Türkiye’deki tarikat ve cemaatler.

Konu sahibi son olarak 3558 gün önce görüldü


İşte Türkiye’deki tarikat ve cemaatler:


İnançlı bir Müslüman olarak Mustafa Kemal

Atatürk’ün bu ülkeye yaptığı en büyük

hizmetlerinden

biri nedir diye sorsanız, Tekke ve Zaviyeleri

kaldırmasıdır derim!
Siyasal İslamcıların hücum edeceği bu hükmümün

gerekçesi, Atatürk eğer o Tekke ve Zaviyeleri

kaldırmamış olsaydı, bugün Türkiye’de bırakın her

şehir ya da semtte, her mahallede adına İslam

denen farklı farklı dinlerin mevcut olacağıydı!19.

yüzyıldaki Tekke ve Zaviyeler hem

emperyalizmin hem de din bezirganlarının

kontrolüne geçmişti..

Mehdi Aleyhisselam
Buradan hareketle de bendeniz Diyanet İşleri

Başkanlığı’nın İslâm’ın temiz olarak yani

bozulmadan muhafaza edilmesi bağlamında çok önemli

bir işlev gördüğü kanaatindeyim.
Tekke ve Zaviyelerin kaldırılıp yasaklanmasına ve

Diyanet’in yol göstericiliğine rağmen

maalesef yine de pek çok tarikat ve cemaat zuhur

etmiştir ki bunlar yakından incelendiğinde

görülüceği gibi tamamına yakını sadece amel

konularında değil, iman konularında bile

birbiriyle

taban tabana
zıttırlar.
İslâmi cemaatler ve tarikatlar olgusunu incelemiş

ve bazılarını çok yakından gözlemlemiş biri

olarak bunlarla ilgili tespitlerim şunlardır:
1) Bütün cemaatler kendi şeyhlerini (önderlerini)

Peygamberimizin günümüzdeki vekili gibi

görür. Bazılarının da Mehdi Aleyhisseam olduğuna

inanılır.
2) Cemaatlerin hiç birinde bireysel
irade ya da sorgulama yoktur. Şeyh ya da önderin

sözü Allah kelamı hükmündedir ve önderin

emrini tartışan küfre girip
dinden çıkar.
3) Cemaatlerin hiç biri birbirini sevmez ama

açıktan birbirlerine düşmanlık yapmazlar..Pek çok

cemaat kendi dışındaki cemaatlerin şirkte

(küfürde) olduğuna inanır.
Gettolar ve holdingleşme
4) Cemaatlerin bazıları dış dinamiklerle yani

yabancı istihbarat örgütleri ile irtibatlıdır.
5) Cemaatlerin geneli iktidar olanı destekler yani

bunlar durakta beklemeyi sevmezler, gelen

her otobüse binerler.
6) Her cemaatin kendi gettosu vardır, aralarında

kız alıp verirler, alışverişleri ve

arkadaşlıkları beraberdir. Buradan hareketle de

bunların birbirinden kopması kolay değildir.
7) Pek çok cemaat son dönemde holdingleşmiştir..

Müritlerin yaptığı ticaret, topladığı kurban

derisi ve zekatlar bu holdinglerin ana

sermayesidir. Holdingin mutlak hakimi de cemaat

önderleridir. Şeyh ya da önder, parayı elinde

tutanın gücü elinde tuttuğunu bilir ve yönetimi

çocukları dışında hiç kimse ile paylaşmaz.
8) Cemaatlerin hedef kitlesi daha ziyade 16-30 yaş

arası olanlardır.. Bunlarla önce arkadaşlık

edilir, akabinde kendi sosyal çevrelerine

sokularak ona kişilik verilir ve dini

hassasiyetleri

de kullanılarak saflara alınır. Yurtlar,

dersaneler, okullar temel alanlarıdır.
9) Bütün cemaatlerde şeyh ya da önderin pek çok

zaman akşam namazını Kabe’de yatsıyı da

Mescid-i Aksa’da kıldığına inanılır. Şeyhlerinin

evliyalıklarına imanları Allah’a imanları

gibidir.
10) İstisnasız bütün cemaatlerde şeyh ya da önder

emreder, müritler zerre sorgulamaksızın

emredilen yere eksiksiz oy verir.

