Yalnız Değiliz Yine

Konu sahibi son olarak 2621 gün önce görüldü
Yalnız Değiliz Yine

Bir tanem…

Efsane bir bahçedeyiz şimdi. Sevdiğimiz her şey bu bahçede var. Bin bir çiçek, masmavi gökyüzü ve havuz. Ortasında suyu serin damlacıklara dönüştüren fıskiyeler. Fidanından kocamışına onlarca yemyeşil ağaçlar ve halı gibi ayaklarımızın altında uzanan çimenlik. Üstümüzde güneş, bıkıp usanmadan her sabah ikimize “günaydınlar” çeken, günbatımlarımda benden sana ya da senden bana doğan güneşimiz.

kirmizibeyazpapatyalar1.jpg


İki kişilik, göz alıcı bir dünyadayız.

Birbirimizin sarhoşuyuz.

Gözlerimizde gül açan bakışlar.

Gül açan bakışlar!

İki kişilik, göz alıcı bir dünya dedim ya? Nerde?

Bir türlü ikimiz, baş başa ama yapayalnız kalamadık nedense?

Nedense tatlı belalarımız biz nerdeysek, oraya düştüler. Bırakıp gitsek buldular, kaçsak kovaladılar. Birbirimize doyamadık.

İki kişilik, göz alıcı bir dünya dedim ya? Nerde?

Dizi dizi nergisler, beyazın ve sarının en güzel tonlarıyla açmışlar.

Nefis bir koku! Kendimize geliyoruz.

Gözlerimizde gül açan bakışlarla, etrafı gözlüyoruz. Cıvıl cıvıl kuşların, dem tutan bülbüllerin ötüşü de olmasa, kıyamet sonu sessizliğinin tam ortasına düştüğümüze inanacağız belki.

Bereket, kuşlar bizimle.

Bereket gökyüzü, mavilerini kuşanmış yine.

Çiçekli çiçeksiz dallarını oynatan ağaçlar bizimle.
Ama bu dizi dizi nergislere ne olmuş öyle?

Tamamı boynunu bükmüş, çimenliğe kulak vermiş. Merak ettikleri bir şey olmalı, onu arıyorlar sanki.

Yok, belki de bekçi kesilmişler; bir çıtırtı duyar duymaz, rakiplerimizle aramıza girecekler.

Gördün ya?

Yalnız değiliz yine!

Dizi dizi nergislerin boynu bükük, kulağı yerde.

Papatyalar da öyle. Çimenliği basan milyonlarca papatya, ikimizden birini görebilmenin yarışındalar. Uzunlu kısalı hepsi de, ayakuçlarına basıp yükselmişler, boyunlarını yukarıya doğru uzatmışlar, önündekiyle boy ölçüşme yarışındalar.

Besbelli gözledikleri bir var: Ya sen, ya ben?

Aradıkları, gökyüzü mavisi değil. Dal uçlarında tutunmuş yaprak yeşili de değil…

Güneş mi?

Umursamıyorlar ki…

Gül açan bakışlarımız!

Gururlu laleler başkaldırmışlar. En güzel kırmızılarını giyinip kuşanmışlar.

Özlem ateşleriyle tutuşuyorlar sanki.

Yanaklarına düşmüş al, yanaklarımızdan uçup gitmiş sanki, sayısız laleye renk olmuş.

Yok yok!

Bu laleler utangaç.

Yok yok”

Bu lalelerin yüreği yanık.

İkimizden birine tutkunlar sanki.

Tutuldukları var bu bahçede, vurgunu oldukları: Ya sen, ya ben?

Gururlu laleler başkaldırmış.

Kırmızıların en güzeliyle, en soylusuyla boyanmışlar.
Yanakları al, al!

İkimizden birine tutkunlar…

Pembesinden kırmızısına, beyazından siyahına, mavisinden sarısına bütün güllerin maşallahı var. El ele vermişler; havuza girmek bahanesiyle bahçeye koşanları, gökyüzü mavisini ve parlak güneşi resme dökmek isteyenleri, yırtıcı dikenleriyle karşılıyorlar.

Bir bu güllerin maşallahı var.

İkimize arka çıkıyorlar, bize göz değdirmek isteyenlere, kıskanç rakiplerimize diken diken batıyorlar.

Bir bu güllerin maşallahı var.

Bize arka çıkıyorlar.

Derken, nerden başladı bu yağmur?

Gökyüzünün bütün çeşmeleri açıldı sanki.

Kuşlar sustu, dal uçları kıpırdamaz oldu. Nergisti, laleydi hemen hepsi, tufan gördü.

Çimenliğin tam ortasında, sevdiğimiz yağmura yakalandık.

Şemsiyesiz.

Şımşırık olduk, sucuk gibi ıslandık…

Sincaplar mı?

Onlar yine daldan dala sıçrıyorlar…

Onlar yine çıtır pıtır.

Besbelli gözledikleri biri var: Ya sen, ya ben?

İki kişilik bir dünya mı?

Zor!

Bırakıp gitsek buldular, kaçsak kovaladılar.

İki kişilik bir dünya mı?

Yakamızı bırakmıyorlar ki…

alıntı
 
Geri