Yeşilçam'ın unutulmaz aşık çiftleri
Birbirine yakışan ve toplumsal etkiler bırakan öyle unutulmaz ‘çift’ler vardır ki sinema tarihinde...Onları yaratan ‘star sistemi’yse, onları ‘unutulmaz’ kılan da halktır.
Her ‘ikili’ öykülerin ve filmlerin türlerine göre kendi dünyalarını, kendi karakterlerini yansıtır. Güldürü filmlerinde ‘komik çiftler’, kara sevda filmlerinde ‘aşık çiftler’, tarihsel filmlerde ‘kahraman çiftler’ gibi... Kimi çift, hiçbir iz bırakmadan sessizce geçip gider. Kimisi, tek bir filmde oynasada akılda kalır.
İşte Türk sinemasının unutulmayan ‘aşık çiftleri’
Sezer Sezin – Kenan Artun: Yerli sinemadaki ‘çift anlayışı’, 1950’li yılların başlarında Sezer Sezin ve Kenan Artun çifti ile ortaya çıkar ilk kez. Bir masal filmi olan “Tahir ile Zühre”den başlayıp 1959 yapımı “Ana Kucağı”na dek, 7 yılda 7 kez karşılıklı oynarlar.
Orhan Günşiray – Neriman Köksal: “Fosforlu Cevriye” (1959), yeni bir sinema çiftinin doğmasına yol açar: Orhan Günşiray ve Neriman Köksal ikilisi benzerlerinden çok farklı özellikler taşırlar. “Oy Farfara Farfara”da, “Tatlı Bela”da yerinde duramayan delidolu bir çifti canlandırırlar.
Göksel Arsoy – Belgin Doruk: Türk Sinemasında asıl fırtına Göksel Arsoy – Belgin Doruk çiftinin devreye girmesiyle kopar. “Samanyolu”, romantik sinemada yeni bir dönem açtığı gibi Göksel Arsoy - Belgin Doruk ikiliyle de birliktelikleri en uzun süren çifti yaratır. Konu iyi seçilmiştir. Aksoy ve Doruk, her açıdan birbirlerine son derece uygundur. Elektrikleriyle, tiplemeleriyle... Dönemin seyircisi, onları sürekli aynı filmlerde görmek ister, bölge işletmecileri yapımcılara, bu birlikteliği sürdürmeleri için baskı yapar. Ve bu yoğun baskılar sonucu, birbiri ardına 13 filmde karşılıklı oynarlar.
Yılmaz Güney – Filiz Akın: Sürekli oluşun dışında, yalnızca bir tek filmde efsaneleşmiş birlikteliklerden söz edersek, çok çarpıcı örmekler görürüz. Yılmaz Güney ile Filiz Akın’ın oynadığı ve polisiye bir aşk filmi olan “Umutsuzlar” (1971), bu çarpıcı örneklerden ilkidir. Bu destansı bileşim, Türk sinemasındaki ‘çift anlayışı’nı zirvelere tırmandırır.
Kadir İnanır – Türkan Şoray:

Atıf Yılmaz’ın 1977 yapımı “Selvi Boylum Al Yazmalım”ındaki Kadir İnanır – Türkan Şoray çiftini nasıl atlarız? Cengiz Aytmatov’un öyküsündeki İlyas tiplemesi Kadir İnanır’la, Asya kız karakteri Türkan Şoray’la ölümsüzleşir. Bir çift, ancak böyle karşılaştırmayla özdeşleşebilir. “Selvi Boylum Al Yazmalım” bir aşk filmi ve bir çift uyuşması olarak da, seçkisi yapılan her dönemin ’10 film’i arasındadır.
Birbirine yakışan ve toplumsal etkiler bırakan öyle unutulmaz ‘çift’ler vardır ki sinema tarihinde...Onları yaratan ‘star sistemi’yse, onları ‘unutulmaz’ kılan da halktır.
Her ‘ikili’ öykülerin ve filmlerin türlerine göre kendi dünyalarını, kendi karakterlerini yansıtır. Güldürü filmlerinde ‘komik çiftler’, kara sevda filmlerinde ‘aşık çiftler’, tarihsel filmlerde ‘kahraman çiftler’ gibi... Kimi çift, hiçbir iz bırakmadan sessizce geçip gider. Kimisi, tek bir filmde oynasada akılda kalır.
İşte Türk sinemasının unutulmayan ‘aşık çiftleri’
Sezer Sezin – Kenan Artun: Yerli sinemadaki ‘çift anlayışı’, 1950’li yılların başlarında Sezer Sezin ve Kenan Artun çifti ile ortaya çıkar ilk kez. Bir masal filmi olan “Tahir ile Zühre”den başlayıp 1959 yapımı “Ana Kucağı”na dek, 7 yılda 7 kez karşılıklı oynarlar.
Orhan Günşiray – Neriman Köksal: “Fosforlu Cevriye” (1959), yeni bir sinema çiftinin doğmasına yol açar: Orhan Günşiray ve Neriman Köksal ikilisi benzerlerinden çok farklı özellikler taşırlar. “Oy Farfara Farfara”da, “Tatlı Bela”da yerinde duramayan delidolu bir çifti canlandırırlar.
Göksel Arsoy – Belgin Doruk: Türk Sinemasında asıl fırtına Göksel Arsoy – Belgin Doruk çiftinin devreye girmesiyle kopar. “Samanyolu”, romantik sinemada yeni bir dönem açtığı gibi Göksel Arsoy - Belgin Doruk ikiliyle de birliktelikleri en uzun süren çifti yaratır. Konu iyi seçilmiştir. Aksoy ve Doruk, her açıdan birbirlerine son derece uygundur. Elektrikleriyle, tiplemeleriyle... Dönemin seyircisi, onları sürekli aynı filmlerde görmek ister, bölge işletmecileri yapımcılara, bu birlikteliği sürdürmeleri için baskı yapar. Ve bu yoğun baskılar sonucu, birbiri ardına 13 filmde karşılıklı oynarlar.
Yılmaz Güney – Filiz Akın: Sürekli oluşun dışında, yalnızca bir tek filmde efsaneleşmiş birlikteliklerden söz edersek, çok çarpıcı örmekler görürüz. Yılmaz Güney ile Filiz Akın’ın oynadığı ve polisiye bir aşk filmi olan “Umutsuzlar” (1971), bu çarpıcı örneklerden ilkidir. Bu destansı bileşim, Türk sinemasındaki ‘çift anlayışı’nı zirvelere tırmandırır.
Kadir İnanır – Türkan Şoray:

Atıf Yılmaz’ın 1977 yapımı “Selvi Boylum Al Yazmalım”ındaki Kadir İnanır – Türkan Şoray çiftini nasıl atlarız? Cengiz Aytmatov’un öyküsündeki İlyas tiplemesi Kadir İnanır’la, Asya kız karakteri Türkan Şoray’la ölümsüzleşir. Bir çift, ancak böyle karşılaştırmayla özdeşleşebilir. “Selvi Boylum Al Yazmalım” bir aşk filmi ve bir çift uyuşması olarak da, seçkisi yapılan her dönemin ’10 film’i arasındadır.