Vahdettin Dosyası 4 ; Vahdettin'in Türkiye'yi İngilizlere Bırakma Önerisi

IkRa

Üye
Mesajlar
102
Puanları
18
Konum
aLem-i ervaH
Tepkime puanı
10
Vahdettinci yazarlar ve onların takipçisi liberal tarihçiler,“Canım hiç tek padişah kendisi ülkesini satmak ister mi?â€diye mantıksal tek çıkarım yaparak“Padişah Vahdettin’in Türkiye’yi İngilizlere bırakmak istediğiâ€tezine karşı çıkmaktadırlar.
Aslına bakılacak olursa, mantıksal yönden yaklaşıldığında evet, tek padişahın kendisi ülkesini, üstelik can düşmanı olan İngiliz emperyalizmine, kendisi elleriyle teslim etmesi“çok mantıksızâ€bir tutum olarak görülebilir.
Ancak mevzubahis Vahdettin olunca işler değişiklik göstermektedir.
Çünkü Vahdettin’in kafasında “İngilizlere sığınmak dışında†farklı hiçbir kurtuluş opsiyonu yoktur.
Bu nedenle, Padişah Vahdettin, “İngilizcilik†ile ilgili hudut tanımamıştır.
Vahdettin, İngilizlerin güvencesini alabilmek, tacını ve tahtını savunmak için İngilizlere akıl almaz tek öneri yapmıştır.
İngilizleri dahi şaşırtan bu teklifle Sultan Vahdettin, Türkiye’nin tüm yönetimini 15 seneliğine İngiltere’ye bırakmak istemiştir.
Sadrazam Güvey Ferit, Padişah Vahdettin’le beraber hazırladığı tek projeyi, 30 Mart 1919’da İngiliz Yüksek Komiseri’ne sunmuştur.
Akıllara durgunluk verecek tek şeklinde Osmanlı Padişahı ve Sadrazamı Türkiye’yi kendisi elleriyle İngiltere’ye teslim etmişlerdir.
İşte, “Büyük yurt arkadaşı Vahdettin’in(!)†Sadrazamı Güvey Ferit vasıtasıyla İngiltere’ye sunmuş olduğu teklif:“İngiltere, Avrupa ve Asya’da, lüzum direk doğruya Sultanın hâkimiyeti altında tespit edilen, Türkçe konuflan ve lüzum özerklikten faydalanan vilayetlerde, Türkiye’nin ecnebilere karşı bağımsızlığını ve ülke içerisinde sessizliği temin etmek için ihtiyaç duyulan gördüğü yerleri 15 sene müddetle işgal edecektir...
İngiltere, arkadaşlık hisleriyle duygulanarak Osmanlı bakanlıklarında ihtiyaç duyulan gördüğü yerlere İngiliz müsteşarlarının Sultan doğrulusunda tayinlerine destur verecektir.
Bundan farklı İngiltere Hükümeti, her vilayete birer İngiliz Başkonsolosu belirleme edecek ve bu konsoloslar 15 sene müddetle vali yanısıra müşavirlik vazifiyeti yapacaklar.
Vilayet, Belediye Meclisleri tercihleri ve meclis mensuplarının seçimi İngiliz konsoloslarının muayenesi altında yapılacaktır.
İngiltere hem başşehir İstanbul’da, hem vilayetlerde maliyeyi defa sıkı muayene etme hakkına sahip olacaktır.
Anayasa, Doğu halkının politik anlayışına ve yeteneklerine makul olarak sadeleştirilecektir.â€1 Ey Vahdettin’i“Kurtuluş Muhabereyi kahramanıâ€yapan utanmazlar!...
Vahdettin’in, 30 Mart 1919 tarihinde Sadrazam Güvey Ferit vasıtasıyla İngilizlere sunmuş olduğu bu onursuzca önerisi sebep açıklayacaksınız? diye sormak istiyorum...
1.
İngiltere, ihtiyaç duyulan gördüğü yerleri 15 seneliğine işgal edebilecek.
2.
Sultan, Osmanlı bakanlıklarında ihtiyaç duyulan görülen İngiliz müsteşarlarının tayinine destur verecek.
3.
Her ile birer İngiliz konsolosu belirleme edilecek.
4.
