10. Münazara :Toplumsal yarar uğruna birey hakları feda edilebilir mi edilemez mi ?

Konu sahibi son olarak 67 gün önce görüldü
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
cmkFh.png
Merhaba ForumBahane.Net Kullanıcıları

10. Münazara İle Yine Sizlerle Birlikteyiz.

Gruplar Belirlendi ve Münazara Esnasında Karışıklığın Önlenmesi İçin Grup Üyelerine Ranklar Eklendi.

Münazara Süresi 4 gündür.

Münazara Üyeleri Dışında Hiç Kimse Yorumda Bulunamaz , Yapılan Yorumlar Silinecektir.


Desteğinizi Teşekkür Butonu İle Gösterebilirsiniz.


48 Saat Boyunca Münazaraya Katılımda Bulunmayan Münazaracı Diskalifiye Edilecek ve Bir Sonraki Münazaraya Katılma Hakkını Kaybedecektir.


10. Münazara Konusu : Toplumsal yarar uğruna birey hakları feda edilebilir mi edilemez mi?


Mavi Grup : '' Evet, Toplumsal yarar uğruna birey hakları feda edilebilir '' Fikrini Savunacak.


Kırmızı Grup : '' Hayır, Toplumsal yarar uğruna birey hakları feda edilemez '' Fikrini Savunacak.


Mavi Grup
Kırmızı Grup
FaRaH

$ehzadE
alone.


Yorumların Saygı Çerçevesinde Yapılmasını Temenni Ediyoruz.


Arkadaşlarımıza Başarılar Diliyoruz
.​
 
Toplumsal yarar uğruna birey hakları feda edilemez çünkü toplum bireylerden oluşur. Bireyler de haklarıyla yaşarlar. Hakları elinden alınmış bir birey, topluma yararlı olabilir mi ? Bu tartışılır. Topluma yararı sağlayan da bireylerdir. Yarar sağlayabilen bireyin, huzurlu ve dingin olması gerekir. Hakları elinden alınmış bir birey topluma yararlı olabilme kriterlerine pek de sahip değil diye düşünüyorum. Kaldı ki toplumsal yararın, ne kadar yararlı olduğu da tartışılır. Beş parmağın beşi bir değil, herkes aynı görüşte de değil. Hakları elinden alınmış her birey bunu olgunlukla karşılamaz. Karışık düşünceler bir süre sonra toplumu daha da bozarak, yarar yerine zarar verir.
 
Evet toplumsal yarar uğruna birey hakları feda edilebilir. Hangi haktan bahsediyoruz ki buna en güzel örnek savaşlarımız Çanakkale Savaşında milleti için canını veren Mehmetçikler var. Kim gözünü kırpmadan ülkesi ve toplumu için canını verir.Herkes birbirinden karşılık bekler ben bunu yaparsam sende karşılığında bunu yapacaksın gibi. Ama bu hakları feda etmeyen toplumlarda var .
 
Öncelikle, zaten bu görüşü istiyordum.

Toplumsal yarar uğruna birey hakları feda edilebilir.

Elbette ki edilebilir. Şöyle geriye doğru bir dönüş yapalım, tarihte gördüğümüz bütün devletlere, Almanların nazisine, İngilterenin özgürlüğüne, İskoçya'nın bağımsızlık mücadelesine, en nihayetinde kendi tarihimizin derinliklerinde ki Osmanlı'ya ve Türk devletlerine. Biliniyor mu bilmiyorum, Osmanlı'da olağanüstü haller için toplanan vergiler vardı. Bireyin haklarına tamamen ters düşen bir durum, fakat toplumsal yarar için veyahut, toplumun ileri seviyeye gitmesi için gerekli bi' durumdu. Ya da şöyle varsayım yapalım, eski Türk devletlerinde devlete karşı işlenen suçlar 'idam' cezasıyla sonuçlanıyordu,
Bireyin en temel hakkı yaşama hakkıdır. Fakat, toplum yararına feda edilebilecek bir şey.

Ya da en basite indirgeyelim. Fatih Sultan Mehmet'in çıkardığı 'Kardeş Katli' yasasını. Bu yasanın temelinde, toplumun kaosa sürüklenmemesi ve devletin parçalanmaması vardır. Osmanlı padişahları bırakın toplum içinde ki bireyi, kendi öz kardeşlerini toplumun daha ileri seviyeye gitmesi için, en temel haklarını yani Yaşama Hakları'nı ellerinden alıp feda edebiliyorlardı.

