kemoterapi tedavisini reddetti.

10 Haziran 2005'de, Beşiktaş Kültür Merkezi'nin (BKM), "Orhan Boran Show" adıyla Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu 'nda organize ettiği jübilede, 59 yıl emek verdiği meslek hayatına ve 25 yıl uzak kaldığı sahneye veda etmek üzere son kez sahne aldı.
 
Yassıada Davaları başladı

mavilamba-yassiada-mahkemeleri.jpg


Tarihte bugün yaşanan olaylar arasında;

Meşaleler Savaşı, Softalar kıyamı, Milli Mücadele liderlerinin idama mahkum edilmesi, Stalin’den Kırım Türklerine sürgün, Yassıada Davalarının başlaması var…

GÜNÜN OLAYI

Yassıada Davaları Başladı (1961)


27 Mayıs Darbesi sonrası gözaltına alınanlar için ‘’anayasayı ihlal’’ gerekçesi ile dava açıldı ve 11 Mayıs 1961 tarihinde yargılamalar başladı. Dava sonunda 15 kişiye ölüm, 31 kişiye ise müebbet hapis ve 408 kişiyede çeşitli hapis mahkumiyetleri verildi. Milli Birlik Komitesi yalnızca üç kişinin Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu’nun ölüm cezalarını onayladı.

GÜNÜN ÖNEMLİ OLAYLARI

Özdemiroğlu Osman Paşa İran Ordusunu Perişan Etti ‘’Meşaleler Şavaşı’’(1583)


Özdemiroğlu Osman Paşa Azerbaycan içlerine doğru ilerlemekte olan İmam Kuli komutasındaki 50000 kişilik Safevi ordusunu 11 Mayıs 1583 tarihinde Meşaleler Savaşında bozguna uğrattı. Bu savaşın Meşale yakılarak gece de devam ettirilmesi üzerine Meşaleler Savaşı denildi. Savaşı kaybeden Safevi ordusu İstanbul’dan yardım kuvvetlerinin de geldiğini duyunca Erivan (Revan)’dan ayrılarak İran’a doğru çekildi.

İstanbul’da Medrese Öğrencileri Ayaklandı ‘’Softalar Kıyamı’’(1876)


Genç Osmanlılar padişaha karşı bir halk isyanı çıkarmak için öncelikle medrese öğrencilerini kışkırtarak harekete geçmelerini sağladılar. Fatih, Bayezıt ve Süleymaniye medreselerindeki öğrenciler 11 Mayıs 1876 günü dersleri boykot ederek ayaklandılar. Bab-ı Âli’ye doğru yürüyen kalabalığın isteği doğrultusunda Padişah Abdülaziz Sadrazam Mahmut Nedim Paşa ile Şeyhülislâm Hasan Fehmi Efendi’yi azletti. “Softalar Kıyımı” olarak bilinen bu olaydan sonra sadrazamlığa Mütercim Mehmet Rüştü Paşa, Seraskerliğe Hüseyin Avni Paşa, Midhat Paşa’da Vükelâ heyetine tayin edildi . Böylece ilerde Sultan Abdülaziz’i tahttan indirecek olan ihtilalci kadro istedikleri mevkilere geldi.

Sevr Antlaşmasının Taslağı Osmanlı Devletine Sunuldu (1920)


I.Dünya Savaşının üzerinden iki yıla yakın bir süre geçmesine rağmen İtilaf Devletleri Osmanlı Devletini paylaşma konusunda aralarında anlaşamadıkları için bir barış antlaşması imzalanamamıştı. Sonunda aradaki pürüzler giderildi ve Sevr Antlaşmasının maddeleri oluşturularak 24 Nisan 1920’de San Remo’da imza altına aldılar. Oluşturulan taslak daha sonra Osmanlı Devletine 11 Mayıs 1920 Tarihinde sunuldu. Bu taslağı kabul etmekten başka seçeneklerinin olmadığı söylenerek baskı yapılmaya başlandı.

