R
Rüya Perisi
Ziyaretçi
Ziyaretçi
Her yeni başlayan günün dününden kalma üzüntülerimle günaydınlıyorum bugünümü ve lanetliyorum bitecek günü. Geceninbir vakti bitmiş olan sigaramın kokusu halen odamda volta atmakta, tırnaklarını yiyen oksijene inat.. Şarjın bitmesineişareten titreyen telefonumu fırlatarak çıkıyorum çift kişilik tek bedenimle yataktan. Biraz soğuk su beni kendime getirir düşüncesiyle alelacele banyoya fırlıyordum ki o an aklıma geliyor bendeki benin beni çoktan terk edişini. Ve yeniden farkediyorum ‘sen’deki ‘ben’e sahip çıkamayışını. Fark etmiş olmamın fark edilir bir yanı olmadığını biliyor olmam sadece çaresizliğimin göstergesiydi. Avuçlarımdaki suyu yüzüme savuruyorum sürâtlica. Başımı kaldırıp aynaya bakmaya cesaretim yok. Kısa bir an cesaretimi toplayıp baktığımda görmekten korktuğum o çaresiz görüntüyü iliklerime kadar hissediyorum. Birsüre bakışıyoruz çaresiz ifademle... Nafile...Değişen bir şey olmayacaktı.
Yapılması muhtemel tüm işleri erteleyip tekrar atıyorum kendimi beyazlığından iz kalmamış sarımsı, küf kokan yatağa. Yorganı olabildiğince üzerime çekiyorum. Havasızlıktan boğulacağımı düşündüğüm an anlıyordum sensizliği yüzüme vurmak için doğmaya can atan güneşi..
Bir çift gözün birbirini göremeyeceği kadar karanlık odam..Beni sadece beş dakika daha idare edebilecek kadar sigara dumanıyla karışık oksijeni içime çekiyorum ve tekrar yorganı bir kefen misali üzerime örtüyorum.
Şarjın bitişine inat kulaklığı telefona takıp daha önce kaç defa dinlediğimin hesabını yaparak en sevdiğim parçayı açıyorum.İsmi ‘biz’ olan akrostiş bir şiir yazmak istiyorum.Şiirin benli kısmı bitip sen’li kısmına girince bi an duraksıyorum.Adını hatırlayamıyorum.. Zihnimde odam kadar karanlık. Gözlerim kapalı.Yaşadıklarımız film karesi gibi geçiyor gözümün önünden.
İçimde bi ürperme.Geceden kalma çıkarmaya üşendiğim çoraplarımın altından, ayak parmaklarımın ucundan yukarıya çıkanbir soğukluk hissediyorum.Üşümeme dayanamazsın biliyorum. Sakın üzülme bu defa üşümüyorum. Yapmaya cesaret edemediğim ama geleceği günü iple çektiğim ‘o an’ı yaşıyorum sanırım..
Ve merak ediyorum çalan parçamızı sonuna kadar dinleyebilecek kadar ruhum çıkmamakta inat eder mi?
Bunun bilincinde olmak az sonra bilincini kaybedecek biri için özel bir an olmalı...
Alıntı
Yapılması muhtemel tüm işleri erteleyip tekrar atıyorum kendimi beyazlığından iz kalmamış sarımsı, küf kokan yatağa. Yorganı olabildiğince üzerime çekiyorum. Havasızlıktan boğulacağımı düşündüğüm an anlıyordum sensizliği yüzüme vurmak için doğmaya can atan güneşi..
Bir çift gözün birbirini göremeyeceği kadar karanlık odam..Beni sadece beş dakika daha idare edebilecek kadar sigara dumanıyla karışık oksijeni içime çekiyorum ve tekrar yorganı bir kefen misali üzerime örtüyorum.
Şarjın bitişine inat kulaklığı telefona takıp daha önce kaç defa dinlediğimin hesabını yaparak en sevdiğim parçayı açıyorum.İsmi ‘biz’ olan akrostiş bir şiir yazmak istiyorum.Şiirin benli kısmı bitip sen’li kısmına girince bi an duraksıyorum.Adını hatırlayamıyorum.. Zihnimde odam kadar karanlık. Gözlerim kapalı.Yaşadıklarımız film karesi gibi geçiyor gözümün önünden.
İçimde bi ürperme.Geceden kalma çıkarmaya üşendiğim çoraplarımın altından, ayak parmaklarımın ucundan yukarıya çıkanbir soğukluk hissediyorum.Üşümeme dayanamazsın biliyorum. Sakın üzülme bu defa üşümüyorum. Yapmaya cesaret edemediğim ama geleceği günü iple çektiğim ‘o an’ı yaşıyorum sanırım..
Ve merak ediyorum çalan parçamızı sonuna kadar dinleyebilecek kadar ruhum çıkmamakta inat eder mi?
Bunun bilincinde olmak az sonra bilincini kaybedecek biri için özel bir an olmalı...
Alıntı