Alone arkadaşımıza ise katılmıyorum,

Şöyle bir düşündüğümüzde, toplumu bireyler oluşturuyor diyor evet haklı fakat; birey toplumun bir parçasıdır toplum bireyin değil. Kaldı ki; hakları ellerinden alınmış birey topluma fayda sağlayamaz diyor. Yine en temel hak Yaşama Hakkı'ndan bahsediyorum. Kurtuluş Mücadelesi'nde ki bireylerin tamamının hakkı elinden alındı. Fakat topluma zarar sağlamadılar. Aksine şu an ki toplumun refah seviyesine ulaşmaları için haklarından vazgeçtiler.

Şimdi gelelim diğer haklardan bahsetmeye, tarihten gidiyorum yine.

Bireyin diğer bir hakkı olan ekonomik hakkına. Yine bahsetmek gerekir ki, Mustafa Kemal Atatürk'ün, o ağır şartlarda ki, Tekalif-i Milliye Emirleri'ni hatırlayalım.
Bu kanunda diyordu ki; her aile bir asker giydirecek, makineli araçların %40 'ına el konulacak, yiyecekler ve giysilerin %40 'ına el koyalacak vs vs vs..
Burada görüyoruz ki; bireyin ekonomik ve kalkınma hakkı feda edildi. Peki niçin? Toplum yararına ve toplumun ilerlemesi için. Toplumu yokuştan kaldırmak için!

Dediğim gibi;

Birey toplumun bir parçasıdır, toplum bireyin değil.
Ve toplumun yaşaması için, her şey yapılmalı.
Ki zaten; toplum yararına diyorsak birey haklarını feda etmeyi,
Yine birey içindir bu.

İyi forumlar.
 
Birde şöyle bir şey var modern toplumların bireysel haklara ve özgürlüklere çok fazla önem verdiğini ama bu durumun sadece parası olanların sağlık, güvenlik gibi hizmetlerden yararlanabilmesini getirdiğini,sosyal devlet anlayışında ise toplum menfaati gözetildiğinden bu hakların bireyler arasında eşit dağıtılıyor. Kartalizm arkadaşıma da katılıyorum. Yurt dışına çıkmak eskiden zordu şimdi daha da zor parası olan gidiyor parası olmayan, yok parti düzenlemesinden geçince gidebiliyor. Resmen bu kaçakçılıktan başka bir şey değil. Kötü kelime ettiysem affola.
 
toplumsal yarar icinse bireylerin haklari feda edilebilir.

$oyle de du$unebiliriz, bir ailede anne cogu zaman kendi hakkindan vazgecer cocugu iyi olsun diye, zamani gelincede cocugu annesi icin hakkindan vazgecer.
Toplum icin yararli olacak hakkindan vazgecmeyi goze almayan kimse, geli$mi$ bir ulke veyahut toplum hayal edemez, bir$ey istiyorsak muhakkak bi$eyleri feda etmemiz gerekir genelde, benim hakkim toplum icin feda edemem diyen ki$i egoist olarak du$unur, cunku Hidrojen inde dediigi gibi, canakkale sava$larinda buyuklerimiz canlarini, haklarini feda etmeselerdi, bugunku ulkemiz olmayacakti, bugunku elimizdeki haklarimiz olmayacakti.

1 bireyin hakki 10 bireye katki saglayacaksa akl-i selim ile dusunen biri icin o bireyin hakkindan vazgecmesi en dogru karar, burdaki toplum kelimesini hafife almayarak agirligini goz onunde bulundurursak cevap kendiliginden kar$imizada cikcaktir diyom ben (:
 
Unutulmamalıdır ki toplum, bireylerden oluşur. Yani bir başka deyişle toplum, bireyler için vardır. Eğer toplum, bireylerin haklarını feda edecek duruma geldiyse, burada ciddi bir sıkıntı var demektir. Verilen örneklere bakacak olursak, o dönemlerde Mustafa Kemal Atatürk, yönetimin başına geçmeden önce ciddi sıkıntıların olduğunu görmüş oluruz. Savaşlar kaybediliyordu, Osmanlı toprak kaybediyordu, halk sıkıntılı günler geçiriyordu. Çok alakalı olmamakla birlikte, eğer o dönem, halka tam anlamıyla seçme ve seçilme hakkı verilseydi, yani halk da yönetime ve devlet işlerine egemen olabilseydi çok sayıda kayıp verdiğimiz o savaşlara girer miydik, burası tartışılır.

