İşte Türkiye’deki tarikat ve cemaatler:
İnançlı bir Müslüman olarak Mustafa Kemal
Atatürk’ün bu ülkeye yaptığı en büyük
hizmetlerinden
biri nedir diye sorsanız, Tekke ve Zaviyeleri
kaldırmasıdır derim!
Siyasal İslamcıların hücum edeceği bu hükmümün
gerekçesi, Atatürk eğer o Tekke ve Zaviyeleri
kaldırmamış olsaydı, bugün Türkiye’de bırakın her
şehir ya da semtte, her mahallede adına İslam
denen farklı farklı dinlerin mevcut olacağıydı!19.
yüzyıldaki Tekke ve Zaviyeler hem
emperyalizmin hem de din bezirganlarının
kontrolüne geçmişti..
Mehdi Aleyhisselam
Buradan hareketle de bendeniz Diyanet İşleri
Başkanlığı’nın İslâm’ın temiz olarak yani
bozulmadan muhafaza edilmesi bağlamında çok önemli
bir işlev gördüğü kanaatindeyim.
Tekke ve Zaviyelerin kaldırılıp yasaklanmasına ve
Diyanet’in yol göstericiliğine rağmen
maalesef yine de pek çok tarikat ve cemaat zuhur
etmiştir ki bunlar yakından incelendiğinde
görülüceği gibi tamamına yakını sadece amel
konularında değil, iman konularında bile
birbiriyle
taban tabana
zıttırlar.
İslâmi cemaatler ve tarikatlar olgusunu incelemiş
ve bazılarını çok yakından gözlemlemiş biri
olarak bunlarla ilgili tespitlerim şunlardır:
1) Bütün cemaatler kendi şeyhlerini (önderlerini)
Peygamberimizin günümüzdeki vekili gibi
görür. Bazılarının da Mehdi Aleyhisseam olduğuna
inanılır.
2) Cemaatlerin hiç birinde bireysel
irade ya da sorgulama yoktur. Şeyh ya da önderin
sözü Allah kelamı hükmündedir ve önderin
emrini tartışan küfre girip
dinden çıkar.
3) Cemaatlerin hiç biri birbirini sevmez ama
açıktan birbirlerine düşmanlık yapmazlar..Pek çok
cemaat kendi dışındaki cemaatlerin şirkte
(küfürde) olduğuna inanır.
Gettolar ve holdingleşme
4) Cemaatlerin bazıları dış dinamiklerle yani
yabancı istihbarat örgütleri ile irtibatlıdır.
5) Cemaatlerin geneli iktidar olanı destekler yani
bunlar durakta beklemeyi sevmezler, gelen
her otobüse binerler.
6) Her cemaatin kendi gettosu vardır, aralarında
kız alıp verirler, alışverişleri ve
arkadaşlıkları beraberdir. Buradan hareketle de
bunların birbirinden kopması kolay değildir.
7) Pek çok cemaat son dönemde holdingleşmiştir..
Müritlerin yaptığı ticaret, topladığı kurban
derisi ve zekatlar bu holdinglerin ana
sermayesidir. Holdingin mutlak hakimi de cemaat
önderleridir. Şeyh ya da önder, parayı elinde
tutanın gücü elinde tuttuğunu bilir ve yönetimi
çocukları dışında hiç kimse ile paylaşmaz.
8) Cemaatlerin hedef kitlesi daha ziyade 16-30 yaş
arası olanlardır.. Bunlarla önce arkadaşlık
edilir, akabinde kendi sosyal çevrelerine
sokularak ona kişilik verilir ve dini
hassasiyetleri
de kullanılarak saflara alınır. Yurtlar,
dersaneler, okullar temel alanlarıdır.
9) Bütün cemaatlerde şeyh ya da önderin pek çok
zaman akşam namazını Kabe’de yatsıyı da
Mescid-i Aksa’da kıldığına inanılır. Şeyhlerinin
evliyalıklarına imanları Allah’a imanları
gibidir.
10) İstisnasız bütün cemaatlerde şeyh ya da önder
emreder, müritler zerre sorgulamaksızın
emredilen yere eksiksiz oy verir.
Bürokrasideki müritler!
