Yunan Şarap ve Şenlik Tanrısı Dionysos kimdi?

Konu sahibi son olarak 1287 gün önce görüldü
Hadi atheizler bunuda aciklayin

Mitoloji denen şey gerçekten ilginç bir dünya. İçinde hem günümüze kadar ışık tutan bazı olaylar olduğu gibi(nereden geldiğine/kökenine dair) kimi felsefi bakış açılarına da yer veriyor. Bundan dolayı yorumlayıp değerlendirirken çok farklı tezler ortaya çıkıyor. İşte Dionysos da bunlardan biri. Şahsen bu tanrıyı ilk Bachus ismiyle öğrenmiştim. Oynadığım bir oyunda kullandığım karakterlerdendi. Oradan merak sarıp bakmıştım.


Aslında Dionysos insanlığa en yakın olan tanrıdır. Çünkü diğer tanrılar gibi Olimpos’un tepesinden insanlara bakmaz. İnsanlarla iç içedir. Beraber eğlenir, şarap içer, etkinlik varsa katılır ve vakit geçirirlerdi. Ama yine de @Mastor ‘un dediği gibi direkt “Sefa pezevengi” diye tanımlamak yeterli değil. Kendisi doğmuş ölmüş ve tekrar doğmuştur. Sefa çekene kadar yaşadığı bir ton hadise vardır. Örneğin daha annesinin karnındayken annesi feci bir şekilde ölmüş, Zeus kendisini kurtarmış, baldırına saklamış, doğumunu burada gerçekleştirmiştir. Doğumundan sonra Hera bundan haberdar olmuş, onu titanlara atmış, titanlar parçalara bölmüş ve tam bir kazana atıp pişireceklerken tanrıların annesi Rhea ona acımış, titanların elinden kurtarmış, parçalarını birleştirmiş, ve tekrar diriltmiştir. Yani görüleceği üzere direkt insanların arasına sefa çeken bir tanrı olarak inmemiştir. Hatta ölümüyle dramın/acının, yaşamı ve eğlencesiyle sefanın tanrısı olarak da anılır kimi yerlerde. Dionysos kelime anlamı olarak iki kere doğan anlamına gelir. Doğmuş, ölmüş ve tekrar dirildiğini için ona bu isim verilmiştir. Ama bu kadarla da bitmez, dirildikten sonra Hera yine bulur ve onu bu defa delirtir. Rhea yine tedavi eder ve şarap yapmaya, kendini geliştirmeye de o zaman başlar ve öğrenir.
Olay yukarıdaki konuda biraz karmaşık anlatılmış ama özeti bu şekilde. Yine de hadi ataistler dediğin için din kısmıyla ilgili şunları ekleyeyim;

Dionysos şarap ve ekmek tanrısı da olarak geçer bazen. Bazı kaynaklardan Hristiyanlığın buradan esinlendiği, hatta mesih İsa’nın da doğup-ölüp-tekrar dirileceği inancı buraya dayanır denir. Yanı sıra Yunanistan’da kimi antik inançlar buradan esinlenmiş diye bahsedilir. İlk okuduğumda ben de şaşırmıştım ama hacca gitmek, oruç tutmak gibi kavramlar sadece ibrahimi dinlerde yoktur. Dönemin Yunanlıları Dionysos için kurban adar, oruç tutar ve kutsal saydıkları mekana gitmek için -yani hac için- yalın ayak belli bir mesafe yürürlermiş. Tanrının yaşadığı acıyı deneyimleyerek kutsiyete ulaştıklarına inanılırdı. Örneğin caferilerin kendisini kesip kanatıp ve bu yolla ruhsal bir arınışa ulaştıklarını düşünmeleri gibi. Yada bazı pagan inançlarda rahiplerin/müritlerin kendilerine zarar vermesi gibi… Yaşamın eninde sonunda ölüme galip geldiği, acıdan neşenin doğduğu felsefesini de barındırır diyebiliriz.

Hem coşkunun hem de eziyet edilen, çile çeken ve hatta ölen bir tanrı hayal edebiliyor musun sevgili dostum? İşte o Dionysos’dur. İşte o aslında sensin, benim, mastor’dur. Artık ne türetmek ve ne anlamak istersen…
 
Mitoloji denen şey gerçekten ilginç bir dünya. İçinde hem günümüze kadar ışık tutan bazı olaylar olduğu gibi(nereden geldiğine/kökenine dair) kimi felsefi bakış açılarına da yer veriyor. Bundan dolayı yorumlayıp değerlendirirken çok farklı tezler ortaya çıkıyor. İşte Dionysos da bunlardan biri. Şahsen bu tanrıyı ilk Bachus ismiyle öğrenmiştim. Oynadığım bir oyunda kullandığım karakterlerdendi. Oradan merak sarıp bakmıştım.