Kurtuluş Savaşı'na sözüm yok yanlış anlaşılmasın, o yapılması gereken bir durumdu ve olağanüstüydü. Her gün öyle şeyler yaşamıyoruz ki bir daha Allah bize o günleri yaşatmasın.

Yine söylüyorum; toplum, birey için vardır. Toplumsal yarar da elbette bireylerin yararına olacaktır ancak burada önemli olan, toplumun bu yararı bireylerin haklarını elinden almadan yapmasıdır. Aslolan budur.
 
$oyle diyelim, Toplum bireyi korumaz, birey toplumu korur.
Bu yasalar gibidir, yasalar degil, insanlar yasalari korur, ne icin?
duzen icin, harmoni icin, huzurun devami icin, eger insanlar yasayi korumazsa ortalik sava$a doner,
bu birey ve toplum icinde gecerlidirki birey toplumu korumazsa toplum bireyi koruyamaz,
cunku toplum bireyden ibarettir, eger toplumun icindeki birey toplumu korumazsa, bireyden olu$an toplum bireyi nasil koruyabilir?
 
Bu ne yaman bir celiskidir , toplum azinlik olan bireyi koruyamazda
Birey toplumu korursa , boyle bir toplum icin neden bireysel haklar feda edilsinki?
ayriica gunumuzun zamanina donersek, artik savas vs Hidrojen arkadasimizinda bahsettigi gibi degil.
En onemli ornegi turkiyede olusan son zamanalrdaki olaylar.
Bircok farkli toplum gruplar olusturup, bireylere toplumlarda bulunmayan bireylere zarar verdiler.
Toplum , bireye zarar verdikten sonra , bireyin toplum icin haklarini feda etmesindeki mantik nedir sizce?
Cogu hakkini feda eden bireylerin , sonradan dustukleri psikoloji durumlari goz ardi etmemek gerekir, toplum icin haklari feda edilen bireyler, ic vicdan muhasesesinden sonra yine ayni topluma zarar olarak geri donmektedir.
En guzel ornegi askerlerdir, toplum icin ozgurluklerini canlarini tehlikeye atiyorlar.
Turlu psikoloji baskisi altina girip sabr ediyorlar geri donduklerinde bu bireyler toplumdan sayilan aile olsun cevre olsun zarardan baska birsey gostermiyorlar.
Ardindanda goruyoruz cesitli intiharlar , ne icin toplum icin bireylerin haklarini feda ettikleri icin.

Sunu eklemek isterim TOPLUM BIREYLERIN HAKLARINI NE KADAR KORUNURSA O DERECECEDE REFAH VE HUZUR ICINDE OLUR. huzurlu bir toplum icin once icindeki bireylerin haklari gozetilmeli.
 
Bu ne yaman bir celiskidir , toplum azinlik olan bireyi koruyamazda
Birey toplumu korursa , boyle bir toplum icin neden bireysel haklar feda edilsinki?
ayriica gunumuzun zamanina donersek, artik savas vs Hidrojen arkadasimizinda bahsettigi gibi degil.
En onemli ornegi turkiyede olusan son zamanalrdaki olaylar.
Bircok farkli toplum gruplar olusturup, bireylere toplumlarda bulunmayan bireylere zarar verdiler.
Toplum , bireye zarar verdikten sonra , bireyin toplum icin haklarini feda etmesindeki mantik nedir sizce?
Cogu hakkini feda eden bireylerin , sonradan dustukleri psikoloji durumlari goz ardi etmemek gerekir, toplum icin haklari feda edilen bireyler, ic vicdan muhasesesinden sonra yine ayni topluma zarar olarak geri donmektedir.
En guzel ornegi askerlerdir, toplum icin ozgurluklerini canlarini tehlikeye atiyorlar.
Turlu psikoloji baskisi altina girip sabr ediyorlar geri donduklerinde bu bireyler toplumdan sayilan aile olsun cevre olsun zarardan baska birsey gostermiyorlar.
Ardindanda goruyoruz cesitli intiharlar , ne icin toplum icin bireylerin haklarini feda ettikleri icin.

