Bir insana doğduğu andan itibaren ağaç rengini kırmızı, güneşin ise lacivert olduğunu öğretirsen, onu eğitmen baya bir zaman alır. Filler gibi düşün, 3 tonluk bir fil zayıf bir ipi bile koparamaz. Bu beyinin olmadığını değil, koşullandığını gösterir. Demek ki algılatılmak istenileni en acımasız sorgulayacaksın ki kuklacıyı farkedebilirsin.
Biz değerlerimizi, ahlakımızı, yaşantımızı kimlerden ilham alarak binlerce yıldır var olmuşuz? Bugün bize unutturmamak istenen geçmişimiz de rahatsız oldukları neler acaba? Yabancı düşünce akımları, yaşam tarzları neden çok matahmış gibi anlatılıyor, hiç sorgulamaya yeltendiniz mi? Yoksa sorgulamaya başladığınız da kutsal insan yaşamı ve hürriyetinden mi, özgürce sevişmenin erdemlerinden mi bahsedildi? Bilge Kaan bir kitabesinde: Ey Türk, altta yağız yer delinmedikçe, üstte mavi gök basmasa senin ilini ve töreni kim bozabilir?... diye sormuş. Son sözünde yazayım bari.
TİTRE VE KENDİNE DÖN!