11 Kasım 2013 Tarihte Bugün

Konu sahibi son olarak 2617 gün önce görüldü
11 Kasım 2013 Tarihte Bugün

11 Kasım Tarihte Bugün

Tarihte bugün/11 Kasım

Klasik edebiyatın en önemli yazarları arasında gösterilen Rus romancı Fyodor Mihayloviç Dostoyevski 1821'de doğdu.

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski, 11 kasım 1821'de Moskova'da doğdu, 9 şubat 1881'de Petersburg'da öldü. Annesini ve babasını küçük yaşta kaybetti.

İlk yazılarıyla adını duyurmaya başlamışken genç liberallere katılmasıyla yaşamının akışı değişti. Tutuklandı ve sekiz ay hücrede kaldıktan sonra ölüm cezasına çarptırıldı. İnfaza birkaç saat kala cezası dört yıllık Sibirya sürgününe çevrildi.

Sürgünden sonra yeniden St. Petersburg'a dönme izni elde etti. Bu koşullar altında yeniden yazmaya başladı. Yazdıklarıyla Çar II. Aleksandr'ı bile etkiledi. Yapıtlarının ses getirmesine karşın, Dostoyevski paraya kavuşamamıştı.

Bundan sonra özel yaşamında büyük sıkıntılar yaşadı. Sürgünden sonra sara nöbetlerinden de bir türlü kurtulamadı. Ancak 'Karamazov Kardeşler', 'Ecinniler', 'Suç ve Ceza' gibi en ünlü yapıtlarını da bu dönemde kaleme aldı.

1881'de öldüğünde, Rusya bu eski mahkum için, görülmemiş bir cenaze töreni düzenledi. Dostoyevski'nin sanatçılığı, dahi bir psikoloğun yüksek becerisini, bir düşünürün derin düşünselliğini ve bir gazete yazarının büyük coşkusunu bir arada içerir.

Anlatı yapıtları, birçok yeni edebi anlatım araçlarını kapsar. Özellikle romanlarındaki çoksesli tipler, gerçekçi roman tarzının zenginleşmesine yol açmıştır.

En önemli yapıtlarından 'Suç ve Ceza'da, bir cinayet etrafında kurar metnini Dostoyevski. Ne var ki, cinayet bir 'oyun' ya da basit bir heyecan unsuru değildir. Daha açık bir biçimde söylemek gerekirse yazar, öldürme eylemini amaca dönüştürmez.

'Suç ve Ceza'nın Raskolnikov'u yazarın ahlaki bir sorgulama yapmak için cinayete ittiği karakterlerdir. Fakir bir genç olan Raskolnikov, Hukuk Fakültesi'ni yarıda bırakmıştır. Avrupa kaynaklı siyasi ve felsefi düşüncelerin etkisi altındadır.

Güçlü ve güçsüz insanlar karşıtlığında, kendi yerini tespit edebilmek amacıyla, zaten borçlu olduğu tefeci bir kadını kurban olarak seçer. Ancak kararını uygularken pek de rahat değildir Raskolnikov.

"Kollarına müthiş bir dermansızlık gelmişti. Kollarının her geçen saniye gittikçe uyuşarak ağırlaştığını kendisi de fark ediyordu. Baltayı bırakıp düşürmekten korkuyordu... Ne yaptığının farkında olmadan, hemen hemen kendini zorlamadan, sanki bir makine gibi, baltanın tersini kadının kafasına müzikdi. Bu sırada neredeyse dermansız gibiydi. Ama baltayı müzikir müzikmez gücü yerine geldi" cümleleriyle canlandırılan suç sahnesi, 350 sayfalık romanın 140'ıncı sayfasında cereyan eder.

Artık işin ceza kısmına gelmiştir Dostoyevski. Kimsenin kendini görmediğini ve geride bir iz kalmadığını bildiği halde, Raskolnikov müthiş bir tedirginlik içine düşer. İnsanlığını, masumiyetini yitirmiştir.

Ceza, yalnız kendisine verilmemiştir, ailesi de etkilenir Raskolnikov'un günahından. Katilin cinayet mahalline dönmesi kuralına uygun olarak, yakalanmayı ve rahatlamayı, arınmayı isteyen genç adam, öldürdüğü tefeci kadının evine gelir, komiserle tanışır ve soruşturmanın baş şüphelisi olur.