Bürokrasideki müritler!
11) Bürokrasideki müridin şeyhe bilgi taşıması ve

istediğini yapması Uhud Gazasında cenk

yapması gibidir yani bilgi getiren ve icraat yapan

peşin olarak şehit ilan edilir.
12) Cemaatlerin tamamına yakınında müritler yani

mensuplar cennete ancak şeyhleri ya da

önderlerinin himmetiyle girebileceklerine

inanırlar. Önderlerini ahiretlerinin sigortası

olarak

görürler.
13) Pek çok cemaatin kendine göre İslâm’a hizmet

şekli vardır. Kimi Kur’an öğretmenin tek yol

olduğuna inanır, kimi dış dünyaya İslâm’ı anlatan

kitap gönderir, kimi tebliğ yapar, kimi

bürokrasiye girer, kimi okul ya da dersane açar,

kimi siyaseti etkilemeyi olmazsa olmaz görür.
14) AKP öncesine kadar cemaatlerin yüzde 70’i

İslâmcı partilere oy vermezdi. Bugün AKP’ye

militanlık yapan pek çok cemaat ve İslâmcı gurup

90’lı yıllarda Tayyip Erdoğan’ın küfürde

olduğuna inanır ve bunu kendi müritlerine açıktan

söylerlerdi. Bugün ise bu cemaat ve

tarikatların yüzde 90’ı Erdoğan’ın militanı

konumundadır.

Sayıları ne kadar?
15) Bazı cemaat mensuplarının yurt dışındaki

bankalarda büyük paraları ve muhtelif ülkelerde

gayrı menkulleri vardır.
16) Cemaat ve tarikat guruplarına mensup olanların

sayıları ise çok çok abartılmaktadır. Bütün

bu cemaatlere mensup olanlar kesinlikle 1 milyonun

üstünde değildir ancak etkileri vakıadır.
17) Tamamı değil ama bu cemaatlerin bazılarına

göre Türkiye bugün Dar-ül Harp yanı kafir

devleti konumundadır ve bu düzende devletten

çalmak ve onunla mücadele etmek ibadettir.
18) Bir kaçı hariç cemaatlerin siyasi bir projesi

yani Devleti ele geçirmek gibi bir gayesi

yoktur.
19) Cemaatler konusunda zannedilenin aksine

TSK’dan ziyade MİT daha çok bilgi sahibidir ve pek

çok mensubu bu cemaatlerin içindedir.
20) Hepsi değil ama pek çok cemaatin bilinçaltında

askere ve Atatürk’e karşı büyük bir kin ve

öfke vardır.

NAKŞİBENDİ TARİKATININ TÜRKİYE’DEKİ TEMSİLCİLERİ

( Nakşbendiyye, Osmanlıca: ﻧﻘﺸﺒﻨﺪﻴﻪ), Abdulhalik-ıl

Güjdevani tarafından sistemleştirilen, Muhammed

Bahauddin Şah-ı Nakşibendi‘nin isim babası olduğu

İslâm dini tarikâtı. “Nâkış yapan” anlamına

gelen Nakşibend; Nakşibendi mürşitlerinin, kalbi

dünyadan ahirete bağladığı düşünüldüğü için bu

adı almıştır.)

Bir Nakşibendiler ülkesi olan Türkiye’de bu

tarikatın günümüzde önemli birçok merkezleri

vardır. Tarikatlar yasaklı olmalarına rağmen bu

merkezler çok canlı ve hareketli biçimde

faaliyetlerini sürdürmektedirler. Hatta bunlardan

bazıları derin devletin desteğinde resmi

ideolojiye büyük hizmetlerde bile bulunmaktadır.

Bunlardan bazıları, yalnızca cemaat şeyhinin

adıyla, bazıları ise bulunduğu mekânın adıyla

ünlenmiştir.


