Telif hakları ve bir endüstri olarak 'sanat'?

Konu sahibi son olarak 1514 gün önce görüldü
Telif hakları adı altında sert sınırlar çekilen ve gittikçe daha çok endüstrileşen sanat, bir alışveriş süreci ya da tüketim ürünü müdür? Halk için bestelenmemiş ise onca şarkı niye bestelenmiştir? Onca film, su kaplumbağalara izlesin diye mi çekilmiştir? Bu konuyla ilgili görüşleriniz nelerdir?
 

Telif hakkını anlamak bir nebze benim için doğal geliyor. İnsanlar bir emek veriyor ve o emeğin sonucunda da dediğiniz "alışveriş" olayına dönüyor hayatları. O eserin yayınlanması ve sizin olması için bir "bedel" ödemeniz gerekiyor ki bu bedelin karşılığı çağımızda "para"dır.


Bu gerekli mi?
Yönetmenin ya da senaristin yaşadığı sürece evet. İnsanlar bir emek verip bir şeyleri ortaya koyuyorlar ve haklı olarak bunun karşılığını istiyorlar.

Ama emek verenler öldükten sonra varislerinin telif hakkı adı altında, para almasına karşıyım. Hiç bir emeği yokken, kazanılan paradır bu.
Ticarete dönüyor bu olaydan sonra iş.
Belki de varislerinin o eser hakkında en ufak bir fikri bile yoktur, kim düşünür.
 
Yaratıcılığın, bir değeri olamaz. Sanatçı, tüccardan çok deliliğin ve düşlerin kaşifidir aslında. Telif haklarını kesin çizgilerle savunanlar, kişiler değil aksine sanatı sömüren taşeron kurumlardır. Mesela, bir kitap en az 10 liradan başlıyor. Bu bedelin ne kadarı üretim ederine, ne kadarı yazarına, ne kadarı da taşeron kurumlara gidiyor. Genel kârdan yazara %20 yahut %30'luk bir meblağ düşüyor genelleme yaparsak.

Biraz araştırırsanız, görebilirsiniz; artık sanat sömürücü bazı yayınevleri ücretle kitap basma işine bile girişmiş durumdalar ve hiç de azınlıkta değiller. Bunun dışında var olan alışveriş düzeninden bağımsız olanlar da var. Mesela: Altıkırkbeş Yayınevi. Önceden para talep etmeden, 'kitap elinize ulaştıktan sonra parayı havale edersiniz' diye kaç yayınevi okuyucusuna kitap gönderir?

Ayrıca, çoğu kitaplarının başında şu ifadeler yer alır:
"Bu çevirinin tüm yayın haklarını sahiplendik. Tanıtım alıntıları dışında -makul boyutlarda- izinsiz çoğaltılması ahlak kurallarına ve yasalara göre suç sayılmaktadır. Böyle bir harekete kalkışmak istediğinizde önce bize sorarsanız uygar dünya adına seviniriz.

P.S.: Tüm fotokopi fanzinler yukarıdaki açıklamadan bağımsızdırlar. Onlar istedikleri altıkırkbeş kitabını veya metnini çoğaltabilir, bozup yeniden yaratabilirler. Okurlarımızı yasal dergileri değil "fotokopi fanzinleri" izlemeye çağırıyoruz. Onlar sizi uçurumdan aşağıya itecek güce sahiptirler ve uçmanın zamanı geldi. Yaşasın fotokopi, yaşasın kaos."

...ki aslında en başında bohem yaşam tarzıdır sanata ve sanatçıya yakışan. Şu metni de paylaşmakta fayda var:

"Bohem hayatı yaşanmaya değer olan yegane hayattır. Tüm diğer yaşam türleri sadece sıradandır; onlar hayatı tutkulu ve yoğun bir şekilde yaşamaktan daha çok yavaş bir intihar etme yöntemleridir. Geçmişte sanatçı için başkaldırı kaçınılmaz bir şeydi, çünkü yaratıcılık varoluştaki en büyük başkaldırıdır. Şayet yaratmak istiyorsan tüm koşullanmalarından kurtulmak zorundasın; aksi takdirde yaratıcılığın kopyalamak dışında bir şey olmayacaktır, o sadece bir karbon kopya olacaktır."

Bu arada şu da aklınızda olsun:

"Çok şerefli Kültür Bakanlığı'nca karşılanan konserimizdeki ufak kesinti için herkesten özür dileriz. İzin verirseniz, sizlere küçük bir hikâyem var. Geçen gün bu sahneyi ele geçirip, sesimizi duyurmaya karar verdik. O yüzden bunu yaptık, çünkü bıktırdılar bizi. Yorulduk! Tükendik! Ümidimizi yitirdik! Çünkü, günümüzde tiyatro ve sanat gerçekten kokuşmuş bir halde.

Leş kokan genel kurul odaları, devlet memurları, ticaret, reklamcılık, tekdüzelik, rahatına düşkünlük, boş zaman, can sıkıntısı, bürokrasi ve yalan dolan! Bir tek sanat yok: Zavallı sanatım. Sanat artık yok. Artık sadece, sanat ticareti, sanat borsası ya da sanatı teşvik ticareti olacak. Bir başka banka hesabı daha, sayıları toplama sanatı. Ama biz buna alet olmayacağız! Çünkü bizler, özgürüz. Bizler, sanatın kalpleri değiştirebileceğine inanıyoruz ve onlara güç verebileceğine...