Sunu eklemek isterim TOPLUM BIREYLERIN HAKLARINI NE KADAR KORUNURSA O DERECECEDE REFAH VE HUZUR ICINDE OLUR. huzurlu bir toplum icin once icindeki bireylerin haklari gozetilmeli.

Katılmıyorum size. Ayrıca toplum azınlık bireyi koruyamaz nedir yahu? Eğer birey azınlıksa, toplum nasıl çoğunluk olur? Her neyse,
Askerlere felan değinmişsiniz. Askerlik bireyin haklarını kısıtlar, fakat şöyle düşünün. Askerlik eğer bireyin haklarını kısıtlayamaz dersek, toplum nasıl korunur? Bireylerin hakları gözetilmemeli demişsiniz. Evet gözetilmemeli.. Ama hiç bir zamanda, toplumun zararına olacak şeyler, bireyin hakkı olamaz. Gel gelelim Türkiye'de ki farklı etnik gruplara, bu gün ırk, din veya siyasal anlamda, bir çok hak verilirse bireye veya feda edilmezse toplumun düşeceği kaos ortamını düşünün. Toplum içinde ki bireylerin psikolojisi haklarının elinden alınmasıyla ilgili değildir. Toplumun önyargıları, baskılarıdır asıl.
Bugün tecavüze uğrayan bir bayanın yaşadığı psikolojik durum, erkeğe verilen haklardan kaynaklıdır. Bireyin temel hakkı nedir? Yaşama, eğitim, barınma, özgürce yaşama vs vs.
Eğer katilini , tecavüzcüsünü , darbecisinin hakları elinden alınmazsa, bu suç oranı nasıl düşürülebilir. Ki kaldı ki, her birey kendi toplumu için fedâkarlık yapmak zorundadır!


Ne demişti Nazım;

Sen yanmasan, ben yanmasam, nasıl çıkar aydınlıklar karanlığa!
 
Unutulmamalıdır ki toplum, bireylerden oluşur. Yani bir başka deyişle toplum, bireyler için vardır. Eğer toplum, bireylerin haklarını feda edecek duruma geldiyse, burada ciddi bir sıkıntı var demektir. Verilen örneklere bakacak olursak, o dönemlerde Mustafa Kemal Atatürk, yönetimin başına geçmeden önce ciddi sıkıntıların olduğunu görmüş oluruz. Savaşlar kaybediliyordu, Osmanlı toprak kaybediyordu, halk sıkıntılı günler geçiriyordu. Çok alakalı olmamakla birlikte, eğer o dönem, halka tam anlamıyla seçme ve seçilme hakkı verilseydi, yani halk da yönetime ve devlet işlerine egemen olabilseydi çok sayıda kayıp verdiğimiz o savaşlara girer miydik, burası tartışılır.

Kurtuluş Savaşı'na sözüm yok yanlış anlaşılmasın, o yapılması gereken bir durumdu ve olağanüstüydü. Her gün öyle şeyler yaşamıyoruz ki bir daha Allah bize o günleri yaşatmasın.

Yine söylüyorum; toplum, birey için vardır. Toplumsal yarar da elbette bireylerin yararına olacaktır ancak burada önemli olan, toplumun bu yararı bireylerin haklarını elinden almadan yapmasıdır. Aslolan budur.

Kendiniz söylediniz, sıkıntılı günlerdi. Zaten toplum yararları için yapılan birey kısıtlamaları ancak sıkıntılı günlerde olur. Toplum birey için yoktur. Birey toplum için vardır. Ki toplumu da bireyler oluşturur. Toplumun yararları bireylerin haklarını elinden almadan yapmasıdır demişsiniz; dünya da hiç bir toplum yoktur ki, sıkıntılı günlerinde, kaos ortamında, işlenen suçlarda birey hakkını kısıtlamadan vicdani olarak veya başka şekilde olayları halletsin.