Komiser Porfiry Petroviç, zeki bir adamdır ve katil olduğunu anlamıştır Raskolnikov'un. Ama ona bir fırsat tanımak, itiraf ederek ruhunu yüceltmesini sağlamak ister. Ailesi tarafından hayat kadınıliğe zorlanan temiz kalpli Sonia'ya suçunu ve aşkını itiraf eden Roskolnikov, nihayet huzura kavuşur ve teslim olur.

Sibirya'ya sürgün edilen Raskolnikov, yanında Sonia ile birlikte yola çıkarken henüz pişman olmamış, ruhu tam anlamıyla temizlenmemiştir.

"Ama burada, yeni bir hikaye, bir adamın derece derece yenileşmesinin, yavaş yavaş yeniden hayat buluşunun, bir dünyadan bir başka dünyaya geçişinin, şu ana kadar hiç bilmediği yeni bir gerçekle tanışmasının hikayesi başlıyor" diye bitirir romanı Dostoyevski.

Hakkında ciltler dolusu inceleme ve biyografi kitabı yazılan Dostoyevski'yi kısa bir yazı içerisine sığdırmak söz konusu olamayacağı gibi, sadece 'Suç ve Ceza'daki felsefi ve ahlaki motifleri tartışmak bile sayfalar tutar.

Öte yandan, Ferud'ün psikanaliz çalışmalarını da etkilemiştir Dostoyevski ve 'Suç ve Ceza'. Freud, ilkel benlik, ego ve süper ego üçlüsünün 'Suç ve Ceza'da eksiksiz olarak yer aldığı vurgular.

Raskolnikov'un ilkel benliği, ona tefeci kadını öldürmesini ve parasını çalmasını emreder. Bu eylemin muhakemesi ego sürecinde olur ve süper egosu Roskolnikov'u suçluluk duyguları içerisinde kıvrandırır.

Günün diğer önemli olayları

1914: Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı'nda İtilaf Devletleri'ne savaş ilan etti.

1918: Almanya ile Müttefikler, Birinci Dünya Savaşı'nı bitiren anlaşmayı imzaladı.

1938: TBMM, İsmet İnönü'yü oybirliğiyle Cumhurbaşkanı seçti.

1942: Varlık Vergisi'ne ilişkin yasa TBMM'de kabul edildi.

1944: Türkiye'nin Washington Büyükelçisi Münir Ertegün öldü.

1973: İsrail ile Mısır ateşkes imzaladı.

1975: Türkiye Kalkınma Bankası kuruldu.

1976: Türkiye ile Sovyetler Birliği arasında 10 yıl süreyle elektrik alışverişini düzenleyen anlaşma imzalandı.

1986: Yazar Fahri Erdinç 69 yaşında öldü.

1997: Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü, şans oyunu Sayısal Loto'yu başlattı.

2004: Filistin lideri Yaser Arafat, Paris yakınlarındaki bir askeri hastanede vefat etti. Arafat'ın cenazesi, 12 kasımda Kahire'de düzenlenen törenden sonra Ramallah'ta toprağa verildi.
 
Tarihte Bugün 11 Kasım 1938

Fevzi Paşa, baltayı dizine vurdu

tarihte_bugun_11_kasim_1938_h258.jpg

Latif Salihoğlu

M. Kemal, 9/10 Kasım gecesi İstanbul'da öldü. Ancak, bu ölüm yankısının büyüğü Ankara'da yaşandı.

Hemen ertesi gün, yani 11 Kasım'da (1938) Meclis, yeni Cumhurbaşkanını seçmek üzere toplandı.

Kulislerde, kimin Cumhurbaşkanı olması gerektiği konuşuluyordu. İsmi telâffuz edilen şahıslar şunlardı: Celal Bayar, Fevzi Çakmak, Şükrü Kaya, T. Rüştü Aras ve İsmet Paşa.

İsmet Paşa, en sonda zikredilen en zayıf ihtimal dahilinde görülen şahıstı.

Çünkü, daha bir yıl öncesinden dışlanmış, siyasetin dışına itilmişti. Üstelik, onu siyasetten uzaklaştıran da M. Kemal'in kendisi idi.

Bu durumda, en güçlü isimler arasında Başbakan Celal Bayar ile Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa görünüyordu. Bu isimler, teamüle de uygundu.

Nitekim, daha sonraki dönemlerde de, Cumhurbaşkanları bu teamüle uygun şekilde seçildiler: Bayar, Gürsel, Sunay, Evren, Özal, Demirel ve Gül örneğinde olduğu gibi.

Bunların hepsi de, ya hükûmetin, ya da askeriyenin başında bulunmuş kişilerdi.

Ne var ki, askeriyeden de, hükûmetten de kopmuş ve uzaklaştırılmış durumdaki İsmet Paşa, 11 Kasım (1938) günkü yeni Cumhurbaşkanı adayları arasında birden bire öne, hatta en öne çıkmaya başladı. Bunun en önemli sebebi, Fevzi Paşanın ve temsil ettiği askerî cenahın devreye girmesiydi.

Kim aklına soktuysa, ya da aklına nasıl yattıysa, Başbakan Bayar'a rağmen, kendinden daha kıdemsiz olan İsmet'in tarafını tutan Fevzi Paşa, Meclis'i askerî kordon altına aldı ve şu meâlde tehditler savurdu: "Yeni Cumhurbaşkanı adayımız, İsmet İnönü olacak. Buna kim itiraz ederse, beni karşısında bulur.

İsterse babam olsun, onu önce asar, sonra muhakemesini yaptırırım."
Ordunun başındaki şahsın bu baskıcı tavrı karşısında, yapacak birşey kalmamıştı.

İki gün öncesine kadar "siyasî mücrim" durumundaki İsmet Paşa, tek başına Cumhurbaşkanı adayı oldu. Meclis oturumuna katılan toplam 348 milletvekili, tıpış tıpış sandığa gidip İsmet'e oy verdi.

* * *

Köşk'e çıkan İsmet Paşa, yerini sağlama aldıktan sonra, ilk iş olarak Celal Bayar'ı harcadı. Yaklaşık üç ay sonra Bayar'ı istifaya zorladı ve yerine "can dostu" Dr. Refik Saydam'ı atadı.

Sıra, Fevzi Paşayı harcamaya gelmişti... Kendi isteğiyle ordunun başından ayrılmayan Fevzi Paşa için, 1944'te yeni bir kànunî düzenleme yapıldı. Halen yürürlükte olan "Yaş haddinden emekliye ayrılma" kànunu o tarihte çıkartıldı.

1876 doğumlu olan Fevzi Paşa da, bu kànun kapsamında olarak, 22 yıldır başında bulunduğu asreriyeden "zorunlu emeklilik" sûretiyle ayrılmış oldu.
 
11 Kasım, Gregoryen Takvimi'ne göre yılın 315. (artık yıllarda 316.) günüdür.

Olaylar

1539 - I. Süleyman'ın kızı Mihrimah Sultan Kubbe Veziri Rüstem Paşa ile evlendi. Düğün 26 Kasım 1539 gününe dek sürdü.

1889 - Washington, 42.ci eyalet olarak ABD'ye katıldı.

1914 - Osmanlı Devleti, I. Dünya Savaşı'nda İtilaf Devletleri'ne savaş ilan etti.

1918 - Almanya ile Müttefikler, I. Dünya Savaşı'nı bitiren anlaşmayı imzaladı.

1918 - Polonya'da Bağımsızlık Günü olarak kutlanmaktadır. Polonya toprakları 123 yıl sonra tekrar bir araya geldi.

1923 - Münih'te, "Birahane Darbesi" başarısızlığa uğrayan Adolf Hitler tutuklandı.

1926 - ABD'de ülkeyi boydan boya kateden, şarkılara bile konu olmuş ünlü karayolu U.S. Route 66 açıldı.

1938 - TBMM, İsmet İnönü'yü oybirliğiyle Cumhurbaşkanı seçti.

1942 - Varlık Vergisi'ne ilişkin yasa TBMM'de kabul edildi.

1947 - Türkiye Uluslararası Para Fonu'na (IMF) üye oldu.

1951 - Juan Peron yeniden Arjantin devlet başkanı seçildi.

1959 - Akis Dergisi yazarları Kurtul Altuğ ve Doğan Avcıoğlu, İran Şahı Rıza Pehlevi'ye yayın yoluyla hakaret etmekten 3 ay 15'er gün hapse mahkûm oldular.

