Follow along with the video below to see how to install our site as a web app on your home screen.
Not: This feature may not be available in some browsers.
Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Sizi terk edince, her şeyin bittiğini sandığınız insanlarla nasıl bir tesadüf sonucu karşılaştığınızı düşünün. O tesadüf olmasa, onunla karşılaşmayacaktınız.. Yani hayat boyu hiç sevmeyecek, hiç mutlu olmayacaktınız..
Olur mu?.. Koca bir yaşam milyarda birlik bir tesadüfe bağlı olur mu?..
tesadüf demis sair ..
biz ona tevâfuk diyelim :cici:
“Uğruna verdiklerim, sonunda seni kendine aşık etti.
Ve beni hiç kimseye benzemediğim için severken, ötekilere neden benzemiyorum diye terk ettin.
Şimdi yaşananlar mı daha acı yoksa yaşanacaklar mı?
Aşk, acının dolaylı tanımıymış; geç öğrendim.”
Bir de baktım ki
Ben ben değilim artık
Sûretim başka bir sûret
İsmim başkasının ismi
Gönlüm ne yöne akar
Ben ne yöne
Verdiğin emaneti yitirdim yollarda Hata ettim
Kusur ettim
Affola..
Kürkçü mü olmak zordur ? Her gittiğinde geri dönecek olan tilkiyi bekleyen?
Tilki mi olmak zordur her gidişinde aynı yere dönecek olan?
Kürkçü mü daha karaktersizdir, her gelişinde tilkiyi affeden?
Yoksa tilki midir karaktersiz olan,
Her gidişin sonunda aynı adrese döneceğini bile bile giden .
onu sadece güzelliğini merak ederek;kimliğini ,karanlıklarını ,geçmişini merak etmeden tarihçesi ihmal edilmiş bir aşkla sevdim.Koşullu değildi sevdam ,bana gösterdiğinden daha fazlasını istemedim..
Sanki bekle’yiş sonucu bir şeyler elde ecekmişsin gibi. Sanki bekle’yiş bir şeyleri değiştirecekmiş gibi. Sanki bekle’mekle mutlu olacakmışsın gibi. Sanki hayat sadece bekle’mek için kurulmuş gibi. Hep bekle’mekle geçer ömür sırf seni çürüttüğü gibi.
Geceydi... Kurşun sesinde bir cenin duaya durmuştu... Gönülden ve gizlice... Sakınarak ve umarak... Israrla ve devamlı... Söz değil bir hal... Söze hükümran mecal... Kelebeklerin kanadı gibi titrek,seher bülbülünce zeyrek... Dünyanın eşiğinden öteye akıştı o dua; gaflet perdelerinden öteye bakıştı o dua... Denizleri dolaşan katreler gibi,tesbih tesbih dökülen taneler gibi...
Yıldızlar tutar açılan elleri,şafaklar öper deyen dilleri... Umutların ritmiyle atan nabızda gizliydi,gönüllerin teliyle çalan sazda gizliydi... Tevbeleri izleyen gözyaşıydı dua,her işte bir hayrın başıydı dua... İlahi yazıların gizemli şifresiydi... Yoldaşın yoldaşa gülen çehresiydi... İçten içe bir niyazdı o,gelinlik giyside beyazdı o... Bağırlar yakan közler de, söylenmeyen sözlerde...
Geceydi.. Kurşun sesinde bir cenin duaya durmuştu ve çoğaltmıştı çığlıklarını....
Bir şizofrendim artık... Yalanlar söylüyordum, hem sana hem de ona... Kendimi tanıyamaz olmuştum. Hangisi bendim? İçimdeki, o güzelliğiyle dünyayı elde etmeye kışkırtılmış, karanlık ve ilgi tutsağı kadın mıydım; yoksa uğruna hayatından vazgeçmeye hazır olduğu aşkına mahkum, ezilmiş, kapılarda bırakılmış, verdiği güven ve taşıdığı masumiyetle sana cazip gelmeyen o sevdalı kadın mı? İkisi de olmak istemiyordum. Ama ikisinden de vazgeçemiyordum. Sanki biri olmazsa diğeri yıkılacak gibiydi. Birbirinden nefret eden ve birbirinin varlığına tahammül edemeyen bu iki benlikle yalnız kaldğımda çıldıracak gibi oluyor, ağır ağır ruhumu öldürüyordum.