Vahdettin Dosyası 1 ; İşte Çakma Kahraman Vahdettin Gerçeği

IkRa

Üye
Mesajlar
102
Puanları
18
Konum
aLem-i ervaH
Tepkime puanı
10
Yakın tarihin en fazla "tartışılan" ve "çarpıtılan" figürlerinden biri nihai padişah Vahdettin' dir."Vahdettin yurt haini midir?"sorusu, yakım tarihin "en kışkırtıcı" sorularından bir tanesidir, işte Vahdettin Dosyası, bu kışkırtıcı suale "belgelerle" yanıt vermek için hazırlanmıştır.
Kurtuluş Muhabereyi sırasındaki politikaları hasebiyle 1922 seneninde Türkiye büyük millet meclisi doğrulusunda resmen"vatan haini"ilan edilen Padişah Vahdettin, kendisinin dahi ön görü edemeyeceği şeklinde, zamanla parlatılarak, bu gün neredeyse"Kurtuluş Muhabereyi kahramanı"haline getirilmiştir.
Özellikle 1950 sonrasındaki"Karşı devrim"sürecinde Atatürkçülüğün karşısına Vahdettincilik çıkarılmıştır.
"Vahdettin yurt haini değildir"tezinin temelinde"halife hain olamaz"inancı ve"Atatürk'e düşmanlık"dürtüsü yatmaktadır.
Vahdettin Dosyası'nı hazırlarken, tek taraftan yerli ve ecnebi arşivlerdeki belgeler dahilinde Vahdettin'in Kurtuluş Muhabereyi sırasındaki siyasetlerini bütün çıplaklığıyla meydana koymayı, diğer yandan Vahdettinci yazarların çarpıtmalarını gözler önüne sermeyi amaçladım.
Durum bu tür olunca, meydana defa kapsamı geniş ve orjinal tek inceleme çıktı.
Yakın tarihi eğip bükerek Atatürk'e ve modern cumhuriyete saldırmayı bağımlılık durumuna getirenleri epey rahatsız edecek olan Vahdettin Dosyası'nı tek "yazı dizisi" durumunda siz Tüm Dünya okurlarına sunmanın derince hazzını yaşadığımı belirtmeliyim.
Vahdettin Hain Değildir Tezinin Kaynağı
“Vahdettin yurt haini değildirâ€tezi, ilk defa 1929 seneninde Mevlanzade Rıfat doğrulusunda meydana atılmıştır.
Mevlanzade Rıfat, 1929 seneninde Halep'te basılan ve 1933'te Türkiye'de yayınlanan "Türkiye inkılabının İçyüzü" isimli kitabında,"Vahdettin'in, Mustafa Kemal'i, Kurtuluş Savaşı'nı başlatması için Anadolu'ya gönderdiğini"iddia etmiş ve bu iddiasını, Vahdettin'in 14 Mayıs 1919 tarihinde Mustafa Kemal'e verilen, sözüm ona, tek fermana dayandırmıştır.
1 Fakat şuana kadar bu tür tek fermana rastlanmamıştır.
Peki fakat kimdir bu Mevlanzade Rıfat?
Mevlanzade Rıfat, henüz Atatürk Samsun'a çıkmadan evvel, 24 Mart 1919'da Hukuk-i Beşer isimli gazetede, I.
Dünya Savaşı'na katılan komutanlara İttihatçıların vagon vagon altın dağıttıklarını ileri sürmüş ve komutanlara,"Büyük alçaklar ve haydut başları..."diye hakaret etmiştir.
Bunun üstüne Atatürk, Harbiye Nezareti'ne tek dilekçeyle müracaat ederek, bu yazıyı kaleme alan Mevlanzade Rıfat'm cezalandırılmasını istemiştir.
Atatürk, Mevlanzade Rıfat'a"O sefil iftiracı.."diye hitap ettiği dilekçesinin tek örneğini de Zaman, Alemdar ve Yeni Gün gazetelerine iletmistir.
2 Atatürk, Mevlanzade Rıfat'ın Türk silahlı gücünün haysiyetli komutanlarına hakaret etmesine defa bozulmuştur.
Türk silahlı gücünün, "namuslu" ve"yurtsever"komutanlarını"haydut başı"diye suçlamanın"büyük tek ahlaksızlık ve sefil tek vicdansızlık"olduğunu söyleyerek bu "namussuzca iftirayı ve sahibini lanetlemiştir." Fakat Atatürk'ün Harbiye Nezareti'ne gönderdiği "şikayet dilekçesi" öneme alınmadığı gibi Mevlanzade Rıfat, kendine hakaret edildiği gerekçesiyle Atatürk'e dava açmıştır.