Dediniz ki;

" Çok alakalı olmamakla birlikte, eğer o dönem, halka tam anlamıyla seçme ve seçilme hakkı verilseydi, yani halk da yönetime ve devlet işlerine egemen olabilseydi çok sayıda kayıp verdiğimiz o savaşlara girer miydik, burası tartışılır. "

Zaten halka seçme ve seçilme hakkı verilmediğinden dolayı, o halde düştük. Toplum zararına birey haklarını kısıtladı. Biz toplum yararına birey haklarını kısıtlamaktan bahsediyoruz. Yine aynı yerden gideceğim, Mustafa Kemal'in yasama/yürütme/yargı yı eline alması, meclisin olmadığından değildi. Yani milletin seçme ve seçilme hakkı vardı. Fakat meclisdeki bireylerin hakları kısıtlandı, ve toplum yararına yapıldı.
 
Neden birey toplum icin feda etsinki hakkini ama ?
En ufak ayri dusmede toplum bireye sirtini cevirmiyormu?
peki dediginiz gibi , birey toplum icin feda etti hakkini, asker oldu bilmem savci oldu bireyler icin turlu zorluklara acilara katlandi, en ufak dusunce ayriliginda bu insanlarin ondan sirt cevirecegini yalnizliga mahkum edecegini bildigi halde neden birey hakkini feda etsin?
Ayrica bu hak feda etmenin bi tecavuzcu ile ayni safta anilmasida bence hic yerinde olmamis, genel evleri toplumun olusturdugu birsey degilmi ki zaten
icinde gucsuz haklari feda edilmis hayat kadinlari calistirilmiyormu bu mekanlarda?
Hani nerde ugruna feda ettigi toplum, demissiniz ki erkeklee verilen haktir, toplum vermedimi erkege bu hakki. Bireyin hakkini ezip vermedimi erkek topluluguna o hakkini.
Bireyin hakki toplum icin feda edilemez
 
Neden birey toplum icin feda etsinki hakkini ama ?
En ufak ayri dusmede toplum bireye sirtini cevirmiyormu?
peki dediginiz gibi , birey toplum icin feda etti hakkini, asker oldu bilmem savci oldu bireyler icin turlu zorluklara acilara katlandi, en ufak dusunce ayriliginda bu insanlarin ondan sirt cevirecegini yalnizliga mahkum edecegini bildigi halde neden birey hakkini feda etsin?
Ayrica bu hak feda etmenin bi tecavuzcu ile ayni safta anilmasida bence hic yerinde olmamis, genel evleri toplumun olusturdugu birsey degilmi ki zaten
icinde gucsuz haklari feda edilmis hayat kadinlari calistirilmiyormu bu mekanlarda?
Hani nerde ugruna feda ettigi toplum, demissiniz ki erkeklee verilen haktir, toplum vermedimi erkege bu hakki. Bireyin hakkini ezip vermedimi erkek topluluguna o hakkini.
Bireyin hakki toplum icin feda edilemez

Neden birey toplum için feda etsin ki hakkını ama? Dediniz, o halde gitmeyin askere. Etmeyin hakkınızı feda, bu tamamiyle milli bilinçle alakalı. Dediğiniz gibi haklar değil.

Yine dediniz ki;

" toplum vermedimi erkege bu hakki." Toplum kısıtlamadığından olmadı mı bu? Burada kendinize ters düştünüz. Biz toplum birey çatışmasını baz almıyoruz. Toplum yararına ve birey haklarını ele alıyoruz.

Bugün genelevlerinde çalışan hayat kadınlarını toplum mu kısıtladı? Hangi anayasada, hangi kannunnamede veya hangi toplum örf/adetinde veya hangi kitap ta yazılı bu. Hayat kadınlarını zorla mı aldılar.

Ve yine dediniz;

"Bireyin hakkini ezip vermedimi erkek topluluguna o hakkini."

Burada afedersiniz, yine kendinize ters düştünüz. O hakkı erkeğe veren, toplum değildir. Toplum sadece erkeklerden oluşmaz! Eğer erkeğin o hakkı toplum yararına kısıtlansaydı böyle mi olurdu?
 
