Taciz
şiddetin en ağırı.
İnsanoğlunun istemediği söz
hal ve davranışa engel olamadan maruz kalması şiddetin en ağırıdır. Zira insan
istemediği
hoşlanmadığı bir durumla karşı karşıyadır ve fazlasıyla yara alabilir.
Yaşanan bir çok taciz vakalarında kişilerin benlik değerlerini çok düşük hissettikleri
kendilerine saygılarının azaldığı
tüm bu duygularla baş edemediklerinde kendilerini suçlar duruma geldikleri
bilinen klinik gerçeklerdendir.
Aynı zamanda tacizde bulunan insanların ruh sağlığı da normal boyutlarında değildir. Her ne kadar “Tahrik unsuru var” cümlesini sıkça duyuyor olsak da
bu
tacize haklı gerekçe sunmaz ve durumu normalleştirmez.
Taciz
aynı zamanda kişinin kendi sınırlarını bilmediği gibi
başkalarının sınırlarını da kabul etmemesidir. Tacizde düpedüz sınırların ihlâli vardır. Kişinin kendi bedeni en çok sahiplendiği sınırlarıdır. Başkasının bedenine dilediğiniz gibi davranamazsınız. Orada sizin için yasaklar ve cezalar bulunmaktadır. Fakat psikolojik olarak ruh sağlığı yerinde olmayan insanlar tüm bu gerçeklikleri
yasakları dikkate almadan sadece dürtüsel ve içgüdüsel davranabilmektedirler.
Yine bilinen klinik gerçeklerden biri de tacize defalarca uğramış insanların bu problemleri çözemedikleri takdirde
sonunda saldırı düzeyinde taciz olmasa da
fark etmeden başkalarını taciz ya da tahrik edebildiğidir.
Yapılan araştırmalarda bedeni üzerinden ticaret yapan insanların çoklukla geçmişlerinde taciz
ihanet ve tecavüz olayı yaşadıkları bilinmektedir. Mağdur
kendisine yapılanla baş edemediği
yaşadığı acı dolu tecrübeyi engelleyemediği için çatışmalarını
öfkelerini artık ötekilere yönlendirerek kendini ve başkalarını cezalandırmaya başlar.
Tüm bu durumlar toplumun ahlâkî değerleri ve normları için son derece tehlike arz ettiğinden gerek hukukî
gerekse toplumsal açıdan bize düşen vazife
onların mahremiyetlerini muhafaza ederek ısrarla kamuoyuna ifşa etmemektir. Zira kişi zaten yeterince psikolojik
fizyolojik olarak darbe almıştır. Bu tür olayların ifşası kişinin ağır utanma duygusu yaşamasına sebep olmaktadır. Medya
ortaya atılan herhangi bir iddiadan yola çıkarak ispatlanmamış olayı bu derece yüzeyde tartışarak
aslında topluma zarar vermektedir. Bu tür hassas konularda medyaya düşen görev
toplumu olumlu bazda doğruya yönlendirmesidir. Sadece rating uğruna yapılan programlar ve sahnelenen durumlar hiç de hoş olmayan görüntülere sebep olarak anormal olanlar normale dönüştürülmeye çalışılmaktadır. Toplum olarak hem kendi mahremiyetimize
hem ötekilerinin mahremiyetine son derece duyarlı olmamız gerekmektedir.
Hem bireysel
hem toplumsal anlamda bu problemlerin en doğru çözümü
her zamanki gibi eğitimden geçmektedir
İnsanoğlunun istemediği söz
Yaşanan bir çok taciz vakalarında kişilerin benlik değerlerini çok düşük hissettikleri
Aynı zamanda tacizde bulunan insanların ruh sağlığı da normal boyutlarında değildir. Her ne kadar “Tahrik unsuru var” cümlesini sıkça duyuyor olsak da
Taciz
Yine bilinen klinik gerçeklerden biri de tacize defalarca uğramış insanların bu problemleri çözemedikleri takdirde
Yapılan araştırmalarda bedeni üzerinden ticaret yapan insanların çoklukla geçmişlerinde taciz
Tüm bu durumlar toplumun ahlâkî değerleri ve normları için son derece tehlike arz ettiğinden gerek hukukî
Hem bireysel