Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Türkiye siyasi konjoktürlere göre bazen laik bazen laik-miş gibi.Ben laikliğe karşıyım bence tamamen seküler bir yapı olmalı. Devlet laik ise her an dini istismara açık bir kapısı vardır demek.Devletin eşit şartlarda dinlere yaklaşması güzelde...Ancak laikliğin bir nevi kontrol odası gibi dini muhafazasında tutmak istemesi islam gibi bir dinin devletle iç içe geçmiş hukuk sistemine sahip olmasında ötürü pekte kolay değildir.Din ile devlet işlerinin ayrımı gibi görünse de laikliğin bir kontrol amacıda güttüğü unutulmamalıdır.Diyanet buna delildir.Ben dinin halkın vicdanına terk edilmesinden yanayım.Allah ile, din ile kandırılmış bu halka üzülüyorum.Yani " Allah bizden yana" diyen bir siyasi partiyi gördükçe öfkem kat be kat artıyor.
Sorunuzu biraz açarsanız daha iyi izah edebilirim.Yanlış bir şey demek istemem.Yalnız o kontrol mekanizması olmasa idi bugün bile hala dayatmacı şeriatci zihniyet ile başa çıkmak mümkün olur muydu?
Belki acımasız olacak ama kardeşim biz ne laik bir ülkeyiz ne de alenen başka bir şey.Biz ithal etmede cömert, bunu işletmede ise amatör bir taklitçiyiz.Biz şeri hükümlerle yaşayamayız bir kere bu bizim kültürel süreçlerimize ters.Yani bir Arap olamayız ama din konusunda rivayetlerle yaşadığımızdan kandırılmaya müsait bir felsefemiz var.Bir dinde otorite olabilecek yerler vardır.Eğer bunlar iktidarın postacısı olmuşsa ben burada Laiklik göremem.Bu kadar iyimser olamıyorum.Neyse dediğim gibi miş miş de muş muş...Konsept olarak bakarsanız dinde toplum yönetim biçimidir zaten. Amaç budur yani insanlara madde madde yanlış ve doğruları sıralayıp bunlara uyulması halinde manevi veya insanüstü vaadler ile ödüllendirmektir. Din dışındaki toplum yönetim biçimleri ise yönetildikleri topluma en iyisi ve en doğrusunun yanlışlarla kıyaslanarak, cezalandırılarak kabul ettirilmesidir zaten.
Önemli olan nokta şudur ki devlet yönetim biçimlerinin her dine aynı seviyede yaklaşıp halkın huzur ve ferahını korumasıdır. Fakat demokraside ki oy potansiyelinin en temel dayanaklarından biri de dinken bu komik bir çeliki oluşturur. Demokratik oylarla dini temelleri olan partileri seçmek. Bu zaten dini temelleri olan partilerin anti demokratik olduğu gerçeğini tamamen yok saymaktır.
Türkiye'nin kapitalist batıya karşı verdiği mücadelenin emperyalist arap dünyasına da vermesi gerekmektedir. Eğer biz laiklik sıfatımızı kaybedersek, bütünlüğümüzü de kaybederiz. Bu yüzden hala laik bir ülkeyiz bölünene kadar.
Belki acımasız olacak ama kardeşim biz ne laik bir ülkeyiz ne de alenen başka bir şey.Biz ithal etmede cömert, bunu işletmede ise amatör bir taklitçiyiz.Biz şeri hükümlerle yaşayamayız bir kere bu bizim kültürel süreçlerimize ters.Yani bir Arap olamayız ama din konusunda rivayetlerle yaşadığımızdan kandırılmaya müsait bir felsefemiz var.Bir dinde otorite olabilecek yerler vardır.Eğer bunlar iktidarın postacısı olmuşsa ben burada Laiklik göremem.Bu kadar iyimser olamıyorum.Neyse dediğim gibi miş miş de muş muş...