Vurak Aköz Şarkı Sözleri

Konu sahibi son olarak 1 gün önce görüldü
Karlar benim benim

Koşturdunuz sarp dağlar
Sarpa sardınız beni
Coşturdunuz ovalar
Soldurdunuz beni
Arayip bulamadınız
Mevsimler beni
Karlar benim benim
Sardı her yanımı
Buza döndürdü
Karlar beni beni
Göstermediler güneşe
Olamadım derya
Yaklaştırmadılar şelaleye
Çağlayan pınarlardan
Esirgediler beni beni
 
Katık

Hazırdır kalıpları
Figürlerle işlenir yollara
Omuzu dayar dallara
Kollarla dizilir halkalara
Al kepçeyi de katık hazırla
At,kat iyice harmanla
İşte tam kıvamında
Oldu ekmeğine hazır katık
Yoksa nasıl durulur ayakta
 
Kavak

Şu kavak nasıl direniyor rüzgara
Dikelmiş etrafı seyrediyor yine
Bakınıyor dikine,dikine
Bekliyor ne zaman esecek diye
Sana imrendim kavak
İniltilerini duysamda
Büküldüğünü,görsem de
Sen yine hep dikildin hemen
Sana özendim kavak
bunu senden öğrendim
Direnmek gerek
 
Kederın Kokusu

Kederin kokusu var
Bu akşam sahil boş
Deniz kokusunu yutmuş
Martılar mayhoş
Gider ayak şaşırmış güneş
Bulut gölgesini dağıtmış
Deniz ıssız
Sahil sis
Daha dün martılarla
dalgaları konuştuk
Giderken güneşin peşinden koştuk
Tüm ahali bende coştuk
Dün akşam sahilde ne hoştuk
 
Kendime

Ağlarım kendime
Silemem gözlerimi bile
Sellerim içimde
Kabarır denizle birlikte
Taşarsa götürecek beni de
 
Kendimi

Bir kayıp iki telaşla
Arınıyorum
Arıyorum
Görenlere duyrulsun
Hükümlüyüm
Telaş yok
Seri değilim
Yıllar önce
Sıcak sıcak düşlerde
Soğuk bir mahzende
Öldürmüştüm
Sadece kendimi
 
Kendimi Bildim Bileli

Şu dünyada kendimi bildim bileli
Hep yoruldum üzüldüm çok ağladım az güldüm
Zor şartlarda geçti ömrüm ne sevindim ne mutlu oldum
Hep yoruldum üzüldüm çok ağladım az güldüm

Çarkı devran hiç bana yüz vermedi hep ters baktı.
Günümü gece yaptı balıma zehir kattı
Talihim yardım etmedi bana dur emri verdi
Hep yoruldum üzüldüm çok ağladım az güldüm

Zordur geçim çekilmez yaşamın şartları
Çiçek toplayıp bal yapmayı beceremez her arı
Direnmek çalışmak düşüp kalkmak cesur kişinin karı
Hep yoruldum üzüldüm çok ağladım az güldüm

Üzülm muhlis im yetmişe yaklaştı yaşın
Bu vefasız alemden kim memnun ki sen kaldın
İşte her kes gibi sende burada bir misafirsin
Hep yoruldum üzüldüm çok ağladım az güldüm

1992
Mehmet Muhlis Fırat
1926-1996
 
Kendini

Tanıdı nihayet kendini
Aynasına bakmayınca
Nerden bilecek ki fendini
Silkelense arada bir
Dökülecek maskeleri
 
Kepçe

Hey gidi kazan kepçesi
Bana mı çeyrek ölçeğin
Dolup taşarken birilerine
Bana hep kıt verdin

Yalattın kimilerine
Senden taşaçak kadarını
Şişirtip çıkardın göklere
Beni süründürdün yerlerde

Yedirdiklerinden artana
Lütuf mü diyeceğım
Saraylarına bekçimi duracağım
Yok artık yağma

Emeğin elinden tutacağım
Ben isteyeceğim sen vereceksin
 
Kır Çiçekleri

Menekşe,gelincik,nergis,kardelen
Küsmüşler bana kır çiçekleri
Yanlız kalmışlar
Sevgisiz bırakılmışlar
Vefasızlığa isyan etmişller ardımdan
Bilseler onları ne çok özlediğimi
Onlar gibi güzellerini bulamadğımı
Bilseler onlara sevdamı
Bu koca şehirde yanlızlığımı
Onlara özlemimi
 