Aslında Dionysos insanlığa en yakın olan tanrıdır. Çünkü diğer tanrılar gibi Olimpos’un tepesinden insanlara bakmaz. İnsanlarla iç içedir. Beraber eğlenir, şarap içer, etkinlik varsa katılır ve vakit geçirirlerdi. Ama yine de @Mastor ‘un dediği gibi direkt “Sefa pezevengi” diye tanımlamak yeterli değil. Kendisi doğmuş ölmüş ve tekrar doğmuştur. Sefa çekene kadar yaşadığı bir ton hadise vardır. Örneğin daha annesinin karnındayken annesi feci bir şekilde ölmüş, Zeus kendisini kurtarmış, baldırına saklamış, doğumunu burada gerçekleştirmiştir. Doğumundan sonra Hera bundan haberdar olmuş, onu titanlara atmış, titanlar parçalara bölmüş ve tam bir kazana atıp pişireceklerken tanrıların annesi Rhea ona acımış, titanların elinden kurtarmış, parçalarını birleştirmiş, ve tekrar diriltmiştir. Yani görüleceği üzere direkt insanların arasına sefa çeken bir tanrı olarak inmemiştir. Hatta ölümüyle dramın/acının, yaşamı ve eğlencesiyle sefanın tanrısı olarak da anılır kimi yerlerde. Dionysos kelime anlamı olarak iki kere doğan anlamına gelir. Doğmuş, ölmüş ve tekrar dirildiğini için ona bu isim verilmiştir. Ama bu kadarla da bitmez, dirildikten sonra Hera yine bulur ve onu bu defa delirtir. Rhea yine tedavi eder ve şarap yapmaya, kendini geliştirmeye de o zaman başlar ve öğrenir.
Olay yukarıdaki konuda biraz karmaşık anlatılmış ama özeti bu şekilde. Yine de hadi ataistler dediğin için din kısmıyla ilgili şunları ekleyeyim;

Dionysos şarap ve ekmek tanrısı da olarak geçer bazen. Bazı kaynaklardan Hristiyanlığın buradan esinlendiği, hatta mesih İsa’nın da doğup-ölüp-tekrar dirileceği inancı buraya dayanır denir. Yanı sıra Yunanistan’da kimi antik inançlar buradan esinlenmiş diye bahsedilir. İlk okuduğumda ben de şaşırmıştım ama hacca gitmek, oruç tutmak gibi kavramlar sadece ibrahimi dinlerde yoktur. Dönemin Yunanlıları Dionysos için kurban adar, oruç tutar ve kutsal saydıkları mekana gitmek için -yani hac için- yalın ayak belli bir mesafe yürürlermiş. Tanrının yaşadığı acıyı deneyimleyerek kutsiyete ulaştıklarına inanılırdı. Örneğin caferilerin kendisini kesip kanatıp ve bu yolla ruhsal bir arınışa ulaştıklarını düşünmeleri gibi. Yada bazı pagan inançlarda rahiplerin/müritlerin kendilerine zarar vermesi gibi… Yaşamın eninde sonunda ölüme galip geldiği, acıdan neşenin doğduğu felsefesini de barındırır diyebiliriz.

Hem coşkunun hem de eziyet edilen, çile çeken ve hatta ölen bir tanrı hayal edebiliyor musun sevgili dostum? İşte o Dionysos’dur. İşte o aslında sensin, benim, mastor’dur. Artık ne türetmek ve ne anlamak istersen…
güzel yazı emeğine sağlık.
 
Bir mesele daha var;

Dionysos’un arkadaşlarından biri(adını hatırlamıyorum) bir gün Lidyalılar tarafından esir alınır ve Frigya kralına sunulur. Frigya kralı Midas Dionysos’un arkadaşı olduğunu bildiği için onu çok iyi şekilde ağırlar ve Dionysos’a geri yollar. Dionysos buna karşın Midas’a bir dilekte bulunmasını ister. Midas’da dokunduğu her şeyin altına dönmesini diler. İlk başta Midas bu yeteneğe bayılır, ta ki karnı acıkana kadar. Dokunduğu her şey altına dönüştüğü için yemek yiyemez. Hemen Dionysos’un yanına gidip bu özelliği iptal etmesini diler. Dionysos ona nehirde(ismini hatırlayamadığım, Manisa tarafında) yıkanmasını söyler ve bunun üzerine yıkanıp eski haline döner. Lidya krallığının zenginliğinin bu nehirde yer alan altın sayesinde olduğu rivayet edilir.

Ayrıca The Doors grubunun Vokalisti Jim Morrison kadına, şaraba ve eğlenceye olan düşkünlüğünü nedeniyle kendisini Dionysos ile kıyaslamış bir süre sonra bu lakabı almış…
 
Geri