teksas tombis
Bronz Üye
-
- Katılım
- Temmuz 25, 2015
-
- Mesajlar
- 4,356
-
- Tepkime puanı
- 4
-
- Puanları
- 293
-
- Yaş
- 42
Tatlı dil, güler yüz göstermek, kimseyi incitmemek ile emr-i maruf farzı yapılmış olur mu?
Emr-i maruf iki suret ile yapılır: Birincisi, söz, yazı ve her çeşit yayın vasıtası iledir. Bunu yaparken, bilgi az ise ve şahsa, âdetlere, kanunlara dikkat ve riayet edilmezse, fitneye sebep olabilir. İkinci yol, hâl ile, İslamın güzel ahlakına uyarak, numune olmaktır. Herkese tatlı dil, güler yüz göstermek, kimseyi incitmemek, kimsenin malına, ırzına göz dikmemek, kanunlara uymak, vergilerini, borçlarını ödemek, en tesirli, en faydalı nasihat yapmak olur. Bunun içindir ki,(lisan-ı hâl, lisan-ı kalden entaktır) demişlerdir. Görülüyor ki, İslamın güzel ahlâkına uygun yaşamak, emr-i maruf ve nehy-i münker yapmanın en güzel yoludur. Mühim bir farzı yapmaktır. İbadet etmektir. Tasavvuf, insanı, Rabbine yaptığı ibadetlerde lâzım olan ihlâsa ve insanlara karşı lâzım olan güzel ahlâka kavuşturan yoldur. İnsana bu yolu Mürşid-i kâmil öğretir. Her ilmin mütehassısları vardır. İnsan, bir ilmi, bunun mütehassısından öğrenir. Tasavvuf ilminin mütehassısı, İnsan-ı kâmildir. Başka ilimlerin mütehassıslarına kâmil denmez. (Tam İlmihâl s. 95)
Emr-i maruf iki suret ile yapılır: Birincisi, söz, yazı ve her çeşit yayın vasıtası iledir. Bunu yaparken, bilgi az ise ve şahsa, âdetlere, kanunlara dikkat ve riayet edilmezse, fitneye sebep olabilir. İkinci yol, hâl ile, İslamın güzel ahlakına uyarak, numune olmaktır. Herkese tatlı dil, güler yüz göstermek, kimseyi incitmemek, kimsenin malına, ırzına göz dikmemek, kanunlara uymak, vergilerini, borçlarını ödemek, en tesirli, en faydalı nasihat yapmak olur. Bunun içindir ki,(lisan-ı hâl, lisan-ı kalden entaktır) demişlerdir. Görülüyor ki, İslamın güzel ahlâkına uygun yaşamak, emr-i maruf ve nehy-i münker yapmanın en güzel yoludur. Mühim bir farzı yapmaktır. İbadet etmektir. Tasavvuf, insanı, Rabbine yaptığı ibadetlerde lâzım olan ihlâsa ve insanlara karşı lâzım olan güzel ahlâka kavuşturan yoldur. İnsana bu yolu Mürşid-i kâmil öğretir. Her ilmin mütehassısları vardır. İnsan, bir ilmi, bunun mütehassısından öğrenir. Tasavvuf ilminin mütehassısı, İnsan-ı kâmildir. Başka ilimlerin mütehassıslarına kâmil denmez. (Tam İlmihâl s. 95)