1965 - Afrika'daki son İngiliz sömürgesi Rodezya bağımsızlığını ilan etti.

1966 - NASA Gemini 12 uzay aracını fırlattı.

1970 - İnsanlığa Karşı Savaş Suçlarının Zamanaşımına Uğramazlığı Avrupa Sözleşmesi yürürlüğe girdi. Türkiye bu sözleşmeyi onaylamadı.

1973 - İsrail ile Mısır ateşkes imzaladı.

1975 - Angola Halk Cumhuriyeti kuruldu. Angola, Portekiz'in sömürgesiydi.

1975 - Türkiye Kalkınma Bankası kuruldu.

1976 - Türkiye ile Sovyetler Birliği arasında 10 yıl süreyle elektrik alışverişini düzenleyen anlaşma imzalandı.

1987 - Van Gogh'un "İrisler" tablosu, New York'ta 51 milyon dolara satıldı.

1996 - Anavatan Partisi Genel Başkanı Mesut Yılmaz, "Devlet, Emniyet içinde MİT'e alternatif bir örgüt yarattı. Bugünden sonra, devlet can güvenliğimizi sağlar diye güvenmeyin" dedi.

1996 - Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü, şans oyunu Sayısal Lotoyu başlattı.

Doğumlar

1821 - Dostoyevski, Rus yazar

1885 - George S. Patton, ABD'li asker

1911 - Roberto Matta, Şilili ressam (ö. 2002)

1914 - Howard Fast, ABD'li yazar (ö. 2003)

1922 - Kurt Vonnegut Jr., ABD'li humanist yazar

1926 - Noah Gordon, ABD'li yazar

1928 - Carlos Fuentes Macías, Meksikalı yazar

1929 - Altan Erbulak Türk karikatürist, oyuncu, şovmen ve gazeteci. (ö. 2 Mayıs 1988 İstanbul).

1929 - Hans Magnus Enzensberger, Alman yazar

1944 - Kemal Sunal, Sinema ve tiyatro oyuncusu (ö. 2000)

1962 - Demi Moore, ABD'li sinema oyuncusu

1971 - İpek Tuzcuoğlu, sinema ve dizi oyuncusu.

1974 - Leonardo DiCaprio, ABD'li sinema oyuncusu

1982 - Asafa Powell, Jamaikalı sprinter

1983 - Philipp Lahm, Alman futbolcu(Berlin)

Ölümler


Yaser Arafat.

1858 - William Mopher, ABD'li mucit, kaşif.

1940 - Muhittin Akyüz, Türk asker, diplomat, siyasetçi (d. 1870)

1944 - Münir Ertegün, Türkiye'nin Vaşington, DC Büyükelçisi

1961 - Behiç Erkin, Türk asker, siyasetçi, diplomat (d. 1876, İstanbul).

1975 - Mina Witkojc, Alman yazar (d. 1893)

1979 - Dimitri Tiomkin, Ukrayna asıllı besteci (d. 1894)

1987 - Mustafa Adil Özder, Türk folklor araştırmacısı, yazar ve şair

1990 - Sadi Irmak, Eski Başbakanlardan Profesör

1990 - Yannis Ritsos, Yunanlı şair (d. 1909)

1997 - Özcan Başkan, Türk dilbilimci profesör, bilim adamı (d. 1929)

2004 - Yaser Arafat, Filistin lideri , Paris yakınlarındaki bir askeri hastanede vefat etti. Arafat'ın cenazesi, 12 Kasım'da Kahire'de düzenlenen törenden sonra Ramallah'ta toprağa verildi.

2005 - Mustafa Akkad, Suriye asıllı ABD'li yönetmen, Çağrı filmini yönetmişti. (d. 1930)

2005 - Peter F. Drucker, Avusturya'lı yönetim bilimci, yazar, sanatçı.(d. 1909)

2007 - Delbert Mann, ABD'li Oscar'lı yönetmen.(d. 1920)

2011 - İstemi Betil, Türk sinema, tiyatro, TV dizileri oyuncusu ve seslendirme sanatçısı.(d. 1943)

Tatiller ve özel günler

Polonya Bağımsızlık Günü
 
Geri