Vurak Aköz Şarkı Sözleri

🕒 Konu sahibi 20 saat önce aktifti
Koğ Tepesi

Giderim
Sevginin güneşle kucaklaştığı
Şafağın güller saçtığı yere
Zirvenin tepesine
Güneşin doğuşu bir ayrıdır
Çocukluğumun seherle yarıştığı
Kuşlarla koştuğu koğ tepesinde
Bir esin kalkar
Haberi ılık bir yel uçurur
Kuşlar bakar pencereden
Karanlık kaçar
Meydan okuyan ateş topundan
İşte gün ışımakta
Işık çemberinden
Uçacağım tut ellermden
Hani sıcaklığı ellerimin
Renkleri ısıtır ışığın yüreğimi
Nerde ışığı gözlerimin
Bir ışık sal gözlerime
Bakayım sevgi cihanından
Dağlara denizlere
Ovalara nehirlere
Işık çemberinin içinden
Bırak kalayım
Şafağa ışığını yakıştıran
Varto nun koğ tepesinde
 
Komşu Kavak

Direndi dalı yolunuk
benzi soluk komşu kavak
Onca borana inat
Baktım gülümsüyor
Aksetti yüzüme
Vuku bulunca şafak
Yeşil ziller takınmış
Şakıyor seher yeline
Çekildi kara toprağa
dikilmiş gözlerim
İrkildim
Beni sarınca şafak
Ne demeli bilge kavak
Yalnız değiliz
Direndikçe karanlığa
Şafaklarda çoğalacağız
 
Kop

Kop gel güzelim
Mehtapta sarıl gözlerime
Gece gitsin ağlasın
Düş tepesine düşlerimin
Dertler kaçıp gitsin
Takıl voltalarıma
Görüşelim gök kuşağında
Mavi yakışır saçlarına
Renk renk dönelim gözlerinde
Yalpalasın yamuk çarkı dünyanın
 
Koptum

Ben dağlardan koptum
Sızlanır yüreğim
Tepemden dağlara
Yol aldıkça kuşlar

Sevdalar dolanır başımda
Nehirlerin ninileri düştükçe aklıma
Özlem sarar bağrımı
Uyurum ırmaklar koynunda
 
Korkuyor muyum?

Yaşlılıktan korkuyor muyum ne
Yaşlanmaya direnen gençlik
duruyor bir köşem de
Genç kızımla yarışta
Gözetliyor beni de
Bazen hükmetmekte benliğime
Dilerim ölmesin benden önce

Ü
 
Koş Kulu

Başlarken güne koşkulu
Yollar dolanbaçlı puslu
Pustan göremedim yönümü
Gölgede haylazım
Bırazda asi
Arşınladıklarımdan gayri
Dizlerim de kötürüm
Göremezdim elbet
Evelimin ertesini
Kim görmüş ki
Bilmek mümkün aslında
Devredenden hesabı eder belli
Ağır öderim bedelini
Zamansız yağmurlarda
İnerim gönül sığınağıma
Bilirim ama
Sığınağında gönlümün
Mahkümüm aslında
 
Kovma

Kovma gözlerimi
Gözlerinde dursun
Cilve bilmem
Nazın yorulsun

Çekme cezaya gönlümü
Nevrim yerinde dursun
Üfür sözlerini rüzgara
Başımdan uçsun

Çekme oyuna gözlerini
Gözlerim yorulmasın
Hep gül ki gözlerimle
Gözlerim fısıldasın
 
Köprü

Erkenden yürüdüm
dağ eteğinden okula
Okul yolu karlı gider
patikadan
Bata çıka karlara
yürudüm hayli vakit
Köprü yok
çaydan geçmeye
Çantam titrer elimde
Sektim taşlar üstünde
Çekirgelik çekti ayaklarımı
Buzlu taşlar üstünden
Devrildim buzlu sular içine
Debeleştim
buzlar taşlar içinde
Bırakmazlar beni
aldılar oyunlar içine
Bana müsade
Öğretmenim bekler
Süzüldüm
zor sıyrıldım
Vakit hayli geç
Sular süzülmez
ayaz hapsinde
Buzlar sardı giysilerimi
Yürüdüm çelik şeklinde
Okul bahçesi sessizlik içinde
Derse yetişme telaşıyla birlikte
Uzandık çeliğin eliyle
kapıyı tıklamaya
Bütün gözler yapıştı üzerime
Şaşkınlık kahkaha iç içe
Öğretmenim telaşta
-Bu ne hal böyle
-Öğretmenim çay aldı beni içine
İstemezdim teyirli sefer
Dedim ki öğretmenim af eder
Kusura kalmasın çay
Sadece biraz vakitsizdi
kucaklaşmalar
-Selam söyle çaya
dalma bir daha tedbirsiz
buzlu taşlara
-Öğretmenim bir köprü olsa ya
olmaz mıydı çara
 
Köpük Gibi

Sorma haşat gemi
Bilme nereye gideceğimi
Pervanelerin ezer bedenimi
Ardından bağıran köpük gibi

Bakma rotasını şaşıran serseri
Girdapta döndürme beni
Büyük sevda küçülmüş sevi
Dalganın şamar vurduğu deniz gibi

Durma fırtınada alabora
Düş peşine umudun deli deli
Düş peşinde,düşler ülkesine
Çırpınıp kaybolan köpük gibi
 