Bu ne yaman bir celiskidir , toplum azinlik olan bireyi koruyamazda
Birey toplumu korursa , boyle bir toplum icin neden bireysel haklar feda edilsinki?
ayriica gunumuzun zamanina donersek, artik savas vs Hidrojen arkadasimizinda bahsettigi gibi degil.
En onemli ornegi turkiyede olusan son zamanalrdaki olaylar.
Bircok farkli toplum gruplar olusturup, bireylere toplumlarda bulunmayan bireylere zarar verdiler.
Toplum , bireye zarar verdikten sonra , bireyin toplum icin haklarini feda etmesindeki mantik nedir sizce?
Cogu hakkini feda eden bireylerin , sonradan dustukleri psikoloji durumlari goz ardi etmemek gerekir, toplum icin haklari feda edilen bireyler, ic vicdan muhasesesinden sonra yine ayni topluma zarar olarak geri donmektedir.
En guzel ornegi askerlerdir, toplum icin ozgurluklerini canlarini tehlikeye atiyorlar.
Turlu psikoloji baskisi altina girip sabr ediyorlar geri donduklerinde bu bireyler toplumdan sayilan aile olsun cevre olsun zarardan baska birsey gostermiyorlar.
Ardindanda goruyoruz cesitli intiharlar , ne icin toplum icin bireylerin haklarini feda ettikleri icin.

Sunu eklemek isterim TOPLUM BIREYLERIN HAKLARINI NE KADAR KORUNURSA O DERECECEDE REFAH VE HUZUR ICINDE OLUR. huzurlu bir toplum icin once icindeki bireylerin haklari gozetilmeli.

Türkiye' deki olaylar toplumsal haklarından vazgeçmedikleri için oluyor. 1 kişinin yüzünden milyonlarca insanın canını almakta neyin nesi. O zaman her şeyimizi bırakalım herkes kendi devletini kurmak için yaşasın Dünya'da ki barışı neden sağlayalım ki evet askerlerimize örnek verdim bunun bir örneğini de verebilirim Mustafa Kemal Atatürk İstanbul hükümetiyle ters düşünce askerlik mesleğinden vazgeçmeseydi yani, kendi hakkından vazgeçmeseydi Kurtuluş Savaşı yapılabilir miydi?
 
Neden birey toplum için feda etsin ki hakkını ama? Dediniz, o halde gitmeyin askere. Etmeyin hakkınızı feda, bu tamamiyle milli bilinçle alakalı. Dediğiniz gibi haklar değil.
Milli bilinc , cogu erkek zaten zorla gidilmesinden yana degil , savundugunuz toplum milli bilinc oyle bir hale getirmis ki sistemi , bireyin haklarinin feda etmek isteyip istemedigi bile sorulmaz umursanmaz hale gelmis.
Zorla el koyuyor milli bilinc dediginiz toplum degilmidirki
Yine dediniz ki;

" toplum vermedimi erkege bu hakki." Toplum kısıtlamadığından olmadı mı bu? Burada kendinize ters düştünüz. Biz toplum birey çatışmasını baz almıyoruz. Toplum yararına ve birey haklarını ele alıyoruz.

Peki neden toplum yararina , toplum erkek bireyler bu haklarini feda etmesini istemiyor
Bugün genelevlerinde çalışan hayat kadınlarını toplum mu kısıtladı? Hangi anayasada, hangi kannunnamede veya hangi toplum örf/adetinde veya hangi kitap ta yazılı bu. Hayat kadınlarını zorla mı aldılar.

Yapmayin lutfe hangi hayat kadini istekli bir sekilde bedenini hemde kendi karina bile olmadigi halde pazarlar.
Gucu elinde tutan toplumun baskisiyla zorlamasiyla hakkini feda etmiyormu o kadinlar, baski dayak siddetle tutulmuyorlar mi o mekanlarda
Toplumun yararina ama pardon, o kadinlarin orda haklarini feda etmesi lazim ki birkac toplumsal ust duzeyde yonetici erkekler yada toplumun herhangi kisimdaki erkeklerin tatminsizliklerinin giderilmesi icin feda etmesi lazim.
Ister istekli ister isteksiz, cunku toplmsal yapinin erkekleri seks ihtiyaclarini gidermesi lazim.
Ve yine dediniz;

"Bireyin hakkini ezip vermedimi erkek topluluguna o hakkini."

Burada afedersiniz, yine kendinize ters düştünüz. O hakkı erkeğe veren, toplum değildir. Toplum sadece erkeklerden oluşmaz! Eğer erkeğin o hakkı toplum yararına kısıtlansaydı böyle mi olurdu?


:)
sanirim ben yanlis biliyorum. Toplum oturtmadimi bu zihni zaten , o erkek yapar! Bunu toplum demiyormu ki


.....
 