"Atatürk düşmanı" Mevlanzade Rıfat'ın, Padişah Vahdettin'le ise arası defa iyidir.
Padişah Vahdettin, Türkiye'den kaçtıktan ardından San Remo'ya gitmiştir.
Kaçak padişahın San Remo'daki ziyaretçilerinden bir tanesi de Mevlanzade Rıfat'tır.
Mevlanzade Rıfat, San Remo'ya ilk kez 1922'de tek Yunan albayla beraber gitmiş ve Vahdettin'e, Ankara'ya karşı Yunanistan'la uyuşma öneri etmiştir.
Bu görüşmede Vahdettin Mevlanzade Rıfat'a para vermiştir.
3
Mevlanzade Rıfat, Vahdettin'i San Remo'da tek sefer henüz ziyaret etmiştir.
Bu sefer de Vahdettin'e, Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı"Kürtleri başkaldırıya teşvik etme"önerisinde yer almıştır.
4 Mevlanzade, Türkiye'deki tüm ehemmiyetli Kürt isyanlarında rol almış, sözcüklerin tam manasıyla "bölücü" tek politikacı-yazardır.
5
Kurtuluş Muhabereyi evveli Atatürk'e ve vatansever Türk subaylarına,"büyük alçaklar ve haydut başlan"diyen, vatan dışında iki sefer Vahdettin'i ziyaret eden, onu Atatürk'e ve Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı harekete geçirmek isteyen ve Vahdettin tararından defa iyi ağırlanan Mevlanzade Rıfat, bir müddet ardından kaleme sarılarak"Cumhuriyet tarihi yalancılarının"ana kaynağı durumundaki 'Türkiye inkılabı'mn İçyüzü" isimli kitabı yazmış ve bu kitabında Vahdettin'i adeta"Kurtuluş Muhabereyi kahramanı"ilan etmiştir.
Mevlanzade'nin bu kitabı ardından Atatürk'e ve cumhuriyete aldırmak isteyenlerin ana kaynağı olmuştur: Necip Fazıl Kısakürek, Nihal Beygirsiz, Tarık Mümtaz Göztepe, Vehbi Vakkasoğlu, Kadir Mısıroğlu, Abdurrahman Dilipak, Hasan Hüseyin Ceylan, Yalçın Ufak, Burhan Bozgeyik ve Mustafa Hediye gibi tarihçi ve yazarlar, hep Mevlanzade Rıfat'ın "Türkiye inkılabı'ın İçyüzü" isimli kitabım kaynak olarak kullanmışlardır.
Örneğin, Mevlanzade Rıfat'ın,"Vahdettin hain değildir!"tezinden yola çıkan şair Necip Fazıl Kısakürek, defa henüz ileri gittikçe Vahdettin'i "Büyük yurt dostu!" ilan etmiştir.
6 Kısakürek, mevzubahis kitabında, vesika ve istihparata dayanmadan, yanlızca türlü kurnazlıklar yaparak, tüm Kurtuluş Savaşı'nın Vahdettin'in yapıtı olarak göstermektedir.
Dahası, külüstür başbakanlardan Bülent Ecevit de 6 Ağustos 2005 tarihinde,"Vahdettin yurt haini değildir!"demiştir.
"Vahdettin yurt haini değildir!" tezini incelemeden evvel Vahdettin'i birazcık tanıyalım:
Vahdettin'in Yaşamı ve Karakteristik Özellikleri
Vahdettin 1861 seneninde doğmuştur.
Babası Abdülmecit Efendi, validesi Gülistu Hanım'dır.
Abdülmecit'in 30 çocuğundan 23'üncüsüdür.
Dört aylıkken babası can vermiş, çocukluğu ve gençliği kapalı tek ortamda geçmiştir.
Vahdettin, çocukluğunda ve gençliğinde saray entrikalarına, hem de cinayetlerine şahit olmuştur: Amcası Abdülaziz ve ağabeyleri V.
Murat ve II Abdülhamit'in tahttan indirilmeleri ve Abdülaziz'in öldürülmesi Vahdettin'i derinden etkilemiştir.
Vahdettin korku içerisinde olduğunu Adliye Nazırı İbrahim Bey'e şu şekilde ifade etmiştir:"Aczim var, korkuyorum.
Maddeten hiçbir şeyden korkmam.
Fakat tek ağır tek görev üstlendim.
Allah'tan korkarım.
Bu saray bizim baba ocağıdır.
Siz bu tür şeyleri anlarsınız.
Odaların birisinde doğmuşum, birisinde büyümüşüm, birisinde babam vefat etmiş, birisinde amcam ya da kardeşime bişi olmuş.
Elhasıl biri feci, biri ruhperver...
Bunları gördükçe korkuyorum..."7
Veliaht Yusuf İzzettin Efendi'nin intihar etmesi üstüne 1916 seneninde veliaht olan Vahdettin, veliahtlığı esnasında Almanya ve Avusturya'ya seyahatler yapmıştır.
8 Bu seyahatleri esnasında ona Mustafa Kemal eşlik etmiştir.
Dört sefer evlenen Vahdettin'in ilk eşi Nazikeda Başkadınefendi,den Ulviye Sultan ve Sabiha Sultan adlarında iki kızı meydana gelmiştir.
İkinci eşi, Müveddet Kadınefendi'den de Şehzade Ertuğrul Efendi isimli tek erkek çocuğu dünyaya gelrniştir.
9
Mutlakiyetçi, İttihat ve Terakki düşmanı, Hürriyet ve İtilaf Partisi'ne yakın, Alman karşıtı ve defa koyu tek ingilizci olan Vahdettin'in belirlenmiş başlı karakteristik özellikleri şunlardır:
1 - Hastadır: Bedenen ve ruhen defa sıhhatli değildir.
Çocukluğundan ardından türlü hastalıklar geçirrniştir.
Romatizmasından kaynaklı çok yürüyememektedir.
Birkaç kez baygınlık geçirmiştir.
Doktoru Reşat Paşa'nın bildirdiğine göre sinirleri de zayıftır.
2 - Heyecanlıdır: Başkatibi Ah Fuat Bey, Parlamento Başkam Vekili Hüseyin Kazım Bey ve Amiral de Robeck Vahdettin'in defa heyecanlı olduğunu belirtmişlerdir.
3 - Kuşkucudur: Amcası Abdülaziz ve ağabeyleri V.
Murat ve II.
Abdülhamit'in tahttan indirilmeleri ve Abdülaziz'in öldürülmesi hasebiyle Vahdettin de bilhassa öldürülmekten korkmaktadır.
Bu nedenle cebinde tabanca bulundurmaktadır.
10
Vahdettin'in kuşkuculuğuna şahit olanlardan bir tanesi de Mustafa Kemal Atatürk'tür.
4 - Muhbirdir: Gençliğinde Abdülhamit'e "jurnalcilik" yaptığı defa süregelen tek dedikodudur.
Baş mabeynci Lütfi Simavi Bey, Vahdettin'in bu özelliğinden, "Abdülhamit zamanındaki kötü şöhreti" diye soz etmiştir.
Madrid'teki İngiliz elçisi Lord A Harding, İngiltere Dışişleri Bakanı'na gönderdiği 9 Temmuz 1918 tarihli yazıda Vahdettin'in, "Sultan II.
Abdülhamit'in faal tek casusu olduğunu" belirtmiştir.
11
5 - Eğitimi zayıftır: Çocukluğunda ve gençliğinde geçirdiği rahatsızlıklardan kaynaklı yeteri kadar iyi eğitim alamamıştır.
Başkatibi Ali Fuat Bey, Vahdettin'in “fıkıhla†ilgilendiğini belirtmiştir.
6 - Konuşması iyidir: Başkâtibi Ah Fuat Bey, konuşması, yazması ve imlasının düzgün olduğunu belirtmiştir.
Almanya gezisi esnasında Vahdettin'e eşlik eden Mustafa Kemal Atatürk de Vahdettin'in düşüncelerini defa düzgün tek şeklinde ifade ettiğini belirtmiştir.
7 - Kurnazdır: Başkatibi H.
Ziya Uşaklıgil Vahdettin'i, "Yaradılışında, hileye, entrikaya, saklı düzenlere, karışık girişimlere düşkün'' olarak tanımlamıştır.
Adına gelen mektupların açılmadan kendisine verilmesini istemesi, hükümetle haberleşmesinde başkatibi Ali Fuat Bey adına kişiyi Refik Bey'i kullanması, kimi kimselerle saklıca kalifiye dairesinde müzakeresi, onun "kurnaz ve entrikacı" biri olduğunu göstermiştir.