Milli Mücadele’nin Bazı Liderleri İdama Mahkum Edildi (1920)


Nemrut Mustafa Paşa başkanlığında İstanbul’da ki Divan-ı Harp başta Mustafa Kemal olmak üzere Vasıf Bey (Kara), Ali Fuat Paşa (Cebesoy), Alfred Rüstem Bey, Dr. Adnan Bey (Adıvar) ve Halide Edip (Adıvar) gibi Milli Mücadele içerisinde yer alan bazı kişiler 11 mayıs 1920 tarihinde idama mahkum edildi. İsnat edilen suçlar "bozgunculuk" yaparak, halkı zorla askere almak, İttihatçılarla işbirliği yapmak gibi suçlamalardı.

Osmanlı Devletinden Ermenilerden Oluşan Jandarma Kurmasını İstediler(1895)

Ermeniler Anadolu’da çeşitli isyan şeklinde eylemler gerçekleştirerek Avrupa Devletlerinin ilgisini açık tutmaya çalışıyorlardı. Sonunda istedikleri oldu. Zamanın büyük devletleri İngiltere, Fransa ve Rusya Osmanlı Devleti’ne Berlin Antlaşmasının 61. Maddesini derhal uygulamasını isteyen bir notayı 11 Mayıs 1895 tarihinde verdiler. Bazı istekleri; 6 eyalete kendilerinin de onayladığı yeni vali atanması, Hamidiye alaylarının kaldırılması, Ermenilerden jandarma kurulmasını istemişlerdi.

Stalin’den Kırım Türklerine Sürgün Kararı (1944)


Stalin 11 Mayıs 1944 tarihinde bütün Kırım Türklerinin sürgüne gönderilmesi kararı aldı. Bu karar 17-18 Mayıs gecesi ansızın baskın şeklinde gerçekleştirildi. Yüzlerce yıllık Türk yurdu Kırım’da Türk bırakılmadı.

GÜNÜN DİĞER ÖNEMLİ OLAYLARI


- 1812. İngiltere Başbakanı Spencer Perceval, cinnet getiren işadamı John Bellingham tarafından Avam Kamarası’nda vurularak öldürüldü.

- 1946. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün CHP Tüzüğü’nde yer alan ‘’Milli Şef’’ ve ‘’Değişmez Genel Başkan’’ unvanları kaldırıldı.

- 1949. İngiltere, 18 Nisan’da bağımsızlığını ilan eden İrlanda Cumhuriyeti’ni tanıdı.

- 1954. Öykü yazarı Sait Faik Abasıyanık 48 yaşında öldü. Ölümünden on yıl sonra, Burgaz Adası’ndaki evi müzeye dönüştürüldü

- 1976. TBMM, kadın işçilerin 20 yılda emekliliğini öngören tasarıyı kabul etti.

- 1984. Çay stoklarının tükendiği açıklandı. İstanbul’da bazı kahvehanelerde çay satışları durdu.

- 1985. Birmingham City ile Leeds United arasında Birmingham’da yapılan futbol maçı sırasında yangın çıktı; 40 kişi öldü, 150 kişi yaralandı.

- 1997. IBM bilgisayar şirketinin süper bilgisayarı Deep Blue (Koyu Mavi), gelmiş geçmiş en büyük satranç ustası kabul edilen Gari Kasparov’u yendi.

2005 - Galatasaray, Türkiye Kupası finalinde Atatürk Olimpiyat Stadyumu'nda, Fenerbahçe'yi 5-1 mağlup ederek 14. Türkiye kupasını kazandı.

 
17 Mayıs 1954: ABD Yüksek Mahkemesi, siyah ve beyaz çocukların aynı okullara gitmesini yasaklayan kanunu yürürlükten kaldırdı

siyahlar_200_200.jpg


Farklı kültürlerin eridiği bir pota olduğu söylenilen ABD'de, 20. yüzyılın ortalarına dek ülkenin kaderine sadece beyaz nüfus karar veriyordu. Güney eyaletlerinde ırk ayırımcılığı günlük hayatın bir parçasıydı. Köle olarak Amerika'ya getirilen siyahlar, yurttaşlık haklarını zorlu bir mücadele sonrasında elde ettiler. Bundan 56 yıl önce
ABD Yüksek Mahkemesi, okullarda ırk ayırımcılığını kaldırdı.

