2010 yılbaşında yılbaşını kutlamak ve tabii içmek için arkadaşların binasında gece 11'de buluşacaktık 
neyse zaman geldi buluşmaya gittik evleri 12. katta yemekleri falan yaptık
bir kız arkadaşta yolda bulduğu yavru kediyi getirmiş minik sevimli bişeydi
ilerleyen saatlerde herkes yavaş yavaş sarhoş olmaya başladı tabii bende.... ağaç süsledik falan ( ama çam ağacı bile değil rezalet
)
sonra bir baktım kediyle top oynuyolar
- olm kaleye geç ya
- aç ortayı
- bırakın be şu hayvanı
- sus ve kaleye geç

o sırada ben içimden yazık lan diye düşünürken kediyi aldım ellerinden
sevgiyle okşayarak "hadi kedicik annenin yanına" diye mırıldandım ve kediyi pencereden aşağı bıraktım....
uzun bir ciyaklamadan sonra gelen paaat! sesi alkolün etkisini sıfıra indiren koyu kahve etkisi yarattı
12. katta olduğumuzu unutmuştum ben şimdi bu vicdan azabıyla nasıl uyuyacaktım !
asansöre bile binmeden koşarak aşağı inmeye çalıştım inmeye çalışırken birde düştüm çakmağımı kaybettim diye kalktım çakmağı buldum tekrar aşağı koştum
hiç unutmam 2. katta o kediyle karşılaştım oda yukarı çıkıyordu heralde bir süre bakıştık
ciddi bir yüz ifadesi vardı öfkeli gözlerle bana bakıyordu sessiz bir bakışmadan sonra kucağıma aldım
elimi tırmaladı tok bir sesle miyavladı bu burda bitmedi olm göreceksin sen der gibiydi
aradan 2 sene geçti
bugünlerde görüyorum kendisini büyümüş havalara girmiş almış
yanına dişi kedileri
bana bozuk atıyor
sokağımdan geçersen yakarım seni der gibi miyavlıyor
bende başımı öne eğip sessizce geçip gidiveriyorum yanından....

neyse zaman geldi buluşmaya gittik evleri 12. katta yemekleri falan yaptık
bir kız arkadaşta yolda bulduğu yavru kediyi getirmiş minik sevimli bişeydi
ilerleyen saatlerde herkes yavaş yavaş sarhoş olmaya başladı tabii bende.... ağaç süsledik falan ( ama çam ağacı bile değil rezalet
sonra bir baktım kediyle top oynuyolar
- olm kaleye geç ya
- aç ortayı
- bırakın be şu hayvanı
- sus ve kaleye geç
o sırada ben içimden yazık lan diye düşünürken kediyi aldım ellerinden
sevgiyle okşayarak "hadi kedicik annenin yanına" diye mırıldandım ve kediyi pencereden aşağı bıraktım....
uzun bir ciyaklamadan sonra gelen paaat! sesi alkolün etkisini sıfıra indiren koyu kahve etkisi yarattı
12. katta olduğumuzu unutmuştum ben şimdi bu vicdan azabıyla nasıl uyuyacaktım !
asansöre bile binmeden koşarak aşağı inmeye çalıştım inmeye çalışırken birde düştüm çakmağımı kaybettim diye kalktım çakmağı buldum tekrar aşağı koştum
hiç unutmam 2. katta o kediyle karşılaştım oda yukarı çıkıyordu heralde bir süre bakıştık
ciddi bir yüz ifadesi vardı öfkeli gözlerle bana bakıyordu sessiz bir bakışmadan sonra kucağıma aldım
elimi tırmaladı tok bir sesle miyavladı bu burda bitmedi olm göreceksin sen der gibiydi
aradan 2 sene geçti
yanına dişi kedileri
bende başımı öne eğip sessizce geçip gidiveriyorum yanından....