Atatürk de Vahdettin'le yaptığı görüşmelerden ardından onun "kurnaz" ve "entrikacı" biri olduğunu düşünmüştür.
8 - Rol yapar: M.
Fuat Bey ve Lütfi Simavi Bey, Padişahın külüstür sadrazam Ahmet izzet Paşa'ya "hasta rolü" yaptığına özellikle şahit olmuşlardır.
Ayrıca, Mazhar Müfit Kansu'yla yaptığı görüşmede, "Kuvayı Milliye tacımın pırlantasıdır! Mustafa Kemal Paşa nasıldır, afiyettedir inşallah! Ne vakit dönecek!" gibisinden sözler ifade eden Vahdettin'in yeniden rol yaptığı açıktır.
Çünkü o zamanlarda Osmanlı idaresi tek taraftan Kuvayı Milliye'yi yasaklarken, diğer yandan da Mustafa Kemal'i tesirsiz duruma getirmeye görevlendirilmiştir.
Vahdettin "rol yaparak", Mazhar Müfit Bey'in ağzından laf almaya çalışmıştır.
9 - Paraya düşkündür: Bilinenin aksine Vahdettin paraya defa düşkündür.
II.
Abdülhamit'in kızı Sadi ye Osmanoğlu'nun hatıraları ve Lütfi Simavi'nin"Vahdettin Efendi'nin Paraya Karşı Olan Aşırı Sevgisi"başlığı altında yazdıkları, Vahdettin'in paraya defa ehemmiyet verildiğini göstermiştir.
10 - Vahdettin, ayrı olarak iyi tek baba ve ağlayacak kadar duygulu tek insandır.
12

Vahdettin ve Ananesel Değerler
Vahdettin'e, Osmanlı padişahı ve halife bulunduğu için "dindardır", "geleneksel değerlere bağlıdır'' diye sahip çıkanların bilmedikleri oldukça önemli kimi gerçekler bulunmaktadır.
Evet! Vahdettin dindardır, fakat onun dindarlığı "Batı kültürü ne" bitimine kadar açık, "bağnaz" olmayan tek dindarlıktır.
Vahdettin, geleneklerin aksine sakal bırakmamıştır.
Yavuz'dan ardından sakal bırakmayan ikinci Osmanlı padişahı Vahdettin'dir.
Sakal bırakmamasının unsurunu, "Ben devasa ceddim Yavuz Sultan gibi sakal bırakmayacağım, zira sakalımı kimsenin eline vermek niyetinde değilim" diyerek açıklamıştır! 13
Vahdettin bazı zamanlar alkol içen ve içkili toplantılarda ve ziyafetlerde eline şarap kadehi almaktan çekinmeyen bir tanesidir.
Örneğin, Tütüncübaşı Şükrü Bey, Padişah Vahdettin'in, kendine "daima konyak aldırdığını" belirtmiştir.
14
Malta'dayken, 20-30 Kasım 1922 tarihleri arasında.
Vahdettin ve yakınlarının şarap gideri, 5 İngiliz lirasıdır.
15 Vahdettin, Almanya ziyareti şuasında verilen ziyafette, imparatorun haysiyetine şampanya kadehi kaldırmıştır.
16
San Remo'da ikamet ettiği köşkün alt katındaki konuk odasının duvarında büyükçe tek çıplak bayan tablosu asılıdır.
Halifelik iddiasında tespit edilen Vahdettin, misafirlerini bu tablonun altında ağırlamıştır.
17 )
Vahdettin, aile yaşamında da oldukça moderndir.
Örneğin, anane gereği Osmanlı hanedanına üye kızların düğünden evvel dahi kocaları doğrulusunda görülmeleri yasakken, Vahdettin, düğünden evvel damadı İsmail Hakkı'yı çağrı ederek, kızı Ulviye Sultan'la görüştürmüştür.
18
O buluşmayı, "Son Padişah Vahdettin" kitabının yazarı Yılmaz Çetiner, belgeler dahilinde şu şekilde anlatmıştır: "İsmail Hakkı Beyefendi'ye Harbiye Nezareti'nden resmi tek yazı geldi...
Veliaht Vahdettin Efendi, Çengelköy'de köşküne çağırıyordu.
İsmail Hakkı'yı tek korku aldı! Acaba kızıyla buluştuğunu haber aldı da buna kızacak, danlacak mı endişesi içerisinde salonda beklerken Vahdettin Efendi girdi içeriye...