Körfez

Sıkıştırılmışsın köşeye
Kara taş sarmış için
Yok rengin benzin
Gökten maviliğin
Kabarmış yüreğin
İniltilerin derin
Yok senin coşkun
Mayış mayış halin
Rüzgardır coşturanın
Yok neşen senin
Martıdır neşe verenin
Duyulmaz çığlikların
Suskunsun yok sesin
Anlaşılmazsın
Sirenlerdir ses verenin
Yangındır ışık verenin
Bİir dünyadır içinde yanan
Seni taşıran,
kara bir gölgedir içinde kaybolan
 
Köstebek Yuvaları

Bilmez miyim köstebek yuvalarını
Önlerinde biten gevenleri
Takılıp düştükçe
Kanattıkları yaraların ızdırabını
Açılan onarılmaz gedikleri
Yok olan umutları
Acıları,sancıları
Bilmez miyim batan güneşleri
Karanlık geceleri
 
Köşeden

Sessizce bir köşeden
gideceğim
Bu kadar yaklaşmışken
Günün hırçın yüzünü
yıpratamadım
Yıprandım boş yere
Tükendi zuladakiler
Umut dikeceğim
acının yerine
yetişsin gelecek günlere
Nasıl öğrenilecekti ki
kocaman değeri hayatın
Faturası ödendi
Bendensin
 
Köylüyüm

Köylüyüm köyde doğdum yaşarım
Küçük idim zamanla büyüdüm
Öküz koşturdum çift sürdüm
Çobanlık yaptım koyun kuzu güttüm

Reçberliği canım gibi severdim
Oturmaktan tembellikten nefret ederdim
Boş zamanımda hep ava giderdim
Çiftemi omuzumda taşır sever överdim

Ata binmeyi pek çok isterdim
Binince yeller gibi akar eserdim
Genç idim ne kederim vardı nede derdim
Uçan kuşlarla yarışa girerdim

Şimdi ogünler hayal gibi gelir bana
Çalışmak değil gönül oturmaktan yana
Artık ne babam var nede anam
Gayrı umudum yok her şey yalandı yalan


Mehmet Muhlis Fırat
1926-1996
BABAM
 
Köyüm Hakkında

Beşikkayadır köyümüz
Topu topu beş on eviz
Dört beş ay yazımız var
Gerisi hep kar kış

Her bir ev ayrı ayrı tepelerde
Ne pazarı var ne eğlence ne de kahve
Hal hatır sormak yok gelenekte
Zevk duyarlar birbirlerine sitem etmekte

Gençlerimiz hep gurbet ellerde
İşsizlik yüzünden kalmadı kimse burda
Fakirlik ayrı bir dava
Kalmadı her evde bir, iki yaşlıdan başka

Köyde kalmadı gayret yaşama
Herkes kaderiyle kalmış baş başa
Artık güvenimiz sayın Süleyman baba
Yaşlılık maaşını arttırır inşallah.

04.01.1993

Mehmet Muhlis Fırat

1926-1996
 
Köyüme

Köyüme bahar gelmiş
Kuşlar anama
Haber dolamış
Meneşeler gün aşarmış

Çeşmeler çayırlardan
Yol sorarmış
Nic oldu dolalı
Yosun tutan kovaları

Giyinmiş bahara
Kavaklar fistanlarını
Düşürmüşler yollara
Seherleri

Tez gelsin diyor dağlar
Şaha kalkmış atları
Bekliyor yaylalar
Çabuk gelsin karakız
 
Kranlık

Lanetin kara gölgesi
Kuşatmış göğü
Işık yok
Zifiri karanlık
Boy boy çukurlar
İçinde cinler oynar
Fokurdayan kazanlar
Kurumuş ağaçlar
Yok tutunacak dal
Düşeceğim şimdi
Bir yılan olsa
Sarılacağım belki
 
Kurak

Kurak geçiyordu hasat mevsimi
Saf tutmuştu çekirgeler
Virandı başak tarlaları
Çiy düşmüştü toprağın bağrına
Baktım açlıktan öleceğim
Yürüdüm gönül ülkeme
Çimen kokan düşlerimle
Hasat vakti
Güneş emeğin yüreğinde
Altınlar başak içinde
Meşe kavak kayın koyun koyuna
Söğüt saçlarını dökmüş suyun döşüne
Güneşlenmekte tospağa
Dereye yürüyor yılan
Soğuk ama sevimli
Çocuklar şarkı söylüyordu dağlara
Yakaladılar beni düşünürken
Suçum yok dedi gözlerim
Sakıncalı bulundu sözlerim
Günahı yok dedi hoca
Neden mahkümüm hala
 
Kurt

Her yurt besler kurdunu
Her kurt yer bitirir yurdunu
Açlığa dönünce nevri
Oturup yer gözlerini
 
Kuru

İnsa kafasından daha kuru
Akan sudan daha duru
Güdülenlerden daha sürü
Görmemiştir şu yeryüzü
 
Küçüğüm

Küçüğüm meleğim
Kara gözlü meleğim
Ver ellerini sıkıca tutayım
Sakın bırakıp gitme emi
Dayanmaz yaşlı yüreğim
Gül hep bakarken yüzüme
Güllerim açsın seni gördükçe
Küçüğüm bebeğim,
Kara gözlü meleğim
Işıklarını sal yüreğime,
Kirpiklerin perde perde
Siper olsun kederlerime
Hep bana bak ki
Nazar değmesin gözlerine
Küçüğüm meleğim
Kara gözlü bebeğim
 
Geri