Türkiye'den Mucize Hayvanlara Akupunktur

A
  • Kullanıcı aXi
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Hayvanlar Alemi (Arşiv)
1306667740_19_kedi_kopek_hayvanlar_haber365.jpg


Tüm bunlara nükleer tıp uygulamalarının da katılarak felçli köpeklerin yürütüldüğünü biliyor muydunuz? Ama oluyor işte. Veteriner Doktor Mehmet Gürol Arslan “Yaşamaz, eziyete gerek yok, en iyisi uyutmak” denilen hayvanları yeniden koşturuyor...

Dünyalar güzeli minik kızım bana geldiğinde avucumun içine sığacak kadar küçüktü. Bir beyaz kartopu vaziyetinde... Masmavi gözler, arada bir cılız çıkan bir ‘miyav’ da değil, ‘miiiik’ sesi!.. Diyebilirim ki ağabeyi ve ben, Pıtırcık’ı koynumuzda büyüttük. Gören hayran oluyor, “Nazarlar değmesin” diyoruz. Ama değiyor! Küçük kızımızın başındaki tüyler dökülmeye başladı. “Mantar” denildi.

Doktor doktor dolaşmaya da o zaman başladık. İnsan ya da kedi, köpek ya da kuş... Evcil hayvan demek, seven, bakan bilir, bizimle yaşayan yavrularımız demek. Onlar hastaysa, evde hasta var demek! Evin keyfi kaçtı demek. Başı iyileşiyor, kulağı hastalanıyor... Aylar sürüyor... İlaçlar değişiyor, hekimler değişiyor... Küçük kızımız bir türlü iyileşemiyor, vakit, nakit harcanıyor.

Üzüntü harcanıyor en önemlisi. Tavsiyeler ve hekim arayışları sürüyor. Sonunda genç bir veteriner hekim iddialı konuşuyor: “Bir hafta, en fazla on gün klinikte kalacak ve iyileşecek.” Aylardır tedavi ettiremediğim, kronik alerji ve buna bağlı olan yaralar, mantar bir haftada nasıl geçecek? Çünkü Veteriner Hekim Mehmet Gürol Arslan semptomları değil, nedenini tedavi etmeye kararlı. “Bu çocuğun bağışıklık sistemi çökmüş, çalışmıyor. Kulağı iyileştirirsiniz, başka yerinde yara çıkar.

Sabrınız tükenir, sıkılırsınız. Zaten bağışıklık sistemi ayağa kaldırılmadan yaşam süresi de çok uzun olmaz, sonra üzülürsünüz!” diyor bana. Pıtırcık, doktora gidip gelmekten sıkıldığı için artık girmek istemediği kutusuna zoraki de olsa giriyor, İstanbul-Zekeriyaköy’deki Animalpark’a gidiyor. Ayrılış zor, ayrılık üzücü. Ama sonu iyi bitecek bir bekleyiş. Her gün haberleşiyoruz. Arama saatlerinde Mehmet Bey’i arayıp iyi haberlerini alıyorum kızımın. Tedaviye yanıt veriyor, süratle iyileşiyor! Nasıl bir tedavi?

Bu klinikte tedavi usulleri çok farklı. Akupunktur, ozon tedavisi, nükleer tıp gibi insanlar için bile farklı gelen tedaviler uygulanıyor hayvanlara. Sekiz gün sonra “Pıtırcık iyileşti, taburcu edilebilir” haberi geliyor! Zekeriyaköy’deki kliniğe Pıtırcık’ı almaya gidiyorum ama artık gazeteci şapkamı giymenin ve burada olup bitenleri öğrenmemin zamanı. Dr. Mehmet Gürol Arslan, Pıtırcık’ın kronik alerjisi gibi “hafif” vakalardan ziyade, sinir tahribine bağlı felçli köpekleri tedavi etmekle tanınıyor. Şu anda klinikte 18 köpek, 9 kedi yatılı kalıyor. İstanbul, hatta yurt dışından da hasta geliyor kliniğe. Norveç, Finlandiya, Avusturya, Hollanda...

Uyutulacak köpekler koşarak çıkıyor

Aynı benim gibi orayı burayı dolaşıp umudu tükendiğinde gelen hastalar, çoğunlukla ayakları tutmayan köpekler. Çoğuna daha önce “Yapılacak bir şey yok, uyutalım, acı çekmesin” denmiş. O köpekler bu klinikte, üstelik de kapatılmadan, büyük alanlarda, özel yataklarda bakılıyor: Tedavileri yapılıyor, havuzda terapiden ozon tedavisine kadar değişik yöntemler uygulanıyor. Köpekler iyileşmeye başlayınca geniş bahçede yürüme egzersizleri yapılıyor.

