15 Temmuz Darbe Teşebbüsü

Konu sahibi son olarak 2412 gün önce görüldü

15 Temmuz Darbe Teşebbüsü


Darbe saat 15.00 te Mit tarafından öğrenildi, saat 16.00’da Genelkurmay Başkanlığına bildirildiği halde Hava Kuvvetleri Komutanı düğünde ne yapıyordu?

AKP’nin iktidar olduğu Türkiye Cumhuriyeti devletine yapılan darbeyi Hulusi Akar o gün saat 16.00 da öğrendi, Hakan Fidan ise Cumhurbaşkanı’na haber bile vermedi.

Darbe saat 15.00 te Mit tarafından öğrenildi, saat 16.00’da Genelkurmay Başkanlığına bildirildiği halde Cumhurbaşkanı Erdoğan 15 Temmuz darbe girişimini saat 21.30 sıralarında eniştesinden öğrendiğini ve şaşkınlık içerisinde, "Ziya dalga mı geçiyorsun!" dediğini söyledi.

( https://www.haberler.com/cumhurbaska...661339-haberi/ )

**

Darbe hakkında bunlar gibi bir çok aydınlatılmamış soru işaretleri vardır.

**

AKP’liler, 10 yıldan uzun bir süre boyunca devam eden iktidar sürecinde FETÖ yapılanmasının devletin tüm kademelerine sızması ve hatta bizzat AKP’lilerin yardımıyla yerleştirilmesi konusunda, kendi içinde bir yaptırıma gidecek mi? FETÖ’cü olmamasına karşın FETÖ’nün devlet kademelerine yerleştirilmesini sağlayanlar cezalandırılacak mı?

Keser döndü, sap döndü; gün geldi, hesap döndü. AKP’lilerin cenahında “Fethullah Gülen Hocaefendi Hazretleri” önce “Fethullah Gülen” oldu, sonra “Fetullah” oldu, sonra “Fetö” oldu, hatta “Fettoş” oldu.

**

Darbe girişiminin olduğu akşam başlayan ve bugünlerde yeni yeni azalan bir “kutlama” dalgası vardı,

Ama o kutlamalarda bazı gariplikler ve hatta çirkinlikler ortaya çıktı.

Kutlamaların “milletçe darbeyi önledik” kafasından, Ak Parti olarak milletin en güçlü kesimi ve tek temsilcileri biziz” kafasına dönüşmesi.
Güya dini bütün insanların bir kez daha şeytan tarafından ele geçirilip şortlu, etekli kadınları rahatsız etmesi, taciz etmesi ve “kendilerinden olmayan” herkese saldırganca davranması.
Yurt genelinde bazı polislerin temel hak ve özgürlükleri bireysel olarak askıya alabileceğini düşünmeleri ve istedikleri kişileri durdurup zorla telefonlarını karıştırmaları, o insanları küçük düşürmeleri.
FETÖ denen vatan haini oluşum bu ülkeden temizlenirken, muhalif olsa da vatanını canından çok seven vatandaşlar da arada kaynayacak mı; bu operasyonlar bir “cadı avı”na dönüşecek mi, ülkede herkes AKP’li olana kadar operasyonlar sürecek mi?

**

John Dalberg-Acton'un bir sözü vardır:
“Güç, yozlaştırır; mutlak güç ise mutlaka yozlaştırır.”

**

AKP tarafından "mutlak güce ihtiyaç" her zaman dile getirildi.

AKP’nin bu darbe girişiminden hemen sonra bir Anayasa değişikliği referandumuna gitmesi.

Recep Tayyip Erdoğan’ın, darbe girişiminin hemen ertesinde:“Topçu Kışlası’nı isteseniz de istemeseniz de yapacağız!” diye bağırması,

Recep Tayyip Erdoğan, kendine göre yonttuğu bir “başkanlık sistemi” projesini hayata geçirmesi gerçekleştirilmiş ve "Mutlak güç" tek adama verilmiştir.

**

Atatürk, öngörülü bir insandı. Düşünün, öyle bir öngörü ki, bugünlerde yaşadığımız pislikleri tahmin ederek kurduğu ülkenin temeline “laiklik” gibi bir ilke yerleştirmiştir.

Atatürk, din yoluyla bir insanın elde ettiği gücün tehlikesinin farkındaydı. (O yüzden özel hayatı dışında din konusunda kendi adına, kendi adıyla pek bir şey yapmadı–zaten bu yüzden Atatürk’e dinsiz derler, kıldığı namazı bilmeden, Türkiye’de İslam dininin öğrenilmesine verdiği katkı önemsenmeden…) Dini değerleri kullanarak, insanların dini duygularını istismar ederek güçlenen bir bireyin devlete değil, bizzat dine zarar verdiğini biliyordu. İşte bu yüzden zaten sembolik bir anlam taşıyan halifelik makamını lağvetti, İslam’dan fersah fersah uzak öğretilerle insanların beyinlerini yıkayan müşrik yuvası tekke ve zaviyelere zincir vurdu, Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kurdurarak millet hacı-hocanın “İslam budur” diye dayattığı küfürleri yemesin, İslam’ı kendi dilinde öğrensin diye Kuran-ı Kerim’i tercüme ettirdi… Özetle, hocaefendilerin yozlaştırdığı İslam’ı özüne döndürmek için birçok girişimde bulundu.

İslam’ın güç elde etmek için nasıl kullanıldığını gördüğümüz şu günlerde Atatürk'e hakaretler cezasız kalmakta,başka şeyhler, cemaatler çıkmasının önü açılmakta,Atatürk inkılaplarının en önemlisi olan "laiklik" tamamen kaldırılmaya çalışılmakta, Diyanet İşleri Başkanlığı iktidarın amaçları doğrultusunda kullanılmaktadır.

*

Diğer bir endişem de şudur: Bir dost, bir düşman olunan kurumlardan FETÖ de bir gün “Fethullah Gülen Hizmet Hareketi”ne geri dönüşecek mi? “Terörist”, tekrar “hocaefendi” olacak mı? bugün FETÖ’ye sallayanlar yarın “Hocaefendi’ye hakaret”ten mahkemelerde sürünecek mi?
Kendi Meclis’ini bombalayan vahşilerin PKK’nın, IŞİD’in hiçbir eyleminde öldüremediği kadar fazla sayıda şehit verdiren bir eylemin mimarları olan bu pisliklerle bir gün tekrar dost olacaksa,hapı yuttuk demektir.

**

Bu vatan hepimizindir, % 51 in karşısında % 49 vardır, Zaman zaman birbirimize düşmanlık etsek de, aynı vatana aşık olduğumuz için karşı karşıya geliyoruz. Fetret devirleri de bu düşmanlıklardan doğuyor.
AKP’ye hiçbir zaman düşmanca yaklaşmadım,şapkalarını önlerine koyup 15 senedir memleketi ne hale getirdiklerini düşünmelerini,memleketimizin daha büyük felaketlere uğramaması için akıllarını başlarına alıp "zararın neresinden dönülürse kardır"mantığı ile Atatürk ilke ve ınkılaplarına dönmelerini umarım.
 
Geri