Bugunumuzun bireyleri ile Mustafa kemal , ve o zamanda yasanilanlarin karsilastirmasini dogru bulmuyorum acikcasi.


Kisaca soyle dusunuyrum:

Mahremiyete yonelik ihlaller, bireysel yasantiyi ve bireyselligi zayiflatarak toplumu ortalama kimselerden olusan bir butun haline getirir. Surekli olarak baskalari arasinda yasayan hayatinin her anini digerleriyle paylasmaya zorlanan insan kendi bireyselliginden onurundan ve sayginligindan yoksun kalmis olur hakkini feda ettiginde. Her ihtiyaci azrzusu zevki ve dusuncesi kamusal bir sorusturmaya veya denetime konu olan sahis, bireyselligini yitirerek ortalama bir varliga donusur hakkini feda ettiginde. Oysa kolektif dusuncenin bireyin bagimsizligina mudahalesininn bir siniri olmalidir. Bu siniri bulmak ve onu saldirilara karsi korumak toplumsal yasamin iyi bir sekilde surdurulmesi bakimindan vazgecilmez oneme sahiptir diye savunuyorum
 
Bugün görülüyor ki demokrasiyi –topluluksal– yaşamda yaşatmak olanaklı değildir. Bunun birçok nedeninin yanında buna, demokrasi kavramının tanımlanmasından doğan sorunları da eklememiz gerekir. Ne yapmalıyız da demokrasiyi uygun bir kavram içerisinde değerlendirmeliyiz? Toplumun oluşması için o toplumun özellikle yaşadığımız çağda belirli toprak ülke sınırları içerisinde olması gerekir. Toprak ülke sınırları, emperyalist ülkelerin sömürüsünden korunmak için ilk koşuldur. Koşulları çoğaltabiliriz…Tek doğru süreye bağlı olarak değişse de, önemli olan bu değişen doğruda buluşmaktır. Ana ölçüt toplumun yarar ve çıkarıdır. Örneğin yüz kişi bir odanın sıcaklığını bir termometre ile ölçmeye çalışıyorsa ve herkes aynı anda var olan sıcaklık derecesini doğru söylüyorsa orada değişen doğru bulunmuş demektir. Termometre sıcaklığa ve süreye bağlı olarak değişebilir; ancak önemli olan herkesin bu değişen doğru üzerinde uzlaşmasıdır.
 
Bugunumuzun bireyleri ile Mustafa kemal , ve o zamanda yasanilanlarin karsilastirmasini dogru bulmuyorum acikcasi.


Kisaca soyle dusunuyrum:

Mahremiyete yonelik ihlaller, bireysel yasantiyi ve bireyselligi zayiflatarak toplumu ortalama kimselerden olusan bir butun haline getirir. Surekli olarak baskalari arasinda yasayan hayatinin her anini digerleriyle paylasmaya zorlanan insan kendi bireyselliginden onurundan ve sayginligindan yoksun kalmis olur hakkini feda ettiginde. Her ihtiyaci azrzusu zevki ve dusuncesi kamusal bir sorusturmaya veya denetime konu olan sahis, bireyselligini yitirerek ortalama bir varliga donusur hakkini feda ettiginde. Oysa kolektif dusuncenin bireyin bagimsizligina mudahalesininn bir siniri olmalidir. Bu siniri bulmak ve onu saldirilara karsi korumak toplumsal yasamin iyi bir sekilde surdurulmesi bakimindan vazgecilmez oneme sahiptir diye savunuyorum

Vatanımızda hür olarak yaşama hakkımıza son veriliyordu. Yüzyıllardır üzerinde bağımsız olarak yaşadığımız bu topraklar düşmanlara veriliyor, bizim de bunu kabul etmemiz isteniyordu. Napsaydık el sallayıp gelin alın mı deseydik yoksa bu toplum bu millet için canımızı vemesemiydik. Kusura bakmayın ama olmasaydı olmazdık tabirini kullanıcam biz onun sayesinde bu kadar refaha ermiş sayılırız.
 
Kendiniz söylediniz, sıkıntılı günlerdi. Zaten toplum yararları için yapılan birey kısıtlamaları ancak sıkıntılı günlerde olur. Toplum birey için yoktur. Birey toplum için vardır. Ki toplumu da bireyler oluşturur. Toplumun yararları bireylerin haklarını elinden almadan yapmasıdır demişsiniz; dünya da hiç bir toplum yoktur ki, sıkıntılı günlerinde, kaos ortamında, işlenen suçlarda birey hakkını kısıtlamadan vicdani olarak veya başka şekilde olayları halletsin.

