huri
Bronz Üye
-
- Katılım
- Nisan 13, 2019
-
- Mesajlar
- 4,690
-
- Tepkime puanı
- 2,174
-
- Puanları
- 348
Hepimiz zaman zaman zor dönemlerden geçiyoruz. Yaşadığımız travmalar hayatımızı büyük ölçüde etkiliyor. Bazen hiç beklenmedik olaylar beklenmedik etkiler yaratıyor ruhumuzda. Ruhsal hastalıklar da tam olarak bu yaşadıklarımız -ya da belki de yaşayamadıklarımız- sonucu oluşuyor. Travmalar bu tür hastalıklara dönüştüğünde atlatması çok daha zor ve profesyonel destek ise kaçınılmaz oluyor. Ancak elbette profesyonel destekle birlikte atlatamayacağımız hiçbir şey yok!
Dünyada 450 milyondan fazla insan ruhsal hastalıklarla mücadele ediyor. Bazen depresyon gibi daha kolay atlatılabilen durumlar oluşurken bazen de büyük travmaların büyük sonuçları olarak acı veren hastalıklar çıkıyor karşımıza. Bunlardan birine göz atalım.
1. Alice Harikalar Diyarında Sendromu (Todd Sendromu)
Uykuya dalmak üzereyken ya da uykudan uyanınca, özellikle gece yarısı oluşan ve eşyaların daha büyük ya da daha küçük gelmesi ya da seslerin daha kısık ya da daha yüksek gelmesi hali. Bu hastalığı yaşayanlar bulundukları odanın ve mobilyaların kaydığını, uzaklaştığını ya da yakınlaştığını hissedebilir. Bu durum gözlerle alakalı değildir. Bir halüsinasyon da değildir. Beynin, içinde bulunduğu ortamı nasıl algıladığıyla alakalıdır. Görme, dokunma ve duyma gibi bir çok duyuyu etkileyen bu hastalık zaman algısıyla da oynayabilir. Kaslar istemsiz çalışabilir, bacaklar kontrol edilemeyebilir, hareket zorlukları yaşanabilir. Bu durum geceleri genellikle yarım saat kadar sürer. İlk olarak 1950’lerde İngiliz psikiyatrist Dr. John Todd tarafından tanımlandığı için Todd Sendromu olarak da bilinen Alis Harikalar Diyarında sendromu, genellikle çocuklarda görülür. Ancak zaman zaman yetişkinlerde de dış etkenlere bağlı olarak görmek mümkündür.
Alice Harikalar Diyarı’nda Sendromu’na sahip hastaların zaman kavramı yoktur. Onlar için bazen çok yavaş ilerleyen zaman, bazense aşırı bir hızla ilerler. Zaman belirsizliği hastalarda sürat belirsizliğine de yol açar. Yani normal şekilde yaşamak için gerekli olan farkındalıkların pek çoğundan çok uzaktadırlar.
Hastalığın sebeplerinden bir kısmı; migren, psikoaktif ilaçların sık kullanımı, beyin tümörüdür. Epstein Barr virüsü enfeksiyonunun ilk semptomu olarak görüldüğü kaydedilmiştir. Bazı profesörler tarafından bu sendrom başka hastalıkların değişik bir belirtisi olarak görülmektedir. Belirli bir yaş grubu, cinsiyete bağlı değildir. Küçük çocuklarda daha yaygın görülür.
Alice Harikalar Diyarı’nda Sendromu ne yazık ki hâlâ hakkında çok az şey bilinen bir hastalıktır. Bilinen bir tedavisi yoktur; ancak erken tanıda önüne geçilebilecek önlemler alınabilir. Bunlar, migren tedavisinde kullanılan yöntemlerin benzeri uygulamalardır. Kronik vakalar için bilinen bir çözümse henüz yoktur; fakat eninde sonunda ortaya çıkacaktır. En iyi tedavi yöntemi dinlenmedir. Belirtiler tehlikeli değildir ama hasta şaşkınlık, korku krizleri geçirebilir. Uzmanlar danışmanlarına destek gruplarına katılmayı önermektedir. Tecrübeleri başkalarıyla paylaşmak, hastalıkla en iyi başa çıkabilme yoludur.
İnternet üzerinde rahatlıkla ulaşılabilecek, hastaların tecrübelerini sanal ortam üzerinden dünyanın her yerinde benzer deneyimleri yaşayan insanlarla paylaşılabileceği destek grupları bulunmaktadır. 21 yaşında sendromun ilk belirtilerini yaşayan bir kadın, 31 yaşında gelip bu deneyimlerini anlatırken ilk başlarda yaşadıkları konusunda büyük sıkıntılar çektiğini, yaşadığının psikolojik bir hastalık olmadığını, tedavi için birçok yöntem denediğini, migrenler yüzünden aldığı hiçbir ağrı kesici ilacın işe yaramadığını, “Dünyanın benimle ne derdi var?” diye düşündüğünü söylüyor. fiimdi ise artık bu hastalığı kabullenmek zorunda olduğunu anladığını, onunla yaşayabileceği şekilde ve tabii yapabildiği kadar, dizginlemeye çalıştığını ve hayatını normal bir şekilde, sadece diğer insanlardan daha zorlu olarak yaşadığını söylüyor. “Bazen yatağımda uzanırken kendimi birden pencerenin kenarında dışarıyı izlerken buluyordum. Ağaçların üzerinden uçan kargaları izliyordum. Uzakta olmasına rağmen sanki çok yakınmış gibi bütün kuşların üzerindeki detayları görebiliyordum ve ağaçlar sadece bir kol uzunluğundaydı. Bir süredir bu küçük etkileri görmüyorum ve özledim diyebilirim.”