11) Bürokrasideki müridin şeyhe bilgi taşıması ve
istediğini yapması Uhud Gazasında cenk
yapması gibidir yani bilgi getiren ve icraat yapan
peşin olarak şehit ilan edilir.
12) Cemaatlerin tamamına yakınında müritler yani
mensuplar cennete ancak şeyhleri ya da
önderlerinin himmetiyle girebileceklerine
inanırlar. Önderlerini ahiretlerinin sigortası
olarak
görürler.
13) Pek çok cemaatin kendine göre İslâm’a hizmet
şekli vardır. Kimi Kur’an öğretmenin tek yol
olduğuna inanır, kimi dış dünyaya İslâm’ı anlatan
kitap gönderir, kimi tebliğ yapar, kimi
bürokrasiye girer, kimi okul ya da dersane açar,
kimi siyaseti etkilemeyi olmazsa olmaz görür.
14) AKP öncesine kadar cemaatlerin yüzde 70’i
İslâmcı partilere oy vermezdi. Bugün AKP’ye
militanlık yapan pek çok cemaat ve İslâmcı gurup
90’lı yıllarda Tayyip Erdoğan’ın küfürde
olduğuna inanır ve bunu kendi müritlerine açıktan
söylerlerdi. Bugün ise bu cemaat ve
tarikatların yüzde 90’ı Erdoğan’ın militanı
konumundadır.
Sayıları ne kadar?
15) Bazı cemaat mensuplarının yurt dışındaki
bankalarda büyük paraları ve muhtelif ülkelerde
gayrı menkulleri vardır.
16) Cemaat ve tarikat guruplarına mensup olanların
sayıları ise çok çok abartılmaktadır. Bütün
bu cemaatlere mensup olanlar kesinlikle 1 milyonun
üstünde değildir ancak etkileri vakıadır.
17) Tamamı değil ama bu cemaatlerin bazılarına
göre Türkiye bugün Dar-ül Harp yanı kafir
devleti konumundadır ve bu düzende devletten
çalmak ve onunla mücadele etmek ibadettir.
18) Bir kaçı hariç cemaatlerin siyasi bir projesi
yani Devleti ele geçirmek gibi bir gayesi
yoktur.
19) Cemaatler konusunda zannedilenin aksine
TSK’dan ziyade MİT daha çok bilgi sahibidir ve pek
çok mensubu bu cemaatlerin içindedir.
20) Hepsi değil ama pek çok cemaatin bilinçaltında
askere ve Atatürk’e karşı büyük bir kin ve
öfke vardır.
NAKŞİBENDİ TARİKATININ TÜRKİYE’DEKİ TEMSİLCİLERİ
( Nakşbendiyye, Osmanlıca: ﻧﻘﺸﺒﻨﺪﻴﻪ), Abdulhalik-ıl
Güjdevani tarafından sistemleştirilen, Muhammed
Bahauddin Şah-ı Nakşibendi‘nin isim babası olduğu
İslâm dini tarikâtı. “Nâkış yapan” anlamına
gelen Nakşibend; Nakşibendi mürşitlerinin, kalbi
dünyadan ahirete bağladığı düşünüldüğü için bu
adı almıştır.)
Bir Nakşibendiler ülkesi olan Türkiye’de bu
tarikatın günümüzde önemli birçok merkezleri
vardır. Tarikatlar yasaklı olmalarına rağmen bu
merkezler çok canlı ve hareketli biçimde
faaliyetlerini sürdürmektedirler. Hatta bunlardan
bazıları derin devletin desteğinde resmi
ideolojiye büyük hizmetlerde bile bulunmaktadır.
Bunlardan bazıları, yalnızca cemaat şeyhinin
adıyla, bazıları ise bulunduğu mekânın adıyla
ünlenmiştir.
