''Bence'' buradaki fark sizin aksinize inanmak zorunda hissediyoruz biz kendimizi.
Eğer gerçek sizin dediğiniz gibiyse bile ben o gerçeğe inanmak istemem.
Ben Dünya hayatında her türlü pisliği yapan, adam öldüren, çocuğa tecavüz eden, masum insanlara işkence yapan vs. insanların Gerçek Adalet önünde hesap vereceğine inanmak istiyorum.
Bu Dünya hayatında her zaman iyilik yapan, insanlara güler yüzle yaklaşan, çocukları sevindiren vs. insanların Dünyada bulamadığı huzur, refah ve mutluluğu Gerçek Adalet sayesinde bir başka yaşamda bulduğuna inanmak istiyorum.
Bir azot-karbon döngüsü?
Kusura bakmayında hocam eğer siz haklıysanız bile bırakında biz bu yalanı yaşayalım.
Önceki yazım bir bütündür. Lütfen kırpıp almayınız.
İnanmak bir ihtiyaçtır.
İnanma ihtiyacı hissediyorsanız inanırsınız. Hissetmiyorsanız da inanmazsınız.
Siz "gerçek adalet" olarak tanımladığınız ilahi güç ile(yazdıklarınızdan öyle anladım) işin çözümünü veya hakkını başka bir hayatta arayabilirsiniz. Ama benim öyle bir niyetim yok.
Öyle bir anlatıyorsunuz ki, gören de ateistler eşitlik, adalet, güler yüz, sevgi, refah vs. gibi şeylere karşı çıkıyor sanacak.
Ayrıca azot-karbon olayı bir benzetmeydi.
Bunun yanı sıra inancınıza "yalan" diye bir benzetmede bulunmadım. İnanmıyor olsam bile başka bir kimsenin inancını bu şekilde asla betimlemem. O sebeple de söylemediğim şeyleri söylüyormuşum gibi yapmayın. Bu hoş bir durum değil.
Selamlar