Vurak Aköz Şarkı Sözleri

Konu sahibi son olarak 1 gün önce görüldü
Işığın Çocuğu

Karanlığın ışığı yoktur
Oturttunmu köreltir
İçini yedirtir kendi içinde
Göremezsin ışığın evini

Çocuklar doğurmuş
Bize bakıyor ışık ana
Uzat ellerini ışığa
Korksun bizden karanlık

Girsin içimize ışığın çocuğu
Aydınlığa yakalım ışıkları
Uzanmasın artık
Umutlarımıza kara eller

Doğalım karanlığın gözlerine
Aydınlansın köşe bucak
Işığı sevmez virüsler
Dökülsün canımızı yakacak ne varsa
 
Işık

Keder arıyorum sen görünmeyince
Karanlık kokuyor havanın nefesi
Kulaklarımda poyrazın hırçın sesi
Tünemiş soluğuma sessizlik
Gel de ahlarımı kovala
Açılsın küflenmiş düşlerim

Işığımın abidesi
Gözlerinden geçir güneşleri
Ulaştır açılsın nefesim
Endamını da kat görsün gözlerim
Melteme sarıl da gel
Gözlerimdir yerin
 
Işıklı Çember

Işıklı çemberim
Renk renk desenlerim
Işığında kamaşır gözlerim
Güldükçe açar çiçeklerim
Daraldıkça sıkışır yüreğim
Karardıkça uyuşur elim kolum
Hep dönsen renkli ışıklı
Hiç gam yazmam ben
 
İçimden

Bi gitmedi
Sancıya dönen ağrım
Soldurdu günümü
Seherden devrilip
Taşındı öğlene
Oldu halim selim
Bulandırdı ikindiyi
Gör halim
Kuruldu akşam sefama
Dokunmayın sakın
Yerleşince semanın gözüne
Geceylen döner
Çekilmez zalim
Kaldı başımda asalak
Usandım
Gitmezse eğer
Ben gideceğim içimden
 
İçin İçin

Kof bir kütük gibi içimde tükenirken
Bir çınar gibi duracağım
Penceremden güneşe bakarken
Bir taraftan yıkılacağım
Bana zaman tanı çilem
Senin için yeniden biteceğim
 
İçinde Unutulan Çocuk

Sınıfın bir köşesinde
Bir çocuk unutulmuştu
Kendi içinde
Sesiz,ürkek, kaygılı
Başı eğik izlerdi etrafı
Yarı açık gözleri
Yaklaşınca yanına
Ürkek ceylan gibi
Çekerdi bakışlarını
toplanırdı içine
Usulca yürüdüm yanına
Ok şadım sarı saçlarını
Baktım sevgiyle gözlerine
Güzelliğini söyleyerek
Hoşlandığı bir kaç söz
Eşlik ettirerek görevlere
Üç beş denedim
Oymuş beklediği
Kaygılı ürkeğim,
artık sınıfın her yerinde
 
İçirmişler

Dünyaya içirmişler
Dönüyor serseri serseri
Üşüşmüşler başına
Canavarın elleri kolları
Koparıp koparıp
Tıkıştırıyorlar
Doymuyor bir türlü karnı
Birlikte yalıyorlar
Bulaşan ellerini
 
İflas

Beyaz perde geçiyor
Gözlerimin önünden
Boş oynuyorum
Figüran bile değilim
Kendi sahnemde
Oturmuşum görünür yere
Görünmüyorum kimselere
Yok oynuyorum
Kendi perdemde
İskeletim durur yerinde
Ruhum görünür
Bazen sahnede
İflas etmişim galiba
Kendi içimde
 
İki Bin Yedi

Daldın hayatıma ansızın
Halaylar koşturdum yalnızdım
Sarıldım kollarına umut diye
Kıyım kıyım ettin gidiyorsun

Gitme diyemem sana
Artık dolayamam kollarıma
Sen de yamanmışsın anladım
Git fazla oyalanmadan

İzin isteme benden
Çek git geldiğin gibi
Görünme bir daha
Kederlerini de al yanına

Başka hatıra bırakma sakın
Ardından akmasın göz yaşım
Anlayamadın odur tek ahım
Bakma ardından bitti saltanatın
 