Bu konsoloslar 15 sene müddetle valinin yanısıra müşavirlik gerçekleştirecek.
5.
Türkiye’deki tercihleri İngilizler muayene edecek.
6.
İngiltere, Türk maliyesini defa sıkı muayene etme hakkına sahip olacak.
7.
Doğu halkının anlayışına göre anayasa sadeleştirilecek.
Bu 30 Mart uyuşma tasarısına İngilizler, pozitif veyahut negatif hiçbir yanıt vermemişlerdir.
2 Vahdettin’in, İngilizlere yaptığı bu öneri, Türkiye’nin “kayıtsız, koşulsuz†İngiliz sömürgesi olmasını istemesinden farklı nedir? Üstelik Vahdettin, İngilizlerin zoruyla, baskısıyla değil, kendisi aklıyla ve iradesiyle hareket ederek, bilerek, isteyerek ülkesini 15 seneliğine İngilizlere vermek istemiştir.
Vahdettin, Türkiye’yi kayıtsız koşulsuz İngilizlere teslim etmeyi öneri etti¤inde, Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkmasına yanlızca 50 gün bulunmaktadır.“Vahdettin, Atatürk’ü, Kurtuluş Savaşı’nı başlatması için Samsun’a gönderdiâ€diyen Vahdettinciler, soruyorum size“bu 50 gün içerisinde noldu da Vahdettin doksan derece ‘dönerek’ tam bağımsızlığı düşünür oldu?â€
Vahdetinin İngilizlerle imzaladığı saklı antlaşma
Vahdettin İngiltere’ye yalvarıp yakarmaya devam etmiştir.
Damat Ferit, 8 Eylül 1919’da“Türkiye’yi muayene etmelerini istedikleri İngilizlereâ€Padişahın henüz cazip tek önerinini sunmuştur.
İngilizler bu önerisi kabul etmişler ve Güvey Ferit, Padişah Vahdettin’in temsilcisi sıfatıyla İngilizlerle 12 Eylül 1919’da tek “gizli antlaşma†imza atmıştır.
Atatürk bu “Türk-İngiliz Saklı Antlaşması†ile ilgili Nutuk’ta şu verileri vermiştir:
“12 Eylül 1919’da Sadrazam Güvey Ferit ile İngiliz temsilcisi arasında imzalandığı ve az ardından padişahça onaylandığı ileri sürülen tek saklı antlaşma, Fransızlarca ele geçirilip yayınlanmıştır.
Bu belgenin harbiden var olup bulunmadığı üstünde defa tartışılmıştır, fakat o sırada vaziyete ve hem İngilizlerin, hatta padişahın heves ve düşüncelerine defa makul bulunduğu ve bunların kâğıt üstüne dökülmesinden ibaret yer aldığı için realite vaziyetin tek ifadesi sayılabilir.
(…)
Türlü yerlerde yayınlanmış olan ‘antlaşmanın’ metni alçakta görülecektir.
Bu öncelikle 22 Ocak 1920 günü The New York Gerald Tribune isimli Amerikan gazetesinde çıkmıştır.
Daha ardından Ankara Antlaşması ismini taşıyan ve 20 Ekim 1921’de imzalanan Türk Fransız antlaşmasının imzalayıcısı, Fransa Mebusan Meclisi’nin Dışişleri Komisyonu sözcüsü Franklin Bouillon, bu belgeyi kendisinin elde etmiş olduğunu, fakat tek Amerikan gazetesinde yayımlanmasının henüz tesirli olacağını düşündüğünden onu hatıralan gazeteye verildiğini bizlere söylemiştir ve vakanın net olarak doğruluğu üstünde direnmiştir.
12 Eylül 1919 günlü olan metin şöyledir:
1.
İngiltere Hükümeti, kendisi kumandası altında Türkiye’nin bütünlüğünü ve bağımsızlığını garanti eder.
2.
İstanbul, Hilafet ve saltanat merkezi olacak ve Boğazlar İngiltere’nin kontrolüne bırakılacaktır.
3.
Türkiye bağımsız tek Kürdistan kurulmasına mani olmayacaktır.
4.
Bunlara mukabil Türkiye İngiltere’nin Suriye ve El cezire hâkimiyetini sağlayacak ve hilafete ilişkin ruhani kudret ve yetkinin İngiltere’nin lehinde lüzum Suriye ilçesinde ve lüzum Müslümanların yaşadığı başka yerlerde egemen kılınmasını vaat eder.