Dünyada 450 milyondan fazla insan ruhsal hastalıklarla mücadele ediyor. Bazen depresyon gibi daha kolay atlatılabilen durumlar oluşurken bazen de büyük travmaların büyük sonuçları olarak acı veren hastalıklar çıkıyor karşımıza. Bunlardan birine göz atalım.
1. Alice Harikalar Diyarında Sendromu (Todd Sendromu)
Uykuya dalmak üzereyken ya da uykudan uyanınca, özellikle gece yarısı oluşan ve eşyaların daha büyük ya da daha küçük gelmesi ya da seslerin daha kısık ya da daha yüksek gelmesi hali. Bu hastalığı yaşayanlar bulundukları odanın ve mobilyaların kaydığını, uzaklaştığını ya da yakınlaştığını hissedebilir. Bu durum gözlerle alakalı değildir. Bir halüsinasyon da değildir. Beynin, içinde bulunduğu ortamı nasıl algıladığıyla alakalıdır. Görme, dokunma ve duyma gibi bir çok duyuyu etkileyen bu hastalık zaman algısıyla da oynayabilir. Kaslar istemsiz çalışabilir, bacaklar kontrol edilemeyebilir, hareket zorlukları yaşanabilir. Bu durum geceleri genellikle yarım saat kadar sürer. İlk olarak 1950’lerde İngiliz psikiyatrist Dr. John Todd tarafından tanımlandığı için Todd Sendromu olarak da bilinen Alis Harikalar Diyarında sendromu, genellikle çocuklarda görülür. Ancak zaman zaman yetişkinlerde de dış etkenlere bağlı olarak görmek mümkündür.
Alice Harikalar Diyarı’nda Sendromu’na sahip hastaların zaman kavramı yoktur. Onlar için bazen çok yavaş ilerleyen zaman, bazense aşırı bir hızla ilerler. Zaman belirsizliği hastalarda sürat belirsizliğine de yol açar. Yani normal şekilde yaşamak için gerekli olan farkındalıkların pek çoğundan çok uzaktadırlar.
Hastalığın sebeplerinden bir kısmı; migren, psikoaktif ilaçların sık kullanımı, beyin tümörüdür. Epstein Barr virüsü enfeksiyonunun ilk semptomu olarak görüldüğü kaydedilmiştir. Bazı profesörler tarafından bu sendrom başka hastalıkların değişik bir belirtisi olarak görülmektedir. Belirli bir yaş grubu, cinsiyete bağlı değildir. Küçük çocuklarda daha yaygın görülür.
Alice Harikalar Diyarı’nda Sendromu ne yazık ki hâlâ hakkında çok az şey bilinen bir hastalıktır. Bilinen bir tedavisi yoktur; ancak erken tanıda önüne geçilebilecek önlemler alınabilir. Bunlar, migren tedavisinde kullanılan yöntemlerin benzeri uygulamalardır. Kronik vakalar için bilinen bir çözümse henüz yoktur; fakat eninde sonunda ortaya çıkacaktır. En iyi tedavi yöntemi dinlenmedir. Belirtiler tehlikeli değildir ama hasta şaşkınlık, korku krizleri geçirebilir. Uzmanlar danışmanlarına destek gruplarına katılmayı önermektedir. Tecrübeleri başkalarıyla paylaşmak, hastalıkla en iyi başa çıkabilme yoludur.
İnternet üzerinde rahatlıkla ulaşılabilecek, hastaların tecrübelerini sanal ortam üzerinden dünyanın her yerinde benzer deneyimleri yaşayan insanlarla paylaşılabileceği destek grupları bulunmaktadır. 21 yaşında sendromun ilk belirtilerini yaşayan bir kadın, 31 yaşında gelip bu deneyimlerini anlatırken ilk başlarda yaşadıkları konusunda büyük sıkıntılar çektiğini, yaşadığının psikolojik bir hastalık olmadığını, tedavi için birçok yöntem denediğini, migrenler yüzünden aldığı hiçbir ağrı kesici ilacın işe yaramadığını, “Dünyanın benimle ne derdi var?” diye düşündüğünü söylüyor. fiimdi ise artık bu hastalığı kabullenmek zorunda olduğunu anladığını, onunla yaşayabileceği şekilde ve tabii yapabildiği kadar, dizginlemeye çalıştığını ve hayatını normal bir şekilde, sadece diğer insanlardan daha zorlu olarak yaşadığını söylüyor. “Bazen yatağımda uzanırken kendimi birden pencerenin kenarında dışarıyı izlerken buluyordum. Ağaçların üzerinden uçan kargaları izliyordum. Uzakta olmasına rağmen sanki çok yakınmış gibi bütün kuşların üzerindeki detayları görebiliyordum ve ağaçlar sadece bir kol uzunluğundaydı. Bir süredir bu küçük etkileri görmüyorum ve özledim diyebilirim.”
Son düzenleme: