Şiir Bilen Şiir Okuyan Şiirden Konuşabilen Azalar Lokali

Konu sahibi son olarak 3 gün önce görüldü
Bedirhan gokcenin 1999 da cikardigi efsane 3.sayfa siirleri kasetinden hatirladigim bir siir.

"
Ellerim Üşürdü
Ellerim üşürdü, üşürdüm.
Şehrin vitrinlerinden kayardı düşlerim
Seni düşünürdüm.
Sense, bir başka mevsimde sağanak halinde yağardın
Başka ülkelere sımsıcak.
Ellerim üşürdü.
Nikotin kokan ellerim üşürdü ve...
Bir sigara daha yakardım.
Şehir ıslanırdı duman, duman.
Çocuklar uyanmış olurdu
Düşlerini kaybetmeden uykularından
Benimse kâbuslarım kese kâğıdı buruşukluğunda
Asılı kalırdı gündoğumlarına.
Ellerim üşürdü
Ellerim üşürdü, donardı.
Donardım teninin yokluğuna değince ve
Bıçak ağzı bir yalnızlık ikiye bölerdi her şeyi.
Bir yarısı sen olurdun her şeyin, bir yarısı ben olurdum hiçbir şeyin.


Ellerim üşürdü, üşürdüm.
Bir bardak çay ve taze bir simit gibi kokardı rutubetli geçmişim.
Küçük bir saçak altı kahvesinde güneşi soğuturdum. Sonra denize karşı…
Kimsesiz bir adam gibi dalgalar hıçkırıklarımı boğardı.
Varlığına açken, muhtaçken bir lahza görmeye seni.
Ellerim üşürdü, üşürdüm ve doyardım yokluğuna.
Donardım. Martılar göç ederdi,
Demirlerdi tüm gemiler limana boşalırdı deniz
Yürüyüp çıkardı balıklar tuzlu bir yaşamın soluk aralarından.
Seni düşünürdüm. su olurdum, toprak olurdum, kuş olurdum ama
Yaşam olmayı beceremezdim. Sensizliğinde acemi bir ölümü karşılardım.
Beceremezdim ölmeyi.




Ellerim üşürdü, üşürdüm.
Tanıdık bir adam sesine karışırdı hüzünlerim.
Kapanan bir kapı sesine kilitlenirdim.
Duvar, duvar karanlık büyürdü içimde yollar,
Ne bir köşe başı, ne bir viraj ne dur ne durak
Adımlarım soluklarını arardı kayıp yollarda
Sonra, bir kadın çığlığı kayardı yıldız, yıldız.
Önce ilkbahar defnedilirdi karınca ayazında
Sonra bir pervane yanardı.
Gözlerimin sırılsıklam aydınlığında
Kanatlarına işlerdi yaşanmamış bir yaz kelebeklerin.
Sonbahar geçerdi, kar yağardı.
Ellerim üşürdü üşürdüm
Ve şubatla biterdi bir masalın son cümlesi
Seni düşünürdüm.
 
Bir dönemin parlak “afili filintalar”ından biriydi zeynep arkan. Severdim. Şimdilerde ne yapar ne eder, bilmem.

“sana kinim vardır elbet senden başka kimim var
kimim kimsem yok değil kesilmedi zürriyetim
kesilmedi hiç nefesim koştumsa da ateşle
su olsun diye yazdım bana kimler sus desin
konuşan özneyim işte, isteyenin mezarına tüküren
kin kimi öldürürmüş belki yaşarız böylece
kahpenin dümeniyle yaşamanın seyrinde
namerde mert der miyiz ölsek onun yerine

beleş bir iş değil beni kendine düşman edişin
bu cüreti sevmişsin pahasını bilmeden
bilmemek bilmekten iyidir hani
kıymetin bilinsin diye seçtiğin
üstüme elbiseler biçtiğin kan ve terden
uymadı üzerime söküldü teyellerim
beni gördüğün kadardı gözlerin
gördüğün kadar değil dünya ve içindekiler
bu faslı ağırdan geçelim

sana ne verebilirim kinimden başka
ey kendini ele verdikçe acıkan yenilgi
ey doğruluğun eksik cümlesi
ey cümbür ey cemaat ey bir hatip cümlesinde
körler sağırlar meclisinde cümlenize ey
ey demeyi kes nereye gitsen bu belâya musallat
o korkunç pençesinde açlığın

harcı âlem bıraktığın kalbini merak edersen
götürüp londra’nın ortasına bıraktım
ne bülbül ne çocukluk ne keder.”
 
şiir bilmek harika bir şey bence, isterdim ezbere bir sürü şiir bileyim. ara ara açtığım ve sığındığım-durun konu edebi böyle yazıcaz- birhan keskin şiirleri var mesela, beni güvende hissettiriyor. severim, okurum ama sesli okumak, birilerine okumak bambaşka meziyet. benlik değil. bence şiirler içimizden okunmak için varlar, ender seslerden güzel şiirler duyabiliriz tabii ama oktay kaynarca bunlardan biri değildir… ÖYLE Mİ ARKADAŞLAR? öyle.

 
Geri