5.
Milli akımların önüne geçebilmek için Türkiye’de yine kurulacak olan Meşruti yönetime karşı ortaya ileriki olumsuzlukları tesirsiz duruma getirmek için İngiltere Hükümeti tek zabıta örgütü kuracaktır.
6.
Türkiye, Mısır ve Kıbrıs üzerindeki tüm haklarından vazgeçerek, kalifiye ve resmi kaliteyi olan İngiltere Hükümeti konferansta, Türk temsilcilerinin bu yöndeki arzularını kabul edecektir.
7.
Barış şartlarının tekrarından ardından padişah, dördüncü maddedeki özelliği bahsetmek için İngiltere Hükümeti’yle ayrı olarak tek kontrat imzalayacaktır.
Bu sözleşmenin maddeleri saklı tutulacaktır.
İşbu kontrat iki nüsha olarak düzenlenip imzalayanlarca kabul edilmiştir.†3
Atatürk, bu anlaşmanın bilhassa “dördüncü maddesi†üstünde durmuş ve bu belgenin akıbeti ile ilgili şu değerlendirmeyi yapmıştır:“Görüldüğü gibi Halife-İngiltere anlaşması, İngiliz-Fransız çekişmelerinin en çetin bulunduğu tek sırada imzalanmış olup, İngiltere’ye Suriye’den elini büsbütün çekmemek imkânını verecek özde idi.
Ancak şu istikameti de söylemek lazım olur ki, şu zamana kadar bu belgenin harbiden var olup bulunmadığı net olarak anlaşılamamıştır.
Vahdettin, tek İngiliz muhabere gemisiyle İstanbul’dan kaçarken bunu da yok etmiş ya da yanısıra götürmüş olması gereklidir.
İngilizler ise belgeyi o sırada yalanlamış olmalarına karşın, bunu şayet var idiyse yayınlamaları beklenemez.â€4 Vahdettin’in İngilizlerle yaptığı bu uyuşma ile ilgili Sina Akşin’in değerlendirmesi ise şöyledir:“30 Mart tasarısından birçok tavizler vermiş olarak İngilizlerle 12 Eylül ön anlaşmasını yaptı ve böylelikle İngiltere’ye olan uyduluğunu kesinleştirdi.â€5
Sevr Antlaşması ve Vahdettin
İngilizlere birkaç kere akıl almaz tavizlerle uyuşma öneri eden Vahdettin, 30 Mart 1919 tasarısından ardından 12 Eylül 1919 saklı antlaşmasıyla sanki Türkiye’yi İngiltere’ye “peşkeşâ€ çekmiştir.
Aynı Vahdettin, bununla da yetinmeyerek İtilaf devletleriyle, Türkiye’nin idam fermanı olan Sevr Antlaşması’nı imza atmıştır.
Önce ananesel tek Saltanat şurası toplanmış, burada uygulanan oylamada Sevr Antlaşması’na karşı yanlızca tek pek rey çıkmıştır.
Ve Padişahı temsilen Rıza Tevfik, Reflat Halis ve Hadi Paşa 10 Ağustos 1920’de Sevr Antlaşması’nı imzalamışlardır.
“Sevr Antlaşması’na Vahdettin’in imzasının olmadığınıâ€söyleyerek, Vahdettin’i aklamaya çalışanları öneme alabilmek imkansızdır.
Çünkü anlaşmaya imza koyanlar direk Padişah Vahdettin’den aldıkları talimat tarafında hareket ederek Sevr’i imzalamışlardır.
Atatürk Lozan’dan mesul bulunduğu gibi Vahdettin de Sevr’den mesuldür.“Vahdettin, Sevr’i kesinlikle imza atmak zorundaydıâ€iddiası da realite dışıdır! Pekâlâ, Vahdettin, kimi şeyleri göze alıp (sürgün edilmek, tahttan indirilmek, hem de öldürülmek) bu anlaşmayı imzalamayabilir ve cihat ilan edebilirdi.
Ama vatanının yazgınını tamamiyle İngilizlere bırakan Vahdettin, hiç tek rizikosu göze alamamış ve Sevr’i kabul etmiştir.
