Zamana El Sallarken Ölüme Merhaba Deriz Bir Gün

🕒 Konu sahibi 1 saat önce aktifti



786.jpg


Telefon görüşmeme kaptırmışken kendimi, geçmekte olan bir amcaya takılmıştı gözlerim.Bir anda sendeledi, dengesini kuramadı önce ve diz üstü düştü , daha sonra yine doğrulmaya fırsat bulamadan birden burnunun üzerine kapaklanıverdi yere.Şapkası bir yana gitti kendisi bir yana.İçim cız etmişti birden halini görünce ve telefon görüşmeme ara verip amcaya yöneldim o endişeyle.Ben gelirken amca doğrulmaya gayret ediyor bir yandan burnunu yokluyordu.Aldığı darbe burnunun üstünü kanatmıştı.Benden önce yetişen birkaç kişi amcaya yardım etti hamd olsun.Yapabileceğim bir şey olmadığını fark edip geri döndüm yerime.Kaldığım yerden devam ederken görüşmeme bir yandan da aklım ve yüreğim amcada kalmıştı.Yere düşüşü halen gözlerimin önünde..
Gençliğini düşünüyorum.Belki 18 yaşındaki haliyle öyle düşüvermezdi yere.Sendelediğiyle kalır, düşmeden doğrulur yoluna devam ederdi.Yılların ağırlığı vardı şimdi üstünde, kaldıramadığı ve ufak bir etkiyle yere deviren, kanatan bir ağırlık..Gençlik gitmişti, yıllar geçmişti.Geçen yıllar yeni ağırlıklar bırakmıştı omzuna, zayıflatmıştı bedenini.Kim bilir neler yaşayarak gelmişti bu yaşa, o güne..
Zamanımız kum tanesi gibi akıp gidiyor ellerimizin arasından.
Ne zaman son bulacağını bilmeden yaşarken, bir yandan..

Geçen günler geçip gitmiş, gelecek günler gelir mi bilinmez.Günümüzü nasıl yaşadığımıza bakmadan bitip gidiyor günler.Ölüm..O kara(!) kelime..Akıllara getirilmez, hatırda tutulmaz.Varlığı unutulur gider.Kimine karadır ölüm, kimine vuslat..Ama şaşmadan, ıskalamadan kimseyi, gelip çalmış herkesin kapısını.Ve ölümden sonra artık, ikinci bir şansı kalmamıştır insanın.
Onlardan birine ölüm geldiği vakit der ki: Rabbım, beni geri döndür.
Belki yapmadan bıraktığımı tamamlar ve salih amel işlerim. Hayır, bu söylediği, sadece kendi lafıdır. Tekrar diriltilecekleri güne kadar arkalarında onları geriye dönmekten alıkoyan bir berzah vardır.
[23/Mu’minun, 99-100]

Şu yazı bitene kadar dahi, her kelimede her harfte ömrümüzden eksildi.Her an eksilip gitmekte ömür ve her an daha da yaklaşmakta ölüm.Ölüm hem korkutmalı biraz ve hem de müjde olmalı.İkinci bir şansımızın artık olmayacağından korkmalı daha çok çalışmalıyız ahiret için ve Allah’a iyi bir kul olmak gayretiyle çalışıp, Ona şirk koşmadan yalnızca Onu ilah ve rab edinip ondan sonra Allah’ın bağışlayıcılığına tevekkül ile ölümü bir müjde gibi beklemeliyiz.Dünyada kendisinin rızası için çalışıp haram ve helallerine riayet etmek için gayret ettiğimiz, ona şirk koşmaktan sakındığımız Rabbimize vuslat olmalı ölüm.

Allah’ın ölüm ve yeniden diriliş ayetlerini her sene yaşayarak okuyoruz.Her sene yemyeşil baharın nasıl kışa döndüğüne şahit oluyoruz.Ve kışa dönen baharın nasıl da yeniden geldiğini, toprağın yeniden nasıl dirildiğine şahit oluyoruz.Çok severek yetiştirdiğimiz, özenle bakıp suladığımız çiçeğimizin zamanı dolunca nasıl da solup gittiğine şahit oluyoruz, sonra tohumuyla yeniden başka bahara dirilişini sevinçle karşılıyoruz.Her sene ölümler ve doğumlar geliyor kulağımıza.Her sene ölümün geleceğinin haberini alıyoruz ve yeniden dirileceğimizin müjdesini.Ölüm son olmuyor, yalnızca dünya hayatına açılmamak üzere kapanan bir kapı oluyor.Yeniden açma imkanımızın olmayacağı o kapı kapanmadan evvel, Allah’a şirk koşmadan iman eden ve salih ameller işleyen kullar olmak için uyanma vakti artık gelmedi mi?

Allah, aranızdaki iman edip iyi ameller işleyenlere, kendilerini tıpkı daha önceki mü’minler gibi yeryüzünde egemen kılacağını, kendileri için seçtiği dinlerini sarsılmaz temellere oturtacağını ve korkularını güvene dönüştüreceğini vadetti. Çünkü onlar bana kulluk ederler, hiçbir şeyi bana ortak koşmazlar. Bu aşamadan sonra kâfir olanlara gelince, onlar yoldan çıkmışların ta kendileridirler.
[24/Nur,55]
 
Geri