Selamlaştıktan ardından oturdu hiç konuşmadan.
Bir nikotin içti ve ansızın ayağa kalkıp çıktı odadan...
Garip tek durumdu bu ve İsmail Hakkı'nın yüreği küt küt atıyordu! Az soma tek de baktı ki, Vahdettin, yanısıra kızı Ulviye Sultan'la birlikte yeniden içeriye giriyor.
İşte kızım müstakbel kocan!" 19
Vahdettin'in eşlerinin, kızlarının ve kız torunlarının başı açıktır.
Vahdettin ailesine üye bayan hanedan mensuplarının yurtdışında çekilmiş fotoğraflarına bakılacak olursa başların açık olması tek yana, padişahın eşlerinin, kızlarının ve kız torunlarının oldukça çağdaş, hem de dekolte batılı kıyafetler giydikleri görülecektir.
Örneğin, Vahdettin'in torunu Neslişah Sultan, Hümeyra Sultan, Hanzade Sultan ve Hibetullah Necla; kızları Ulviye Sultan ve Sabiha Sultan ile ikinci eşi Müveddet Kadınefendi başları açık, modem elbiseler içerisinde sanki batılı kadınlardan ayrılamayacak şıklıkta Avrupa'da arzı endam etmişlerdir.
20
Vahdettin bayanlara defa düşkündür.
İlk eşi Nazikeda Sultan'la evlenirken ona "üzerine farklı tek kadınla nikahlanmayacağı" sözü vermiştir.
Evet! Vahdettin 7 sene süresince sözünü tutmuş, farklı tek kadınla evlenmemiştir, fakat bu müddette saklıca farklı kadınlarla beraber meydana gelmiştir.
"Vahdettin Efendi, tıpkı babası Sultan Abdülmecit ve Ağabeyi Sultan Abdülhamit gibi bayanlara düşkündü...
Yemin ettiği için tek farklı kadını nikahına alamıyordu, fakat saklı saklı kısa zamanlı aşklar yaşıyordu..."
Beste yapmış, alkol içen,şampanya kadehi kaldıran, konuk odasında çıplak bayan resmi sahip olan, sakal bırakmayan, izdivaç etmeden evvel kızım güvey adayıyla özellikle görüştüren, saklıca farklı kadınlarla beraber olan ve eşlerinin, kızlarının ve kız torunlarının başları açık olan Padişah Vahdettin'e "halifedir" diye yanlızca "dinsel gerekçelerle" sahip çıkanla şapkalarını önlerine koyup düşünmelerini tavsiye ederim.
Vahdettin: "Şaşırmış tek haldeyim"
Ağabeyi Sultan Reşat'ın ölümü üstüne 4 Temmuz 1918'de padişah olan Vahdettin, tahta çıktığında 58 yaşındadır.
Vahdettin, padişah olmaya hevesli ve hazır değildir.
Tahta çıktıktan derhal ardından Şeyhülislam Musa Kazım Efendi'ye, "Ben bu makam için hazırlanmadım.
Çocukluğumdan ardından vücutça rahatsız olduğumdan layıkıyla tahsil edemedim.
Yaşım kemâle erdi, dünyada tek amacım kalmadı.
Biraderle (Abdülmecit Efendi) hangimizin önce gideceğimiz (öleceğimiz) belirlenmiş olmadığı bu makamı beklememekteydim.
Fakat takdiri ilahi ile bu ağır vazifeyi üstüme aldım.
Şaşırmış tek haldeyim.
Bana dua ediniz!" demiştir.
22
Vahdettin'in "şaşkınlık içerisinde olması" yanlızca iyi eğitim almamasından ve bu makama hazır olmamasından kaynaklanmamıştır; onun şaşkınlık içerisinde olmasının esas sebebi, Osmanlı Devleti'nin içerisinde yer aldığı haldir.

Devleti'nin tarafsızlığını kesinlikle korurdum." demiştir.
Bu nedenle tahta çıkar çıkmaz tek lâhza evvel ateşkes antlaşması yapılmasını istemiştir.
24 Vahdettin'in I.
Dünya Muhabereyi karşıtlığının esas sebebi, bu savaşta Osmanlının karşısındaki en devasa düşmanın İngiltere olduğundan sebeplenmektedir.
Vahdettin, Almanya'ya karşı İngiltere'ye yakınlaşma taraflısıdır.
 
Son düzenleme:
Üst Alt