Uzun yıllar çocuk sahibi olamayan eşlerin öncelikli olarak ne yapması gerekir?

Konu sahibi son olarak 2631 gün önce görüldü
“Uzun yıllar çocuk sahibi olamayan eşlerin öncelikli olarak ne yapması gerekir?”

Mü’min, öncelikle dünya hayatında olan herşeyin yüce Allah’ın dilemesiyle meydana geldiğine inanır. Rızkı veren, dilediği zaman daraltıp genişleten, serveti veren ancak dilediği zaman geri alan, dilediği aileye çocuk veren, dilediği zaman da çocuk emânetini geri alan, ya da hiç çocuk vermeyen Allah’u Teâlâ’dır. Kur’an-ı Kerîm’de şöyle buyurur: “Allah dilediğine kız çocukları, dilediğine de erkek çocukları verir. Yahut onlara hem erkek hem de kız çocukları olmak üzere çift verir. Dilediğini kısır kılar. O, her şeyi bilendir, her şeye gücü yetendir.” (eş-Şûrâ, 42/49-50)

Durum böyle olunca eşlerin isteklerini ve çocuk özlemlerini yüce Allah’a arz etmeleri gerekir. Kur’an’da mü’minler, hayırlı ve salih evlat istemeye teşvik edilmiştir. Bir âyette şöyle buyurulur: “Onlar ki; “Ey Rabbimiz, bize eşlerimizden ve nesillerimizden gözlerimizin nûru olacak (salih evlat) ihsan et ve bizi takva sahiplerine önder kıl, derler.” (el-Furkân, 25/74)

Dua aynı zamanda gelecek nesilleri başka bir deyimle soyu da içine almalıdır. Nitekim Zekeriyya (a.s.) ilerlemiş olan yaşlılık döneminde şöyle dua etmişti: “Ey Rabbim, bana kendi katından temiz bir soy bahşet, doğrusu sen duayı işitirsin.” (Âli İmrân, 3/38) Hz. İbrahim’in oğlu İsmail (a.s.) ile birlikte Kâbe’yi inşa ederken yaptığı şu duada “müslüman nesil” isteği görülür: “Ey Rabbimiz, ikimizi de sana teslimiyette sabit kıl. Soyumuzdan da müslüman bir ümmet yetiştir.”

(el-Bakara, 2/128) İbrahim (a.s.) bu ümmete örnek gösterilen büyük peygamberlerdendir. “İbrahim ve onunla birlikte olanlarda sizin için uyulacak güzel örnekler vardır.”(el-Mümtehine, 60/4) Kırk yaşlarına giren kimsenin yapacağı dualarında soyunun sıhhat ve selâmetini istemesi de yer almalıdır. “Bana verdiğin gibi, soyuma da salâh ver”

(el-Ahkâf, 46/15) âyeti buna işaret eder. Bu âyetteki salâh; hayırlı nesil anlamına geldiği gibi, yaratılış yönünden bedeni sağlam, tam ve kusursuz, sakat olmayan anlamlarına da gelir. Nitekim Hz. Aişe (r. anhâ)’ya bir doğum haberi ulaşınca; cinsiyetini sormayıp “yaratılışı tamam mı?” diye sorduğu; “Evet” cevabını alınca da “Âlemlerin Rabbine hamdolsun” diye dua ettiği nakledilir. Hz. Âdem ile Havva’nın doğacak ilk çocukları için yaptıkları duada da bunu görmek mümkündür: “Eğer bize iyi, güzel ve bedence kusursuz bir çocuk verirsen elbetteki şükredenlerden oluruz” (el-A’râf, 7/189)

Diğer yandan mü’min her türlü maddî ve mânevî sıkıntılarını aşabilmek için yüce Allah’tan yardım istemek yanında sonuca ulaşmak için kendine düşen görevi yapmalı ve gerekli önlemleri de almalıdır. Eşlerde fizikî bir rahatsızlık varsa bunun tedavisi de bu önlemler arasındadır. Çünkü İslâm sağlığın korunmasını ve sağlıklı kalabilmek için bütün tedbirlerin alınmasını isterken, buna rağmen bir hastalık olursa, tedavi olunmasını da emretmiştir. Nitekim Usâme İbn Şerik’ten nakledildiğine göre bedevîler, Allah’ın Rasûlüne gelerek; “tedavi olalım mı?” diye sorunca, Hz. Peygamber; Tedavi olunuz. Çünkü Allah yaratmış olduğu her derdin devasını da yaratmıştır. Ancak bir dert hariç, o da yaşlılıktır.”

(Ebû Dâvud, Tıb, 1) Başka bir hadiste de şöyle buyurulur: “Her derdin bir devası, her hastalığın bir ilacı vardır. Hastalığın ilacı bulunduğu zaman, azîz ve celil olan Allah’ın izniyle iyileşir.”

(Müslim, Selâm, 69. Günümüzde tüp bebek uygulaması da İslâmî ölçüler içinde yapılınca tedavi kapsamına girer. bk. “Tüp bebek uygulaması” konusu) Ancak tedavi yollarına başvurulduğu halde kimi rahatsızlıkların iyileşmemesi de mümkündür. Böyle bir durumda mü’minin bir musîbetle denendiği ve yüce Allah’ın hüküm ve kazasına sabrettiği için derecesinin yükseleceği umulur. Bir hadiste şöyle buyurulur: “Bir müslümana hastalık isabet ederse, sonbaharda ağaç yapraklarının döküldüğü gibi Allah onun hata ve günahlarını döker.”

(Buhârî, Merdâ, 13)

Sonuç olarak, çocuk sahibi olamayan mü’min kendine düşen dua ve tedavi önlemlerini aldıktan sonra sonucu yüce Allah’tan bekler. Bu arada her şeyin Allahü Teâlâ’nın kudret elinde olduğu da unutulmamalıdır. Bu nedenle O’ndan hayırlı olanı istemek, şer olabilecek bir şeyi ise istememek gerekir.
 
Geri