Kır Sümbülü

Esmeden aç esmeden
Poyrazlara görünmeden
Mislerini savurtturma
Sakın kimselere
Ben sebeplenmeden

Baharda aç baharda
Mevsimini değişmeden
Deniz kıskansın
Mavini benden
Eflatunu dikmiştim
Gönlüme zaten
Gitme ne olur bana görünmeden
Bitme ne olurbana görünmeden
 
Kırmızı Güllüm

Yeşil dallı kırmızı güllü
Peri terzisinin eseri
Köyümde prenses güzeli
Özel günlerimin giysisi
Kırmızılım güllüm
Okumaya gittiğim şehirde
Alaya alınan fırfırlım
Beni köşelere koyan elbisem
Bir de unvan kazandırdı
Köylü Kızı
Ne çok sevmiştim güllerini
Yeşil dallarını
İstemeden kıydım ona
Allı dallı basmadan güzelim
Oysa ne çok şey kattı bana
Bulsamda giysem vefalım
Gördükçe kırmızı gülleri
Seni hatırlarım dallım,güllüm
 
Kıyamadım

Girdin kaşığıma
Genzime dikildin
Yutkundum yutkundum
Kıyamadım sana
Kendimi yuttum
 
Kızma

Artık hüzün yok ağlamam
Dertleri verdim feryada
Ağ bağlamış çitleri aştım
Yürümem asla figanla
Sökeceğim çaresizliği
Paslı tezgahıylan
Almam bir daha kucağıma
Bir sevgi yeşerttim ki
Yaraları sarar içinde
Dikenleri var diye,
Gülleri yaktım kızma
 
Kilitlendim

Hüzün yağıyor yüreğime
Düğümlendim on yerimden
Kilitlendim içimden
Açılmıyor içeriden
Bir yağmur yağsa da
Kurtulsam şu kilitten
 
Kimdedir Hayat

Renk renk çiçekleri taçlarla
saçlarıma giydirmektir hayat
Solup bzülen çiçeklerin hüzünüdür
geceleri koynumda ağlayan

Çocukların yüreklerinden gözlerine akan
saçlarında parlayan gülüşleridir hayat
Dünyaları karartılan nice çocuğun
Parçalanan düşleridir yüzüme haykıran

Onurlu yaşama haklarını
gasp edenlere direnmektir hayat
Umutlardan korkanların panikleridir
Yaşamı çetrefillere dolayan

Yeniden başlamaktır baharla
Doğayla cana can olmaktır hayat
Yitirilen yılların öyküsüdür
Umutları yarınlarımızda dolanan
 
Kime

Kime dedim ki bahtım kara
Dünyamda sayısız güzellikler yaşar
Sermayesi yalan dolan
Gözleri kan ile yıkanan
Senin dünyanda
Kötülükten başka nen var
 
Kiralık Günler

Kimin adına tutulmuş günler
Dolu dolu günahlarını taşır küfeler
Hangi cümlesindedir özelliğim
Neyin hesabınadır yatırım
Piyonu değilim sermayenin

Askılarda boğazlanırken insanlık
Emellerine kiralanır onca masum gün
Aldatmacasıdır eritip yutmanın
Büyük lokma genizde bağırır

Efkarla tutuşur günün başı
Akşama var mı anamın sıcak aşı
Çilelerle dönerken başında sile
Hangi sevginin hangi kadının günü

Tüm günlerimiz sevgiyi yüklensin
Dolu dolu insanlık adına
 
Koca Men

Yedi kollu başı beden
Savrulur her yelden
Alev yer,duman içer
Devrilir zevkten
Üstündür elden
Nam almıştır ezelden
Sokata şovalyem
Durakta afetim
Töremde devim
Baş üstüne emrin
Sıkmam asla
Yoksa güler ecelim
Ben büküleceğim
Sürsün geleneğin
Özüne yakışan
Koca Men
 
Koca Yalan

Uyurken ölürmüş insan
Rüyada yaşardım
vakti zaman
Öncesimi sonrası mı
Anımsıyamadım
Masallarda sıkça anlatılan
Ufkumda ona çalan
Koca yalanın ucuna
ilişmiş gidiyordum
Kırık kanatlarım geçiyordu
Gecenin boğuk nefesinden
salanıyordum
uçurumun dibinde
Titriyordu zaman
Kuşluk vakti miydi ne
bilemedim
Rüyadan uyandım
durmuş muydum
bilemediğim bir zaman
Birde baktım her şey talan
Sıkı tutum ucundan
kalanı da olmasın ziyan
 
Geri