Vahdettin, korkakça davranıp ülkesini düşmana teslim eder iken Atatürk ve Türkiye büyük millet meclisi cesurane bazı riskleri göze alarak düşmana karşı maç etmiş ve Sevr Antlaşması’nı hiçbir zaman kabul etmeyerek, bu anlaşmayı kabul edenleri “hain†ilan etmiştir.
6 Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasından ardından imzalanan Lozan Antlaşması’yla da Sevr’i yırtarak tarihin çöp tenekesine atmıştır.
Vahdetinin Şaşırtan Teslimiyetçiliği ve İngilizler
Padişah Vahdettin, o kadar “onursuz†ve “teslimiyetçidir†ki, onun bu aşırı teslimiyetçiliği İngilizleri dahi şaşırtmıştır.
İngilizler, başlangıçta Vahdettin’in bu aşırı teslimiyetçiliğinden kuşkulanmışlar ve fazla zaman onunla direk görüşmemişlerdir.
14 Mart 1919’da İngiltere Dışişleri Bakanlığı Paris, Roma ve Washington’daki Büyükelçilerine gönderdi¤i telgrafta Padişah Hükümeti’nin İngiliz koruyuculuğu için yalvardığını; fakat İngiltere’nin buna “ret†cevabı verildiğini bildirmiştir.
7
Vahdettin, “ezikâ€, “korkak†ve “aciz†tek şeklinde İngilizlere yalvarıp yakarırken, İngilizler Vahdettin’le direk görüşmeyi fazla zaman kabul etmemişlerdir.
Örneğin, İngiliz Yüksek Komiseri Amiral de Robeck, Vahdettin’in kendisi ile müzakere ricasını reddetmiştir.
8 İngilizler Vahdettin’in Ulusal harekete karşı olduğunu tam anlamıyla anladıktan ardından fakat onunla direk muhatap olmuşlardır.
Özellikle, Türkiye’nin ölüm fermanı Sevr Antlaşması’nın imzalanmasından ardından İngilizler, Vahdettin’le defa sık görüşmüşlerdir.
Hatta bir müddet ardından İngiltere, Sadrazam Güveyrit ve Padişah Vahdettin’in şahsi güvenliklerini sağlayacağına soz vermiştir.
18 Ağustos 1919’da, İngiltere Dışişleri Bakanlığı’ndan Calthorpe’a gönderilen tek yazıda, Padişah Vahdettin ve Güvey Ferit’in şahsi güvenlikleri ile ilgili tedbir alınması istenmiştir.
9
8 Haziran 1919’da Yıldız Sarayı’nda, padişahı defa tedirgin eden tek yangın çıkmıştır.
A.
İngilizler Anadolu’yu ayırıp parçalayan, Türklere hayata kısmı bırakmayan Sevr Antlaşması’nı da Padişah Vahdettin’den faydalanarak imzalatmışlardır.
21 Ağustos 1920’de Vahdettin’le özellikle görüşen Amiral de Robeck, Vahdettin’in Sevr Antlaşması’nın imzalanmasındaki rolü ile ilgili İngiliz Dışişlerine şu verileri vermiştir:“Vahdettin, Türkiye’nin ölüm fermanı demek olan Sevr Antlaşması’nın imzalanması için buyruk verirken ileride İngiltere’nin yardımına dayanacağı ümidi beslediğini...
Yaşayacak bulunduğu takdirde tek arkadaş yardımına gereksinimi olduğunu...
Belirtmiştir.â€17 Robeck, bu konuşmada Vahdettin ’in, Sevr Antlaşması’nın imzalanması için özellikle buyruk verildiğini belirtmiştir.
Ayrıca İngiliz Yüksek Komiseri Sır Horace Rumbold, 10 Aralık 1921’de Dışişleri Bakanı Lord Curzon’a gönderdiği “gizli†tek yazıda,“Vahdettin’in Sevr Antlaşması’nın imzalanmasına destur verdiğiniâ€belirtmiştir.
18 Fakat bu gün Vahdettinciler, Padişah’ın Sevr Antlaşması’na imza koymadığını ileri sürerek, akıllarınca Vahdettin’i sorumluluktan kurtarmaya çalışmaktadırlar.
 
Son düzenleme:
Üst Alt