Türkiye’deki başlıca 16 Nakşibendi Merkez ve
cemaati vardır, bunların adları Şöyledir:
1) Palulu Şeyh Said ve Cemaati; Bu şahıs,
Ankara’da dönemin derin devleti tarafından
organize
edilen bir komplo senaryosunda, meselenin farkına
varmadan adeta bir figüran olarak rol aldı ve
29 Haziran 1925 Pazartesi sabahı Diyarbakır’da
idam edildi. Ondan sonra kendisini ve cemaatini
Oğlu Ali Rıza temsil etti. Politikacılardan
Abdulmelik Fırat ve Fuat Fırat bu şahsın torunları
Olurlar. Erzurum, Bingöl, Elazığ interlandında
Septioğulları adıyla tanınan ünlü bir sülaleden
gelirler. Halen geniş bir tarikat muhitleri
vardır. Bu muhiti mistik planda temsil eden Şeyh
Muhammed Emin’dir.
2) Arvasiler: Bunlar Kürtleşmiş Arap kökenli,
geniş bir Nakşibendi site ailesidir. Politikacı
Kamran İnan’ın büyük babası Gaydalı Sıbgatullah
Arvasi bu ailenin, Cumhuriyetten önceki
temsilcisidir. Cumhuriyetin ilk yıllarında
İstanbul’a gelip yerleşen Abdülhakim Arvasi,
Hüseyin
Hilmi Işık ve Necip Fazıl Kısakürek gibi iki
becerikli kişiyi oldukça etkilemiş ve bu sayede
büyük bir ün kazanmıştır.
3) Tağiler Ailesi: Bitlis’in Norşin ilçesinde
kurulan ve 1800’lerin ortalarından beri çok
kalabalık bir site olarak varlığını sürdüren bu
aile, son yıllarda dağıldı. Bir ara Bitlis
Milletvekili olarak meclise giren Muhittin Mutlu
bu ailenin çocuğudur. Kürt kökenli Tağiler,
oldukça gelenekçi bir Nakşibendi merkezi olarak
faaliyetlerini sürdürdüler. Bu aile Arvasilerin
temsilcileridir.
4) Küfreviler: Bu ailenin şeyh sıfatıyla son
temsilcisi Kasım Kufralı ( ya da Küfrevî) idi. Bu
şahıs Aslen Siirt’in Şirvan (Eski adıyla Kufra)
ilçesinden Kürt kökenli Muhammed Küfrevî’nin
torunudur. Şeyh Abdulbaki’nin oğludur. Demokrat
Parti’den Ağrı Milletvekili orak Meclise
girmiştir. Günümüzde hayatta değildir ve halefi
yoktur.
5) Süleymancılar: Bunlar, Süleyman Hilmi
Tunahan’ın bağlılarıdır. Yıllar önce İmam-Hatip
okullarına karşı çetin bir savaş verdiler. Daha
çok Kur’an ezberlettirme amacıyla
örgütlendiklerini ön plana çıkararak esas
faaliyetlerini örtülü şekilde sürdürmeye
çalıştılar.
6) İskender Paşalılar: Bunlar, Mehmet Zahit
Kotku’nun bağlılaıdır. İlk yıllarda Dağıstanlılar
olarak yapılanan bu cemaat, daha sonraları karma
bir liberal, muhafazakâr entelektüel çevreye
dönüşmüştür. Son yıllarda bu şahsı ve cemaatini
Mahmud Esad Coşan temsil etmiştir.
7) Darendeli Osman Hulusi’nin cemaati. Bu şeyh ve
cemaati fazla ünlenmemiştir.
8) Ahıskalı Ali Haydar’ın cemaati. Son yıllarda bu
şahsı ve cemaatini Mahmud Ustaosmanoğlu
temsil etmiştir. Bu cemaatin merkezi, İstanbul’da
Draman mevkiindeki İsmailağa Camiidir.
9) Şeyh Said Seyda el-Cezeri. Cizreli Şeh Sayda
olarak ünlenen bu şahıs, Güneydoğu’da tanınan
Zengân Kürt aşiretine mensuptur. Şu anda onu,
İstanbul-Küçükyalı’da oturan oğlu Ömer Faruk
temsil etmektedir. Güneydoğuda ve İstanbul’da bir
miktar müritleri vardır.
10) İsmail Hakkı Ehramcıoğlu. Bu şahıs 1960’larda
Sivas, Tokat ve Amasya havalisinde bir muhit
kazanmıştı. Propagandistleri pek başarılı
olamadıkları için, son yıllarda bu kişiye bağlı
cemaat sönmeye yüz tutmuştur.