Sanat, insanlara yaşadıklarını hissettirebilir. Sanat, erkek ve kadının ruhuna erişebilir. Sanat, topluma şuur getirir. Bizleri daha iyi birer birey yapar. Sanat, evrensel olabilir. Sınırsız, her türlü dinden ve ırktan bağımsız. Sanat, bir silah olabilir. Ama bir dekor asla! Gerçek bir silah. Silah sesi duyulmalı ve hedef vurulmalı."

Noviembre 'yi de vaktiniz varsa bir ara izleyin derim.
 
"hiç kimse bir tınıyı, müziği sahiplenemez. hiç kimse onu ne zapturapt altına alabilir ne de üzerinde telif hakkı iddiasında bulunabilir. en iyisi bunu hiç denememektir."


dick hebdige
 
"hiç kimse bir tınıyı, müziği sahiplenemez. hiç kimse onu ne zapturapt altına alabilir ne de üzerinde telif hakkı iddiasında bulunabilir. en iyisi bunu hiç denememektir."

dick hebdige


#forumdatutunamayanlar.
 
Telif haklarına uymaya özellikle yasal konulara özveriyle dikkat etmek için sürekli çaba sarfeden birisi olarak ki, ortalama nereden bakılırsa, 30.000'i geçkin konu silinmiştir bu sebepten telif hakları yasaklarına uymayanlardan en başınıda sanatçılar olarak görüyorum malesef ki bir çok sanatçı kaseti çıktıktan hemen saniyeler sonra bir kaç bin tane korsan cdsini bastırıyor. bu en küçük örneği. Tabi son zamanlarda ülkemizde bununla ilgili bir çok çalışma yapıldığını görmemezlikten gelmek olmaz.
 
Telif haklarına uymaya özellikle yasal konulara özveriyle dikkat etmek için sürekli çaba sarfeden birisi olarak ki, ortalama nereden bakılırsa, 30.000'i geçkin konu silinmiştir bu sebepten telif hakları yasaklarına uymayanlardan en başınıda sanatçılar olarak görüyorum malesef ki bir çok sanatçı kaseti çıktıktan hemen saniyeler sonra bir kaç bin tane korsan cdsini bastırıyor. bu en küçük örneği. Tabi son zamanlarda ülkemizde bununla ilgili bir çok çalışma yapıldığını görmemezlikten gelmek olmaz.

Korsan yayın ya da ürünler, popüler kültüre göre şekilleniyor. Bence bahsettiğiniz sanatçılar bununla kitleye kendini kabul ettirmek istiyor olabilir. Mesela bugün korsan kitap stantlarına bakınca en çok kitlenin sıklıkla tercih ettiği kitapları görüyorum. Elif Şafak, Pucca, Canan Tan, J.C.Grange, Dan Brown, vs.

Erich Maria Remarque Ölesiye Yaşamak'ını, Homeros'un Odysseia'sını, Ralph Ellison'un Görünmeyen Adam'ını, Ingvar Ambjörnsen'ın Beyaz Zenciler'ini, Yaşar Kemal'in Yer Demir Gök Bakır'ını, Salim Şengil'in Savrulup Gidenler'ini ara ki bulasın. Sahaflar da çetin ceviz oluyor, tuttuğunu ucuza koparamıyorsun da.
 
şahsen;
endüstri olarak sanatı,sanat yapmayı yanlış buluyorum. yani pazarlama,satma veya sırf para kazanmak için yapılan sanatı. bence şarkıcılık,türkücülük, oyunculuk sanat adı altında barınan her şeyi iş olarak görmek akıllara kazımak yerine hobi olarak görmek daha mantıklı olurdu dünyada. evet ortada birer emek var ama bu emeği parayla tartmak,ölçmek ve karşılığını kapitalist şekilde almak saçma. sonuçta sen bi sanat yapıyorsun ve onu pazarlayıp sadece parası olanların dinleyip izlemesine olanak sağlıyorsun peki ya maddi imkanı olmayanlar?
sanat için soyunurum diyenler,maddi çıkar gözetmeksizin sanat yapsınlar daha iyi olur misali.


telif haklarına gelince bu olayı mantıklı buluyorum. telif haklarını en azından parayla bağdaştırmak yerine emeğe sahip çıkmak olarak görüyorum zira ülkede yalan sahte haberler yapıp,bunu ben yazdım bunu ben yaptım diyen elemanlar çok.
 
Korsan yayın ya da ürünler, popüler kültüre göre şekilleniyor. Bence bahsettiğiniz sanatçılar bununla kitleye kendini kabul ettirmek istiyor olabilir. Mesela bugün korsan kitap stantlarına bakınca en çok kitlenin sıklıkla tercih ettiği kitapları görüyorum. Elif Şafak, Pucca, Canan Tan, J.C.Grange, Dan Brown, vs.

Erich Maria Remarque Ölesiye Yaşamak'ını, Homeros'un Odysseia'sını, Ralph Ellison'un Görünmeyen Adam'ını, Ingvar Ambjörnsen'ın Beyaz Zenciler'ini, Yaşar Kemal'in Yer Demir Gök Bakır'ını, Salim Şengil'in Savrulup Gidenler'ini ara ki bulasın. Sahaflar da çetin ceviz oluyor, tuttuğunu ucuza koparamıyorsun da.

Bu nokta da devreye girerim. Turk insani kitap okumuyor degil yanlis kitabi okuyor konumuz bu degil evey ve hakkisin herkesin popisi sayesinde raflarda ki kitaplarin icerikleride insana birsey katmayan vaziyette.

Telif hakkini sacma buluyorum.

Ne diyordu pablo neruda il postinoda


Siir yazana degil ihtiyaci olana aittir.



Sanat cok baska birsey ustunden para kazanilmasini cogu kez sacma buluyorum.
 
Geri