Türkiye’deki başlıca 16 Nakşibendi Merkez ve

cemaati vardır, bunların adları Şöyledir:


1) Palulu Şeyh Said ve Cemaati; Bu şahıs,

Ankara’da dönemin derin devleti tarafından

organize

edilen bir komplo senaryosunda, meselenin farkına

varmadan adeta bir figüran olarak rol aldı ve

29 Haziran 1925 Pazartesi sabahı Diyarbakır’da

idam edildi. Ondan sonra kendisini ve cemaatini

Oğlu Ali Rıza temsil etti. Politikacılardan

Abdulmelik Fırat ve Fuat Fırat bu şahsın torunları

Olurlar. Erzurum, Bingöl, Elazığ interlandında

Septioğulları adıyla tanınan ünlü bir sülaleden

gelirler. Halen geniş bir tarikat muhitleri

vardır. Bu muhiti mistik planda temsil eden Şeyh

Muhammed Emin’dir.


2) Arvasiler: Bunlar Kürtleşmiş Arap kökenli,

geniş bir Nakşibendi site ailesidir. Politikacı

Kamran İnan’ın büyük babası Gaydalı Sıbgatullah

Arvasi bu ailenin, Cumhuriyetten önceki

temsilcisidir. Cumhuriyetin ilk yıllarında

İstanbul’a gelip yerleşen Abdülhakim Arvasi,

Hüseyin

Hilmi Işık ve Necip Fazıl Kısakürek gibi iki

becerikli kişiyi oldukça etkilemiş ve bu sayede

büyük bir ün kazanmıştır.


3) Tağiler Ailesi: Bitlis’in Norşin ilçesinde

kurulan ve 1800’lerin ortalarından beri çok

kalabalık bir site olarak varlığını sürdüren bu

aile, son yıllarda dağıldı. Bir ara Bitlis

Milletvekili olarak meclise giren Muhittin Mutlu

bu ailenin çocuğudur. Kürt kökenli Tağiler,

oldukça gelenekçi bir Nakşibendi merkezi olarak

faaliyetlerini sürdürdüler. Bu aile Arvasilerin

temsilcileridir.


4) Küfreviler: Bu ailenin şeyh sıfatıyla son

temsilcisi Kasım Kufralı ( ya da Küfrevî) idi. Bu

şahıs Aslen Siirt’in Şirvan (Eski adıyla Kufra)

ilçesinden Kürt kökenli Muhammed Küfrevî’nin

torunudur. Şeyh Abdulbaki’nin oğludur. Demokrat

Parti’den Ağrı Milletvekili orak Meclise

girmiştir. Günümüzde hayatta değildir ve halefi

yoktur.


5) Süleymancılar: Bunlar, Süleyman Hilmi

Tunahan’ın bağlılarıdır. Yıllar önce İmam-Hatip

okullarına karşı çetin bir savaş verdiler. Daha

çok Kur’an ezberlettirme amacıyla

örgütlendiklerini ön plana çıkararak esas

faaliyetlerini örtülü şekilde sürdürmeye

çalıştılar.


6) İskender Paşalılar: Bunlar, Mehmet Zahit

Kotku’nun bağlılaıdır. İlk yıllarda Dağıstanlılar

olarak yapılanan bu cemaat, daha sonraları karma

bir liberal, muhafazakâr entelektüel çevreye

dönüşmüştür. Son yıllarda bu şahsı ve cemaatini

Mahmud Esad Coşan temsil etmiştir.


7) Darendeli Osman Hulusi’nin cemaati. Bu şeyh ve

cemaati fazla ünlenmemiştir.

8) Ahıskalı Ali Haydar’ın cemaati. Son yıllarda bu

şahsı ve cemaatini Mahmud Ustaosmanoğlu

temsil etmiştir. Bu cemaatin merkezi, İstanbul’da

Draman mevkiindeki İsmailağa Camiidir.


9) Şeyh Said Seyda el-Cezeri. Cizreli Şeh Sayda

olarak ünlenen bu şahıs, Güneydoğu’da tanınan

Zengân Kürt aşiretine mensuptur. Şu anda onu,

İstanbul-Küçükyalı’da oturan oğlu Ömer Faruk

temsil etmektedir. Güneydoğuda ve İstanbul’da bir

miktar müritleri vardır.

10) İsmail Hakkı Ehramcıoğlu. Bu şahıs 1960’larda

Sivas, Tokat ve Amasya havalisinde bir muhit

kazanmıştı. Propagandistleri pek başarılı

olamadıkları için, son yıllarda bu kişiye bağlı

cemaat sönmeye yüz tutmuştur.