11) Zilanlılar: Bu aileyi, yakın geçmişe kadar
Kasım Zeylan adında bir kişi temsil ediyordu.
Diyarbakır civarında faaliyet gösteren bu şahıs
Şeyh Halid-i Zili’nin torunudur. Bir ara
İstanbulda’ Sankiyedim Camii eski imamı Mehmet
Emin aracılığıyla bir muhit kazanmıştı. Kasım
Zeylan öldükten sonra, kendisini oğlu Abdulkerim
Zeylan temsil etti. Abdülkerim Zeylan, bir
dönem milletveklliği de yaptı. İstanbul’daki
temsilcisi, Mehmet Emin öldükten sonra Zeylanların
buradaki cemaati sönmüştür.
12) Hazinoğulları: Bu aileyi, yakın geçmişte ölen,
Muhammet Musa Kâzım temsil ediyordu. Bu
şahıs, Arap kökenli Siirt’li Şeyh Muhammed el-
Hazin el-Haşimî’nin torunu ve Milis Generali Şeyh
Şerafeddin’in’in oğludur. Bu aileye bağlı cemaatin
hemen tamamı Kürttür ve çok dağınıktır.
Müritleri, daha çok Siirt Bitlis, Ankara, Bursa ve
İstanbul’da bulunmaktadırlar. Aileyi ve
cemaati bugün ciddi anlamda temsil eden biri
yoktur.
13) Yahyalı Cemaati: Kayseri civarında faaliyet
gösteren bu merkezi, Ramazan Dinç adında
ilahiyatçı bir Nakşibendi şeyhi yönetmektedir. Bu
cemaat fazla açılamamıştır.
14) Mahmut Sami Ramazanoğlu Cemaati: Bu merkezi,
son yıllarda Musa Topbaş adında bir tüccar
yönetiyordu. Merkezleri Erenköy’de olan bu cemaat
daha çok ticaret erbabından oluşmaktadır.
15) Akfırat Cemaati: Tuzla’nın Akfırat Beldesi’nde
faaliyet gösteren bu merkezin şeyhi, geçen
yıl bir skandala konu olan Yaşar Yılmaz adında bir
kişidir. Olay medyada geniş yankı
uyandırmıştır.
16) Derin Sofular Cemaati: Fısıltı gazetesinde,
Derin devletle işbirliği içinde olduğu ileri
sürülen ve bu lakapla anılan cemaat, Ömer Öngüt
adında bir kişi tarafından yönetilmektedir.
Sakarya’da konuşlandırılan ve İstanbul’da Hakikat
Neşriyat adı altında yayın yapan bu merkez,
rejime muhalif olan Nakşibendiler karşı şiddetli
bir savaş sürdürmektedir.
TÜRKİYE’DEKİ NAKŞİLER
“Mevlana” mahlasını kullanan Halid-i Bağdadi’ye
bağlı Türkiye’de dört büyük Nakşibendi tekkesi
vardır:
1) Gümüşhanevi Tekkesi: Kurucusu Ahmed Ziyaeddin
Gümüşhanevi’ydi. Turgut Özal, Necmettin
Erbakan, Recai Kutan, Ömer Dinçer, Bülent Arınç,
Kemal Unakıtan, Recep Tayyip Erdoğan ve
Abdullah Gül gibi onlarca siyasi isim bu tekkeye
bağlıydı.
2) İsmet Efendi Tekkesi: Kurucusu Yanya Mahkeme-i
Şeriyesi Kátibi Mustafa İsmet Garibullah
Yanyevi’ydi. Dahiliye Nazırı Memduh Paşa, Tophane
Müşiri Mustafa Zeki Paşa gibi Osmanlı devlet
adamları ve bürokratları bu tekkenin müridiydi.
3) Kelami Dergáhı: Önceleri Kadiri olan tekke,
Muhammed Esad Erbili’den sonra Nakşibendi-
Halidiye ekolüne dahil oldu. Menemen Olayları
davası sırasında ölünce dergáhın başına Osman
Nuri Topbaş geçti. MSP’li Tahir Büyükkörükçü gibi
siyasiler ile bazı ünlü işadamları da bu
dergáha bağlıydı.