Her şey kazayla başladı

Denge sorunları çözülünce koşanların, bir zamanlar ayağa kalkamadığını düşünmek şaşırtıcı. Dr. Mehmet Gürol Arslan anlatıyor: “Felç beyinden kaynaklanmıyorsa tedavi edebiliyorum. Zaten ilk muayenede belli olur. Sinir zedelenmesi varsa hastayı kabul ediyorum. Köpekler tedaviye, insanlardan daha çabuk yanıt veriyor. Bir-iki ayda iyileşiyorlar. Buraya gelenler arasında ‘oğlum, kızım’ diye bağrına bastığı köpeğini tedavi ettirebilmek için evini ve arabasını satmış olanlar var.

İnsanlar, sonuç vermeyen yanlış tedavilere büyük paralar harcıyor. Sonunda hayvan sahibinin de umudu kırılıyor; köpek ya uyutuluyor ya da terkediliyor. Ben iki ayağı da tutmayan Lokum’u iyileştirip evlat edindim, gördüğünüz gibi şimdi koşuyor. 1 yıl önce geçirdiği trafik kazası sonucu dört bacağı da kırılan bir Golden Retriever cinsi köpeğimiz vardı. Adı; Flu. Yürüyemiyordu, tedavi tamamlandı, 3 gün önce koşarak taburcu oldu.” Veteriner Mehmet Gürol Arslan’ın bu işe gönül vermesi başına gelen kazayla başlıyor.

Genç veteriner 2001 yılında ciddi bir kaza geçiriyor, sağ elinin işaret ve orta parmağı kopma noktasına geliyor. Yüzük ve serçe parmağı da çok derin kesiliyor. Parmaklar yerine dikiliyor ama his yok. Mesleğinin başında olan ve bir daha ameliyat yapamayacağını düşünerek çok üzülen Mehmet Gürol, dünyada sinir ve kas hastalıklarının tedavisinde kullanılan yeni teknolojileri ve teknikleri aramaya başlıyor. Öğrendiği 30’dan fazla tekniği kendi üzerinde denemekten çekinmiyor. Sonunda elini yeniden kullanabilir hale getiriyor. Ardından da bu deneyimini hayvanlar üzerinde uygulamaya başlıyor ve kendine özel bir teknik geliştiriyor.

Türkiye’de ilk ve tek

Dr. Arslan uluslararası ozon yapma sertifikasına sahip olarak Türkiye’de ozon tedavilerine 2010’da başlayan ilk ve tek Türk hekimi. Uluslararası Veteriner Akupunktur Uygulamacıları Federasyonu’nun halen tanıdığı tek Türk üye. Üstelik, Uluslararası Amerikan Nükleer Tıp Uygulamacıları Derneği’nde Türkiye’yi temsil eden tek Türk veteriner hekim de. Kliniğinde obezite, alerji, böbrek yetmezliği, kanser gibi hastalıklar da tedavi edilebiliyor. Peki Türkiye’de ilk ve tek denilen bu tedavinin masrafı ulaşılabilir boyutta mı? Felçli bir köpeğin tedavi bedeli 1000-2000 TL. Ama o hayvanların mutluluğunu görmek, değiyor.

Mesela Tarçın. Geleli iki hafta olmuş. Arka ayaklarını sürükleyerek yürümeye çalışıyor ama birbirine dolanıyor. Çok acıklı. Sonra doğruluyor ve bir kaç adım atıyor! Geldiğinde görmeliymişiz onu: Pelte gibiymiş. Sonuçta, koşarak çıkacakmış buradan! Jessi ise yatağında ölü gibi yatıyor. Aşağıda bir kaç felçli köpek daha var. Onların halini gördükçe Dr. Arslan’ın fedakarlığını daha iyi anlıyorum. Pek çok veteriner kliniğinde sadece aşı ve sıradan bakım yapılıyor, ciddi hastalıklarda sonuç yok!

Oysa onlar da bütün canlılar gibi hastalanıyor ve doğru tedaviyi hak ediyor! Pıtırcık’ın boyunluğu çıkmış. Kaşlarının üzerinde bir hafta önce aniden ortaya çıkan kanlı yara izlerinden eser kalmamış. Tüyleri pırıl pırıl. Öğreniyorum ki kediler tedaviye daha kısa sürede cevap veriyormuş. Bunun nedeni daha hafif ve elastiki olmalarıymış. Ağırlık ne kadar az olursa, tedaviye cevap verme olasılığı o kadar fazlaymış. İlginç, değil mi?
 
Geri