11) Zilanlılar: Bu aileyi, yakın geçmişe kadar

Kasım Zeylan adında bir kişi temsil ediyordu.

Diyarbakır civarında faaliyet gösteren bu şahıs

Şeyh Halid-i Zili’nin torunudur. Bir ara

İstanbulda’ Sankiyedim Camii eski imamı Mehmet

Emin aracılığıyla bir muhit kazanmıştı. Kasım

Zeylan öldükten sonra, kendisini oğlu Abdulkerim

Zeylan temsil etti. Abdülkerim Zeylan, bir

dönem milletveklliği de yaptı. İstanbul’daki

temsilcisi, Mehmet Emin öldükten sonra Zeylanların

buradaki cemaati sönmüştür.

12) Hazinoğulları: Bu aileyi, yakın geçmişte ölen,

Muhammet Musa Kâzım temsil ediyordu. Bu

şahıs, Arap kökenli Siirt’li Şeyh Muhammed el-

Hazin el-Haşimî’nin torunu ve Milis Generali Şeyh

Şerafeddin’in’in oğludur. Bu aileye bağlı cemaatin

hemen tamamı Kürttür ve çok dağınıktır.

Müritleri, daha çok Siirt Bitlis, Ankara, Bursa ve

İstanbul’da bulunmaktadırlar. Aileyi ve

cemaati bugün ciddi anlamda temsil eden biri

yoktur.

13) Yahyalı Cemaati: Kayseri civarında faaliyet

gösteren bu merkezi, Ramazan Dinç adında

ilahiyatçı bir Nakşibendi şeyhi yönetmektedir. Bu

cemaat fazla açılamamıştır.


14) Mahmut Sami Ramazanoğlu Cemaati: Bu merkezi,

son yıllarda Musa Topbaş adında bir tüccar

yönetiyordu. Merkezleri Erenköy’de olan bu cemaat

daha çok ticaret erbabından oluşmaktadır.



15) Akfırat Cemaati: Tuzla’nın Akfırat Beldesi’nde

faaliyet gösteren bu merkezin şeyhi, geçen

yıl bir skandala konu olan Yaşar Yılmaz adında bir

kişidir. Olay medyada geniş yankı

uyandırmıştır.

16) Derin Sofular Cemaati: Fısıltı gazetesinde,

Derin devletle işbirliği içinde olduğu ileri

sürülen ve bu lakapla anılan cemaat, Ömer Öngüt

adında bir kişi tarafından yönetilmektedir.

Sakarya’da konuşlandırılan ve İstanbul’da Hakikat

Neşriyat adı altında yayın yapan bu merkez,

rejime muhalif olan Nakşibendiler karşı şiddetli

bir savaş sürdürmektedir.
TÜRKİYE’DEKİ NAKŞİLER

“Mevlana” mahlasını kullanan Halid-i Bağdadi’ye

bağlı Türkiye’de dört büyük Nakşibendi tekkesi

vardır:

1) Gümüşhanevi Tekkesi: Kurucusu Ahmed Ziyaeddin

Gümüşhanevi’ydi. Turgut Özal, Necmettin

Erbakan, Recai Kutan, Ömer Dinçer, Bülent Arınç,

Kemal Unakıtan, Recep Tayyip Erdoğan ve

Abdullah Gül gibi onlarca siyasi isim bu tekkeye

bağlıydı.

2) İsmet Efendi Tekkesi: Kurucusu Yanya Mahkeme-i

Şeriyesi Kátibi Mustafa İsmet Garibullah

Yanyevi’ydi. Dahiliye Nazırı Memduh Paşa, Tophane

Müşiri Mustafa Zeki Paşa gibi Osmanlı devlet

adamları ve bürokratları bu tekkenin müridiydi.

3) Kelami Dergáhı: Önceleri Kadiri olan tekke,

Muhammed Esad Erbili’den sonra Nakşibendi-

Halidiye ekolüne dahil oldu. Menemen Olayları

davası sırasında ölünce dergáhın başına Osman

Nuri Topbaş geçti. MSP’li Tahir Büyükkörükçü gibi

siyasiler ile bazı ünlü işadamları da bu

dergáha bağlıydı.