Dediniz ki;

" Çok alakalı olmamakla birlikte, eğer o dönem, halka tam anlamıyla seçme ve seçilme hakkı verilseydi, yani halk da yönetime ve devlet işlerine egemen olabilseydi çok sayıda kayıp verdiğimiz o savaşlara girer miydik, burası tartışılır. "

Zaten halka seçme ve seçilme hakkı verilmediğinden dolayı, o halde düştük. Toplum zararına birey haklarını kısıtladı. Biz toplum yararına birey haklarını kısıtlamaktan bahsediyoruz. Yine aynı yerden gideceğim, Mustafa Kemal'in yasama/yürütme/yargı yı eline alması, meclisin olmadığından değildi. Yani milletin seçme ve seçilme hakkı vardı. Fakat meclisdeki bireylerin hakları kısıtlandı, ve toplum yararına yapıldı.

Az çok aynı yere çıktığımızı düşünüyorum, en azından bu yazınızla. Bende bunu diyorum. Birey hakları kısıtlanmamalı. Hak deyince aklınıza neden sadece "yaşama" ya da "eğitim" hakkı geliyor ki? Toplum yararına kısmına gelecek olursak o dönemin gerek dini gerekse siyasi şartları az çok onu gösteriyordu. Padişah yönetiminde, başka türlüsünü yapmak toplumun zararına olacak diye düşünmüşlerdi herhalde. Yaşamadan bilemeyiz tabi.

Bir hatayı yapmadan önce önlem almak mı daha iyidir, yoksa hatadan sonra başka çareler aramak mı? İkisi de iyidir ama hatayı yapmadan önce önlem almak daha iyidir. Felaketler, genellikle işaretleriyle birlikte gelirler. Bu gibi dönemlerde önlemler alırsak, felaket başımıza geldiğinde bireysel hakları kısıtlamak zorunda kalmayız. Konumuzla alakasını daha da açmak gerekirse, verdiğimiz örnekten ilerleyerek şunu diyebiliriz ; Eğer gerektiği yerde, gerektiği gibi halka da tam anlamıyla bir seçim hakkı verilseydi böyle olmazdı diye düşünüyorum. Evet seçme ve seçilme hakkı vardı o dönemde halkın, ama rayına oturmayan bir çok şeyin olduğunu da biliyorsunuzdur.

Peki hangisi daha iyi olurdu ? En başından halka tam anlamıyla hakları verilseydi, halkımız daha sonrada Kurtuluş Savaşı'nda o kadar acı ve zorluk çekmeseydi çok daha iyi olmaz mıydı? Tabi ki olurdu.

Diyeceksiniz ki yönetimi halka vermek olayları engeller miydi? Orasını da kesin bilemeyiz. Ama halk, yöneticisini değiştirebilirdi.

Özetle diyorum ki böyle kaos ortamları genellikle (doğal durumlar ve istisnalar dışında) halka yeterli hakkı vermemekten doğuyor. En azından, benim görüşüm böyle.


 
Vatanımızda hür olarak yaşama hakkımıza son veriliyordu. Yüzyıllardır üzerinde bağımsız olarak yaşadığımız bu topraklar düşmanlara veriliyor, bizim de bunu kabul etmemiz isteniyordu. Napsaydık el sallayıp gelin alın mı deseydik yoksa bu toplum bu millet için canımızı vemesemiydik. Kusura bakmayın ama olmasaydı olmazdık tabirini kullanıcam biz onun sayesinde bu kadar refaha ermiş sayılırız.

estgh ne kusuru, ama sanirim biraz konunun disina kayma olmus. O zamana gore dediginiz dogru.
cumhuriyetin kurulma yillarinda degiliz. Az oncede belirttigim gibi o gunun Ve bugunun insanlari arasinda birey Ve toplumlari arasinda cok buyuk farklar.
o zaman bireyin hakkini feda etmesi istiklal meselesi iken, gunumuzde hep baska insanmarin toplumlarin , faaliyet gosteren derneklerin kisisel toplumsal cikarlari icindir. Bunu dogru bulmuyorm
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri