Fütursuzca yönetim ve sistemi eleştirmek yetersiz gelecek. O yüzden dilim döndüğünce bir şeyler karalayayım, hoş yarın unutulacak şeyler sonuçta değil mi?
Sistem dayatması ve toplumda statü sahibi olmanın, hatta artık evlenmenin bile ilk kuralı ev almak, araba almak, çocuğunun gelecek beş yılını hazır etmek (ilk aşamada) vizyon olarak belirleniyor. E bunları yapamayan "erkek" birey de ya kendini av tüfeğiyle vuruyor (bkz: dün yaşanan olay) ya da kişiliği nasıl geliştiyse artık, önce psikolojik daha sonra fiziksel şiddete başvuruyor. Boğuluyor çünkü bu adam. Hemen oradan zıplama. Bu haklı bir sebep değil elbette. Olaylara çok geniş çerçeveden bakmak gerek. Tekrar ediyorum; ne olursa olsun bir kişiyi öldürmek, katletmek için bahane değil bunlar. Olaya sadece "erkek" birey çerçevesinden de bakmalıyız demeye çalışıyorum.
Sen topluma vizyon olarak ev almayı, pahalı giyinmeyi, lüks yaşamayı aşılarsan; ve toplumu oluşturan bireyler de bunları karşılayamazsa olacak sonuçlar bunlardır. Otuz yaşındaki bir adamı şu saatten sonra değiştirmeye çalışmak kızgın bir tencereyi kulpsuz tutmak gibi olacağından; ilk başta söylenecek şeyleri sona söylemişsin ne farkeder? İyi bir eğitim (hem aile hem devlet), iyi bir yaşam standartı (beslenme de dahil, psikolojiye etkisi yadsınamayacak kadar çok büyük) sunamazsan bu ve bunun gibi haberleri izlemeye, daha da acısı tepkisiz kalmaya devam edeceğiz.
Yapılması gerekenleri daha önce farklı bir mecrada belirtmiştim. Biraz da üzerine ekleyerek tekrar yazayım.
Şimdiki dönemden bahsedeceğim için hemen "E bunlar eskiden de vardı yeaa" diyenler olacaktır, aldırmayın, ölü taklidi yapın. Bu arada çimlere de basmayın.
1- Eğitim
İyi/kaliteli bir toplum yetiştirmek istiyorsanız eğer; öncelikle çekirdekten temeli sağlam bir eğitim vermelisiniz çocuklarınıza. Sadece ülkenin verdiği eğitimden bahsetmiyorum elbet. Bunlar da hemen 4+4+4 şeklinde bir iki yıl içinde değiştirilmiş uygulamalarla olacak iş değil. Ancak son gelen bakanımız Ziya beyden gerçekten umutluyum. Düşündüklerini uygulayabilirse güzel şeyler olacağı kanaatindeyim.
2- Beslenme
Yav oradan pis pis bıyık altından gülümseme hacıvatım. Baya bildiğin beslenme de ülkemizin öncelikli sorunlarından biridir benim nazarımda. Protein/omega3 ve gerekli mineralleri almayan biri ne kadar verimli olabilir ki? Et (proteyyyin) ile beslenen bir adam ile makarna/patates (garbonhidrat) arasındaki farkı ilkokulda öğrenmiştim. Proteyin ile beslenen işçi bir havuzu 3 dakkada dolduruyordu. Bi dakka karıştı. Neden? Çünkü iyi bir eğitim almadım! Alamadım! (sümük efekti)
Tabi insanın aklına o zaman neden bütün bilimadamları Gaziantep'ten çıkmıyor sorusu gelebilir, normaldir.
3- Liyakat & Nepotizm
Bu kelimeyi böyle ağdalı ağdalı söylemek hoşuma gidiyor. Liyaağkaat neydi? Bir işi layıkıyla yerine getiren dayıydı liyakat. Şimdi sen çok başarılı bir mühendisi kendi kurumunda işe almayıp, onu köreltip, küstürüp yerine sosyal bilim mezunu teyzenin oğlunun kuzenini alırsan işte şu anki yaşanan durumlar ortaya çıkar. Mühendis gider İtalya'da çalışır, sen de sonra bunun farkına varıp genç beyinlerin göç etmesini önlemek için yasalar/tüzükler/genelgeler hazırlarsın eyvallah; ancak bunları yaparken bile teyze oğullarını kayırmaya devam edersen durumu şöyle bir vaziyet alıyor sevgili bakanım; Hem ayranım dökülmesin, hem de tatsız olaylar yaşanmasın. (Yaşandı)
4- Ekonomi
Herkesin bahsettiği katmadeğerli mal mevzuu. Ancak bunun için artık çok geç. Bunu yakalayabilirsek eğer sadece inovasyon ve yazılım alanında gelişerek "belki". Çamaşır tozuyla, tahtayla olacak şeyler değil.
5- Bireysel/Toplumsak bıkkınlık
Patronum başıma dikildi şu an bana mobing uyguluyor, devam edecektim ama klaveyeyi elimden ald... (son harfi yazmama bile izin vermedi deli kadın! (aman feministler görmesin)
Üstteki durumların hepsini yaşayan bir adam bir süre sonra çareyi ölmek ve öldürmekte buluyor demekki. Araştırılması, üzerinde durulması gereken en önemli sorunumuz budur. Hadi eyvallah.