4) Kaşgari Tekkesi: Kurucusu Şeyh Şefik
Arvasi’ydi. Tekkeyi büyüten İstanbul Sultanahmet
Camii
imamı Abdülhakim Arvasi’ydi. Tekkenin son şeyhi
Ahmet Mekki Arvasi’nin, İhlas Holding sahibi
Enver Ören’in kayınpederi Hüseyin Hilmi Işık’a
irşad müsaadesi verip vermediği halen
tartışılmaktadır. Şeyh Şefik Arvasi’nin torunu
Didar Hanım, Yusuf Bozkurt Özal’ın oğluyla
evlidir.
HALİD-İ BAĞDADİ
Bugün Türkiye’nin en büyük sorunu olan Kürt
isyanlarının başlangıç tarihi 19. yüzyıldır.
Osmanlı Devleti’nin zayıflığını fark eder hale
gelen tebaa halklar, birer birer isyan ettiler.
Ancak Osmanlı yüzlerce yıllık askeri ve siyasi
geleneğe sahip bir miras üzerinde oturuyordu.
Kendisini imparator yapan özelliklerini/
faziletlerini tamamen kaybetmemişti.
Tanzimat ile önce sivil-askeri reformları
gerçekleştirdi.
Ardından, giderek güvenilmez olan ve çıkardığı
isyanlarla tehlike oluşturan, yarı-otonom Kürt
derebeylerinin (ayan) ortadan kaldırılmasına karar
verdi.
Kuzey Irak’taki, Soran Emirliği’ni (1834),
Bahdinan Emirliği’ni (1839), Botan Emirliği’ni
(1847) ve Baban Emirliği’ni (1850) sindirdi.
Osmanlı, yarı-otonom Kürt beyliklerini dağıtıp
bölgenin siyasi yapısını değiştirirken, aynı
dönemde bölgede dinsel açıdan bir başka değişim
daha yaşandı.
Bu değişimin öncüsü bir din adamıydı: Şeyh Halid-i
Bağdadi.
Nakşibendi – Halid-i Şeyhliği ;
Şeyh Halid-i Bağdadi, 1779’da Kuzey Irak-
Süleymaniye’de doğdu. Babası Pir Mikail bölgenin
en
büyük Kürt aşireti Caf’a mensuptu. Bağdadi’nin
soyunun baba tarafından Hz. Osman’a ulaştığı
rivayet ediliyordu.
(İlginçtir; bölgedeki Kürt şeyhler “kutsal soy
aristokrasisine” girebilmek için soylarını hep
Hz. Muhammed’in ailesi Ehl-i Beyit’e dayandırmaya
çalışırlar. Ama diğer yandan Kürt olduklarına
da vurgu yaparlar! Neyse.)
Şeyh Halid, Kuzey Irak’ın en güçlü alim
ailelerinden, Kadiri Berzenci Ailesi’nden dersler
aldı.
Daha sonra Bağdat’a gitti. Hocası Şeyh Abdülkerim
Berzenci’nin vefat etmesi üzerine, onun
Süleymaniye’deki medresesinin sorumluluğunu aldı.
1809’da Süleymaniye’yi ziyaret eden Mirza
Rahimullah Azimabadi adındaki Hindistanlı bir
derviş
hayatını değiştirdi. Onun önerisiyle, Hindistan’a
gidip Nakşibendi Şeyhi Abdullahi Dehlevi’den
el aldı. Süleymaniye’ye Dehlevi’nin halifesi
olarak döndü. Yani artık Kadiri değil,
Nakşibendi’ydi.
Gelelim Türkiye’deki tarikat ve cemaat
guruplarının belli başlılarına:
1) İsmail Ağa Cemaati (Önderi Mahmut
Ustaosmanoğlu)
2) Fetullah Gülen Gurubu
3) İskender Paşa Cemaati. (Zahit Koktu, Esat Coşan
ve şimdi oğlu Nurettin Coşan)
4) Erenköy Cemaati (Muradiye Vakfı) Önderleri:
Tahir Büyükkörükçü-(Gazeteci) Ahmet Taşgetiren
ve Topbaşlar
5) Süleymancılar. Önderleri: Kemal Kaçar’ın
torunları Denizongun kardeşler.