İlham

Eğer korktuğum olurda
Birgün bırakıp gidersen
Manzumeyi alıpta
Heceleri koparırım dizelerinden
Sözcükleri boğarım
İsyan çıkarırım alfabene
Kömürle çizerim
Kara tahtalara kederlerimi
Gitme
Gitmez de kalırsan
Yakarım inan
Bütün kara tahtaları
Güneşi fener ederim
Deniz mürekebim olur
Bulutlar sayfam
Dağlar kılavuzum
Yıldızlarla yazacağım
Seni atlasa
Mehtapta demlenir aya içeriz
Gitme

Ü
 
İlk Evim

Mesleğimin ilk gününde
Tatlı bir telaş
Çokta heyecan vardı içimde
Çok çocuğum oldu birden
Üç artı dört artı beş
Bir dersliğin içinde
Okulum bir dağın tepesinde
Ama çok mutluydum onlarla
Bu ilk evimde
 
İnadına İnat

Sarar sarmalar hülya
Dalar dallanır rüya
Ucunda güller solar
Dalarım inadına inat

Güneş soluyor ufukta
Gölgeler boy boy voltada
Sallanır günler ablukada
Dönerim inadına inat

Yürür topal umutlar
Labirentlidir yollar
Baygın günler çırpınır
Dirilirim inadına ınat
 
İnce İnce

Sahil yürür ince ince
Sema yanıma inince
Martılar kaçışır,
sohpeti görünce
Mağrur bakış takılmış
Devir yok içinde
Yıldızlar takılır çengele
Akar hicran sahile
Tadı bozuldu sahilin
Haydi dönelim dostlar
Herkes kendi inine
 
İstanbul

Şu anlı şanlı istanbul var ya
Akıl almaz boyutta
Dağı taşı her yanı konut bina
Temiz su temiz hava hiç arama
Çarşı pazar bir kalabalık mazallah
Cadde sokaklarda sel gibi araçlar
Ölümle burun buruna akar
Muhlisim burada yaşamak ceza evinden fena

Mehmet Muhlis Fırat
1926--22-04-1996
 
İsterdim

İsterdim ellerimde olsun ellerin
Gözlerimde dursun gözlerin
Uzun yollar devirmişliğin
yorgunluğunda
Kıpırdamasın dal yaprak
Semayı seyredelim
Öylece uzun düşlerde geçsin
gün,ay,yıl
Ve gözlerimle ellerim bir
 
İsyanım

sahilin esen tepesinden
haşat haşat kayarım
yorgun merdivenlerin üzerinden
bin bir meramın içinden
yürürüm giden vapurun peşinden
isyan olurum birden
geride bırakılan isyankar
köpüklerlen
 
İşçi

Mahsen işçisiyim
Kazma kürek elimde
Geçerim yüreğimin dilinden
Can tüketirim mahsülde
Boncuk boncuk işlenirim
Emeğin kemerine
Ulaşmak isterdim
Hayatın cevherine
 
İşlenmedikçe

Bu sokak bu evler
Sevgiye yürüyen sözler
Devriliyorlar
yıkık dökük
Büyüyorlar
bölük pörçük
Davranıyorlar
kırık kıvrık
Yüzüm acıyor
Yüreğimde gece
Sevgiye döşensemde
İşlenmedikçe yüzeylere
varıyor acı
 
İşte

Hepsi elimde değil ki
Çoğu kahrı bela
Söz tutacağım
Elimde ne varsa
Bak
Çomak tutanlar seferi
Ee
Yakıp savuranlar belli
Biliyorsun
Bilgelerin sayısı bilinemedi
Zaten
Toplananı dağıtanlar ezeli
İşte
İnsanların kendilerine zararları
Henüz çözülemedi
 
İzmir

Bu gün gözlerim yeşil mavi
Birazda uçuk pembemsi
Severim gözlerimin
En çok bu rengini

Teleferikten yeşıl yollar
döşerim renk renk çiçeklerle
incirlerin tepesine
Denize bakacağım deymeyin keyfime

Bindim varyantın kemerine
Dönerim bahçelerde
evler ağaçlar sokaklarla
denizin içinde

Kadifeler çekti kaleye denizi
Konakladım İzmir,in yüreğinde
Ruhumu emanet ettim
Seyran yeline

Bakarım karşıdan yakaya
Akacağım bayraklıdan alsancağa
Çiçekler açmış her yer
Bahar takılır aklıma

Adresim saatın tepesi
Gün batımını sordum
Konaktan göztepeye
Doladım sahili belime

Yürüyorum nazikçe
Kızıl güller saçılmış üzerime
Oturacağım denizin içine
Batmasın güneşler
Kalayım öylece
 
Geri