20. yüzyılın ortalarına kadar ABD'nin güney eyaletlerinde siyahlara yönelik ırk ayırımcılığı günlük yaşamın bir parçasıydı. En büyük azınlık için otobüslerde ayrı bölmeler ve parklarda ayrı sıralar vardı. Ancak siyahları en fazla çocukların ayrı okullarda öğrenim görmeleri zorunluluğuydu, çünkü bu uygulama ırkçılığın sürekli olarak yeniden üretilmesine neden oluyordu.

ABD'nin 17 eyaletinde 50'li yıllarda yürürlükte olan yasalar, siyah çocukların beyaz çocuklarla aynı okullara gitmelerini yasaklıyordu. Bu uygulamanın dayanağı, bir zamanlar Louisiana'da bir mahkemenin vermiş olduğu bir karardı. Bu karara göre, siyahlarla beyazlar farklı eğitim kurumlarında aynı olanaklara sahip oldukları müddetçe, ırk ayırımcılığının hukuka uygun olduğunu söylüyordu. Fakat eşit olanaklar diye bir şey hiçbir şekilde mevcut değildi.

50'li yılların başında siyahlar arasında ayırımcılığa karşı direniş girişimleri güçlenmeye başladı. Siyah Yurttaşların Desteklenmesi İçin Ulusal Birlik, okullardaki ırk ayırımcılığını yargıya taşımaya karar verdi. Kansaslı Linda Brown'un davası, Yüksek Mahjkeme'ye taşındı. Linda, evinin hemen karşısındaki beyazlara mahsus okula kabul edilmediği için, her gün 8 km. uzaktaki bir okula gitmek zorunda kalıyordu. Avukat Thurgood Marshall bu davayı üstlendi ve ABD anayasasında ırk ayırımcılığının kaldırılmasını talep etti.

Thurgood Marshall, okullardaki ırk ayrımcılığının köleliği daimi kıldığını söylüyordu. Çocukların maruz kaldığı aşağılama, ömür boyunca onların peşini bırakmıyordu. ABD anayasasında bu rezaletin yeri olmadığını savunuyordu.

ABD başkanı Eisenhower, davada açıkça siyahların taleplerini destekledi. Güney eyaletleri ise mahkemeyi kendiişlerine müdahale etmemeleri konusunda uyardılar. Ku-Klux-Clan yeni bir iç savaş tehdidi savurdu. Örgüt üyeleri, tanrının ırk ayrımcılığını emrettiğini iddia ediyorlardı. Ancak 17 Mayıs 1954'de dokuz yargıç oybirliğiyle okullardaki ırk ayırımcılığının anayasanın eşitlik ilkesinin ihlali anlamına geldiğine karar verdiler.

Karar siyahlar arasında coşkuyla karşılandı, ancak Güney Karolina'da siyah ve beyazların bir arada eğitim gördüğü ilk okul, karardan ancak dokuz yıl sonra açıldı.
Mississippi'de 1963 yılında bile Ku-Klux-Clan üyeleri karma eğitim veren okulların açılmasını şiddet kullanarak engellemeye çalışıyorlardı. Alabama'da da karara büyük bir direnç vardı.

Her şeye rağmen bu karar eşitlik yolunda atılmış büyük bir adımdı. ABD'de açılan benzeri pek çok davada emsal teşkil etti. Siyah avukat Martin Luther King, bu karara atıfta bulundu. Irkçılığa karşı önemli bir zafer kazanıldı.

Irkçılık sadece ABD'de değil, çeşitli biçimlerde dünyanın her yanında varlığını sürdürüyor. Irkçılık ve "yumuşatılmış" bir formu olan milliyetçilik, kapitalizmin işçi sınıfını bölmekte kullandığı önemli bir silah. İşçi sınıfının kapitalizme karşı birlikte mücadele etmesini savunan sosyalistlerin başlıca görevlerinden biri, ırkçılığa ve milliyetçiliğe her alanda karşı çıkmak, karşılaştıkları her yerde yok etmek için ellerinden gelen çabayı göstermektir.
 
Geri