4) Kaşgari Tekkesi: Kurucusu Şeyh Şefik

Arvasi’ydi. Tekkeyi büyüten İstanbul Sultanahmet

Camii

imamı Abdülhakim Arvasi’ydi. Tekkenin son şeyhi

Ahmet Mekki Arvasi’nin, İhlas Holding sahibi

Enver Ören’in kayınpederi Hüseyin Hilmi Işık’a

irşad müsaadesi verip vermediği halen

tartışılmaktadır. Şeyh Şefik Arvasi’nin torunu

Didar Hanım, Yusuf Bozkurt Özal’ın oğluyla

evlidir.
HALİD-İ BAĞDADİ

Bugün Türkiye’nin en büyük sorunu olan Kürt

isyanlarının başlangıç tarihi 19. yüzyıldır.

Osmanlı Devleti’nin zayıflığını fark eder hale

gelen tebaa halklar, birer birer isyan ettiler.

Ancak Osmanlı yüzlerce yıllık askeri ve siyasi

geleneğe sahip bir miras üzerinde oturuyordu.

Kendisini imparator yapan özelliklerini/

faziletlerini tamamen kaybetmemişti.

Tanzimat ile önce sivil-askeri reformları

gerçekleştirdi.

Ardından, giderek güvenilmez olan ve çıkardığı

isyanlarla tehlike oluşturan, yarı-otonom Kürt

derebeylerinin (ayan) ortadan kaldırılmasına karar

verdi.

Kuzey Irak’taki, Soran Emirliği’ni (1834),

Bahdinan Emirliği’ni (1839), Botan Emirliği’ni

(1847) ve Baban Emirliği’ni (1850) sindirdi.

Osmanlı, yarı-otonom Kürt beyliklerini dağıtıp

bölgenin siyasi yapısını değiştirirken, aynı


dönemde bölgede dinsel açıdan bir başka değişim

daha yaşandı.

Bu değişimin öncüsü bir din adamıydı: Şeyh Halid-i

Bağdadi.
Nakşibendi – Halid-i Şeyhliği ;

Şeyh Halid-i Bağdadi, 1779’da Kuzey Irak-

Süleymaniye’de doğdu. Babası Pir Mikail bölgenin

en

büyük Kürt aşireti Caf’a mensuptu. Bağdadi’nin

soyunun baba tarafından Hz. Osman’a ulaştığı

rivayet ediliyordu.

(İlginçtir; bölgedeki Kürt şeyhler “kutsal soy

aristokrasisine” girebilmek için soylarını hep

Hz. Muhammed’in ailesi Ehl-i Beyit’e dayandırmaya

çalışırlar. Ama diğer yandan Kürt olduklarına

da vurgu yaparlar! Neyse.)

Şeyh Halid, Kuzey Irak’ın en güçlü alim

ailelerinden, Kadiri Berzenci Ailesi’nden dersler

aldı.

Daha sonra Bağdat’a gitti. Hocası Şeyh Abdülkerim

Berzenci’nin vefat etmesi üzerine, onun

Süleymaniye’deki medresesinin sorumluluğunu aldı.

1809’da Süleymaniye’yi ziyaret eden Mirza

Rahimullah Azimabadi adındaki Hindistanlı bir

derviş

hayatını değiştirdi. Onun önerisiyle, Hindistan’a

gidip Nakşibendi Şeyhi Abdullahi Dehlevi’den

el aldı. Süleymaniye’ye Dehlevi’nin halifesi

olarak döndü. Yani artık Kadiri değil,

Nakşibendi’ydi.
Gelelim Türkiye’deki tarikat ve cemaat

guruplarının belli başlılarına:
1) İsmail Ağa Cemaati (Önderi Mahmut

Ustaosmanoğlu)
2) Fetullah Gülen Gurubu
3) İskender Paşa Cemaati. (Zahit Koktu, Esat Coşan

ve şimdi oğlu Nurettin Coşan)
4) Erenköy Cemaati (Muradiye Vakfı) Önderleri:

Tahir Büyükkörükçü-(Gazeteci) Ahmet Taşgetiren

ve Topbaşlar
5) Süleymancılar. Önderleri: Kemal Kaçar’ın

torunları Denizongun kardeşler.
6) İhlascılar (Enver Ören)
7) Kırkıncı Hoca ve Yazıcılar gibi diğer Nurcu

guruplar
8) Nakşibendi Yahyalı Cemaatı…. Önderi Ramazan

Dinç.
9) Melamiler. Önderi: Ahmet Arslan.
10) Hakikatçiler: Önderi: Ömer Öngüt.
11) Hazneviler: Önderi:
Muhammet Muta Haznevi
12) Menzilciler: Önderi: Abdulbaki Erol.
13) İcmalciler. Önderi: Prof. Haydar Baş.
14) Uşşakiler. Önderi: Fatih Nurullah.
15) Cerrahiler Önderi: Ahmet Misbah Ermenkul.
16) Kadiri Muhammediye: Önderi Muhammet Ustaoğlu.
17) Hizbül Tahrir.
18) Tillocular
19) Galibiler. Önderleri Hacı Galip Hasan

Kuşçuoğlu
20) Halveti Tarikatının Şabaniye kolu

Bu cemaat ve tarikat guruplarının dışında Adnan

Oktar’dan Mustafa İslamoğlu’nun sevenlerine

kadar son dönem öne çıkan bazı İslami çevrelerin

varlığı da biliniyor ki bunların sayıları da
hayli fazla.

Üç günlük dünyada insanoğlunun iktidar hırsı

yüzünden yaşanılanları düşününce,hem insanoğlunun

hırsına şaşırıyorsunuz hemde Allah ıslah etsin

demekten kendinizi alıkoyamıyorsunuz.

Ülkemizde bir çok ünlünün müridi olduğu Cerrahi

Tarikatı’nın bilinen özellikleri…

Cerrahiler Türkiye’deki 12 tarikattan birinin

kolu. Cerrahi Cemaati’nin lideri, Şeyh Nurettin

Cerrahi… Dünyada yaklaşık 30 bin, Türkiye’de 5 bin

müridi bulunuyor.
Cerrahilik, Halvetiye Tarikatı’nın en bilinen

kolu. Günümüzde özellikle sanatçılar arasında

etkin. Dergâhı Karagümrük’te bulunan tarikatın

dünyada 30 bin üyesi bulunuyor.
Cerrahi tarikatı, Osmanlı’nın son dönemlerinde

özellikle de İstanbul’da üniversite gençliği

üzerinde çok etkili olan bir tarikattır.

Osmanlı’nın son dönemlerinde birtakım tarikatların

karışımlarından yeni tarikatlar meydanagelmiştir.

Bunlardan biri de Cerrahiler’dir. Cerrahi

tarikatı birtakım hükümlerini Kadiri tarikatından,

birtakım uygulamalarını da Rifai

tarikatından almıştır.
EN ESKİ DERGÂHLARDAN
Cerrahiler’in Karagümrük’teki Canfeda Camii

Sokağı’nda bulunan dergahı ise, Sultan III. Ahmed

tarafından 1703 yılında Nureddin Cerrahi için

yaptırıldı. Tekkede Tevhidhane, türbe, erkekler

bölümü ve kadınlar bölümü bulunuyor. Türbe, özgün

unsurlarını yitirmeden varlığını devam

ettirebilen nadir dergahlardan biri olarak kabul

ediliyor. Dergahta toplantılar öncesi halka

yemek veriliyor. Toplantılara Japonya, İtalya,

İngiltere ve ABD’deki müritler de zaman zaman

katılıyor.

Tarikatın bazı ünlü isimleri ise şöyle : Ahmet

Özhan, Ömer Tuğrul İnançer Mazhar Alanson, Cem

Yılmaz, Ali Taran ve Athena Gökhan (Özoğuz)

**

Son olarak Laiklik düşmanlarına diyeceklerim şudur

ki ;


Tanrının serbest bıraktığı din ve vicdan özgürlüğü

Anayasal çerçevede koruma altına alındı diye

buna dinsizlik veya kafirlik diyerek bizim

inanışlarımızla dalga geçip ve dayatma yaparak

gerçek İslamiyetin önünü kapattığınız için esas

dinsizliği siz yapmaktasınız..
Tek yol Atatürk yoludur: Ben Atatürk'ü Özlüyorum
 
Tarikat ve cemaatler yok olmaz, kapanılanların yerine başka isim altında tekrar aktif olurlar.
 
Geri