6) İhlascılar (Enver Ören)
7) Kırkıncı Hoca ve Yazıcılar gibi diğer Nurcu
guruplar
8) Nakşibendi Yahyalı Cemaatı…. Önderi Ramazan
Dinç.
9) Melamiler. Önderi: Ahmet Arslan.
10) Hakikatçiler: Önderi: Ömer Öngüt.
11) Hazneviler: Önderi:
Muhammet Muta Haznevi
12) Menzilciler: Önderi: Abdulbaki Erol.
13) İcmalciler. Önderi: Prof. Haydar Baş.
14) Uşşakiler. Önderi: Fatih Nurullah.
15) Cerrahiler Önderi: Ahmet Misbah Ermenkul.
16) Kadiri Muhammediye: Önderi Muhammet Ustaoğlu.
17) Hizbül Tahrir.
18) Tillocular
19) Galibiler. Önderleri Hacı Galip Hasan
Kuşçuoğlu
20) Halveti Tarikatının Şabaniye kolu
Bu cemaat ve tarikat guruplarının dışında Adnan
Oktar’dan Mustafa İslamoğlu’nun sevenlerine
kadar son dönem öne çıkan bazı İslami çevrelerin
varlığı da biliniyor ki bunların sayıları da
hayli fazla.
Üç günlük dünyada insanoğlunun iktidar hırsı
yüzünden yaşanılanları düşününce,hem insanoğlunun
hırsına şaşırıyorsunuz hemde Allah ıslah etsin
demekten kendinizi alıkoyamıyorsunuz.
Ülkemizde bir çok ünlünün müridi olduğu Cerrahi
Tarikatı’nın bilinen özellikleri…
Cerrahiler Türkiye’deki 12 tarikattan birinin
kolu. Cerrahi Cemaati’nin lideri, Şeyh Nurettin
Cerrahi… Dünyada yaklaşık 30 bin, Türkiye’de 5 bin
müridi bulunuyor.
Cerrahilik, Halvetiye Tarikatı’nın en bilinen
kolu. Günümüzde özellikle sanatçılar arasında
etkin. Dergâhı Karagümrük’te bulunan tarikatın
dünyada 30 bin üyesi bulunuyor.
Cerrahi tarikatı, Osmanlı’nın son dönemlerinde
özellikle de İstanbul’da üniversite gençliği
üzerinde çok etkili olan bir tarikattır.
Osmanlı’nın son dönemlerinde birtakım tarikatların
karışımlarından yeni tarikatlar meydanagelmiştir.
Bunlardan biri de Cerrahiler’dir. Cerrahi
tarikatı birtakım hükümlerini Kadiri tarikatından,
birtakım uygulamalarını da Rifai
tarikatından almıştır.
EN ESKİ DERGÂHLARDAN
Cerrahiler’in Karagümrük’teki Canfeda Camii
Sokağı’nda bulunan dergahı ise, Sultan III. Ahmed
tarafından 1703 yılında Nureddin Cerrahi için
yaptırıldı. Tekkede Tevhidhane, türbe, erkekler
bölümü ve kadınlar bölümü bulunuyor. Türbe, özgün
unsurlarını yitirmeden varlığını devam
ettirebilen nadir dergahlardan biri olarak kabul
ediliyor. Dergahta toplantılar öncesi halka
yemek veriliyor. Toplantılara Japonya, İtalya,
İngiltere ve ABD’deki müritler de zaman zaman
katılıyor.
Tarikatın bazı ünlü isimleri ise şöyle : Ahmet
Özhan, Ömer Tuğrul İnançer Mazhar Alanson, Cem
Yılmaz, Ali Taran ve Athena Gökhan (Özoğuz)
**
Son olarak Laiklik düşmanlarına diyeceklerim şudur
ki ;
Tanrının serbest bıraktığı din ve vicdan özgürlüğü
Anayasal çerçevede koruma altına alındı diye
buna dinsizlik veya kafirlik diyerek bizim
inanışlarımızla dalga geçip ve dayatma yaparak
gerçek İslamiyetin önünü kapattığınız için esas
dinsizliği siz yapmaktasınız..
Tek yol Atatürk yoludur: Ben Atatürk'ü Özlüyorum